Yetim Çocuğun Kafasını Seven Alkolik Adam Hikayesi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 14 Temmuz 2017 3.5K kez okundu Dua Yorum Yok

Yetim Sevindirmek:

Allah-ü Teala’nın yargısından sual olunmaz. Biz kullarından O’nunla karşılaşan, cenneti ya da cehennemi görenlerden fani dünyaya geri dönmüş olanı, anlatmış olanı yoktur lakin bu da güzel bir hikayedir. Çok derin anlamlar içerir. Hikayenin ana fikrinde kimin cennetlik, kimin cehennemlik olacağını ancak ve ancak Rabbimizin bileceği vardır. Biz kullara yargı hakkı düşmez. Kimsenin görünüşüne bakarak imanını sorgulamak da doğru olmaz. En ideal olanı elbette ki İslam Dini’ne uygun yaşam bir sürerek haramdan uzak kalıp, farzları yerine getirmektir. Günaha harama el uzatmayı düşünecek bile olsak, tevbe edip geri adım atmaktır ama yine de bu hikayede de, insanoğlunun, fani isteklerine ve nefsine, şeytana yenik düşen insanoğlunun saf niyetinin Allah tarafından nasıl ödüllendirildiği anlatılırken, diğer yandan münafık kimselerin de en ağır cezalara nasıl maruz kalacağından bahsedilmiş.

Günlerden bir gün namı köylerden köylere, kasabalardan kasabalara ün salmış bir imam efendi, boş bir vaktinde köy kahvesinin önünde oturmuş dedikodu edermiş. Bir yandan elinde tespihi dualar okur gibi görünürken, yandaki sağdaki soldakinin konuştuklarını dinler, dinlediği laflara ara ara karışır, milletin arasında fitne fücur sokmaya çalışırmış. Adam imammış imam olmasına ama sırf imamlığının ona sağladığı itibar sebebiyle imamlık edermiş. Gerçekten dini bütün bir mümin olup olmadığı meçhulmuş. Zaten yine halk arasında da laflar dolanırmış ki, evde hanımına ve evlatlarına da çok zulm eder, kral gibi padişah gibi, şeyh gibi yaşatılmak istermiş. Kendi evlatlarını bir günden güne sevgiyle bir kez bile okşamamışmış.


İmam efendi kahve önünde keyif yaparken, kahvenin önünde top oynayan yavrulardan gürültü yapan bir tanesine bağırmış; ” Hey çocuk, şurada bir sabah kahvemizi içirmedin, kafamızı şişirdin. Kes sesini otur da biz de bir kafa dinleyelim” demiş. Çocuk hemen susmuş ama o kadar insan içerisinde azar işitmek pek bir ağırına gitmiş. Zaten geçtiğimiz sene babacığını da kaybetmiş, fukara anası ve 2 kardeşçiğiyle yaşayan zavallı sübyan bir kenara oturup ağlamaya başlamış. Ağlayan çocuğu kimse görmemiş.

Az sonra oradan bir adam geçmiş. Geçen adam öyle alkollüymüş öylesine alkollüymüş ki; kokusu ta öteki mahalleden geliyormuş. Kahve önündekiler, imam dahil olmak üzere hemen dedikodusunu yapmaya, böylelerinin cehennemde nasıl da yanacağını konuşmaya başlamışlar. Adam aldırmamış. Yoluna devam ediyorken, yerde oturmuş ağlayan çocuk dikkatini çekmiş. Çocuğun yanından geçerken elini öylesine yavrunun kafasına uzatıp okşamış. Çocuk öyle sevinmiş öyle sevinmiş ki, ağlaması birden kesilmiş. Kalkmış arkadaşlarıyla kaldığı yerden oyununa devam etmiş.

Aradan yıllar geçmiş. İmam efendi de, alkolik adam da ölmüşmüş. Huzura çıkma zamanları gelmiş. Hesaplarını da verdikten sonra, cennet ve cehennem yolları ayrılmış. Melekler alkolik adamı cennete doğru götürürken, imam efendiye cehennem kapısını işaret etmişler. İmam efendi itiraz etmiş. Hey demiş olmaz öyle şey. Bu adam nasıl cennete gider. Hayat boyu harama el sürmüş, bir insana faydası dokunmamış, ben ise öyle mi kimseye zararım dokunmamıştır.

Melekler açıklamışlar. Bu adam bir yetim sevindirerek sevapların en büyüğünü işlemiş ve sonsuz cennet hakkı kazanmıştır. Sen ise imam efendi, kendi evlatlarını bile bir yetim gibi yetiştirmiş, bir damla sevgiyi esirgemişsin. Allah’ın kuluna, hele ki zavallı ve muhtaç kuluna el uzatacağın yerde kalp kırmışsın demişler.

Bu hikayemizde de, ihtiyaç sahiplerine yardım etmenin ne büyük bir sevap olduğu ve yetim sevindirmenin dünyalara bedel olduğunu gördük.

Yorum Bırak