15- Hicr Suresi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Eylül 2009 Kur'an-ı Kerim Meali 1 Yorum



kuran

[Mekkîdir, doksan dokuz âyettir.]

(Hasen’e göre 87. âyetle 90 ve 91. âyetler Medenîdir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Elif lâm râ, budur kitabın ve her şeyi açıklayan Kur’ân’ın âyetleri.

2- Nice demler gelecek ki kâfirler, ne olur keşke biz de Müslüman olsaydık diyecekler.

3- Bırak onları, yesinler, geçinsinler ve isteklere düşüp oyalansınlar, yakında bilecekler.

4- Ve biz hiçbir şehri helâk etmedik ki helâk edeceğimiz zaman, malûm ve mukadder olmasın.

5- Hiçbir ümmet, ne helâk edileceği zamânı mukadder vaktinden öne alabilir, ne de onu geciktirebilir.

6- Ve derler ki: Ey kendisine Kur’ân indirilen sen gerçekten de delisin.

7- Gerçeklerdensen neden meleklerle gelmiyorsun bize?

8- Biz melekleri, ancak hak ve gerçek olarak indiririz, indiririz ama o vakit de mühlet vermeyiz, göz açtırmayız kâfirlere.

9- Şüphe yok ki Kur’ân’ı biz indirdik ve şüphe yok ki onu mutlaka koruyacağız.

10- Andolsun ki senden önce, evvelki ümmetlere de peygamberler göndermiştik.

11- Hiçbir peygamber göndermedik ki alay etmesinler onunla.

12- Biz böylece, Kur’ân’ı, yüreklerine kadar sokarız da.

13- Gene ona inanmazlar ve gerçekten, eskilerin yolu-yoradamı da böylece olup bitmiş, onlar da bu yüzden azâba uğrayıp gitmiştir.

14- Onlara gökten bir kapı açsak da melekler, o kapıdan inip çıksalar.

15- Bunu görürler de gene ancak derler, gözlerimiz bağlandı bizim, hattâ büyülenmiş bir topluluğuz biz.

16- Andolsun ki gökte burçlar halkettik ve göğü, seyredenlere bezedik.

17- Ve onu, bütün taşlanmış Şeytanlardan koruduk.

18- Ancak hırsızlama bir şey duymaya kalkışan olursa onun da ardından apaçık görünen bir ateş yalımıdır gönderdik.

19- Yeryüzünü, enine boyuna döşedik ve orada metîn dağlar yarattık ve oradan, taktîrimize göre, her şeyi bitirdik.

20- Orada sizin için de, sizin rızıklandırmadığınız mahlûkat için de geçim sebepleri halkettik.

21- Hiçbir şey yoktur ki hazîneleri, katımızda olmasın ve biz onu ancak malûm bir miktarda indiririz.

22- Yüklü rüzgârlar gönderdik de gökten yağmur yağdırdık, suya kandırdık sizi ve onu koruyup saklayan siz değilsiniz.

23- Ve şüphe yok ki ancak biz diriltiriz, biz öldürürüz ve biziz her şeye vâris olan.

24- Ve andolsun ki önce geçip gidenlerinizi de biliriz, sonraya kalanlarınızı da.

25- Ve şüphe yok ki Rabbin, hepsini de haşreder; şüphe yok ki o, hüküm ve hikmet sâhibidir ve her şeyi bilir.

26- Andolsun ki biz Âdem’i, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattık.

27- Şeytan’ıysa daha önce, yakıp öldürücü bir harâreti olan ateşten yarattık.

28- An o zamanı ki Rabbin, meleklere demişti: Gerçekten de ben, kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan bir insan yaratacağım.[1]

29- Onun yaratılışını tamamlayıp kemâle getirerek ruhumdan ruh üfürünce derhal ona karşı secdeye kapanın.

30- Meleklerin hepsi birden secde ettiler.

31- Ancak İblis secde etmedi, secde edenlere katılmaktan çekindi.

32- Ey İblis dedi, sana ne oldu da secde edenlere katılmaktan çekindin?

33- Kuru, kokmuş, şekil ve sûret verilmiş balçıktan yarattığın insana dedi, ben secde etmem.

34- Çık buradan dedi, şüphe yok ki taşlanmış, kovulmuşsun sen.

35- Ve gerçekten de din gününedek lânet sana.

36- Rabbim dedi, onların tekrar dirilecekleri günedek mühlet ver, yaşat beni.

37- Şüphe yok ki dedi, sen, mühlet verilmişlerdensin.

38- Malûm vaktin gelip çatacağı günedek.[2]

39- Rabbim dedi, beni rahmetinden mahrûm ettiğin gibi bende kötülükleri, yeryüzünde onlara bezeyecek, onları isyân ettirerek hepsini de rahmetinden mahrûm edeceğim.

40- Ancak ihlâsa sâhip edilmiş kulların müstesna.

41- Tanrı, işte bu yol dedi, dosdoğru bana varan yol.

42- Şüphe yok ki kullarıma hiçbir sûretle gücün yetmez, ancak sana uyan azgınlara yeter senin gücün.

43- Ve şüphe yok ki onların hepsine de vaadedilen yer, cehennemdir.

44- Orasının yedi kapısı var, her kapıya da onlardan bir kısmı ayrılmıştır.[3]

45- Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerde ve ırmak başlarındadır.

46- Esenlikle emîn olarak girin cennetlere.

47- Gönüllerindeki kîni, hasedi, tâ kökünden söküp attık onların, kardeşlerdir, birbirlerine karşı tahtlar üstünde otururlar.

48- Orada ne bir yorgunluk duyarlar, ne de oradan çıkarılırlar.

49- Haber ver kullarıma, şüphe yok ki ben suçları örterim, rahîmim.

50- Ve şüphe yok ki azâbım da pek elemli bir azaptır.

51- Onları, İbrahîm’e gelen misâfirlerden de haberdâr et.

52- Hani, huzûruna girmişler de esenlik sana demişlerdi; o da, biz gerçekten de sizden korkuyoruz demişti.

53- Korkma demişlerdi, biz sana, bilgi sâhibi bir erkek evlât müjdeliyoruz.

54- İhtiyarlık çağımda mı demişti, bana müjde veriyorsunuz? Neye istinâden müjde vermektesiniz bana?

55- Sana öyle bir müjde veriyoruz ki gerçektir bu, sakın ümîdini kesenlerden olma demişlerdi.

56- O da Rabbinin rahmetinden demişti, ancak doğru yoldan sapanlardan başka kim ümit keser?

57- Ey elçiler demişti, başka ne memûriyetiniz var?

58- Biz demişlerdi, şüphe yok ki mücrim bir topluluğa gönderildik.

59- Ancak Lût ve soyu müstesna; onların hepsini de mutlaka kurtaracağız.

60- Yalnız karısını kurtarmayacağız, onun, helâk olanlarla berâber şehirde kalmasını takdîr ettik.

61- Elçiler Lût âilesine geldikleri zaman.

62- O, siz dedi tanınmamış kimselersiniz.

63- Onlar, biz dediler, onların şüphe ettikleri şeyi getirdik.

64- O gerçek haberle geldik sana ve biz doğru sözlüyüz.

65- Gece yarısından sonra âileni yola çıkar, sen de artlarına düş, hiçbiriniz arkanıza bakmayın, emrolunacak yere geçin-gidin.

66- Ve bu işi ona vahyettik de hiç şüphe yok ki dedik, sabah çağı bunların kökleri kesilir.

67- Şehir halkı, birbirlerini müjdeleyerek misâfirlerin yanına geldi.

68- Lût, bunlar benim konuklarım dedi, onlara karşı utandırmayın beni.

69- Allah’tan çekinin de mahzûn etmeyin beni.

70- Seni konuk kabûl etmekten menetmedik miydi dediler.

71- Lût, evlenecekseniz işte kızlarım, onları alın dedi.

72- Ömrün hakkı için onlar, gafletten âdeta sarhoştular, gaflet içinde şaşkın bir haldeydiler.

73- Güneş doğduktan sonra onları bir bağırış, helâk ediverdi.

74- Ülkelerinin altını üstüne getirdik, üstlerine balçıktan meydana gelmiş taşlar yağdırdık.

75- Şüphe yok ki bunda düşünenlere ibretler var.

76- Ve şüphe yok ki o şehir, hâlâ herkesin yol uğrağı olan bir yerde.

77- Şüphe yok ki bunda, inananlar için bir delil var.

78- Ashâbı Eyke de gerçekten zâlimdi.[4]

79- Öcaldık onlardan; iki şehir de apaçık görünmede, yol uğrağında hâlâ.

80- Ashab-ı Hicr de peygamberini inkâr etti.[5]

81- Delillerimizi göstermiştik onlara, fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.

82- Ve evlerini dağlarda oyarlar, emin bir halde yaşarlardı.[6]

83- Sabah çağına erdikleri gibi bir bağırış yüzünden helâk olup gittiler.

84- Kazandıkları mal ve servet, azâbı defedemedi onlardan.

85- Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyâmet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.

86- Şüphe yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilir.

87- Andolsun ki biz sana, tekrarlanan yedi âyeti ve pek büyük olan Kur’ân’ı verdik.

88- Onlara verdiğimiz mala, evlâda göz dikme, onlar için tasalanıp gam yeme, inananlara karşı kanadını indir, onları koru, onlara karşı mütevâzı ol.

89- Ve de ki: Hiç şüphe yok ki ben, gerçekten de bir korkutucuyum.

90- Nitekim bölük-bölük olanlara da indirmiştik.

91- Öyle kişilerdi onlar ki Kurân’ı parça-parça ettiler; bir kısmına inandılar da bir kısmına inanmadılar.

92- Andolsun Rabbine ki onların hepsine soracağız.

93- Yaptıkları şeyleri.

94- Artık sen emredildiğin şeyi açıkla ve şirk koşanlardan yüz çevir.

95- O alaycılara karşı biz yeteriz sana.

96- Onlar, Allah’tan başka tanrılar da kabul etmişlerdir; yakında bilip anlayacaklar.

97- Ve andolsun biliriz ki şüphe yok, söyledikleri sözlerden yüreğin sıkılır.

98- Artık Rabbine hamdederek tenzîh et ve secde edenlerden ol.

99- Ve ölüm gelip çatıncaya dek Rabbine ibâdet et.

——————————————————————————–

[1]) 27. Metinde “Cân” diye geçer. Cân, Hasen ve Katâde’ye ve birçok müfessirlere göre Şeytandır. Cin taifesinin babasıdır diyenler de vardır. Bu kavil İbn-i Abbas’tan rivâyet edilmiştir. Cân, İblis’in soyudur diyenler de olmuştur.

[2]) Surun ilk üfürüleceği vaktedek.

[3]) Mücâhid, İkrime ve sairenin rivâyetlerine göre cehennem tabakaları birbirinin üstündedir ve yedi tanedir. (Devamı, sonnot No:31)

[4]) Eyke ormanlık anlamına gelir. Ashab-ı Eyke, Şuayb Peygamberin gönderildiği kavimdir.

[5]) Sâlih Peygamberin kavmi olan Semûd kavmi. Hicr, Şam civarında bir yerin adıdır.

[6]) Tekrarlanan yedi âyet, 1. sûre olan Fâtiha’dır. Hz. Ali (a.s), İbn-i Abbas… (Devamı, sonnot No:32)

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum.

    Rüyada Hicr Suresi okumanın tabiri:

    *İmam Cafer Sadık (a.s): Rüyada Hicr suresini okumak; insanlar arasında saygınlığınızın artacağına…

    *İbn-i Sîrîn: Allah katında makbul biri olacağınıza…

    *Kirmanî: Arzu ettiğiniz şeyleri elde edeceğinize işarettir.