İmam Hüseyin (a.s), Hz. Ali ve Hz. Fatıma (aleyhim’us selam)’ın ikinci oğludur. Hicretin dördüncü yılı Şaban ayının üçüncü[1] veya beşinci[2] günü Medine’de gözlerini dünyaya açtı. Künyesi Ebu Abdullah’tır; lakapları ise Raşid, Tayyib, Vefî, Zekî, Mübarek, Sibt, Seyyid.[3] ve Seyyid’üş- Şüheda’dır. İmam Hüseyin (a.s) yaklaşık yedi yıl Resulullah (s.a.a)’in, otuz yıl Emir’ul- Muminin Ali’nin, on yıl da...
Hamd önde de sonda da Allah’adır(a.c). Her daim hayrını üzerimizden esirgemeyen o güzel Yaratıcı’ya hamd olsun. O öyle bir yaratıcıdır ki, kulları arasında rızkını ve rahmetini eşit paylaştırır. O Allah’tır ki, nimet olarak insanlığa Ehl-i Beyt’i bağışlamış ve onları her daim yaşamlarımızda bize öncü ve örnek kılmıştır. “İçinizde öyle kişiler bulunmalı ki, onlar sizi hayra çağırsın, iyiliği emretsin, sizi kötülükten vazgeçirmeye...
Hiç titremeyecek misiniz? Yüreğiniz o saniye bir fazla atmayacak mı? Kendinizden utanmayacak mısınız? Çocuğunuz bir sabah ansızın “Sevgi ne demek anne?..” dediğinde sarsılmayacak mısınız? *** Diş dişe, öfke öfkeye, kıran kırana yaşanan bu dünyada bir de sevmelerin olduğunu çocuklarınıza ne vakit öğreteceksiniz? Yiyerek, içerek, kavgalaşarak ihtiyarlıyorsunuz. Alarak, daha çok alarak, ezerek, sömürerek, yok ederek yaşamaktan usanmadınız mı? Bir...
Tütün satıcısı lakabıyla tanınan merhum Hacı Gulam Hüseyin, Hacı Şeyh Muhammed Cafer Mahllatî’den şöyle işittiğini anlatır: Merhum Hüccetü’l-İslam Şirazî hastalandığında bir grup arkadaşı zyaretine gitmişti. Hacı Mirza Muhammed Hasan ve alimlerden bir grup, yanı başında oturuyordu.Özellikle İmam Hüseyin’in Mescidi olmak üzere birçok kutsal mekânda hayırsever insanların onun için itikâfa girdiği ve hakkında şifa dileklerinde bulundukları...
İmam Seccad (a.s) on iki İmamlar silsilesinin dördüncüsüdür. Meşhur kavle göre Hicri 38. Yılın şaban ayının beşinci günü Medine şehrinde doğmuştur.[1] Elbette Şeyh Mufid, Şeyh Tusî ve İbn-i Şehraşub gibi büyük alimler İmam Seccad (a.s)’ın Cumad’el-ulanın 15. gününde doğmuş olduğunu söylemişlerdir.[2] İmam Seccad (a.s)’ın değerli babası Hüseyin bin Ali bin Ebi Talip’tir. Değerli annesi ise Sasanî padişahlarından 3. Yezdgerd’in kızı Şehribanu’dur.[3] Künyesi...
Meleklerin dilinde, bugün var bu ahenk Doğum günün ya Zeyneb mübarek mübarek Doğum günün mübarek mübarek mübarek Doğum günün mübarek mübarek mübarek Zeynep ey Ali kızı, ey Fatıma’nın nazı Oldun Hak’tan gelene, sonuna kadar razı Meleklerin dilinde bugün var bu ahenk Doğum günün ya Zeyneb mübarek mübarek Doğum günün mübarek mübarek mübarek Doğum günün mübarek mübarek mübarek Adın dillerde hece, şanın idrakten yüce Nur yağdı alemlere, sen...
Kitabın Adı: Sabr Yazar: Seyyid Ali Hamanei Çevirmen: Ünal Çetinkaya Sayfa:131 Yayınevi: Endişe Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları Bu kez Seyyid Ali Hamanei’nin bir kitabını tanıtacağım; “Sabr”. İsminden kitabın içeriği anlaşılıyor zaten. Sabra çok ihtiyacımız olduğunu ama bir türlü bu sabrı gösteremediğimizi göz önüne alarak mutlaka okumanması gereken bir kitaptır diyorum… Arka kapaktaki tanıtım yazısı: “Şayet sabır...
Selâm ey nübüvvet meyvesi Zehrâ Selâm ey tahâret zirvesi Zehrâ Selâm ey velâyet zevcesi Zehrâ Selâm ey imâmet annesi Zehrâ. Selâm ey hakikat mihveri Zehra Selâm ey risalet kevseri Zehra. Selâm ey adalet mektebi Zehra Selâm ey şehadet mektebi Zehra. Selâm ey sadakat mezharı Zehra Selâm ey saadet rehberi Zehra. Selâm ey kıyamet serveri Zehra Selâm ey şefaat mihveri Zehra. Selâm ey hilkatin nedeni Zehra Selâm ey hikmetin madeni Zehra. Selâm ey hakikat cevheri Zehra Selâm...
Çalar saatimin namaz vaktini haber veren sesiyle uyanmıştım. Dışarıda sabah ezanı okunmaktaydı. Elektrikli battaniyemin ısıttığı sıcacık yatağımdan üşengeç bir halde kalkıvermiştim. Abdestimi isteksiz bir şekilde aldığım yetmezmiş gibi, karşımda yarı açık duran seccademde, hızlı bir şekilde bitirmiştim namazımı. Affet Beni Ey İmam-ı Zaman! Ferec duasını okuyamayacak kadar özlemiştim yatağımı. Bir Aşura günüydü. Soğuktu. Dışarıda kar yağmaktaydı....
Arş titremiş, melekler feryat etmişti. Güneş utanmıştı parlamaktan. Sema kan rengine bürünmüştü. Orada, Fırat’ın kenarında insanlığın en yücesi, kainatın varlık sebebi, aşağıların en aşağısı tarafından katledilmişti. Fırat’ın suları ağlıyordu, Kerbela’nın kızgın kumları ağlıyordu, çöl ağlıyordu, kainat ağlıyordu. Esirler kervanı yola koyuldu. Çıplak develerin üzerinde, aç, yorgun, yaralı yol alıyorlardı. Küpelerini almak için yırttıkları...









