Hz Fatıma (a.s), Hz. Resulullah (s.a.a)’in Hz. Hatice’den doğan kızıdır. Resulullah (s.a.a)’in davete başlamasının beşinci yılı, Cemadiy’ul- Ahir ayının 20. Cuma günü doğmuşlardır. Manen mütevatir sayılabilecek hadisler gereğince Resulullah (s.a.a); “Kim Fatıma’yı razı ederse beni razı etmiş, beni zarı eden de Allah’ı razı etmiştir. Kim Fatıma’yı gazaplandırırsa, beni gazaplandırmış, beni gazaplandıran da Allah’ı gazaplandırmıştır.”...
İnsan! Allah-u Teâlâ’nın en büyük sanat eseri. Güzelliklerle süslediği, akılla yücelttiği, inceliklerle donattığı, vicdanla hassaslaştırdığı ve elçiliğiyle taltif ettiği insan!. Allah’ın yaratırken kendisine çok cömert davrandığı, bu cömertlik neticesinde kâinatın efendisi kıldığı insan! Buna karşın, yaratıcısına karşı gelmeye, isyana, nankörlüğe, süfli hayat ve lezzetlere düşkün insan! Hâlbuki insan ilahi fıtrata sahiptir, aynı...
Bir genç bir gün, kendisinden para isteyen bir ihtiyara çeyrek akçe vermişti. Gel zaman, git zaman o genç nasılsa bir suç işledi. Yakalanarak padişahın huzuruna çıkarıldı ve padişah da onun idamına hükmetti. İdam günü Türk, İranlı bütün halk toplandı. Seyirciler damlara, kapılara üşüştü.Cellatlar telaş içinde hazırlık yapıyor, halkın şamatası göklere yükseliyordu. Tevafuk bu ya, vaktiyle ondan iyilik gören ihtiyar da oradan geçiyordu.Kendisine iyilik...
Ey veren virane Şam’da Gurbet elde can Rugeyye Her zeman hesretten ağlar Gözlere gurban Rugeyye. Laylay ey guzu gurbanım Laylay ey gadanı alım. Ağ şirin dilli Rugeyye Baba vay seslenip ağlar Emmenin üreği gemli Gelbinde dağ kimin dağlar. Laylay ey guzu gurbanım Laylay ey gadanı alım. Ağlama ey ğırda bala Birde sen yandırma bala Esğerin dağı sinemde Hansı bir derdime yanam. Laylay ey guzu gurbanım Laylay ey gadanı alım. Ölme ay solgun Rugeyye Getme...
Allah’ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve katından olan afiyet elbisesini giydir bana; afiyetine bürü beni; afiyetinle koru beni; afiyetinle ikram et bana; afiyetinle zengin et beni; afiyetinle bağışta bulun bana; afiyetini ver bana; afiyetini döşe benim için; afiyetini hakkımda yararlı kıl; dünya ve ahirette afiyetini ayırma benden. Allah’ım! Muhammed ve Âline salât eyle ve yeterli, şifa bahşedici, yükselip gelişen bir afiyet ver bana; bedenimde sıhhat üretecek...
Bir ömrün baştan sona muhasebesi, bir saniyeye sığdırılabiliyormuş meğer. Öyle acılar ve pişmanlıklar yaşıyorum ki…Fakat aynı zamanda, yapmış olduğum iyi ve güzel şeylerden dolayı keyif duyuyorum. Anlıyorum ki, her şey olup bittikten sonra, birinin yaşamı hakkında değerlendirme yapmak zormuş ve haksızlığı gidermek veya yeni bir iyilik yapmak ya da hoş bir söz söylemek artık mümkün değil. Yine öğreniyorum ki, ömrümüzün her bir saniyesinden sorumluyuz....
Kitabın Adı:Doğruya Doğru Yazarı:Prof. Dr. Muhammed Ticani Çevirmen:Ataman Koç Sayfa:283 Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları “Doğruya Doğru ” diğer adıyla “Nasıl Hidayete Kavuştum” kitabı sonrada şia olan Muhammed Ticani’nin şia olma serüvenini anlatıyor.Tabi sadece hayat öyküsü tarzında değil, delillerle yazılmış bir kitap. Dili ağır değil… Araştırmaya, okumaya yeni başlayanlar için birebir… Kitaptan biraz alıntı...
Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları Bu video muharrem ayında Hacı Hüseyin Çağlar Camisinde çekilmiştir.Sinezeni söyleyen Hacı Hüseyin Çağlar camisi destecilerinden “Ahmet Yeşil”dir. Devamını Oku →
Evimiz köydeydi bizim.İlkokulu bitirdikten sonra , öğrenimini sürdürmek isteyen herkes gibi, ben de ortaokulu okumak üzere on altı kilometre ötedeki ilçeye gitmek zorundaydım. Mini minnacık bir evcik tuttuk.Tek odalıydı. Eşyalarım ise bir kilim, bir eski dolap, bir iki parça mutfak malzemesi, bir yatak ve bir odun sobasından ibaretti. Kimi zaman annem gelip kalıyordu yanımda. Ama genellikle yalnızdım. Karyolam olmadığı için yerde yatıyordum. En büyük sorunum, yemek...
Sordular birbirlerine Biliyorsa anlatsın bize Tanıyor mu gerçekten Hüseyin’i Yoksa yazmakla olmaz bir iki dize. Dedim ey kalem! Anlat dilin aşka boyansın Bir defa da Hüseyin’i ansın Deki onlara Bilmezsem eğer Hüseyin’i Bu beden ateşte yansın. Ben Hüseyin’i bilmez idim Aşk âleminde sarhoş idim Maşuk kadehimi doldurur iken Ona köle olduğumu görmez idim. Geldi, gördü, sordu derdin nedir Dedim Mevlam derdim senin aşkındır Dedi, âşıksın oysa yüzünde aşktan eser...









