BÜYÜK GÜNAHLAR ! 1- Allah’a şirk koşmak ve Riya 2- Kalben Allah’tan ümidi kesmek, dualarının kabul olmamasını zannetmek. 3- Amelen Allah’ın rahmetinden ümidini kesmiş gibi davranıp Allah’a kötü zanda bulunmak. 4- Allah’ın mekrinden azap ve gazabından kendini emniyette görmek. 5- Haksız yere adam öldürmek 6- Anne baba haklarını çiğnemek ve onlara eziyet etmek onlara karşı görevlerini yerine getirmemek 7- Sılayı rahim yapmamak, akrabalarla...
İstemeyi sen vermişsin Benden isteyin diyorsun Senden başka ne isteyim Ne kandırır acep beni. Mevlana nasıl uyandı? Şems’in ateşine yandı Sabır kemiğe dayandı Ne yandırır acep beni. Gece gündüz arıyorum Bak tutuştum yanıyorum Ateşimle varıyorum Ne söndürür acep beni. İzinsiz bir şey yemiyor Dereceler ölçemiyor Doktorlar bir şey demiyor Ne öldürür acep beni. Yanıyor aşkın ocağı Odunla dolu kucağı Hissetmiyorum sıcağı Ne dondurur acep beni. Kendi kendimi...
Allah’ım! Ey niteleyenlerin nitelemesi kendisini tarif etmeyen! Ey ümitlilerin ümidi kendisinden öteye geçmeyen! Ey iyilik yapanların mükâfatı katında zayi olmayan! Ey ibadet edenlerin korkusunun nihayeti! Ve ey takvalıların haşyetinin ereği! Günahtan günaha sürüklenen, hatalardan bir türlü kurtulamayan, Şeytan’a yenik düşerek emirlerini yerine getirmekte kusur eden, tutkusuna aldanarak yasaklarından sakınmayan, kudretinden habersiz, bol ihsanını yadsıyan...
Kuş cıvıltılarıyla çocuk sesleri birbirine karışıyordu. Güneş parıl parıl parlıyordu. Öğlene doğru ancak uyanabilmişti. Gece bir film seyretmişti ve bu yüzden geç yatmıştı. O kadar derin bir uykuya dalmıştı ki, insanın ruhunu ilahî nurla dolduran, gurbetçilerin derin bir hasret duyduğu, minareden yükselen, o Muhammedî ezanın sesini bile duyamamıştı. İki rekâtlık sabah namazını kaçırmıştı! Artık eskisi gibi namazlarını kaçırdığında pişmanlık...
Ey Mikail, Söyle de ağaçlara yapraklarını döksünler Ebu Turab’ın, gönlü sonbahar yaşamakta Fatıma bu dünyadan göçtü bilsinler Ali şimdi derdini kuyuya anlatmakta. Bir aşk ki, âlemlere destandı Bir mehir ki, zırh-ı libastı Neler yaşadı Ali bu şehirde Bir şehir ki, maşuk burada tutsaktı. Ey kalem Yardım et aşkı anlatayım âleme Kevser göçtü Gözyaşlarımız doldurmaz Fedek’i Cihan başsağlığı dilerken Resul’e Rabb sözünü tuttu Teslim...
[Mekkîdir, otuz dört âyettir.] (İbn-i Abbas’a göre 27-29. âyetleri Medenîdir. İçinde Lokman’ın oğluna verdiği öğütler anıldığından sûreye, Lokman sûresi denmiştir.) Rahman ve Rahîm Allah Adıyla 1- Elif lâm mîm. 2- Bunlardır beyanında hikmet, hükümlerinde metânet bulunan kitabın âyetleri. 3- O kitap, iyilik edenleri doğru yola sevkeden, onlara rahmet olan bir kitaptır. 4- Onlar, namaz kılarlar ve zekât verirler ve âhirete de iyice inanmışlardır. 5-...
Kitabın Adı: Tağutlar Tuğyan Edince Yazar: Mahmut Hekimi Çevirmen : Kadri Çelik Sayfa:94 Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları “Tağutlar Tuğyan Edince” kitabı dini romandır.”Yabancı Bir Adada Tağut” ismiyle de bilinir. Çok akıcı bir üslup ile yazılmış. Bir solukta okunacak bir kitap. Okuyunca halinize şükredeceğinize eminim. Çünkü romanın geçtiği adada Kur’an-ı Kerim ve dini kitaplar okumak, bulundurmak yasak…Bulursanız mutlaka okuyun inşaallah… Arka...
Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları “Yetimlerin Babası İmam Ali” ilahisi Hz. Ali ile ilgili çok güzel farsça bir ilahidir. Daha önce indirmeniz için “Dini Mp3″ bölümüne eklemiştim. İndirmek isteyenler için linkini vereyim: Yetimlerin Babası İmam Ali İndir Devamını Oku →
1- “İnsanlar iki kısımdır: kendisinden daha iyi ve daha takvalı olan ve kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan. (Nazarında) kendisinden daha kötü ve daha aşağı olan biriyle karşılaştığında şöyle demelidir: “Belki onun iyiliği gizlidedir ve bu onun yararınadır. Benim iyiliğim ise açıktadır; bu da benim zararımadır.” Ama kendisinden daha hayırlı ve daha takvalı birini gördüğünde de, ona ulaşmak için karşısında tevazu etmelidir. Bunu yaparsa makamı...
Bir çöl bedevisi, Medine’ye geldi. Allah Resulü’nden (saa) para istemek için doğruca mescide gitti. Resul-i Ekrem’in (saa), kalabalık ashabının arasında bulunduğu bir anda içeri girdi. Sıkıntısını söyleyip yardım istedi. Resul-i Ekrem (saa) ona bir şey verdi. Bedevi, aldığını az görüp uygunsuz sözler söyleyerek Resul-i Ekrem’e (saa) saygısızlık edince, orada bulunanlar öfkelerine hakim olamadılar; neredeyse adama zarar vereceklerdi ki buna, Resul-i Ekrem...









