Abit ile Köpek

Yazar: beytül ahzan Tarih: 24 Mart 2010 Şiir Yorum Yok



Vaktiyle abit bir kul dağa çıktı Lübnan’da

Rakîm ashabı gibi çekildi inzivaya


Dünyadan yüz çevirdi, Allah’ına yöneldi

İzzet hazinesini buralarda keşfetti


Rabbi için aç kaldı, günlerce oruç tuttu

İftarlarda kendini hep ekmekle avuttu


Yarısını akşam yer, yarısını saklardı

Onu da sahurda yer, kanaatle yaşardı


Bir süre böyle geçti, inmedi hiç köyüne

İnmek de istemedi, dönmedi hiç evine


Nihayet bir gün ekmek kalmamıştı bohçada

Açlıktan bitkin düştü, zayıfladı bir anda


İlk akşamı aç kaldı, yatsıya zor dayandı

Karnı aç olduğu çun fikri hep taamdaydı


Ne takati kalmıştı, ne de derman açlıktan

O gece yatamadı, mahrum kaldı namazdan


Sabah olunca artık dedi şehre ineyim

İnip de bir çırpıda yemek falan yiyeyim


Bir şehre girdi ki, sakini ehl-i zarar

Yarısı ateşperest, yarısı da sahtekâr


Ne var ki abit açtı, dayandı bir kapıya

İki ekmek kopardı, ateşperest de olsa


Aldı ekmeği abit, teşekkür edip çıktı

Ekmeği görünce sanki tekrar gönlü açıldı


Geri dönüp giderken yine hiç korkmuyordu

İki ekmekle o gün iftarı düşlüyordu


Ateşperest adamın bir köpeği var idi

Zavallı da açlıktan bir deri-bir kemikti


Yanında top çizilse, onu ekmek sanırdı

Biri de “etmek” dese, onu ekmek anlardı


Görünce abitte’kmek, koştu hemen ardından

Kuyruğunu sallayıp ekmek istedi ondan


Köpeği gören abit birini ona verdi

Biri de bana yeter deyip geri çekildi


Ne var ki köpek açtı, yine kuyruk salladı

Bir ekmek daha deyip hemen yanına vardı


Abir ise gönülsüz, onu da verdi naçar

Korkmuştu çünkü ondan, biri etmemişti kâr


Aç köpek iştahlıydı, onu da yedi ama

Bir kez daha takıldı abitin arkasına


Gölge gibi izledi, onu hiç kaybetmeden

Havlamakla kalmayıp yapıştı giysisinden


Şaşırmıştı bir anda, durum olunca ciddi

Senin gibi hayâsız var mı bir köpek, dedi


Elimde avucumda ne varsa yedirdim ya

Daha ne istersin ki, git başkasına havla


İki ekmeğim vardı, onları da sen yedin

Bir de yetmezmiş gibi üstümü pençeledin


Köpek dile gelerek dedi; ey kemal ehli

Ben hayâsız değilim, ne de celal ehli


Küçüklüğümden beri hep burada yaşadım

Bu evi ben kendime ebedi yuva yaptım


Koyunları ben güder, evini gözetirdim

Sahibim de lütfetse bir lokma ekmek yerim


Bazen bol kemik verir, bazen de aç bırakır

Günlerce yanar ağzım, post kemiğe yapışır


Bazen bu ateşperest kendi de tok dolaşmaz

Hele sen beni boş ver, kendine nan bulamaz


İşte duydun gerçeği, ben bu halde yaşadım

Yine de ondan başka kimseye el açmadım


Yaşlı ateşpereste ben, hep bekçilik eyledim

Verdiğine şükrettim, vermeyince sabrettim


Ama sen böyle misin, olmayınca bir akşam

Sabır direğin çöktü, yüz çevirdin Allah’tan


Bir anda yardan geçip iniverdin bayıra

Ateşperest demeyip yapıştın kapısına


İki lokma ekmek için reva mı dosttan geçmek?

Düşmanıyla barışmak, hele post değiştirmek?


Yüzün varsa sen hak ver, ey yüzsüz seçkin adam

Hayâsız bir ben miyim, yoksa sen misin, inan


Hakkı duyunca abit şaşırdı sessiz kaldı

Köpekten aldı dersi oracıkta bayıldı


Köpek nefsli Bahaî, duydun mu itin sözün

Git de kanaati sen, o itten öğren özün


Sabırla açılmazsa yüzüne hak kapısı

Seni de geçer elbet o köpeğin pahası


Şeyh Bahaî

Etiketler:

Yorum Bırak