Ağlıyorum İşte

Yazar: beytül ahzan Tarih: 2 Nisan 2010 Yazı ve Makale Yorum Yok




Ne çok şey anlatır gözyaşları…
Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti, bazen de bir sevda nefesi… Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları… Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine… Eğer anlayabilirse…

İnsanoğlu bi garip… Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar. Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet… Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, duygusuz olmadığımızı…

Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları… Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini… Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler. Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğini sızladığı oldu mu hiç? Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de…

Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız? Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?

Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden… O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı! Artık zaptedemiyorum içimdeki çağlayanı….

Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için,
Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için,
Ağlıyorum özlediklerim için,
Ağlıyorum özleyip de kavuşamadıklarım için,
Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için,
Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için,
Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için,
Ağlıyorum unutamadığım için,
Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma,
Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere,
Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime,
Ağlıyorum sevsem de yüz bulamadıklarıma,
Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma,
Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma…

ALINTI

Yorum Bırak