Akıtılan Gözyaşı

Yazar: beytül ahzan Tarih: 16 Ağustos 2009 Şiir Yorum Yok




Anlatayım Mevla can, sensiz olan diyardan

Derdini kuyulara, hep anlatan o yardan

25 yıl evinde, eli bağlı kalandan

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Keşke Peygamber onu, bırakıp gitmeseydi

O zalimler Ali’yi, kenara itmeseysi

Zulüm gören günleri, ah çekip bitmeseydi

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Resul gittikten sonra, şura deyip kalktılar

Haydar’ın kapısını, acımadan yaktılar

Ellerini bağlayıp, kelepçeler taktılar

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Gözlerinin önünde, Zehra’sına vurdular

Hak bizimdir söyleyip, karşısında durdular

Adını İslam diye, tuzakların kurdular

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Gizlice Betul’ünü, yıkarken Movla gece

Dökülüyordu ağzından, sözcükler hece hece

Nasıl olur Zehra can, Ali’nin hali nice

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Mazlum kalan Ali’yi, ayırdılar yarinden

Zehra’dan sonra Ali, kalkamadı yerinden

Kanayan gönlü yine, yaralandı derinden

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Unuttular Kadir’i, Sakife’ye geçtiler

İslam için yeniden, halifeler seçtiler

Onlar artık yenilmez, zalim birer güçtüler

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Belki de kuyularda, dertleştiği sen idin

Ağlayarak Movla’nın, dertlerini dinledin

O günün arzusuyla, kılıcını biledin

Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Şimdi gelelim anan, Zehra’nin çektiğine

Istıraplarla geçen, o güzel gençliğine

Dayanamadı artık, Zehra sesizliğine

Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Bir bilseydin azizim, o günde neler oldu

Ali’nin taze gülü, daha açmadan soldu

Ayrılık acısıyla, hüzünlere boğuldu

Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Almıştı tapusunu, eline fedeğinin

Kimseye affı yoktu, nankör lanetlinin

Öyle bir vurdu ki, kaldı izi elinin

Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Geldiler kinleriyle, Zehra’nın kapısına

Kaburgasını kırıp, oturdular yasına

Yapılır mıydı bunlar, o küçücük Muhsin’e

Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Geldiler çocukları, toplandılar başına

Akıttılar gözyaşı, yaralanan naaşına

Hüzünlerle gelmişti, bu gencecik yaşına

Ey Zehra’nın gizlice , akıttığı gözyaşı.


Unuttular Resul’ün, Ali’nin yas gülünü

Artık bilin ki bunu, Betül sizden küsülü

Sizin yüzünüzdendir, gizli oldu gusülü

Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Öyleki hiçbir zaman, bilinmedi mezarı

Gizlice ağladılar, karanlıkta kızları

Neler yapıldı sana, Ali’nin nazlı yari

Ey Zehra’nın gizlice , akıttığı gözyaşı.


Zehirle ciğerini, yaktılar Hasan’ın

Kanattılar yüreğini, o mazlume bacının

Biliyorum öcünü, alacaksın kanının

Ey Hasan’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Yine farklı nedenle, geldiler Kerbela’ya

Sende mi şahit oldun, o kanlı faciaya

Biliyorum o gün sen, ağlamıştın o yara

Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Öyle bir zulümdü ki, tarihte görülmemiş

Hiç kimsenin başına, böyle bela gelmemiş

Zeynebinin gül yüzü, hiçbir zaman gülmemiş

Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


İmam onlara söylemiş; gelen gelir, giden gider

Kalan yetmiş iki şehit, hepsi birer yiğit er

Ali Ekber, Abbas amcan düştüler düştüler birer

Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Bir hain ok saplandı, Ali Asker’in boynuna

Kanlar içinde düştü, babasının koynuna

Hele bir bakın dostlar, zalimin oyununa

Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Regeyye yavrun seni, gece gündüz arardı

Her zaman halasından, babasını sorardı

Kesik başın görünce, gül bedeni sarardı

Ey Rugeyye’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.


Vefadar Alemdarın, geldi Fırat başına

Mani olamadı Abbas, gözlerinin yaşına

Çıkacaktır ey yezit, yaptıkların karşına

Ey Abbas’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Kerbela’nın Sekka’sı, kendi susuz Ebelfez

Huseyni içmeden su, bir yudum su içemez

Bir türlü çadırlara, meşkini götüremez

Ey Abbas’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Esir aldılar senin, mazlum olan bacını

İncittiler Zeyneb’in yaralanan canını

Gözü önünde Huseynin , akıttılar kanını

Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Seslendi hal diliyle, neler oldu Huseynim

Bu zulüm diyarında, sen olmazsan neyleyim

Senin yokluğunda ben, perişan bir haldeydim

Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Nerede bir su görsem, ağlar gözlerim birden

Eba Salih halanı, ayırdılar yarinden

Niçin ayırdılar, bilememişti neden

Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Sordular Seccatından, hangi olay daha çok

Yandırdı yüreğini, başka bir benzeri yok

Şam’da olan zulümün, dünyada benzeri yok

Ey Seccad’ın gizlice akıttığı gözyaşı.


İnsanlığa tebliğin, dua yoluyla etti

Sözleri bizleri, hak yoluna iletti

Babasının katiline, her daim lanet etti

Ey Seccad’ın gizlice akıttığı gözyaşı.


İmam Bakır da , kalbimizde yer etti

Yaşaran gözleriyle, Movlamızı öğretti

Ne yazık ağanında, ömrü hicranda bitti

Ey Bakır’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Cafer Sadık gelince, ilim yolunu açtı

O  güzel envarıyla, aleme nurun saçtı

Senin adını her an, gönlümüzde yaşattı

Ey Cafer’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


Belki gelirsin diye, yaşadı hayalinle

Karanlık zindanlarda, dertleşti mi seninle

Parçalandı ciğeri, verilen zehirlerle

Ey Cafer’in gizlice, akıttığı gözyaşı.


İmam Ali er Rıza, Medine’nin gülüydü

Hakikati gösteren, Allah’ın tek yönüydü

Gerçekleri anlatan, sırların bülbülüydü

Ey Rıza’nın gizlice akıttığı gözyaşı.


Seslendi yavrusuna, ayrılık ateşi yak

Söylemişti o günde, rabbim rızan be rızak (Rabbim senin rızana razıyım)

Nedendir bu ayrılık, nedendir söyle fırak

Ey Rıza’nın gizlice akıttığı gözyaşı.


Ayrılırken ceddinden, bir tufandır başladı

Can paresi oğlundan, mecburen vedalaştı

Arkasından dökülen, gözlerdeki yaşlardı

Ey Rıza’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


Öyle bir geceydi ki, alem feryad etmişti

O zehirli nar suyu, şehadetine yetmişti

Ne yazık o da seni, göremeden gitmişti

Ey Rıza’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.


ALİ SELAM

Yorum Bırak