
Anlatayım Mevla can, sensiz olan diyardan
Derdini kuyulara, hep anlatan o yardan
25 yıl evinde, eli bağlı kalandan
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Keşke Peygamber onu, bırakıp gitmeseydi
O zalimler Ali’yi, kenara itmeseysi
Zulüm gören günleri, ah çekip bitmeseydi
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Resul gittikten sonra, şura deyip kalktılar
Haydar’ın kapısını, acımadan yaktılar
Ellerini bağlayıp, kelepçeler taktılar
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Gözlerinin önünde, Zehra’sına vurdular
Hak bizimdir söyleyip, karşısında durdular
Adını İslam diye, tuzakların kurdular
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Gizlice Betul’ünü, yıkarken Movla gece
Dökülüyordu ağzından, sözcükler hece hece
Nasıl olur Zehra can, Ali’nin hali nice
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Mazlum kalan Ali’yi, ayırdılar yarinden
Zehra’dan sonra Ali, kalkamadı yerinden
Kanayan gönlü yine, yaralandı derinden
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Unuttular Kadir’i, Sakife’ye geçtiler
İslam için yeniden, halifeler seçtiler
Onlar artık yenilmez, zalim birer güçtüler
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Belki de kuyularda, dertleştiği sen idin
Ağlayarak Movla’nın, dertlerini dinledin
O günün arzusuyla, kılıcını biledin
Ey Ali’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Şimdi gelelim anan, Zehra’nin çektiğine
Istıraplarla geçen, o güzel gençliğine
Dayanamadı artık, Zehra sesizliğine
Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Bir bilseydin azizim, o günde neler oldu
Ali’nin taze gülü, daha açmadan soldu
Ayrılık acısıyla, hüzünlere boğuldu
Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Almıştı tapusunu, eline fedeğinin
Kimseye affı yoktu, nankör lanetlinin
Öyle bir vurdu ki, kaldı izi elinin
Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Geldiler kinleriyle, Zehra’nın kapısına
Kaburgasını kırıp, oturdular yasına
Yapılır mıydı bunlar, o küçücük Muhsin’e
Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Geldiler çocukları, toplandılar başına
Akıttılar gözyaşı, yaralanan naaşına
Hüzünlerle gelmişti, bu gencecik yaşına
Ey Zehra’nın gizlice , akıttığı gözyaşı.
Unuttular Resul’ün, Ali’nin yas gülünü
Artık bilin ki bunu, Betül sizden küsülü
Sizin yüzünüzdendir, gizli oldu gusülü
Ey Zehra’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Öyleki hiçbir zaman, bilinmedi mezarı
Gizlice ağladılar, karanlıkta kızları
Neler yapıldı sana, Ali’nin nazlı yari
Ey Zehra’nın gizlice , akıttığı gözyaşı.
Zehirle ciğerini, yaktılar Hasan’ın
Kanattılar yüreğini, o mazlume bacının
Biliyorum öcünü, alacaksın kanının
Ey Hasan’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Yine farklı nedenle, geldiler Kerbela’ya
Sende mi şahit oldun, o kanlı faciaya
Biliyorum o gün sen, ağlamıştın o yara
Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Öyle bir zulümdü ki, tarihte görülmemiş
Hiç kimsenin başına, böyle bela gelmemiş
Zeynebinin gül yüzü, hiçbir zaman gülmemiş
Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
İmam onlara söylemiş; gelen gelir, giden gider
Kalan yetmiş iki şehit, hepsi birer yiğit er
Ali Ekber, Abbas amcan düştüler düştüler birer
Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Bir hain ok saplandı, Ali Asker’in boynuna
Kanlar içinde düştü, babasının koynuna
Hele bir bakın dostlar, zalimin oyununa
Ey Hüseyin’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Regeyye yavrun seni, gece gündüz arardı
Her zaman halasından, babasını sorardı
Kesik başın görünce, gül bedeni sarardı
Ey Rugeyye’nin gizlice, akıttığı gözyaşı.
Vefadar Alemdarın, geldi Fırat başına
Mani olamadı Abbas, gözlerinin yaşına
Çıkacaktır ey yezit, yaptıkların karşına
Ey Abbas’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Kerbela’nın Sekka’sı, kendi susuz Ebelfez
Huseyni içmeden su, bir yudum su içemez
Bir türlü çadırlara, meşkini götüremez
Ey Abbas’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Esir aldılar senin, mazlum olan bacını
İncittiler Zeyneb’in yaralanan canını
Gözü önünde Huseynin , akıttılar kanını
Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Seslendi hal diliyle, neler oldu Huseynim
Bu zulüm diyarında, sen olmazsan neyleyim
Senin yokluğunda ben, perişan bir haldeydim
Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Nerede bir su görsem, ağlar gözlerim birden
Eba Salih halanı, ayırdılar yarinden
Niçin ayırdılar, bilememişti neden
Ey Zeyneb’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Sordular Seccatından, hangi olay daha çok
Yandırdı yüreğini, başka bir benzeri yok
Şam’da olan zulümün, dünyada benzeri yok
Ey Seccad’ın gizlice akıttığı gözyaşı.
İnsanlığa tebliğin, dua yoluyla etti
Sözleri bizleri, hak yoluna iletti
Babasının katiline, her daim lanet etti
Ey Seccad’ın gizlice akıttığı gözyaşı.
İmam Bakır da , kalbimizde yer etti
Yaşaran gözleriyle, Movlamızı öğretti
Ne yazık ağanında, ömrü hicranda bitti
Ey Bakır’ın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Cafer Sadık gelince, ilim yolunu açtı
O güzel envarıyla, aleme nurun saçtı
Senin adını her an, gönlümüzde yaşattı
Ey Cafer’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
Belki gelirsin diye, yaşadı hayalinle
Karanlık zindanlarda, dertleşti mi seninle
Parçalandı ciğeri, verilen zehirlerle
Ey Cafer’in gizlice, akıttığı gözyaşı.
İmam Ali er Rıza, Medine’nin gülüydü
Hakikati gösteren, Allah’ın tek yönüydü
Gerçekleri anlatan, sırların bülbülüydü
Ey Rıza’nın gizlice akıttığı gözyaşı.
Seslendi yavrusuna, ayrılık ateşi yak
Söylemişti o günde, rabbim rızan be rızak (Rabbim senin rızana razıyım)
Nedendir bu ayrılık, nedendir söyle fırak
Ey Rıza’nın gizlice akıttığı gözyaşı.
Ayrılırken ceddinden, bir tufandır başladı
Can paresi oğlundan, mecburen vedalaştı
Arkasından dökülen, gözlerdeki yaşlardı
Ey Rıza’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
Öyle bir geceydi ki, alem feryad etmişti
O zehirli nar suyu, şehadetine yetmişti
Ne yazık o da seni, göremeden gitmişti
Ey Rıza’nın gizlice, akıttığı gözyaşı.
ALİ SELAM