Allah Resulü’nün (s.a.a) Mizahı

Yazar: beytül ahzan Tarih: 6 Ağustos 2009 Hz. Muhammed (saa) Yorum Yok




İmam Sadık (a.s) buyurmuştur ki: “Peygamber (s.a.a) insanları sevindirmek için onlarla şaka ve mizah yapardı.” [1]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyordu: “Ben şaka yapıyorum, ama hakkın dışında bir şey söylemiyorum.[2]

Muammer bin Hallad şöyle diyor:

Bir gün Hz. Ali’ye (a.s); “Canım sana feda olsun, insan akrabalarıyla birlikte olduğu zaman aralarında bazı sözler geçiyor, mizah edip gülüyorlar” dedim. İmam (a.s); “Eğer olmazsa sakıncası yoktur!” buyurdular. İmam’ın; “Eğer olmazsa” sözünden sövmek ve yalanın olmamasının gerektiğini düşündüm. (Yani incitici sözler olmazsa sakıncası yoktur.)

Daha sonra buyurdular ki: “Resulullah (s.a.a)’in yanına bazen bir göçebe Arap gelip hediye veriyordu, yerinden hareket etmeden; “Hediyemin değerini ver” diyordu. Resulullah da (s.a.a)  gülüyordu. Resulullah (s.a.a) gamlı ve kederli olduğunda; ‘Göçebe Arap ne yaptı? Keşke yine yanımıza gelse.’ buyuruyordu.” [3]

İhtiyar bir kadın, Resulullah’a; “Cennete gitmem için bana dua ediniz” dediğinde Resulullah (s.a.a); “Yaşlı kadınlar cennete gitmeyeceklerdir” buyurdular. Kadın bu sözü duyunca ağlamaya başladı, Resulullah (s.a.a) gülüp şöyle buyurdu: “Allah Teala’nın şu sözünü duymamış mısın?: “Gerçek şu ki, biz onları (cennetteki kadınları) yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip yarattık. Onları hep bakireler olarak kıldık.” [4]

Yani Allah Teala onları gençleştirir.[5]

Yine bir gün Resulullah (s.a.a) yaşlı olan Eşceî bir kadına; “Ya Eşcei! Yaşlı kadın cennete girmeyecektir.” buyurdular. Bilal onun ağladığını görünce, onun durumunu Resulullah’a iletti. Bunun üzerine Resulullah; “Zenci de öyledir; o da cennete girmeyecektir.” buyurdular. Hazretin bu sözünden dolayı ikisi de oturup ağlamaya başladılar. Abbas da onların ağlamalarını görüce onların durumunu Resulullah’a anlattı. Resulullah (s.a.a) de Abbas’a; “Yaşlı erkek de öyledir, o da cennete girmeyecektir” buyurdular. Resulullah (s.a.a) daha sonra onlara dua edip kalplerini hoş etti ve şöyle buyurdu: “Allah-u Teala onları daha güzel bir şekilde yaratacaktır, onlar nurlu gençler olarak cennete gireceklerdir.”[6]

Bir gün bir kadın Resulullah (s.a.a)’in yanına gelerek kocasından söz etti. Resulullah (s.a.a); “Senin kocan, gözlerinde beyazlık olan mıdır?” diye sordu. Kadın; “Hayır, gözlerinde beyazlık yoktur” dedi. Kadın Resulullah’ın bu sözünü kocasına anlattı, kocası da; “Resulullah mizah etmiş, doğru söylemiştir; acaba gözümün beyazlığının siyahından daha çok olduğunu görmüyor musun?” dedi.[7]

Halid-i Kasrî’nin dedesi bir kadını öptü, o kadın da gelip onu Resulullah’a şikayet etti, o adamı çağırdıklarında o da o kadının sözünü teyit ederek şöyle dedi: “Eğer o kadın kısas yapmak istiyorsa (ben hazırım) kısas yapsın!” Resulullah (s.a.a) ve ashabı onun bu sözünden dolayı güldüler. Resulullah (s.a.a) o adama; “Sakın bir daha bu işi yapma” buyurdular. O adam da; “Vallahi yapmayacağım” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) onun suçunu affetti.[8]

Resulullah (s.a.a) Suheyb’in hurma yediğini gördüğünde ona; “Gözün ağrı yaptığı halde hurma mı yiyorsun?” dedi. Suheyb cevaben; “Ya Resulellah! Ben onu bu tarafından çiğniyorum, oysa gözüm o taraftan ağrı yapıyor!” dedi. Onun bu sözü üzerine Resulullah (s.a.a) güldüler.[9]

Yunus-u Şeybani şöyle diyor: İmam Cafer-i Sadık (a.s) bana; “Birbirinizle mizah ve latife yapıyor musunuz?” diye sordu. Ben de; “Çok az” dedim. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdular: “Mizah ve latife yapın; çünkü bu iş güzel ahlakın nişanesidir, sen bununla kardeşini sevindirmiş olursun. Resulullah (s.a.a) da birini sevindirmek ve hoşnut etmek için onunla mizah ve lâtife yapardı.” [10]

İmamlar birçok hadislerde ise halkı şaka yapmaktan sakındırmışlardır. Hatta “Şaka küçük bir sövgüdür” buyurmuşlardır. Eğer şaka tahkir, alay etme, başkalarını incitme, onlara gülme ve saçma-sapan sözlerle olursa kesinlikle böyle bir şaka doğru değildir ve yapılmamalıdır. Ama eğer diğerlerinin kalbini hoş etmek, onları üzüntüden çıkarmak, dertlerini unutturmak için mizah ve lâtife yoluyla yapılmış olursa bunun sevabı bile vardır.

—————————————————–

[1] – Mekarim’ul- Ahlak, c. 1, s. 59.

[2] – Mekarim’ul- Ahlak, c. 1, s. 58.

[3] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 259, hadis: 45.

[4] – Vâkia / 35-36.

[5] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 295.

[6] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 295.

[7] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 294.

[8] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 295.

[9] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 296.

[10] – Bihar’ul- Envar, c. 16, s. 298.

Yorum Bırak