Allame Hilli (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 19 Mayıs 2010 2.733 kez okundu Yakın Tarih 1 Yorum

[Ö. H/726, M/1305]

DOĞUM YERİ

Hz. Ali’den (a.s) şöyle nakledilmiştir: “Kûfe’den Sıffın savaşına giderken Babul tepelerinin birinin üzerinde durarak şöyle buyurdu: “Burası ne de güzel bir şehirdir.” Dostlarından Esbağ b. Nubate şöyle arz etti: “Ey Emirü’l-Müminin siz bir şehirden bahsediyorsunuz. Daha önceleri burası yok olup giden bir şehir miydi?

İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu: “Hayır, ancak burada daha sonraları Hille-i Seyfiyye diye anılacak bir şehir inşa edilecektir. Bu şehri Beni Esed kabilesinden bir şahıs inşa edecek ve buradan Allah indinde makam sahibi temiz ve pak insanlar çıkacaktır.”[1]

29 Ramazan hicri 648’de bu şehirde temiz ve soylu bir hanedandan Allah dostlarından temiz bir çocuk dünyaya geldi. İsmini Hasan koydular. Annesi temiz, iffetli ve mümine Muhakkik-i Hilli’nin kız kardeşi Hasan b. Yahya b. Hasan Hilli’nin kızıydı. Babası ise kendi asrının fakihlerinden Şeyh Yusuf Sediyuddin idi.

Allame Hilli baba tarafından “A-li Mutahhar” hanedanına mensuptur. Bu aile Hille’nin meşhur Beni Esed kabilesindendir.[2]

ALLAME HİLLİ’NİN (R.A) EĞİTİMİ

Şeyh Sediyuddin’in (r.a) takva ve maneviyat dolu evinde Hasan yer edinmişti. Hasan daha küçük yaşlarda şefkatli babasının teşvikleriyle kısa bir zamanda Kuran okuma ve yazmasını öğrendi. Hasan b. Yusuf kutsal kitabın okuma ve yazmasını öğrendikten sonra mukaddime ilimlerini âlim ve fakih babasından öğrenmeye başladı. Küçük yaşlarında ona Cemalu’d-din yani dinin süsü lakabını verdiler.[3]

Hasan daha 10 yaşına basmamıştı. Moğolların İslam ülkelerine saldırı haberi her tarafa yayılmıştı. İnsanlar büyük bir endişe duyuyorlardı. Moğolların İran’ı işgaliyle tüm etraf ülkeler Moğolların tehlikesine maruz kalmıştı. Özellikle Irak halkını büyük korku sarmıştı. Moğulların Irak şehrini işgal etmeleri an meselesiydi. Son Abbasi halifesi başkent Bağdat’ta hilafetinin son dönemlerini yaşıyordu. Halk can korkusundan dolayı şehirleri boşaltmıştı. Şia’larda Necef, Kerbela, Kazımeyin gibi kutsal topraklarda Masum İmamların türbelerine sığınmıştı. Hille halkı da bu mukaddes şehirlere göç etmişlerdi. Hille fakihlerinden sadece birkaç kişi şehirde kalmıştı. Şeyh Yusuf Sediyuddin, Seyyid Meciduddin b. Tavus ve İbni İzzi bu üç büyük fakih şehirde kalmıştı. Saatlerce oturup Necef, Kerbela, Kûfe, Kazımeyin ve Hille gibi mukaddes şehirlerinin emniyeti için fikir alışverişinde bulundular. Sonuçta Moğol padişahına mektup yazıp bu şehirler için emniyet isteme neticesine vardılar. Hicri 657’de Moğollar Irak’ı işgal ettiler. Bu saldırıda son Abbasi halifesi Mutasim öldürüldü. Bağdat İlimler Havzası dağıtıldı. Korku ve vahşet tüm Irak’i sardı. Şia fakihlerinin özellikle Şeyh Yusuf Sediyuddin’in (r.a) tedbir, feraset ve çabalarıyla mukaddes şehirler ve Hille’de emniyet sağlandı. Hille tüm fakihlerin sığınağı oldu. Bağdat İlimler Havzası Hille’ye intikal edilerek İslam İlimleri merkezi oldu.

ALLAME HİLLİ’NİN (R.A) ÜSTATLARI

Allame Hilli (r.a) bu şehirde büyük üstatların huzurlarından istifade ettikten sonra onlardan içtihat izni alma şerefine nail oldu. Allame Hilli’nin üstatlarından bazıları:

1-Şeyh Yusuf Sediyuddin (r.a), babası.

2-Muhakkik-i Hilli (r.a)

3-Hace Nasiruddin Tusi (r.a)

4-Seyyid Raziyuddin Ali b. Tavus (r.a)

5-Seyyid Ahmed b. Tavus

6-Yahya bin Said-i Hilli

7-Mufiddin Muhammed b. Hech-i Hilli

8-Ali b. Süleyman Behrani (r.a)

9-İbni Meysem Behrani (r.a)

10-Cemaleddin Hüseyin Ayaz Nahvi (r.a)

11-Muhammed b. Muhammed b. Ahmed Keşi (r.a)

12-Burhaneddin Nesifi (r.a)

13-Şeyh Faruk-i Vasiti (r.a)

14-Şeyh Takiyuddin Abdullah b. Cafer Kufi (r.a)[4]

15-Necmuddin Ali b. Ömer Kâtibi (r.a)

Allame Hilli (r.a) kısa bir zamanda beşeri ilimler, fıkıh, kelam, felsefe, usul, matematik ve mantık dallarında ün kazanarak ismini Allame olarak etrafa duyurdu. Allame Hilli bir güneş misali fekahet semasında parlıyordu. İlim âşıkları uzak yakın demeden İslam ilimlerinin merkezi olan Hille’de Allamenin huzuruna varıyor ve ilmi istifadeler ediyorlardı.

ALLAME HİLLİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

1-Muhammed b. Hasan b. Yusuf Hilli (r.a), (ö.h.682-771, Allame’nin oğlu.)

2-Seyyid Amiduddin Abdülmuttallib-i Hilli (r.a), Allamenin kız kardeşinin oğlu.

3-Seyyid Ziyauddin Abdullah Hüseyni Hilli (r.a), Allame’nin kız kardeşinin oğlu.

4-Tacuddin Seyyid Muhammed b. Kasım Hasan-i (r.a), (ö.h.776)

5-Raziyuddin Ebu-l Hasan Ali b. Ahmed Hilli (r.a), (ö.h. 757)

6-Kutbuddin Razi (ö.h.776)

7-Seyyid Necmuddin Mahanna b. Sinan-i Medeni (r.a)

8-Tacuddin Mahmut b. Mevla (r.a)

9-Takiyuddin İbrahim b. Hüseyni Amuli (r.a)

10-Muhammed b. Ali Curcani (r.a)

Hicri 676’da Muhakkik-i Hilli’nin vefatından sonra Hille fakihleri Muhakkik’in yetiştirdiği öğrenciler arasından birini Şia’nın taklit mercii olarak halka tanıtmak istiyorlardı. Onlar birçok fakih arasından sadece Allame Hilli’yi bu makama layık gördüler. Henüz 28 yaşlarında olan Allame Şia’nın taklit mercii ve önderi olarak bu makama getirildi.

ALLAME HİLLİ’NİN (R.A) ASRI

Allamenin asrını Şia mezhebinin ilerleme ve tüm dünyaya yayılma çağı olarak adlandırmak yerinde bir tabirdir. Çünkü Allame fıkıh ilmini değişik bir metotla topluma sundu. Matematik ilmini fıkıh ilmiyle birleştirip tarihe geçen ilk fakihtir. Ayrıca istidlali fıkhı güçlendirdi.

O dönemlerde Bağdat ve Irak’ta Moğollar tarafında atanmış Cuyini hanedanı hüküm sürmekteydi. Belki de onlar olmasaydı Moğollar İslam ve İslam kültürünü tamamen yok edeceklerdi. Moğollar İran’da işledikleri cinayetleri ve barbarlıkları unutarak İslam kültürüyle tanıştılar. Nasiruddin Tusi ve Allame Hilli’nin ferasetli ve tedbirli siyaset anlayışları büyük bir katliamı engellemişti.

Allame Hilli’nin (r.a) şanı ve şöhreti tüm İslam âleminde işitilmeye başlamıştı. Moğol hükümdarlarından Olcayto hicri 704’de Ebher yakınlarında nehir kıyısında 10 yıl zarfında Sultaniyye şehrini inşa etti. Şehirde “Bağdat Mustansariyye” medresesi gibi büyük bir medrese yaptırarak birçok büyük fakihleri oraya davet etti. Bir rivayete göre vaktiyle hükümdar Muhammed Olcayto sinirlenerek bir celsede hanımını üç talakla boşar. Öfkesi yatıştıktan bir müddet sonra pişman olur. Sünni âlim ve fakihlerini toplayarak verdiği talak hükmünü onlara sorar. Âlimler talakın sahih olduğunu ve hanımıyla bir daha da evlenemeyeceğini söylediler. Vezirlerinden biri hükümdara şöyle der; “Hille fakihlerinden biri bu talakın batıl ve geçersiz olduğunu iddia ediyor. Hükümdar Olcayto hiç zaman kaybetmeden Allameyi sarayına davet eder. Allame İran’a geldiğinde hükümdar bir toplantı tertip ederek bütün İslam âlimlerini davet eder. Allame (r.a) Hilli ilk toplantıda diğer mezhep âlimlerinin delillerini çürüterek kendi iddiasını sağlam delillerle ispatladı. Allame Ehlisünnet âlimine dönerek şöyle der: “Senin vermiş olduğun talak geçersizdir. Çünkü talak iki adil şahsın huzurunda icra edilmelidir. Hükümdar, Allamenin ilminden, sunduğu açık delilerinden etkilenerek Şialık mezhebini seçti.

Allame gibi büyük bir fakihin varlığı Moğolların merkezi İran’da bereket ve hayırlara vesile oldu. Moğolların hazırladığı imkânlardan yararlanarak Ehlibeyt (a.s) ve Şia mektebini yaydı. Allame Hilli, Moğol hükümdarının kurduğu münazara oturumlarında hilafet makamının Hz. Ali’nin (a.s) hakkı olduğunu güçlü ve sağlam delillerle ispatladı. Öyle ki akıllarda geriye hiçbir şüphe kalmaksızın aralarında dönemin büyük âlimi Nizamuddin Abdülmelik Meragi’nin de bulunduğu Sünni muhaddislerine sunduğu sağlam kanıtlarla onları susturdu. Bu münazara bitiminde Moğol Hükümdarı Şiiliği hak mezhep olarak kabul ederek Şia oldu. Daha sonra da Hükümdar Mahmut Hudabende lakabıyla meşhur oldu. Bu olaydan sonra hükümdar İran genelinde Cuma hutbelerinde 12 İmamın (a.s) adının anılmasını ve onların adına para basılmasını emretti. Allame Hilli uzun bir süre İran’da ikamet etti. Bu süre içerisinde İslam âlemine ve Şia mektebine büyük hizmetler verdi ve yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Allame Sultaniye’ye gittiği yolculuklarda hükümdarı devamlı gözetliyordu. Allamenin tavsiyesi üzerine hükümdar seyyar medrese yaparak çıktıkları yolculuklarda her konaklama yerinde Ehlisünnet âlimleri ve muhaddisleriyle ilmi münazaralar yapılıyordu. Allame bunca uğraş ve meşguliyetle birlikte çeşitli konularda da değerli kitaplar kaleme aldı.

Allame Şia ve Ehlibeyt (a.s) muhabbeti ve velayet bayrağını Moğollar ve İran’da dalgalandırdıktan sonra hicri 716’da Sultan Mahmut’un ölümünden sora vatanı Hille’ye geri döndü.[5]

Allame Hilli’yi telif ve kitap konusunda da diğer âlim ve muhaddislerden ayırt eden bir özellik vardı. Allame İslam ve özellikle Şia âlemine değerli ve paha biçilmez kitaplar yadigâr bıraktı. İslami yazarlardan biri şöyle diyor: “Allame Hilli ilahi nişanelerinden bir nişanedir; yazmış olduğu kitapları mübarek ve bereketli ömrüyle kıyaslayacak olursak ortalama olarak her gün için bir kitap yazdığı anlaşılır.

Allame Hilli’nin (r.a) eserlerinden bazıları:

a)-Fıkhı kitaplar:

1-Talhisu’l Meram fi Marifeti’l Ahkâm

2-Muhtelefu’ş-Şia fi Ahkâmi’l Sirriyye

3-Tebsiratu’l Mutaallimin fi Ahkâmi’l-Din

4-Tezkiratu’l Fukaha

5-Nihayetu’l Ahkâm fi Marifeti’l Ahkâm

b)-Usul kitapları:

1-Gayetu’l Usul ve İzau’s Sebil

2-Tehzibu’l Vusul ila İlmi’l Usul

3-Nihayetu’l Vusul ila İlmi’l Usul

c)-Kelam ve İtikat kitapları:

1-Minhacu’l Yakin

2-Keşfu’l Murad

3-Maaricu’l Fehm

4-Bab’u Hadi Aşer

5-Nehcu’l Hak ve Keşfu’s-Sidk

6-Cevahiru’l Metalib

7-Keşfu’l Yakin fi Fezail’i Emiri’l-Müminin

d)-Hadis kitapları:

1-Mesabihu’l Envar

2-Camiu’l Ahbar

3-Şerh’u Hadis-i Kutsi

e)-Rical ve Tefsir kitapları:

1-İzau’l İstibah

2-Keşfu’l Makal fi Marifeti’r-Rical

3-Nehcü’l İman fi Tefsiri’l Kuran

f)-Felsefe ve Mantık kitapları:

1-el-Kavaid ve’l-Makasid

2-el-Esraru’l Hafiyye

3-Nehcü’l İrfan

4-el-Kavaidu’l Celiyye

5-Kâşifu’l Estar

Allame Hilli’nin dua, edebiyat ve diğer konularda onlarca eseri bulunmaktadır.

ALLAME HİLLİ’NİN (R.A) FAZİLETİ

Büyük insanlar birçok yönleriyle insanlar için örnektirler. Allame Hilli’de örnek ve kâmil insanlardan biridir. O, tüm ilimlerde Allameydi. Diğer âlim ve muhaddislerin öncülüğünü yapmıştır. Takva, iman ve irfan sembolü bu büyük âlim onca uğraş ve meşguliyet arasında maneviyat ve ilahi takvayı unutmamıştı. Daima bu yolda daha büyük adımlar atıyordu. Çünkü Allame velayet ve İmamet bayraktarlığını yapmakta ve mektebinin savunucusuydu. Ehlibeyt (a.s) aşkı ve muhabbeti adeta onun etine, kanına ve kemiklerine işlemişti. Yakınlarına şöyle tavsiye ederdi: “Fatıma evlatlarına muhabbetli olun; çünkü onlar mal ve evladın bir yararı olmayan, o büyük ve zor günde bizlere şefaat edeceklerdir. Allah’ın bizlere sunduğu en büyük ihsan Hz. Ali’nin (a.s) soyundan gelenlerin sevgilerinin kalbimize yer edinmesidir. Allah’ım bizleri onların dostluğu ve muhabbetiyle haşreyle! Bizleri onların ve cetlerinin hakkını tanıyan kimselerden kıl.” Allame, mevlası İmam Ali’ye (a.s) uyarak kendisinden sonra eliyle hazırladığı birçok su kuyuları, bağlar ve nehirler geriye bıraktı.[6]

Cuma akşamları Kerbela’nın kokusu onu mevlasının ziyaretine çekip götürüyordu. Allame her Cuma akşamı Kerbela’ya ziyarete gidiyordu. Tek başına gittiği ziyaretlerinin birinde adamın biri Allamenin yanına gelerek birlikte ziyarete gitmek istedi. Beraber yola koyuldular. Allame, o şahsın konuşmalarından erdemli ve âlim biri olduğunu anladı. Allame karşılaştığı zor ve müşkül ilmi konuları ona soruyor, oda cevap veriyordu. Fıkhı bir meseleden söz açılınca Allame adamın verdiği cevabı reddederek şöyle dedi: “Hadislerde bu konuya işaret eden her hangi bir delil yoktur.”

O şahıs şöyle dedi: “Şeyh Tusi Tehzib kitabının şu sayfasında konuyla ilgili hadis nakletmiştir. Bu cevap üzerine Allame oldukça şaşırdı. Kendi kendine; “Bu şahıs kimdir diye sordu.” Sonra o zata şöyle sordu: “İmam-ı Zaman’ın (a.f) Gaybet-i Kübrasında onunla görüşmek mümkün müdür? Bu sırada Allamenin bastonu elinden yere düştü. O muhterem şahıs eğilerek bastonu yerden alıp Allameye uzatarak şöyle dedi: “İmam Zaman’ın (a.f) eli senin elinde olmasına rağmen nasıl olurda onu görmezsin!” Allame gayri ihtiyari kendini İmam-ı Zaman’ın (a.f) ayaklarına atarak kendinden geçti. Kendine geldiğinde yanında kimse yoktu. Allame Hille’ye döndüğünde Tehzib kitabında İmam-ı Zaman’ın (a.f) buyurduğu sayfa ve satırda aynı hadisi gördü. Hadisin altına şöyle yazdı: “Bu hadis İmam- Zaman’ın (a.f) bildirdiği bir hadistir.”[7]

HİLLE YILDIZININ BATIŞI

Hicri 726 Muharrem ayı Şialar ve Ehlibeyt (a.s) dostları için unutulmaz bir ay oldu. Üzüntü ve yaslarına bir yenisi daha eklendi. Özellikle Hille’deki Ehlibeyt (a.s) âşıkları büyük bir hüzne ve mateme bürünmüştü. Allamenin bereket ve rahmet ayı mübarek Ramazan ayında dünyaya gelmesi ve şehadet ayı Muharrem’de dünyadan göçmesi oldukça ilginçtir. 78 yıl bereketli ve maneviyat dolu bir ömürden sonra şehadet ayı Muharrem’in 21’de rabbinin çağrısına boyun eğdi ve ebedi yurduna göç etti. Hüzün ve matem herkesin üzerine gölge salmıştı. İnsanlar gözyaşlarına engel olamıyordu. Nefesler tutulmuştu; matemli halk adeta ikinci bir mahşer yaratmışlardı. Allamenin pak bedeni Hille’den İmam Ali’nin (a.s) mukaddes ve maneviyat dolu türbesine intikal edilerek oraya defnedildi.

——————-

[1]-Ravzatu’l Cennat, c.2, s.270.

[2]-İrşadu’l Ehzan, c.2, s.30.

[3]-İstiskai’l Nazer, “Mukaddimesi”

[4]-Keşfu’l Yakin, s.80, “Allame Hilli.”

[5]-Ravzatu’l Cennat, s.2, s.282.

[6]-İrşadu’l Ezhan, c.1, s.177.

[7]-Kısasu’l Ulema, s.359.

——————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.
Hazırlayan: Kerim Uçar

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum

    Daha önce Allame Hilli’nin (ra) hayatını başka bir kaynaktan eklemiştim.

    O konuyu da okumak isteyenler varsa linke tıklasın:

    http://www.ehli-beyt.org/ehlibeyt/allame-hilli-ra.html