Amel Sahnelerinin Zuhuru

Yazar: beytül ahzan Tarih: 20 Mart 2010 Usul-i Din 1 Yorum




İsrafil (as) suru çaldığında herkes dirilmiş bir halde kıyamet sahnesini seyreder.

Hazır bulunanların amel defterleri bir bir verilmekte; bazıları sevinçli ve gülümser, bazıları ise kederli ve mahzun bir halde gözyaşlarına boğulmuştur. Artık herkes yaptıklarının neticesini almak için beklemektedir.

“O anda peygamberler ve şahit melekler de hazır bulunurlar.” [1]

Sen! Evet, sen ise başın dönüyor ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette beklerken bir anda arkadaşını yanında bulursun. Onunla konuşmaya başlar ve Hz. Ali’nin şöyle buyurduğunu dersin:

“En üstün ibadet, günahlardan sakınmaktır.”[2]

Bizler Mevla’mıza uyarak hak yolunda olmalıyız. Günaha düşmemeliyiz…

O anda bir meleğin sana şöyle seslendiğini fark edersin:

“Ey genç yaştakiler çalışın! Çaba harcayın, kendi kemaliniz ve saadetiniz için uğraşın!”[3]

…Sahneler arka arkaya geride kalıyordu…

Daha sonra bir odada gece (teheccüt) namazı kıldığını gördüğünde dudaklarından gülümseme eksik olmaz. Fakat şeytan başucunda durmuş devamlı şöyle der:

“Ey insan namazı bırak uyu, yarın işine gitmen gerekir. Yarınki işinden kalabilirsin!”

Şeytan bu sözleri sürekli tekrarlayıp duruverir kulağına.

Sen yavaşça namazı bırakır, onun sözüne uyarak yatağına geri dönersin. Rahat bir şekilde uzanarak uyumaya başladığında sabah namazına dahi kalkmazsın. Gözlerini ovarak kalktığında güneşin doğduğunu görürsün.

Vicdanın şiddetle incinmekte; kendi kendine şöyle dert yanarsın:

“Nefsine uyarsan seni kör ve sağır eder.”[4]

Dudak altından da nefsin sana şöyle mırıldanır:

“İnsanın uykuda teklifi yoktur! Ne olacak canım? Bir sabah namazı kazaya kalmış, kalırsa kalsın! Bu kadar namaz kıldım, Allah onların sevabını verirse…

Bu yaptıklarım bana yeter, Allah benden başka ne ister ki?”

Şeytan sürekli perde arkasından kulağına şöyle fısıldar:

“Gel kardeşim gel, doğru söylüyorsun! Namaz nedir? Kıyamet, hesaba çekilmek nerededir?”

Bunların hepsi yalnız sözde olan şeyler, kim kıyametten haber getirmiş ki…”

Böylece sen de bu sözlerin tamamını kabullenip Şeytan’a teslim olursun.

“Bencillik, insanın manevi kemale ermesini engeller.”[5]

sözünü ne kadar yüksek sesle işitsen de ona asla kulak vermezsin.

Sahneler bir biri ardından beliriverir ve sen o kıyamet sahnesinde tüm yaptıklarını görürsün, onları gördükçe şaşkınlık ve ıstıraptan kıvranıp durursun, için yanar, ne yapacağını şaşırırsın!

Evet, bunların hepsini kendin yaptın. Ne kadar büyük hatalar işledin!

Keşke ibadet ve itaatten taviz vermeseydim! Şeytana teslim olmasaydım! diye kendini azarlarsın.

Tüm bu sahneleri düşünürken, ıstırap içerisinde kıvranıp şöyle feryat edersin:

“Allah’ım! Kurtar beni! Ben Müslüman’dım, şeytan beni aldattı ve beni bu hale soktu.

Ben iyi bir insandım!

Allah’ım! Feryadımı duy! Bir daha bu yanlışlıklara düşmeyeceğim! Söz veriyorum!

Şimdi anladım ki kıyamet varmış, bundan sonra iyi ameller yapacağım. Söz veriyorum sana!”

Bu sırada arkadaşının yanı başında durup sana güldüğünü görürsün.

Onu bu halde görünce sinirlenir ve ona şöyle haykırırsın:

“Neden beni yalnız bıraktın? Biz dünyada arkadaş değil miydik?”[6]

O saba şöyle cevap verir:

“Evet, biz dünyada arkadaştık. Ancak sen kendini fitne ve belaya attın, şeytana teslim oldun, gururlandın ve gururun seni zarara sürükledi. Neredeyse beni de kendin gibi helak edecektin.”

“Allah’ın lütfü ve yardımı olmasaydı bugün ben de senin gibi cehennem ateşine götürülürdüm.”[7]

Ve sen kendine dönerek içinden sessizce şöyle dersin:

“Arkadaşım doğru diyor. Dünyadaki rahat hayatım on günden fazla mıydı?”[8]

Neden kendimi mahvettim?!

Bu sırada bir ses yükselir:

“Gidin inkâr ettiğiniz cehenneme doğru!”[9]

Sen çok rahatsız ve mahzun bir halde, bir grupla birlikte cehenneme doğru hareket edersin.

Oraya yaklaştığında cehennemin girişinde seni bekleyen melekleri görürsün, sizi gördüklerinde şöyle derler:

“Cehenneme girin ve ebedi olarak orada kalın, azgınların yeri pek çok kötü bir yerdir.”[10]

Ve sen! O grupla birlikte cehenneme girer ve ateşe atılırsınız.

Ateş tüm vücudunu sarar, hararetin şiddetinden dolayı susuzluk bütün bedenini kaplar:

“Allah’ım! Benim ateşimi söndür ve susuzluğumu gider!”

diye yakardığında sana şöyle hitap edilir:

“Su istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakan bir su ile kendilerine su verilir.”[11]

Daha sonra kaynar su, başından aşağı dökülür, derin, etin ve kemiğin kızarır ve korkudan dolayı şöyle feryat edersin:

“Allah’ım! Azabı bizden uzak kıl, biz iman ettik.”[12]

“Çığlık at! Feryat et, bugün acizlik ve aşağılığın hiçbir faydası yoktur; bizden sana bugün hiçbir yardım yoktur.”[13]

Ve sen utanç içinde; başın aşağıda şöyle yazıklanırsın:

“Keşke Allah Resulü’ne itaat etseydim.”[14]

Zira o yüce efendimiz (saa) şöyle buyurmuştu:

“Sizler dünya hayır ve şerrine inandığınız gibi, ahiretin hayır ve şerrine de inansaydınız, elbette ahireti seçer ve onun için çalışırdınız.”[15]

Bu sırada bir ses adeta seni kendine doğru çekerek şöyle der:

“İşte bu senin yaptığın kötü amellerdir ki, akraba ve yakınlarını bile zarara uğrattı.”[16]

Ve sen sinirli bir şekilde o sese yönelirsin, bir anda seni parmağıyla işaret eden arkadaşını gördüğünde sana şöyle der:

“Onun cezası bu şekil cehennemdir, çünkü kâfir oldu, Allah ve Resulü’nün sözlerini alaya aldı.”[17]

Allah bizleri oradan korusun! Ne acayip ve kötü bir yerdir.

Daha sonra korkudan yere serilirler ve şöyle feryat ederler:

“Allah’ım bizi kurtar!”

Çok acayip ve korkunç sahneler. Onlar feryat ederken şöyle bir ses yükselir:

“Herkesin kurtuluşu kendi yaptıklarındadır.”[18]

Onlar yavaşça ayağa kalkarak akıbetlerinin ne olacağını beklerler:

Sen üzgün bir halde:

“Neden insanlığın gerçek değerlerine yönelmedim de bugün korkunç ateşten kurtulmuş ve insanların en güzelleri ile birlikte cennet saraylarına girip ebedi orada kalamadım?” diye kendini sorgulamaya başlarsın.

Ancak maalesef ve maalesef çok geç anladın bu gerçekleri. Burada pişmanlığın hiçbir faydası yoktur. Asla sönmeyen o ateşte mecburen ebedi olarak kalmayı hak etmişsindir. Şu an kimseyi kınama yalnız kendini kına ve:

“Keşke böyle yapmasaydım, keşke Allah’ın istediği gibi yaşasaydım” de.

—————

1-Zümer, 68-69

2-Müstedrek, c.2, s.302

3- Müstedrek, c.2, s.302

4-Gurer, s.278

5-Bihar, c.16, s.57

6-Hadid, 14

7-Saffat, 57

8-Taha, 103

9-Mürselat, 29

10-Nehl, 29

11-Kehf, 29

12-Duhan, 12

13-Muminun, 65 ve 108

14-Ahzap, 66

15-Mecmue-i Veram, c.1 s.134

16-Şura, 45

17-Kehf, 106

18-Müddessir, 38

—————-

“Kıyamet Yakındır” kitabından alıntıdır.

Yazar: Ali Şirazî   Sayfa:32

Yorum Bırak

  1. recep dedi ki:

    allah.sizlerden.razıolsun