Ameller Birbirini Nasıl Etkiler ?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Ekim 2009 1.8K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok

İnsanın yaptığı iyi veya kötü amellerin her birinin kendi çapında bir takım etki ve sonuçları, bu dünyada ve ahirette olduğu gibi, bu ameller insanın diğer amellerini de olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir. Bu etkileri şu ana başlıklar altında sıralayabiliriz:

I. İyi amellerin, iyi ameller üzerindeki etkisi.
II. İyi amellerin, kötü ameller üzerindeki etkisi.
III. Kötü amellerin, kötü ameller üzerinde etkisi.
IV. Kötü amellerin, iyi ameller üzerindeki etkisi.


Şimdi bunları bir bir kısaca açıklamaya çalışacağız:

I.   Evet iyi ameller, insanın diğer iyi amellerini etkiler. Yani insanın yaptığı iyi ameller, ona başka iyi amelleri yapma imkanı sağlar, önünü açıp engelleri bertaraf eder. İnsanın yaptığı iyi amelleri tek kelimede özetlersek “takva” ismi alır. Takva insanın ilahi emirleri yerine getirip nehiylerinden kaçınmak ve bunları Allah rızası için yerine getirmektir. Takvanın en büyük etkisi insanın amellerinin kabul görmesidir. Zira Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah sadece takvalılardan kabul eder.” (Maide, 27)

Evet takva olmazsa, Allah hiçbir ameli insanlardan kabul etmez. Takva ve hayır ameller, ilahi inayet ve feyizlerin insana yönelmesine vesile olur. Bakın Kûr’an-ı Kerim bu konuda ne buyurmaktadır: “Takvalı olun ve şunu bilin ki hiç şüphesiz Allah takvalı olanlarla birliktedir.” (Bakara, 194)

Hz. Ali (a.s.) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Takva öyle bir gayedir ki ona uyan helak olmaz ve ona amel eden pişmanlık duymaz. Zira kurtuluşa erenler takvayla kurtuldular ve ziyana uğrayanlar günahla ziyan ettiler.” (1)

Bir başka hadiste ise şöyle buyuruyor: ” Takva mû’minin(sığındığı) bir kaledir.” (2)

İşte iyi ameller ve takva insanın yaptıklarını bu şekilde etkiler ve bir yerde onu kötülüklerden korur; Allah’ın tevfik ve inayetlerinin insana inmesine ve daha çok ve daha kolay hayır ameller yapabilmesini sağlar. Resul-i Ekrem (s.a.a) şu hadisi de önemlidir: “Kim bir haramı yapmaktan vaz geçerse, Allah onun yerine ona onu sevindirecek bir ibadet nasip eder.” (3)

II.   İyi ameller, kötü amelleri de etkiler. Yani insanın kötü amellerden uzaklaşmasına büyük ölçüde yardımcı olur. Elbette eğer doğru düzgün ve şartlarıyla yapılırsa. Mesela namaz hakkında Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Hiç şüphesiz namaz insanı iğrenç ve kötü işlerden alı kor.” (Ankebût, 45)

İyi amellerin kötü ameller üzerindeki bir diğer etkisi ise, kötü amelleri silip götürmesi ve bir yerde telafi ve temizlik vazifesi yapmasıdır.

Bakın Rabbimiz bu konuda ne buyurmaktadır; Hud sûresinin 114. ayetinde namazdan bahsettik den sonra şöyle buyurmaktadır:” Hiç şüphesiz iyi ameller, kötü amelleri silip götürür.” Yine Nisa sûresinin 31. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Eğer nehy edildiğiniz büyük günahlardan kaçınırsanız, Biz küçük günahlarınızın üzerini de kapatırız.Ankebut sûresinin 7. ayetinde ise şöyle buyurmaktadır: “İman edip de salih amel işleyenlerin kötü amellerinin üzerini örteceğiz.”

Evet, iyi amel bu şekilde kötülükler üzerinde etkilidir. Hepsinden önemlisi de tevbedir. Tevbe ve gerçek dönüş insanın geçmişini temizler ve yeni bir sayfa insanın yüzüne açar. Bu bölüm hakkında da söylenecek söz çoktur; ancak söz uzamasın diye bu kadarıyla yetiniyoruz.

III.   Kötü amellerin kötü ameller üzerindeki etkisi kesindir. Her hangi bir günah tevbe ve gerçek bir dönüş olmazsa insanın yüzüne yeni günahların kapısını aralar. Evet, günah insanın kalbinde ilahi nurları söndürür ve kalbi günden güne karartır, insanı bedbahtlığa sürükler.

İmam Bakır (a.s)’dan şöyle nakledilmiştir: “Her kulun kalbinde beyaz bir nokta (bölge) mevcuttur. Şu halde kul bir günah işlediğinde o beyaz bölgede siyah bir nokta meydana gelir. Eğer o günahın ardından tevbe ederse o siyahlık bertaraf olur. Ancak günaha devam ettiği müddetçe o siyahlıkta artmaya devam eder ve bilahare o beyazlığı tamamen kaplayıp karartır. Bu duruma geldikten sonra o adam bir daha hayra dönemez ve (bedbaht olur.)….” (4)

Hz. Ali (a.s.) ise şöyle buyurmaktadır: “Gözyaşının kuruması, kalplerin taşlaşmasından kaynaklanır; kalpleri taşlaşması ise günahların çoğalmasından kaynaklanır.” (5)

Bu arada bazı günahların etkisi daha fazladır ve bir anlamda günahların kökü sayılırlar; Hz. Ali (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Dünya hırsı ve düşkünlüğü kibir ve haset, insanı günaha yeltendiren sebeplerdir.” (6)

IV.   Kötü amellerin iyi ameller üzerindeki etkisi de, yine ayet ve hadislerle sabittir. Evet, kötü ameller birkaç yönden iyi amelleri etkiler. Evvela birçok zaman kötü ameller insanın iyi ameller yapmasına engel olur. Allah-u Teala’nın lütuf ve inayetini insanın üzerinden keser. İnsanın dualarının kabulünü önler, ibadetlerden insanı alı kor.

İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Bir kişi (bazen) yaptığı günahtan ötürü gece namazından mahrum kalır. Hiç şüphesiz kötü amelin insanın üzerindeki etkisi, bıçağın et üzerindeki etkisinden daha süratlidir.” (7)

Evet bu hadiste verilen, sadece bir örnektir, yoksa onunla sınırlı değildir ve bütün ameller için geçerlidir.
Kötü amelin iyi amel üzerindeki bir başka etkisi o amelleri etkisiz hale getirmesi veya sevabını yok etmesidir. Bu yüzden masum imamlarımızdan şöyle rivayet edilmiştir:

“Ciddiyet gösterin, çalışın; hayır amel yapmıyorsanız (bari) günah işlemeyin. Zira evini örmeye başlayıp da yıkmayan kimsenin binası azda olsa yükselir ama bir yandan yapıp da bir yandan yıkan kimsenin binası yükselmez tabi. ” ( 8 )

Evet, bir yandan iyi, bir yandan kötü işler yapan kimse (ikisini de bir arada yürütmek isteyen kimse) bir yandan yapıp, bir yandan yıkan kimseye benzer.

Bu yüzden Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Günahlardan kaçının; zira günahlar hayırları yok eder; (örneğin) bir kul günah işler ve bu yüzden önceden öğrendiği ilmi unutur.” (9)

Evet, muhtelif hadislerde günahların, nimetlerin elden çıkmasına, hayır amellerin yok olmasına, rızkın kesilmesine, sağlığın bozulmasına ve ömrün kısalmasına vesile olacağı vurgulanmıştır. Bazen bir günah insanın yıllarca yaptığı amelleri yok edebilir. Evet, bu aklen de örfen de böyledir. Mesela yıllarca yapılan dikkat ve sağlığa gösterilen özen, insanın içtiği bir kaşık zehirle son bulabilir. Bazen bir uygunsuz hareket veya çirkin bir söz yıllarca süren ve pekişen bir dostluğu bitirebilir.

Evet, örnek olarak bu konuda bir iki hadisi vermekle yetineceğiz.

Resul-i Ekrem (s.a.a): “Hased ve başkalarını kıskanmaktan kaçının; zira ateş odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.” (10)

Benzer bir tabir gıybet hakkında da kullanılmıştır. İmam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Gıybet etmek her Müslümana haramdır. Gıybet; ateş odunu yakıp kül ettiği gibi iyilikleri yiyip bitirir.” (11)

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Bir erkek veya kadın müslümanın gıybetini eden kimsenin Allah kırk gün ve gece, ne namazını kabul eder, nede orucunu; gıybeti edilen kimse bağışlarsa o başka.” (12)

Resul-i Ekrem (s.a.a)den bir başka hadiste şöyle nakletmiştir: “Sirke balı bozduğu gibi, gazap ve öfke de imanı bozup fasit eder.” (13)

Aslında bu bir gerçektir ki insan ne yaparsa onu bulur ve ne ekerse onu biçer; ister bu dünyada ister ahirette. Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinde ve hadis-i şeriflerde de bu, en açık bir biçimde ifade edilmektedir. Örneğin aşağıdaki ayetler bu gerçeği açıkça beyan etmektedir:

“Her kişi kendi kazanmakta olduklarının elinde rehindir.”  (Tur: 21) Görüldüğü gibi insanın amelleri, insanı rehin alıp elini ayağını bağlar; iyi olursa iyi yöne götürür onu , kötü olursa da kötülüklere doğru yönlendirir ve iyi amel işlemesine engel olur.

Rum sûresinin 41. ayetinde şöyle buyuruyor: “İnsanların kendi ellerinin kazandığı (kötülüklerden) dolayı, karada ve denizde fesat ortaya çıktı….” bu ayet-i Kerimede de dünyada meydana gelen fesatların temelinde insanların kendi amelleri ve yaptıkları yatmaktadır.

Yine Bakara sûresinin 286. Ayetinde şöyle buyuruyor: “İnsanın kazandığı her (iyi amel) lehine ve kazandığı her (kötü amel ) de aleyhine tamam olacaktır…” bu ayette de insan ne yaparsa kendine yapar gerçeği vurgulanmakta, iyiliğin ve kötülüğün insan için dünya ve ahirette doğuracağı sonuçlar üzerinde durulmaktadır.

Bir de Mutaffifin sûresinin 14. Ayetinde bu konu açık bir şekilde ifade etmektedir buyuruyor ki: “… Onların kazanmakta oldukları, kalplerini paslandırmıştır.” Görüldüğü gibi insanın kötü amellerinin kalbi nasıl paslandırdığını, onu güzellikleri, hakikatleri algılamaktan alıkoyduğunu ve hidayet kabiliyetini insanlardan nasıl aldığını beyan etmektedir.

Bu konuda bazı hadisleri de vererek bu bölümü noktalamak istiyoruz.

Hz. Ali (a.s.): “Herkes ektiğini biçer ve yaptığının karşılığını alır.” (14)

Evet ister bu dünyada isterse ahirette, ister hayır, isterse kötü, insan ne yaparsa onun aynısını bulur.
İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmaktadır: “Gıybet etme; yoksa (başkaları da) senin gıybetini eder. Kardeşine kuyu kazma; yoksa kendin içerisine düşersin. Evet hiç şüphesiz sen nasıl karşılık verirsen, öyle karşılık bulursun.”(15)

Resul-i Ekrem (s.a.a): “(Başkalarına) merhamet etmeyene merhamet edilmez.”(16)

Hz. Ali (a.s.): “Zulmedene, zulmedilir.”(17)  Yine şöyle buyurmuştur: “Kim başkasının (hürmet ve haysiyet) perdesini yırtarsa, kendi evinin ayıpları ortaya çıkar.”(18) “Kim bir yetime zulmederse, evlatları da ona karşı gelip, haklarını çiğnerler.”(19)

Hz. Ali (a.s.): “Büyüklerinize saygılı olun ki, küçükleriniz de size saygılı olsunlar.”(20)

İmam Sadık (a.s.): “Babalarınıza iyilik yapın ki çocuklarınızda size iyilik yapsınlar. Siz halkın kadınlarına karşı iffetli ve hayalı olun ki, sizin kadınlarınız da (başkalarına) karşı iffetli ve hayalı olsunlar.”(21)

Hz. Ali (a.s.): “Siz başkalarının, geriye kalan (akraba ve çocuklarına) iyilik yapın ki, sizden geriye kalanlar korunup, gözetilsinler.”(22)

Resul-i Ekrem (s.a.a): “Siz insanları severseniz, onlar da sizi severler.” (23)

Hz. Ali (a.s.): “Güzel konuşun ki, güzelde cevap alasınız.”(24)

Hz. Ali (a.s.): “Kim (başkasına) hile yaparsa, hilesi kendi ayağına dolaşır.”(25)

Hz. Ali (a.s.): “Kim (başkasını) sahip olduğu bir kusurdan ötürü ayıplarsa, kendisi de aynı kusura müptela olur.”(26)

İşte görüldüğü gibi, buraya kadar örnek olarak verdiğimiz ayet ve hadislerden şu hakikat açıkça anlaşılıyor ki ister dünyada isterse ahirette insan iyi veya kötü ne yaparsa onu bulur, ne ekerse onu biçer. Allah-u Teala hepimizi hep güzellikleri ekip de, güzellikleri biçen kullarından eylesin. Amin.

MUSA AYDIN

——————–

Kaynaklar:

1- Kenz-ül Ummal, 44216
2- Gurer-ul Hikem, Hadis: 1046
3- Bihar-ül Envar, C.77, S.121
4- Bihar-ül Envar, C.73, S.332
5- İlel-üş Şerayi, S.51
6- Nehc-ül Belaga, hikmet: 371
7- El-Kafi, C.2, S.272
8- Bihar-ül Envar, C.70, S.286
9- Bihar-ül Envar, C.73, S.377
10- Cami-ül Ahbar, S.451
11- El-Meheccet-ül Beyza, C.5 S.255
12- Bihar-ül Envar, C.75, S.258
13- Usul-i Kafi, C.2, S.303
14- Gurer-ul Hikem, Hadis: 16905
15- Bihar-ül Envar, C.75, S.249
16- Vesail-üş Şia, C.15, S.203
17- Gurer-ul Hikem, Hadis: 7668
18- Tuhef-ul Ukul, S.88
19- Gurer-ul Hikem, Hadis: 7814
20- Gurer-ul Hikem, Hadis: 10069
21- Bihar-ül Envar, C.78, S.242
22- Nehc-ül Belağa Hikmet:264
23- Usul-i Kafi, C.2, S.642
24- Gurer-ul Hikem
25- Gurer-ul Hikem
26- Gurer-ul Hikem

Yorum Bırak