Ammar’ın, babası ve annesi zikredildiği gibi İslam yolunda büyük işkence ve zulümlere maruz kalmış ve bu uğurda saberederek imanlarından ve inançlarında bir an bile taviz vermediler.
Ammar’ın anne ve babası yüce İslam yolunda kahramanlık ve fedakârlıklarıyla şehadet şerbetini içerek isimlerini tarihin iftiharat dolu sayfalarına yazdırdılar.

Kureyşliler Mekke’de yeni Müslüman olanlara, akrabası olmayanlara ve kimsesizlere fiziki ve psikolojik işkenceler uygulayarak onları İslam ve inançlarından vazgeçmeye zorluyorlardı. Ammar hanedanı da Mekke’de kimsesiz ve yanlız oldukları için ruhi ve fiziki işkencelere maruz kalıyorlardı.
Ammar’ın anne ve babası Mekke’nin kavurucu yaz sıcağında sıcak kumların üzerine yatırılarak çeşitli fiziki işkencelere maruz bırakılıyorlardı.

Resul-i Ekrem (s.a.a) yanlarından geçerken onları bu büyük işkence karşısında sabra davet eder ve Allah’ın sadık vaadiyle cennetle müjdeleyerek şöyle buyuruyordu: “Ey Yasir hanedanı!  Sabredin, vaat edilen cennet sizin içindir.”   Bir başak rivayette şöyle nakledilmiştir: Vaktiyle Peygamber efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) Ammar’ın yanından geçerken müşriklerin onu ateşe atmak istediklerini gördü. Bu durum Peygamberi  (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve sellem) derinden etkiledi, gaybi güçle Ammar’a inayet ederek şöyle buyurdu: “Ey ateş! Hz. İbrahim’i (Aleyhisselam) yakmadığın gibi Ammar’ı da yakma ve ona serin ol.” Hazretin duasıyla ateş Ammar’ı yakmadı.
Kur’an-ı Kerim‘de Ammar hakkında birçok ayet nazil olmuştur; “Ateşte yanacak olan kâfirler mi hayırlı? Yoksa ahiretten sakınarak, Rabbinin rahmetini umarak, geceleri secde ederek, kıyamda durarak, gönülden ibadet eden mi daha hayırlı?”

—————

“İmam Ali’nin Ashabı ” adlı kitaptan alıntıdır.

Yazar: Kerim Uçar

Yorum Bırak