“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz”

Biz bu rivâyet hakkında önce bu rivâyetin zayıf, itibarsız ve uydurma olduğunu itiraf eden Sünni âlimlerin isimlerini kaynaklarıyla birlikte vereceğiz; daha sonra rivâyetin senetlerini incelemeğe tâbi tutacağız;. ardından da hadisin muhtevası üzerinde durmağa çalışacağız.

Hadisi Zayıf Bilen Ehl-i Sünnet Alimleri:
1- İmam Ahmed b. Hanbel (Ölüm: 241 hc.) (1)
2- Hâfız Ebu İbrâhim-il Muznî (Ölüm: 264 hc.) (2)
3- Hâfız Ebu Bekr-il Bezzâr (Ölüm: 292 hc.)
4- İbn-ül Kattân -Hâfız Ebu Ahmed Abdullah b.Adiyy- (Ölüm: 365 hc.) (4)
5- Hâfız Ebu-l Hasan Dârekutnî (Ölüm: 385 hc.) (5)
6- Hâfız İbn-i Hazm -Ebu Muhammed Ali b. Ahmed- ( Ölüm: 456 hc.) (6)
7- Hâfız Beyhakî -Ebubekr Ahmed b. Hüseyin b. Ali b. Abdullah- (Ölüm: 457 hc.) (7)
8- Hâfız Ebu Ömer İbn-i Abd-il Birr (Ölüm: 463 hc.) (8)
9- Hâfız İbn-i Esâkir -Ebu-l Kâsım Ali b. Hibetullah- (Ölüm: 571 hc.) (9)
10- Hâfız Abdurrahman Ebu-l Ferac İbn-il Cevzî (Ölüm: 597 hc.) (10)
11- Hâfız İbn-i Dihye –Ebu-l Hattab Ömer b. Hasan- (Ölüm: 633 hc.) (11)
12- İmam Esir-üd Din Ebu Hayyân-il Endülüsî (Ölüm: 745 hc.) (12)
13- Hafız Şemsüddin Ebu Abdillah ez-Zehebî Ölüm: 748 hc.) (13)
14- Ahmed İbn-i Abdülkadir Tâcuddin İbn-i Mektum Ebu Muhammed-il Kaysî (Ölüm: 749 hc.) (14)
15- Şemsüddin İbn-i Kayyim-il Cevziyye (Ölüm: 751 hc.) (15)
16- Hâfız Zeynüddin Abdurrahim b. Hüseyn-il İrâkî (Olüm: 806 hc.) (16)
17- Hafız Şehabüddin İbn-i Hacer-il Askalânî ( Ölüm: 852 hc.) (17)
18- Kemâlüddin Muhammed İbn-il Hemmâm-il Hanefî (Ölüm: 861 hc.) (18)
19- İbn-u Emir-il Hâc -Şemsüddin Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Hasan- (Ölüm: 879 hc.) (19)
20- Hâfız Şemsuddin Ebulhayr Muhammed b. Abdurrahman Es-Sahavî (Ölüm: 902 hc.) (20)
21- Kemâlüddin Ebu-l Meâlî Muhammed b. Emir Nâsıruddin Muhammed b. Ebî Bekr b. Ali b. Ebî Şerif-il Makdisî-iş Şâfiî (Ölüm: 906 hc.) (21)
22- Hâfız Celâlüddin-is Suyûtî eş-Şâfiî (Ölüm: 911 hc.) (22)
23- Şeyh Aliyy-ül Muttaki-l Hindî (Ölüm: 975 hc.) (23)
24- Şeyh Aliyy-ül Kâriyy-ül Mekkî (Ölüm: 1014 hc.) (24)
25- El-Mennâviyy-üş Şâfiî -Abdürrauf b. Tâc-ül Ârifin b. Ali b. Zeynülâbidin- (Ölüm: 1029 hc.) (25)
26-Şeyh Şehâbüddin-il Hafâcî-il Hanefî -Ahmed b. Muhammed b. Ömer (Ölüm: 1096 hc.) (26)
27- Kâzî Muhibbullah-il Behârî-il Hindî (Ölüm: 1119 hc.) (27)
28- Kâzî Muhammed b. Ali b. Muhammed b. Abdullah-iş Şevkânî (Ölüm: 1250 hc.) (28)
29- Sadık Muhammed Hasan Hân (Ölüm: 1307 hc.) (29)

————–

Burada şunu da hatırlatmamız gerekir ki bu isimleri biz örnek olarak zikrettik; yoksa bu hadisin uydurma veya zayıf olduğunu itiraf eden Sünnî âlimlerin sayısı daha fazladır. Mesela İbn-ül Mulakkin, İbni Teymiye, Celâl-ül Muhallî, Ebu Nasr-is Seczî, Ebuzer-il Halebî, Ahmed b. Kâsım-il İbâdî, Es-Sebukî, İbn-u İmâm-il Kâmiliyye, Mevlevî Nizâmuddin, Mevlevî Abd-ül Ali Bahr-ul Ulûm, Muhammed Nâsıruddin-il Albânî ve Seyyid Muhammed İbn-i Akil-il Alevî gibi âlimleri de bunlara ekleyebiliriz.

Açıklamamız gereken bir diğer husus da şudur ki, “Yıldızlar ” rivayetinin bazı nakillerinde “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir” şeklinde bir söz de yine Resulullah’a isnad edilmiştir ki aynı senetle nakledildiği için o rivâyetin zayıf ve uydurma olduğunu söyleyenlerin sözleri doğal olarak bu rivâyet için de geçerlidir ki bunlardan bazılarının ismini örnek olarak zikredip geçiyoruz: Hâfız İrâkî, Hafız Muhammed b. Tâhir, Tabarânî, Deylemî, Muhammed Nâsıruddin-il Albânî ve…(30)

Rivâyetin Senedi Üzerine:
Gerçi bir önceki bölümde bir kısmının isimlerini verdiğimiz Ehl-i Sünnet âlimlerinin, rivayetin zayıflığını ve uydurma olduğunu teyit ve tasdik etmeleri, bizi rivâyetin senedini incelemekten müstağnî kılıyor; ama yine de bahsimizin tekmili ve hiçbir şüpheye mahal vermemek için rivâyetin senedi üzerinde de kısa bir incelemenin uygun olacağını düşünüyoruz.
Evet bu rivayet bildiğimiz kadarıyla altı sahabîden nakledilmiştir ki aşağıda teker teker ele alacağımız üzere bunların hiç birisinin senedi sağlam değildir:

*Abdullah İbn-i Ömer:
Bu rivâyet Abdullah İbn-i Ömer’den iki senedle nakledilmiştir; bu iki senedin birisinde ezcümle şu iki râvînin isimleri göze çarpmaktadır:

1- Abdurrahim b. Zeyd:
Buhâri’nin ve Nesâî’nin “Ez-Zuafâ” (Zayıf Râvîler) isimli kitaplarında, İbn-i Ebi Hâtem’in “El-İlel” kitabında, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzuât” ve “El-İlel-ül Mütenâhiye” kitaplarında, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl”, “El-Kâşif” ve “El-Muğnî” kitaplarında, Hazrecî’nin “Hulâsat-u Tezhib-i Tehzib-il Kemâl” kitabında ve diğer çoğu ricâl kitaplarında bu râvî, “Hiçbir değeri yoktur”, “Çok yalancıdır”, “Çok yalancı bir habistir” gibi tabirlerle tanıtılmıştır.

2- Zeyd-ül Ammi:
Bu adam yukarıda bahsettiğimiz Abdurrahim’in babasıdır. Şevkânî Şöyle diyor: “O ikisi son derece zayıftırlar.” İbn-i Sa’d “Zeyd hadiste zayıftır demiştir. İbn-i Adiy ise onun hakkında “Onun bütün rivâyetleri ve ondan rivâyet eden bütün râvîler zayıftır” tespitinde bulunmuştur.(31)

Diğer senede gelince onda da ezcümle “Hamzat-ül Cezri” (Hamza b. Ebî Hamza en-Nasibi)’yi görmekteyiz. Onun hakkında ise ricâl âlimleri şu tabirleri kullanmışlardır: “Hadisi münkerdir”, “Hadisi terkedilmiştir”, “Hadisi atılmıştır”, “Bir şeye yaramaz”, “Hadis uyduran birisidir”, “Bir para etmez.” (32)

*2. Halife Ömer b. Hattab:

2. Halif’e Ömer’e dayandırılan rivâyette ise şu râvilerin ismi geçmektedir:
1- Naim b. Hammad:
İbn-i Cevzî onun hakkında şu tespitte bulunmuştur: “Naim (ricâl âlimleri tarafından) cerhedilmiştir.”
2- Abdürrahim b. Zeyd: Durumu açıklandı.
3- Zeyd-ül Ammî: Durumu açıklandı.

*Câbir b. Abdullah-il Ensârî:
Câbir’e dayandırılan rivâyet de iki senetle nakledilmiştir. Bu senetlerin birisinde rivâyet ta Mâlik b. Enes’e ondan da ta Câbire kadar uzanıyor; ancak Mâlik’ten aşağıya bütün râvîler meçhul ve tanınmayan kimselerdir. Bunu İbn-i Hacer Askalânî “Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf” isimli eserinde açıkça beyan etmiştir.(33)
Diğer sened de ise şu râvîlerin ismini görmekteyiz:

1- Ebu Süfyân:
İbn-i Hazm “Ebu Süfyân zayıftır” demiştir.(34)

2- Selâm b. Selim:
Yine İbn-i Hazm Bu râvî hakkında ricâl alimlerinden şu görüşleri nakletmiştir: İbn-i Hacer: “Selam zayıftır.” İbn-i Harâş: “O çok yalancıdır.” İbn-i Hıbbân: “O bir çok uydurma hadis rivâyet etmiştir.” Ardından da “Bu adamın zayıflığında icma edilmiştir” tespitini eklemiştir İbn-i Hazm.(35)

3- Hâris b. Gasîn:
İbn-i Abd-il Birr rivâyeti bu senedle naklettikten sonra Şöyle demiştir: “Bu sened hüccet olamaz; zira senette yer alan “Hâris b. Gasîn” meçhuldür ve durumu belli değildir. Yine Ebu Amr ve Zeynüddin-il İrâkî de onun hakkında aynı şeyi söylemişlerdir.(36)

*Abdullah İbn-i Abbâs:
Abdullah İbn-i Abbâs’a dayandırılan rivâyetin senedinde ezcümle şu râvîlerin ismi geçmektedir:

1- Süleyman İbn-iEbî Kerîme:
Ebu Hâtem Râzî, Celâlüddin Suyûtî ve Muhammed b. Tâhir onun zayıf olduğunu söylemişlerdir. İbn-i Adiy ise “Onun bütün hadisleri münkerdir” demiştir. Zehebî’nin tespiti ise şöyledir: “O, itibarsız ve bir çok münker (hadisin sahibidir.(37)

2- Cüveybır b.Said:
Bu râvî zayıflığı hakkında ricâl âlimlerinin söylediklerinden bazısı şöyledir: Nesâî ve Dârekutnî: “Hadisi terkedilmiştir.” Buhari Ali b. Yahya’dan Şöyle nakletmektedir: “Cuveybır’ın iki hadis naklettiğini biliyorum.” Ardından ikisini de naklederek onların zayıf olduğunu ortaya koymuştur. İbn-i Cevzî: “Cuveybır’a gelince, onun zayıf olduğunda icma etmişlerdir.” Ahmed b. Hanbel: “Onun hadisiyle iştigal edilmez.” İbn-i Muin: “Hiçbir şeye değmez.” Cevzecânî: “Onunla iştigal edilmez.” Ve benzeri bir çok tabir..(38)

3- Ez-Zahhâk b. Müzâhim:
Bu râvî hakkında da şu tabirler kullanılmıştır: “Bu adamdan hadis nakledilmezdi.” “Hadis hususunda zayıftır.” “Âlimler tarafından cerhedilmiştir.” Şu’be ve bir çok âlim ise onun İbn-i Abbas’ı görmediğini iddia etmişlerdir.(39)

*Ebu Hureyre:
Ebu Hureyre’ye dayandırılan rivâyetin senedinde “Cafer b. Abd-ül Vahid-il Kâzî el-Hâşimî” isimli râvînin ismi de geçmektedir. Rical kitaplarında bu şahıs da “Hadis uyduran”, “Hadis çalan”, “Yalancı”, “Hadisi terk edilen” vb. tabirlerle tanıtılmıştır.(40)
Arıca bilindiği gibi Ebu Hureyre’nin kendisi de bir çok Sünni alim tarafından muteber birisi olarak kabul edilmiyor.

*Enes b. Mâlik:
Enes b. Mâlik’e dayandırılan rivayetin senedinde ise “Bişr İbn-il Hüseyin” isimli bir râvînin ismini görmekteyiz ki rivâyeti Zübeyr b. Adiy kanalıyla Enes’ten nakletmektedir.
Zehebî “El-Muğnî” kitabında, Dârekutnî’nin onun hakkında “Terk edilmiştir.” ve Ebu Hâtem’in ise “O Zübeyr’in diline yalan uydurmuştur.” dediğini nakletmektedir. Bu râvî hakkında diğer rical alimlerinin yergilerini görmek için İbn-i Hacer Askalânî’nin “Lisân-ül Mizân” kitabına bakılabilir.(41)

Böylece bu rivâyetin bütün senetlerini incelemiş bulunuyoruz; gördüğünüz gibi bu senetlerin hiç biri sahih değil ve bazısında üç, bazısında iki ve bazısında da en az bir tane zayıf râvî olduğunu bizzat Ehl-i Sünnet’in kendi ricâl kitaplarına ve ricâl âlimlerinin görüşlerine dayanarak ispatlamış olduk.

Rivâyetin Muhtevası Üzerine:
Rivâyetin muhtevası hakkında da birkaç nükteyi hatırlatmakla yetineceğiz:

1- Eğer gerçekten bu rivayet doğru olsaydı ve Resulullah’ın etrafında bulanan sahabenin her birisi gökteki yıldızlar gibi olsaydı, o zaman mesela şu âyetlerin indirilmesinin bir anlamı olur muydu?: “Eğer o (Peygamber) ölür veya öldürülürse topuklarınız üzerine gerisin geriye mi döneceksiniz.”(42) “Etrafınızda olan bedevilerden ve Medine ehlinden nifakı adet haline getirmiş nice münafıklar vardır ki sen onları bilmezsin; onları biz biliriz. Yakında onları iki defa azap edeceğiz; sonra da büyük bir azaba döndürüleceklerdir.” (43)
Eğer sahabenin hepsi âdil ve her biri bir hidâyet yıldızı olsaydı, Allah Resulü onlara hitaben: “Aman benden sonra kafirler olarak geri dönmeyin.” (44)

Veya: “Şirk sizin aranızda karıncanın ayak sesinden de gizli olacaktır.” (45)
Yada: “Çok geçmeden, ümmetim yetmiş üç fırkaya bölünecektir ki onlardan sadece birisi kurtuluşa erecektir…” (46) buyurur muydu?!
Yine Buhari ve Müslim gibi bir çok muteber kaynakta nakledilen şu hadis, sahabenin hepsinin âdil oluşu ve her birisinin bir hidâyet yıldızı olduğuyla bağdaşıyor mu acaba?: “Kıyamet günü ashâbımın önde gelenlerinden bazısını getirip amel defteri siyah olanlarla birlikte haşredecekler. Ben “Allah’ım! Onlar benim Ashâbım!” dediğimde, şu cevabı duyacağım: “Senden sonra bu Ashâbının neler yaptıklarını bilmiyorsun!” O zaman ben de o salih kulun sözlerini (Mâide, 117′de Hz. İsa’nın (s.a) sözü kastediliyor) tekrarlayacak “..Ve ben aralarında bulunduğum sürece amellerine şahittim onların, beni aralarından aldıktan sonra de kendin şahid oldun” diyeceğim. Bunun üzerine bana şöyle denilecek: “Sen aralarından ayrılır ayrılmaz bunlar mürted olup dinden çıktılar ve eski hallerine döndüler.” (47)

Bakın bu hadiste Allah Resulü açık bir şekilde kendisinden uzaklaştırılan kimselerin, ashabından olduğunu söylüyor. Bu da açıkça öyle her sahabî denen kimsenin hidayet yıldızı ve âdil olmadığını, dolayısıyla bahis mevzuumuz olan “yıldızlar” rivayetinin doğru olamayacağını ortaya koyuyor.

2- Sahabî ismi ile anılan birçoklarının hayat hikayeleri, bir çok amelleri ve icraatı bu rivâyetin doğru olamayacağının bir diğer açık kanıtıdır. Zira bunlardan bugün bile takdis edilen bir çoklarının, yalancılık, birbirine küfretme, iftirada bulunma, zina, şarap içme ve birbirleriyle savaşma ve birbirlerinin kanını dökme gibi Kur’an âyetleri ve Resul’ün sünnetiyle yasaklanan ve yapan kimselerin fâsık ve fâcir olup büyük azapları hak ettikleri, büyük günah ve kötülüklere bulaştıklarını bir çok muteber kaynakta okumaktayız ki arzu edenler ilgili kaynaklara baş vurabilirler. İstedikleri takdirde bunların bariz örneklerini biz de belgeleriyle birlikte kendilerine sunabiliriz.

Durum böyleyken söz konusu rivayeti doğru kabul edip bu amellere bulaşan kimseleri hidayet yıldızı olarak addetmeği siz akıl ve mantığınıza sığdırabiliyor musunuz ki Allah’ın Resulü’ne de böyle bir sözü yakıştırabilesiniz?! Yoksa Resulullah kendinden sonra meydana gelecek olaylardan haberi mi yoktu? En azından bu olayların meydana gelebileceğine ihtimal bile vermiyor muydu? Hayır kesinlikle böyle bir şey doğru olamaz. Zira yukarıda örnek olarak zikrettiğimiz âyet ve hadisler, bunun böyle olamadığını ve Allah Resulü’nün bu olaylardan haberdar olduğunu açıkça göstermektedir. Bu ise bu hadisin kesinlikle uydurma olduğunu ortaya koyuyor. Zira haberdar olduğu halde böyle bir şeyi buyurması asla düşünülemez.

3- Ashabın en azından bir kısmının arasında çoğu zaman şiddetli ihtilafların yaşandığını, bir çok konuda farklı düşündüklerini, hatta bu ihtilafların bazen kavga ve nizaya ve bilindiği gibi bazen binlerce insanın kanlarının akıtılmasına vesile olan savaşlara dönüştüğünü görmekteyiz (Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşları gibi). Biz bütün bunlarda, onları mazur bile görsek (ki böyle olduğunu kesinlikle kabul etmiyoruz) her birisinin farklı ve bazen taban tabana zıt görüş ve davranışlarının hidâyete götüreceğini kabul etmemiz asla mümkün değildir. Zira bu, Allah Resulü’nün ümmetini aynı zamanda çelişkili yollara ve hedeflere sevk ve teşvik ettiği anlamına gelir ki bu da hikmet ve hidayet, akıl ve mantık Resulü olan Habibi Kibriya’dan kesinlikle uzaktır. Kısacası bu rivâyetin böyle bir muhtevaya sahip olması onun uydurma olduğunu ispatlamaya yeter, artar bile.

Evet, bir şeyin meşhur olması bizi aldatmamalıdır. Nice meşhur görüş ve rivâyetler vardır ki ciddi bir araştırma ve incelemeye tabi tutulduğunda, esastan yalan ve uydurma olduğunu görürsünüz. Bugün muhakkik âlimler uzun, araştırmaların neticesinde onlarca sahabî ve râvinin uydurma olduğunu ve asla dünyada yaşamadıklarını ve mesela Seyf b. Ömer gibi zındıklıkla suçlanan, dinini dünyaya satmış bazı kıssacı ve yalancı râvilerin hayal ürünlerinden ibarettir. Arzu edenler Allame Murtaza Askerî’nin “Abdullah b. Seba”, “Yüz elli uydurma sahabî” ve “Uydurma raviler” kitaplarına müracaat edebilirler.

KAYNAKLAR:
1-İmam Ahmed b. Hanbel’in bu görüşü İbn-i Emir-il Hacc’ın “Et-Takrir-u Vet-Tahbir” kitabında, İbn-i Kudâme’nin “El-Müntahab” kitabında, yine Et-Teysir kitabında C.3, S.243 ve Silsilet-ül Ehâdis-iz Zaifet-i Vel-Mevzua, kitabında C.1, S.79 da nakledilmiştir.
2-Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, S.89-90.
3-Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, S.90, İ’lâm-ül Muvakkıin, C.2, S.223, El-Bahr-ül Muhit (Ebu Hayyan-il Endülüsî), C.5, S.528.
4-Söz konusu âlim bu görüşünü, zayıf râvîler hakkında yazdığı “El-Kâmil” adlı kitabında, Cafer b. Abd-ül Vâhid-il Hâşimî-il Kadî ve Hamzat-ün Nasibî’nin hal tercemesi bölümünde açıklamıştır.
5-Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (ibn-i Hacer Askalânî), C.2, S.628.
6-El-Bahr-ül Muhit, C.5, S.528, Silsilet-ül Ehâdis-iz Zaifet-i Vel-Mevzua, kitabında C.1, S.78.
7-Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (ibn-i Hacer Askalânî), C.2, S.628.
8-Câmi-u Beyân-il İlm (İbn-i Abd-il Birr), C.2, S.90-91.
9-Feyz-ül Kadîr-i Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (El-Mennâvî), C.4, S.76.
10-İbn-i Cevzî bu görüşünü “El-İlel-ül Mütenâhiye Fil-Ehâdis-il Vâhiye” isimli kitabında ortaya koymuştur. Bak: Feyz-ül Kadir-i Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr, C.4, S.76.
11-Ebekât-ül Envâr kitabının nakline göre İbn-i Dıhye’nin bu görüşü “Ta’lik-u Tahric-i Ehâdis-i Minhâc-il Beyzâvî” kitabında zikredilmiştir.
12-El-Bahr-ül Muhit (Ebu Hayyân-il Endülüsî), C.5, S.527-528.
13-Mizan-ül İ’tidâl (Zehebî), C.1, S.413, C.2, S.102.
14-Ed-Dürr-ül Lakît Min-el Bahr-il Muhît, (Bahr-ül Muhit’in hamişinde basılmıştır), C.5, S.527.
15-İ’lâm-ül Muvakkıîn, C.2, S.223.
16-Zeyn-üd Din-il İrâkî’nin bu görüşü, İbn-i Adiyy’in “El-Kâmil” kitabında, Hamza b. Ebi Hamza Nasîbî’nin hal tercemesinde, Beyhakî’nin “El-Medhal” kitabında, “Tahric-u Ehâdis-il Minhâc” kitabından naklen Ebekât-ül Envâr kitabında nakledilmiştir.
17-Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf (Keşşaf tefsirinin hamişinde basılmıştır), C.2, S.628.
18-Et-Tahrir (Emir Padişah-il Hüseynî’nin şerhiyle), C.3, S.243.
19-Etakrir-u Vet-Tahbîr Fi-Şerh-it Tahrîr; bak: Et-Teysir-u Fi-Şerh-it Tahrir, C.3, S.243-244.
20-El-Mekâsid-ül Hasenet-u Fi-Beyân-i Kesirin Min-el Ehâdis-il Müşteheret-i Ale-l Elsine, S.26-27.
21-Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, S.76.
22-Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, S.76.
23-Kenz-ül Ummâl, C.6, S.133.
24-El-Mirqât-u Fi-Şerh-il Mişkât, C.5, S.523.
25-Feyz-ül Kadir Fi-Şerh-il Câmi-is Sağîr (Mennâvî), C.4, S.76.
26-Nesim-ur Rıyâz Fi-Şerh-i Şifâ-il Kâzî İyâz, C.4, S.423-424.
27-Müsellem-us Subût, C.2, S.241.
28-İrşâd-ül Fuhûl, S.83.
29-Hüsn-ül Ma’mûl Min İlm-il Usûl, S.56.
30-Bu konuda şu kaynaklara bakılabilir: El-Muğnî en Haml-il Esfâr-i Fil-Esfâr (İhya-ül Ulum’un Hamişinde basılmıştır), C.1,S.34, Tezkiret-ül Mevzûât, S.90-91, Silsilet-ü Ehadis-iz Zaifet-i Vel-Mevzûa, C.1, S.76-78.
31-İrşâd-ül Fuhûl, S.83. Feyz-ül Kadir, C.4, S.76.
32-Buhâri’nin ve Nesâî’nin “Ez-Zuafâ” (Zayıf Râvîler) isimli kitaplarında, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzuât” kitabında, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El-Kâşif” kitaplarında, Ebu Hayyân’ın “El-Bahr-ül Muhît” kitabında ve diğer rical kitaplarının çoğunda, bu râvînin ismi bölümüne bakılabilir.
33-Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf, (Keşşâf’ tefsirinin hamişinde basılmıştır), C.2, S.628.
34-Silsilet-ül Ehâdis, C.1, S.78.
35-Aynı kaynak.
36-Câmi-ül Beyân, C.2, S.90-91, İ’lâm-ül Muvakkıîn, C.2, S.223.
37-Bu konuda İbn-i Cevzî’nin “El-Mevzûât”ına, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidal” ve “El-Muğnî”sine, İbn-i Hacer’in “Lisân-ül Mizân”ına ve Muhammed b. Tahir’in “Kanun-ül Mevzûât”ına ve diğer ricâl kitaplarına mürâcaât edilebilir.
38-Bu görüşler için şu kaynaklara bakılabilir: Nesâî ve Buhârî’nin “Ez-Zuafâ” isimli kitaplarına, İbn-i Cevzî’nin “El-Mevuât” kitabına, Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El-Kâşif” kitabına …
39-Bu görüşler için Zehebî’nin “Mizân-ül İ’tidâl” ve “El Muğnî” kitaplarına ve İbn-i Hacer Askalânî’nin “Tehzib-üt Tehzib” kitabına bakılabilir.
40-Bu konuda İbn-i Hacerin “Tahric-u Ehâdis-il Keşşâf” ve “Lisânül Mizân” kitaplarına, Zehebî’nin “Elmuğnî” ve “Mizân-ül İ’tidâl” kitaplarına, ve Suyûtî’nin “El-Liâl-il Masnûa” isimli eserine baş vurabilirsiniz.
41-Lisân-ül Mizân, C.2, S.21-23.
42-Al-i İmrân, 114.
43-Tevbe, 101.
44-İrşâd-ül Fuhûl, s.76
45-Feyz-ül Kadir, C.4, S.173.
46-El-Mezahib-ül İslamiyye (Muhammed Ebu Zühre), s.14.
47-Sahihi Buhâri, Mâide Suresi tefsirinde, “… Ve kuntu eleyhim şehîdâ…” babında ve Kitab’ul Enbiya, “…Ve ittehazallahu…” babında ve Sahihi Tirmizi, “Saffet-ul Kıyâme” ve “…Mâ câe fî şa’nul Heşr…” babları ve Tâhâ Suresi tefsiri kısmında.

———————

Bu hadisin paylaşıldığı bir forumda aşağıdaki açıklamayı görmüştüm onu da sizinle paylaşmak istedim.

———————
Bismillahirrahmanirrahim.Selamun Aleykum

26 Ekim 2008 tarihinde-pazar günü- akşam saat 22.00 civarıydı Mehtap Tv’de Prof.Dr.Suat Yıldırım’ın başkanlık ettiği Hz.Resulullah(saa) Sünneti ile alakalı bir sempozyum vardı.Bu sempozyuma,Marmara Ünv.İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof.Raşit Küçük,ve çeşitli üniversitelerden İlahiyat Profesörleri/hocaları katılmıştı. Bu kişilerden bir tanesine sorulan soru şuydu;

“Ashabım Yıldızlar gibidir rivayeti mevzu/uydurma mu(ı)dur?”

Soruya muhatap olan öğretim görevlisi hoca şu cevabı verdi;

“İslam alimlerinden bazıları bu rivayetin mevzu olduğu söylüyor. Ama Ebu Gudde,Lekvani(bu ismi tam hatırlamıyorum) gibi alimler bu rivayet hakkında zayıfda olsa bir senedinin olduğunu söylüyor.-bu iki alimden birisi de hasen seviyesine çıkarıyor- Biz zayıfta olsa bu rivayeti kabul etmek zorundayız.”

Ben şunu yazmak isterim Mehtap tv’de bu hocayı dinlerken aklıma şu geldi,

Çok meşhur olan bu rivayet hakkında “evet sahihtir,senedi sağlamdır” diyemediler.Sağlam bir senede sahip olmayan-zayıf olduğu kendilerince de itiraf edilen- bu rivayete insanların kabulünü gerekli gören zihniyet acaba bunu neden istemekte? Zayıf olan bu rivayete karşı bu kadar ilgi ve kabulleniş neden?”

Selametle

Yorum Bırak

  1. Remzi diyor ki:

    İyi oku doğru anla. Alimler hadis zayıftır demişler Uydurmadır dememişler. Zayıf olduğu için kabul edilmez diye de bi şart yoktur!

    Beyhakî’ el-Medhal adlı eserinde İbn Abbas’dan naklettigi hadis söyledir:Ebû Abdullah el-Hafız Ebû Bekr Ahmed b. El-Hasen Ebû Abbas Muhammed b. Yakub Bekr b. Sehl ed-Dimyâtî Amr b. Hasim el-Beyrûtî Süleyman b. Ebî Kerîme Cuveybir Dahhâk İbn Abbas:

    Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:“Allah’ın Kitabı’ndan size ne verildiyse onunla amel gerekir.Onun terki konusunda hiçbiriniz için mazeret yoktur. Eger Allah’ın Kitabında yoksa o zaman benim bir sünnetim geçmistir. Sayet benim geçmis bir sünnetim yoksa bu defa ashabımın dedikleri vardır.Çünkü Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine sarılsanız hidayete erersiniz. Ashabımın ihtilafı ise sizin için rahmettir.Beyhaki, el-Medhal, s. 162-3, no: 152. tah. M. Ziyaurrahman el-A’zami Daru’l-Hulefa-Kuveyt, t.y.

    Dahhâk b. Müzâhim (ö. 105): Çok irsal yapan, saduk bir ravidir. Yahya b. Main, Ebû Zur’a ve Ahmed b. Hanbel’e göre sika, Yahya b. Said’e göre zayıftır. Ancak o, İbn Abbas ile hiç bulusmamıstır.Tefsiriyle tanınmaktadır. İbn Abbas ve Ebû Hureyre’den naklettigi rivayetlerin hepsi tartısmaya açıktır.İbn Ebi Hatim, el-Cerh ve’t-Ta’dil, IV. 458-9; Zehebi, Mizan, II. 326.

    Cuveybir b. Saîd el-Ezdî: Cidden zayıf olup, hadis imamları tarafından cerhedilmistir Yahya b. Main onun hakkında “leyse bisey’in”, Cuzcani de “onunla mesgul olunmaz” derken, Nesai,Darekutni ve baskaları ise onu “metruku’l-hadis” olarak degerlendirmektedirler.Zehebi, Mizan, I. 427.

    Süleyman b. Ebî Kerîme: Ebû Hatim onu zayıf görmüs, İbn Adiyy (ö. 365) ise bütün hadislerini munker kabul etmektedir.Cerh-tadil imamalarınca hadisleri zayıf görülmüstür.Zehebi, Mizan, II. 411-2.:bn Ebi Hatim, el-Cerh ve’t-Ta’dil, IV. 138;

    Amr b. Hâsim el-Beyrûtî: Hata eden saduk bir ravidir. İbn Mace (ö. 273) kendisinden rivayette bulunmustur. Evzai’den (ö.157) küçükken hadis yazmıstır. İbn Adiyy, onun hakkında “leyse bihi be’s” demistir. Zayıf oldugunu söyleyenler vardır.Mizzi, Tehzibu’l-Kemal, XXII. 275-6; Zehebi, Mizan, IV. 210.

    Bekr b. Sehl ed-Dimyâtî (ö. 289): Zehebi onun muhaddis ve müfessir oldugunu, insanların ondan hadisler naklettiklerini,durumunun “mukaribu’l-hal” oldugunu söylerken, Nesai ise onun zayıf oldugunu belirtir.Zehebi, Mizan, I. 345-6; Nubela, XIII. 425-6.

    Ravilerinin mecruh olmaları sebebiyle bu rivayet zayıftır.

  2. Eses diyor ki:

    “Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz” hadisi kütübü sitte dediğimiz en sahih 6 hadis kitabında geçmiyor. Bu hadis Beyhaki ve Deylemi gibi önemli hadisçilerin kitaplarında yer alıyor. Kütübü sittede olmaması bu hadisin zayıf olmasını gerektirmez. Bu hadisi rivayet edenler ravilerden birinin zayıf olması hadisin zayıf olarak telakki edilmesine sebep olmuştur. Dolayısıyla manası açısından Kur’an-ı Kerim’in ayetleriyle ve diğer hadislerle örtüşen böyle bir hadisi, rivayet edenler arasındaki birisinin zayıflığı sebebiyle zayıf kabul etmek yanlış olur.

    Kaldı ki ashabın hayatı ortadır ve onların kılı kırk yararcasına bir İslami hayat yaşamaları bu hadisin manasını doğrulamaktadır.

    Ali İhsan Er

    Resul-i Ekrem Efendimiz de Ashâb-ı kirâmı birçok hadis-i şerifleri ile sena etmişler, onların Allah katında kabul edilmişliklerini ve şereflerinin ulviyetini ümmetine telkin etmiş ve onlara dil uzatanları tehdit etmişlerdir. Bunlardan birkaçını aşağıda takdim ediyoruz:

    “Benim sahabelerim âdildirler.”

    “Bir kimse sahabeyi severse beni sevdiği için sever. Onlara düşmanlık eden de bana düşmanlığından dolayı düşmanlık eder.”

    Ashâb-ı kirâmın hiçbirisine düşmanlığın dinen mümkün olmadığı, istisnasız hepsinin birer hidayet meşalesi olduğu, şu hadis-i şerifte en veciz bir ifadeyle ortaya konmuştur:

    “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz.”

    “Yıldız” olma özelliğinde olan bütün yıldızlar eşit oldukları halde, aralarında büyüklük ve küçüklük itibariyle farklılıklar bulunduğu gibi, sahabeler arasında da fazilet ve mertebe noktasında elbette farklılıklar olacaktır. Bazısı İslâmiyet’le daha önce şereflenmiş. hizmette diğerlerini geçmiş, bir kısmı adalet ve idarede hepsinin üzerine çıkmış, bir diğeri yumuşak huy ve cömertlikte daha ileri gitmiş, bir başkası ilim ve kahramanlıkta diğerlerini geçmiştir.

    Artık bu hidayet yıldızları hakkında ileri geri konuşmanın, onların bir kısmına muhabbet edip, diğer bir kısmını kötülemenin, ne kadar büyük bir cinayet olduğunu kıyas ediniz.

  3. Eses diyor ki:

    Gardaş tamam diyelim ki senin dediğin gibi. Söz konusu hadis yok muş gibi davranalım. Şimdi söyle bakalım neyi kanıtlamaya çalışıyon? Amacın ne yani bu hadisle amel edilmez demenden kastın ne? Sen önce zayıf hadisle, uydurma hadisin farkını bil gel. Siz bişeyleri inkar edenlerin derdi ne anlamadım ki? Bu hadisle derdiniz ne onu da anlamadım neyi kanıtlamaya çalışıyonuz yani? Herkes bu hadisle uğraşıyo la biri de diyo ki Hadis in başı var da sonu yok. Ashabım yıldızlar gibidir. diye bi hadis var ama arkası yok diyo birileri de? Bu kadar şeyi yazıp da kanıtlamaya çalıştığınız şeyi yazmıyonuz hayret?

  4. mehmet diyor ki:

    hadis-i şerifler kur’anı kerimle ve bilimle çelişmezler.Ashabım gökteki yıldızlar gibidir …hadisi nin kuranla çelişen yönleri açıklanmış.birde bilimle çelişen yönü var.
    Resulullah sav döneminde bile biliniyordu ki, kutup yıldızı ve birkaç diğer yıldız dışında hiç bir yıldız ile yolunuzu bulamazsınız.kutup yıldızı dışındaki yıldızlar bulunduğumuz yere göre her saat her gün her ay her mevsim gösterdikleri yönler farklıdır..bu bilgi Resulullah döneminden önce bile biliniyor iken Resulullahın (sav)böyle kesin bir bilgiyle çelişecek bir söz söylemesi mümkün değildir.

  5. selahattin diyor ki:

    Esselamü Aleyküm (Selam Kelamdan önce gelir) Öncelikle 40 Günün önemini iyice okumanızı istiyorum ve Taberani’nin bir Hadis’i ile destekliyorum. (Yeryüzünde her zaman kırk [evliya] bulunur. Her biri İbrahim aleyhisselam gibi bereketlidir. Bunların bereketi ile yağmur yağar.)[Taberani] isterseniz bunu da araştırın belki Taberani de yalan söyleyebilir veya bu Taberani’nin hadisi Olmaya bilir,Tekar başa dönün 40 günün önemini iyice okuyun hatta okumak yetmez anlayın anlamak da yetmez anladıklarınızdan 1 kelimesini yapın çünkü hepimiz biliyoruz ama hiç birimiz yapmıyoruz ve biz daima daima işin olumsuz tarafına bakıyoruz içimiz kararmiş ama farkında değiliz zaten biz Türkler hep öyleyiz geçmişimizi biliriz ama ders almayız NAMAZ’I biliyoruz SABRETMEYİ de peki bunları kim yapıyor.Esselamü Aleyküm

  6. SUFİ diyor ki:

    Cenâb-ı Hak, Tevbe süresinde Ashâb-ı kirâmdan razı olduğunu ve onlar için ebedi nimetler, saâdetler hazırladığını şöyle beyan eder:

    “Muhacirlerden ve Ensardan İslam’a girmekte ilk önce geçenler ile bunlara güzelce tâbi olanlar… Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah’tan razı oldular. Allah onlara altlarından nehirler akan Cennetler hazırladı ki, içlerinde sonsuz kalacaklar. İşte büyük kurtuluş bu.” (Tevbe Sûresi 100)

    Hadis bu Ayeti Kerime ile birebir örtüşüyor.. Gerçekten Sahabe-i Kiram Gökteki yıldızlar gibidir..! Hadis ile Amel edilir.. Uydurma Hadis ile Zayıf Hadisi Karıştırıp Kafa bulandırmayalım..!

  7. hakan diyor ki:

    şunu bilirseniz yeter . zayıf hadisle uydurma hadis arasında büyük fark vardır . üstteki yazıda zayıf hadisi uydurma hadis olarak almış ve ehli sünnet alimlerini zan altında bırakmış . ve zayıf hadisle amel edilir .

  8. ABDUL CELAL diyor ki:

    EHL.İ BEYT DOSLARINA SELAM OLSUN
    BİLGİLERİNİZLE BİZLERİ BİLGİLENDİRDİĞİNİZ İÇİN
    ALLAH C.C RAZI OLSUN BİLGİLERİNİZİN DEVAMINI BEKLERİZ

  9. Ali yolunda bir insan diyor ki:

    bu forum @ebu bekir’e gelsin, sen diyon ki: peki mehdinin geleceğine dair hadislerin bir türlü sahih olduğu tesbit edilemiyor buna ne diceksiniz ben şunu söyleyim size aklınızı başınıza devşirin Allah c.c. nin kuranda övdüğü insanlara siz kötü söz söylüyorsanız şüphesiz kafirsiniz ??

    hangi insanlari övüyor insanlar kuranda ? bunun bir aciklamasini getirsene .. okadar ayetletler inminstir hz Ali A.S. siz bunlari inkar ediyorsunuz asil sen basini toplada gercekleri gizlemeyin.

    Kuranda ISIM VERILMEZ ve yoktur

  10. erkin diyor ki:

    KARDeşim TABİKİDE HZ ALİ EFENDİMİZ İLE SAVAŞAN MUAVİYE HAKSIZ..ŞÜPHESİZ..ÇÜNKÜ MANTIKEN ŞÖYLE Bİ DÜŞÜNÜN 15 DK….. YAA HZ ALİ EFENDİMİZ… ALLAHIN TAYİN ETTİĞİ MASUM GÜNAHSIZZ DİREK CENNETLİK OLAN. 14 MASUM İÇİN 12 İMAMLARIN İÇİNDEDİR..PEYGAMBERİMİZİN SÖZDE VAR.. ALİYİ BİLEN BENİ BİLİR BENİ BİLEN ALLAHI BİLİR.. ALİ ZULMEDENN EHLBEYTE ZULMEDENN BANA ZULMETMİŞTİR..BANA ZULMEDEN ALLAHA ZULMETMİŞTİR SAVAŞ ACMIŞTIR.. Dİ,YORR..ŞİMDİ KARDEŞLERİM.HZ ALİ EFENDİMİZ NE KADAR PEYGAMBER EFENDİMİZDEN FARKLI OLMADIĞI GÖRÜLÜYO ŞÜPHESİZ…BU DURUMDA KEFERECÜN FECERE YANİ KIPKIRMIZI KAFİR OLAN MUAVİYEE…HERTÜRLÜ ŞÜPHESİZ YAPTIĞI İSLAMA EHLİBEYTEE KISKANÇLIĞIDIR.. GİDİN BAKIN MUAVİYENİN SOYUNDA HAYIRLI İNSAN YOK…SIPASIIYANİ YEZİD..ODA BAŞ BELASI..DAYANAMIYORUM KARDEŞİM..DİYANET İŞLERİ..GÜNAHLARINİÇİNDE BOĞULUYOO..RESMEN..DİYANETİN..DİYANET OLMASININ GECMİŞİNİ ARAŞTIRIN..MUAVİYENİN PARTİSİ ÇIKIYO…40 GÜNLÜK ÇOCUĞAKADAR KESTİLER..70BİN KİŞİYİ..EHLİBEYTİN SOYU KURUSUN DİYEE..TARİHLER BAS BAS BAĞIRIYOO..BUNLARI YAZIYOO HEPSİ..HUTBELERDE MİNBERDE KÜFÜR ETTİLER EHLİBEYTEE…..DÜNYABİLİYO..AMA TÜRKİYE BİLMİYO İŞTE….EHLİBEYTİN YÜZÜ HÜRMETİNE BU KAİNAT VAR HZ ALİ EFENDİMİZ.HASAN HÜSEYİN.14MASUNLARIN YÜZÜ HÜRMETİNE YAŞIYORUZ..ŞUAN..

  11. erkin diyor ki:

    KARDeşim TABİKİDE HZ ALİ EFENDİMİZ İLE SAVAŞAN MUAVİYE HAKSIZ..ŞÜPHESİZ..ÇÜNKÜ MANTIKEN ŞÖYLE Bİ DÜŞÜNÜN 15 DK….. YAA HZ ALİ EFENDİMİZ… ALLAHIN TAYİN ETTİĞİ MASUM GÜNAHSIZZ DİREK CENNETLİK OLAN. 14 MASUM İÇİN 12 İMAMLARIN İÇİNDEDİR..PEYGAMBERİMİZİN SÖZDE VAR.. ALİYİ BİLEN BENİ BİLİR BENİ BİLEN ALLAHI BİLİR.. ALİ ZULMEDENN EHLBEYTE ZULMEDENN BANA ZULMETMİŞTİR..BANA ZULMEDEN ALLAHA ZULMETMİŞTİR SAVAŞ ACMIŞTIR.. Dİ,YORR..ŞİMDİ KARDEŞLERİM.HZ ALİ EFENDİMİZ NE KADAR PEYGAMBER EFENDİMİZDEN FARKLI OLMADIĞI GÖRÜLÜYO ŞÜPHESİZ…BU DURUMDA KEFERECÜN FECERE YANİ KIPKIRMIZI KAFİR OLAN MUAVİYEE…HERTÜRLÜ ŞÜPHESİZ YAPTIĞI İSLAMA EHLİBEYTEE KISKANÇLIĞIDIR.. GİDİN BAKIN MUAVİYENİN SOYUNDA HAYIRLI İNSAN YOK…SIPASIIYANİ YEZİD..ODA BAŞ BELASI..DAYANAMIYORUM KARDEŞİM..DİYANET İŞLERİ..GÜNAHLARINİÇİNDE BOĞULUYOO..RESMEN..DİYANETİN..DİYANET OLMASININ GECMİŞİNİ ARAŞTIRIN..MUAVİYENİN PARTİSİ ÇIKIYO…40 GÜNLÜK ÇOCUĞAKADAR KESTİLER..70BİN KİŞİYİ..EHLİBEYTİN SOYU KURUSUN DİYEE..TARİHLER BAS BAS BAĞIRIYOO..BUNLARI YAZIYOO HEPSİ..HUTBELERDE MİNBERDE KÜFÜR ETTİLER EHLİBEYTEE…..DÜNYABİLİYO..AMA TÜRKİYE BİLMİYO İŞTE….EHLİBEYTİN YÜZÜ HÜRMETİNE BU KAİNAT VAR HZ ALİ EFENDİMİZ.HASAN HÜSEYİN.14MASUNLARIN YÜZÜ HÜRMETİNE YAŞIYORUZ..ŞUAN..

  12. ibrahim diyor ki:

    Hilafet ilk secimde hzALİNİN (ra) hakkı ise ve bu mesele ALLAH(cc) tarafında verilmişse Hz ALİ neden savamamış ALLAHIN verdiği hakkı almak icin .hz Hüseyin (ra) kerbelada bir avuçken savaşmış…
    Ali bin ebiTalibin hz Fatımada olmayan diğer cocuklarına neden Ebubekr Ömer ve Osman ismini vermiş.
    VE dahi yüksek ilmiyle neden kendisinden önceki üç halife yol göstermiş verilen görevleri ifa etmiş.
    Eminki şuan şiayla ehli sünnet arasındaki gerek inanç gerek fıkhi gerekse kin ve nefretin belki 1000 de biri yoktu ALİ EBU BEKR ÖMER OSMAN arasında …

    Zaten şia ilk olarak ortaya cıktığında sadece siyasi ayrılık söz konusu idi ne itikadi nede fıkhi ayrılık vardı…

    Ve ehli sünnet alimlerinin de bildirdiği gibi ALİ savaşlarında haklı olan tarafdı.
    Bu ayrılığı ne şii kaynaklarındaki hadislerle nede ehli sünnet kaynaklarındaki hadislerle körüklemek yersiz bi durumdur.Çünkü tarafgirlikten dolayı bir çok hadis uydurulmuş… saygılarımla

  13. Uveys el-Kareni diyor ki:

    Bu kabule göre; Muaviye’nin, rezaletleri paçalarından dökülen Yezid’i halife olarak yerine geçirmesi kendi içtihadı(!) gereği ve Allah’ın rızası(!) içindir. Ömer bin Hattab’ın, Rasulullah(s) için, “İnne’r-Raculu le-yehcur”/”Bu adam kesinlikle sayıklıyor.” demesi kendi içtihadı(!) gereği ve Allah’ın rızası(!) içindir. Osman bin Affan’ın, valiliklere ehil olmadıkları halde Ümeyye oğullarını getirmesi, akrabalarına Beytu’l_Mal’den büyük miktarlarda para aktarması kendi içtihadı(!) gereği ve  Allah’ın rızası(!) içindir.  

  14. Uveys el-Kareni diyor ki:

    “Sahabenin adaleti” kabulü; gerçekten çocukça, safça bir kabuldür. Bütün sahabilerin -sırf Rasulullah’ı(s) görüp iman ettiklerini söyledikleri için- adil olması; ayrıca her birinin alim/müctehid, muttaki olmaları, her ne yapmışlarsa Allah(c.c) için yapmaları naifçe bir kabüldür. Başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, Havuz hadisleriyle, Tarihi gerçeklerle ve akılla çelişir.   

  15. Uveys el-Kareni diyor ki:

    Hidayete tabi olanlara selam olsun. Ehl-i Beyt mektebini izleyenlerin kendilerini çok iyi yetiştirmeleri gerekir. Meseleleri delilleriyle bilmemiz  gerekir. (Erkin kardeşime) ” harun yahyayla nasıl ise alide benim içinde öyledir. ” değil; “Şüphesiz ki, Musa için Harun neyse Ali de benim için odur. Tek farkla ki benden sonra peygamber yoktur. ”  “14 MAHSUNLARIN”  değil  “14 Masum’un”       Bahsi geçen rivayet gerçekten mevzudur/uydurmadır  ve Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim gibi Ehl-i Sünnet’in “güvenilir” kitaplarındaki Havuz hadisleriyle, Tarihi gerçeklerle ve akılla çelişir.                        

  16. erkin diyor ki:

     kardeşim. misal vereyim. sen şöyle bir düşün diyorlarki peygamberden sonra imam olsaydı hz ömer olurlardı diyorlardı yani bu nedemek okadar sevdiği en çok bilgili güvenilen layık olan olsada  hz ömer deniliyo.. YAW  allah aşkına şöyle bir düşünün o insan.45 yaşları civarı müslüman oldu ve bu gecmişinde kızını diri diri gömdüü yalvardı kızı gömme diye yapma baba diyee .neyse devam edelim bu kişi şarap içti içki yani zina etti hertürlü işlere karıştı.. Şimdi şöyle bir hz ali efendimiz kabede doğdu ve gözünü acmadan direk hz peygamberimizin kucağında gözünü actı ve ilk onun dilini emdi  ve muhabbet ettiler konuştular peygamberimiz ne biliyosa oda biliyodu ne görüyosa oda görüyodu ben ilmin şehriyim ali kapısıdır diyor. aliyi bilen beni bilir beni bilen allahı bilir diyor biz bir vücutta iki baş gibiyiz bu sözlerden ne anlıyosunuz. hz ali efendimizin şu sözüde var sorun sorun ne bilmek istiyorsanız sorun diyor benim 7 kat semdaki  bildiğim  ilimden yer yüzündeki bildiğim ilim daha fazladır sorun diyor..yani hz ali efendimizdir. harun yahyayla nasıl ise alide benim içinde öyledir. buyuruyorr.KAİNAT ONLARIN YÜZÜ HÜRMETİNEAYAKTADIR.VALLAHİ BİLLLAHİ 14 MAHSUNLARIN YÜZÜ HÜRMETİNEE DEİLSEDE BİNLERCE ALLAHIN LANETİ ÜZERİME OLSUN.. KURAN ÜZERİNE YEMİNLER OLSUNKİ..HER TÜRLÜ FEKATTE GELSİN BAŞIMAA  KABULUMDÜR. kardeşim diyosun kuranda geciyo isimlerii ve cennetle müjdelenen insanlar o  kişiler diyosunn vallahi billahi kuran üzerine yemin olsun yalan. yıllardır asırlardır ..yanlış kitaplarla yaşattılar

  17. ebu bekir diyor ki:

    peki mehdinin geleceğine dair hadislerin bir türlü sahih olduğu tesbit edilemiyor buna ne diceksiniz ben şunu söyleyim size aklınızı başınıza devşirin Allah c.c. nin kuranda övdüğü insanlara siz kötü söz söylüyorsanız şüphesiz kafirsiniz

  18. erkin diyor ki:

    Bakın ehlibeytin evine bir gün cebrail a.s geliyo kapıyo vuruyo izin alıyo girmek için fatıma anamızdan babama bir soruyum tanımadığı için gayet sonra peygamberimiz kızım o kapıdaki cebraildir.buyur girsn diyor. cebrail a.s bile haya ederek kapıya vuruyosa izin istiyosa  neden fatıma anamız evde iken kapıyı tekmeleyerek kapıya sıkışıp zulme uğrayıp muhsin ismindeki bebeğini düşürmesii bunu KİMSE BİLMİYO DİYANET ACIKLASINDA görelim bunu kim yapmış hz ömer r.a adaletli büyük insan dedimiz kişimi yoksa kim? CEVAP

  19. erkin diyor ki:

     işte bunun gibi yüzlerce uydurma hadislerle bilgilendiriliyoruz..bu hadis daha en küçüğü …!!! peygamberimizin dilinden söyleyip insanları yıllarca aşıladılar lanet olsun..