Ayetullah Cevad Tebrizi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 24 Temmuz 2011 1.733 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok


[Ö.H/1427, M/2006]

DOĞUM YERİ

Mirza Cevad Tebrizî (r.a) 1305 yılında Tebriz’de mümin ve dindar bir ailede dünya’ya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Tebriz’de tamamladı. Derslerindeki başarısı ve zekâsı okul müdürü ve öğretmenlerini hayrete düşürmüştü. Öğretmenleri onu teşvik ederek devlet okullarına gitmeye teşvik ettiler. Fakat dinî ilimlere ve Ehlibeyt (a.s) maarifine olan alakası ve aşkı onu bu vadiye sürükledi ve 1323 yılında 18 yaşındayken Tebriz’de Talibiye Medresesi’nde dinî ilimler tahsiline başladı. 4 yıl zarfında mukaddime derslerini başarıyla bitirdi.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ (R.A) KUM HAVZASI’NDA

Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Tebriz’deki eğitimini tamamladıktan sonra 1327 yılında Kum kentine hicret etti. Kum Havzası’nda Ayetullah Burucerdî (r.a), Ayetullah Hüccet (r.a) ve Ayetullah Razî Tebrizî (r.a) gibi büyük fakihlerin derslerine katılarak büyük ilmi derecelere ulaştı. Başarıları, ilim ve derse olan alakasından dolayı dönemin tek taklit mercii ve döneminin büyük üstadı Ayetullah Burucerdî (r.a) tarafından havzanın örnek öğrencisi seçildi. Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Kum Havzası’nda tedris kürsüsünde oturarak öğrenci yetiştirmeye başladı.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ (R.A) NECEF HAVZASI’NDA

Mirza Cevad Tebrizî (r.a) derslerini daha da ilerletmek için Necef Havzası’na gitmeyi çok arzuluyordu. Bu alaka ve isteğinden dolayı her fırsatını çok iyi bir şekilde değerlendiriyordu. Fakat maddî durumu bu arzusuna ulaşmasında tek engeldi.

Vaktiyle dönemin taklit merciinin huzurunda ilmî bir konudan bahis açıldı. Mirza Cevad Tebrizî (r.a) bu ilmî meseleyi aklî ve naklî delillerle güzel bir şekilde yanıtladı. Mecliste hazır olan ve âlimleri son derece seven işadamı Hacı Yakup (r.a), Mirza Cevad’ın cevaplarına ve ilmî dâhiliğine hayran kaldı. Toplantıdan sonra Mirza Cevad’ın yanına gelerek şöyle dedi: “Bir arzun ve isteğin varsa yerine getirmek istiyorum.” Şeyh Cevad: “Tahsil ve eğitim için Necef Havzası’na gitmek istiyorum, ama maddî durumum buna müsaade etmiyor” dedi. Mümin işadamı onun masraflarını üstlendi. Şeyh Cevad, 1332 yılında Necef’e giderek beytülmalden istifade etmeden ders ve tedrise başladı.

Necef’te dönemin meşhur üstatları Seyyid Abdülhadi Şirazî (r.a) ve Ebul Kasım Hoî’nin (r.a) derslerine katıldı ve ilmi istifadeler etti. Şeyh, daha ilk günlerde başarısı ve zekiliğiyle üstadı Ayetullah Hoî’nin (r.a) teveccühünü üzerine toplayarak onun istifta kurulunda müdürlüğe getirildi.
Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Necef’e ilk geldiğinde Halilî Medresesi’nde Merhum Şehit Mirza Ali Garevî Terbizî’nin[1] (r.a) odasına misafir oldu. Daha sonra Mescid-i Tûsî yanındaki Kıvam Medresesi’nde bir odaya yerleşti.

Mirza Cevad Tebrizî (r.a), merhum Ayetullah Hoî’nin (r.a) Mescid-i Hazra’daki usul dersine ilk katıldığı gün üstada birçok ilmî itirazlar ederek sorular sordu. Kısa bir zamanda üstadının dikkatini üzerine topladı. Ertesi gün Ayetullah Hoî (r.a) yakın dostlarından olan Tevhidî Tebrizî’ye (r.a) genç talebenin kim olduğunu sordu. Tevhidî Tebrizî şöyle dedi: “O, Tebrizlidir. Kum’dan buraya ders okumak için geldi.” Ayetullah Seyyid Hoî (r.a) şöyle dedi: “Bu şahsın geleceği çok parlak olacaktır.”
Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim’in (r.a) vefatıyla hariç dersleri tedris etmeye başladı. Ayetullah Hoî (r.a) geleceği parlak olan bu zatın hariç dersleri vermeye başladığını duyunca onu tebrik ederek övdü.

Merhum Ayetullah Mişkinî (r.a) şöyle naklediyor: “Ayetullah Seyyid Hoî’nin (r.a) huzurunda ona Mirza Cevad Tebrizî’yi (r.a) sorduklarında Mirza Cevad erdemli, âlim ve müçtehittir dedi.”
Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Ayetullah Hoî’nin (r.a) önemli ve özel öğrencilerindendi. Üstadının özel derslerine katılır ve devamlı üstadının Kerbela ve Kufe yolculuklarında yanında hazır bulunurdu.
Mirza Cevad Tebrizî (r.a) ilmi çok ve allame anlamına gelen “Mirza” lakabını üstadı Merhum Ayetullah Seyyid Hoî’den (r.a) almıştır. Vaktiyle ulema meclisinde ilmî bir konudan söz açıldı. Mirza Cevad Tebrizî (r.a) üstadının iddiasına delillerle cevap verdi. Üstadı öğrencisinin kanıtlarını kabullendikten sonra “Mirza haklıdır”dedi.
Mirza Cevad Tebrizî (r.a) havzadaki meşguliyetinin yanın sıra tebliğ ve halkın irşadından da gafil değildi. Havzanın tatil günlerinde ve tebligat dönemlerinde âlime ihtiyaç duyan yerlere giderek Ehlibeyt’in (a.s) zengin maarifini yayıyordu. Bu zahmet ve çabaları Irak’ın Kerkük şehrinde birçok Ehlisünnet’in Şia mektebini seçmesini sağlamıştır.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ’NİN (R.A) İRAN’A DÖNÜŞÜ

Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî (r.a) 23 yıl Necef Havzası’nda kaldıktan sonra 1355 yılında Kerbela ziyareti dönüşü yolda Saddam rejimi tarafından tutuklanarak önce zindana ardından da İran’a gönderildi.
Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî (r.a) Kum’a dönüşüyle kültürel faaliyetlerini başlatarak tahkik, telif ve tedrisle meşgul oldu. Mescid-i Âzam’daki ders celselerine binlerce öğrenci katılmaya başladı. Güzel ahlakı ve şefkatiyle onlarca büyük âlim ve müçtehit yetiştirdi. Büyük âlimlerin tabiriyle o, ruhaniyeti ve fakahetiyle öğrencileri kendisine âşık ediyordu.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ’NİN (R.A) AHLAKÎ BOYUTU

1-Tevazusu
 O, havzanın büyük ve seçkin âlimlerinden biri olmasının yanı sıra insanlara tevazuu ve öğrencilerine karşı şefkatiyle de ön plana çıkmaktaydı. Hiç bir zaman öğrencilerinin sorularına ve itirazlarına onları küçük düşürecek şekilde cevap vermezdi. Bilakis her zaman sizin hizmetinizdeyim diyerek onları soru sormaya teşvik ediyordu. Bazen öğrencilerini evine giderek onların sorunlarıyla yakından ilgilenirdi. Her gün öğlenden sonra bürosunda oturarak halkın sorularını dinler ve cevaplardı.

2-Dünya ve Ziynetlerine Sırt Çevirmesi
Sahip olduğu konum itibariyle elindeki mevcut birçok imkanattan yararlanabilirdi fakat sade ve gösterişsiz bir yaşamı tercih etti. Beytülmalden çok az istifade ediyordu, hatta beytülmalle İmam Rıza’nın (Aleyhisselam) ziyaretine gitmeyi doğru bulmuyordu. Hiçbir teşrifat ve resmiyeti kabul etmezdi. Reklâmının yapılmasını ve resimlerinin dağıtılmasını istemezdi; hatta yerli ve yabancı muhabirler onunla röportaj yapmaya geldiklerinde güzel bir dille “Beni mazur görün, yapamam!” derdi ve hatta siz değerli okuyucuların huzuruna sunulan bu kısa biyografisinin nakledilmesine bile izin vermiyordu.
Halktan biriydi o, İran-Irak savaşında bombardıman altında olan Kum kentini terk etmemiş ve şöyle demişti: “Bu mukaddes şehir ve bu insanlar bombalar altında iken biz rahatlık içinde mi olalım?”
Öğrencilerinden biri şöyle der:
“Üstat, mücahitlere dua ederken ayrı bir havaya bürünüyordu ve hiç kimse o anda cesaret edip onunla konuşamıyordu. Mücahitleri anarak şöyle derdi: “Onlar yeryüzündeki en iyi insanlardır.”Onunteşvikleriyle birçok öğrencisi savaşa giderek şehit oldu. Defalarca ders kürsüsünden İslam düşmanları, Saddam ve Baas Partisi’nin gerçek yüzünü ortaya koymuştur.

3-İbadeti
Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî’nin (r.a) namaz ve dualarda özel bir hali vardı. Özellikle İmam Hüseyin’in (Aleyhisselam) musibetlerinin anlatıldığı matem meclislerinde yüksek sesle ağlardı ve Hz. Fatıma’nın (Selamullahi aleyha) şehadetinde kendi evinden Hz. Masume’nin (Selamullahi aleyha) türbesine kadar ağıtlar eşliğinde yalın ayakla yürürdü. Evinde her hafta Perşembe günleri taziye merasimleri düzenlerdi.

4-Araştırma ve Tedrise Olan Alakası
Onu başkalarından ayırt eden özelliklerinden biri de derse olan alaka ve ciddiyetidir. Aile fertlerinden şöyle nakledilir: “Defalarca akşamdan sabah ezanına kadar kitap okuduğunu gördük.”
Yakın arkadaşları şöyle naklediyor: “Üstat, Necef ve Kum’da devamlı mütalaa eder ve araştırma yapardı; hatta davet edildiği toplantılara katılmazdı. Ömrünü derse ve tahkike adamıştı. Bu konuda üstadın kendisi şöyle diyor: “Ben, kırk yıldır tatil nedir bilmem.”
Ömrünün sonlarına doğru yaşlı ve hasta olmasına rağmen vaktini boşa geçirmez ve ömründen en iyi şekilde yararlanırdı.

5-Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî’nin (r.a) Başarısı
Onun başarısının sırrı işlerindeki program ve dakik olmasındaydı. Ömrünün sonuna kadar belirli ve düzenli program doğrultusunda hareket etmekteydi. Tüm işlerini belirlediği vakitlerde yapmakta ve program dışı bir işle meşgul olmazdı.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ’NİN (R.A) ESERLERİ

Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî’nin (r.a) kaleme aldığı çok sayıda eseri vardır. Bazıları basılıp dağıtılmış bazıları da henüz baskıya gitmemiştir. Burada kaleme aldığı değerli eserlerinden bazılarını zikrediyoruz:
1-İrşadu’t-Talib (4 cilt)
2-Esasu’l-Gaza Ve’ş-Şehadet
3-Tabakatu’r-Rical
4-Minhacu’s-Salihin
5-Mesailu’l-Muntahab
6-Urvetu’l-Vuska’ya haşiye
7-Fi İlmi’l-Usul
8-Fi İlmi’l-Fıkıh
9-Sıratu’n-Necat (6 cilt)
10-Kasas

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ’NİN (R.A) VASİYETİ

Bismillahirrahmanirrahim
Şu anda bedenim ya omuzlarınızda taşınmakta ya da mezarıma konulmaktadır. Yıllarca hiçbir yorgunluk ve tatil yapmadan onların başarısı için zahmet çektiğim aziz öğrencilerime nasihat ediyorum. Hayatım boyunca başkalarına nasihat ederken kendim ona amel etmeden nasihat etmedim.
Bütün müminler canlarıyla, çabalarıyla hak mezhebi korusun; şüphecileri, mümin ve avam halkı kandırmalarına izin vermesinler! Özellikle Şia’nın bekasını sağlayan Hüseynî şiarlardan asla taviz vermesinler. Ehlibeyt (a.s) şiarlarından ve hak mezhep olan Şiîliğin değerlerinden taviz vermeyin ki, bundan hepiniz sorumlusunuz!

Aziz talebelere nasihatim şudur: Ciddiyetle ilahî takvayı gözeterek ilim tahsil edin ve Allah’ın rızasını gözeterek çaba sarf edin!
Ben ömrüm boyunca normal bir talebe gibi yaşadım. Bir hizmetim olsun ve kendimden sonra talebeler yazacağım eserimden yararlansınlar diye genç bir talebe gibi gece gündüz ilim tahsili için zahmetler çektim.
Azizlerim! Halkın hidayet dümeni sizlerin elinizdedir. İmam-ı Zaman’ı (Aleyhisselam) üzecek ve gönlünü rencide edecek davranışlardan uzak durun! Hz. Mehdi (a.f) Allah’ın emriyle amellerimize vakıf ve nazırdır.

Bu arada eğer vazifemde kusur ettiysem huzurlarınızdan af diliyorum. Azizlerim, aranızda olsam da olmasam da sizlerin hayır dualarınıza ihtiyacım var! Vazifemde kusur etmemek için şu dünyaya bel bağlamadım. Aranızda olduğumda kendimi küçük bir hizmetçi görürdüm. Umarım bu az ve naçiz hizmetim Ehlibeyt’in rızası doğrultusunda olmuştur ki, onların rızası Allah’ın rızasıdır. Aranızda değilsem eğer, bilin ki siz azizlerimin hayır duasına muhtacım.
İlahî şiarları korumanızı önemle vurguluyor ve hayır dualarınızla siz azizlerimi yüce Allah’a emanet ediyorum. Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.

MİRZA CEVAD TEBRİZÎ’NİN (R.A) VEFATI

Ayetullah Mirza Cevad Tebrizî (r.a), bir ömür tebliğ ve irşattan sonra 80 yaşında Hakkın rahmetine kavuştu. 1427 (2006) mukaddes Kum şehrinde ebedi yurduna göçtü, pak naşı kalabalık Ehlibeyt (a.s) dostları tarafından gözyaşlarıyla Hz. Masume’nin (Selamullahi aleyha) türbesine teşyi edilerek, oraya defnedildi.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun!

———————

[1]-Merhum Şehit Mirza Ali Garevî Tebrizî, 2000 yılında Irak’ta Saddam rejimi tarafından şehit edildi.

——————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:,

Yorum Bırak