Ayetullah Vahidi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 10 Temmuz 2011 1.6K kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok


[Ö.H/1421, M/2000]

DOĞUM YERİ

Vahidî Hanedanı Şebister’in tanınmış seyitlerindendir. Bu hanedanın her bir ferdi dönemlerinin büyük fakih ve âlimlerinden olmuşlardır. Vahidî Hanedanı soy ve nesep olarak İmam Hüseyin’e (Aleyhisselam) dayanmaktadır.
Seyyid Muhammed 1334 yılının bereketli bir Cuma’sında Şebister’de temiz hanede dünyaya geldi. Babası Ayetullah Seyyid Razî (r.a) evine neşe katan oğluna ceddi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ismini verdi. Dedesi Ayetullah Seyyid Muhammed Şebisterî (r.a) Azerbaycan bölgesinin seçkin ve tanınmış fakihlerindendi.
Babası Ayetullah Seyyid Razî (r.a), babasının vefatından sonra babasının sorumluluklarını üstlenerek din ve İslami maarifleri yaymak için gece gündüz çalıştı. Birçok medrese ve hüseyniye gibi hayır kurumları yaptırarak Müslümanların hizmetine sunmuştur.

TAHSİL HAYATI

Seyyid Muhammed 7 yaşında okuma ve yazmayı öğrendi. 12 yaşında dini ilimler tahsiline başladı. Mukaddime ve satıh derslerini doğum yeri olan Şebister’de babasının yanına okudu.
15 yaşında Tebriz’de Talibiyye Medresesi’ne yerleşti. Orada iki yıl ikamet ettikten sonra o dönemin ve günümüzün ilim merkezi olan mukaddes Kum şehrine hicret etti.
Kum’a hicretiyle ihlâs ve ciddiyetle Ayetullah Şeyh Abdülkerim Hairî (r.a), Ayetullah Hüccet Kuhkemereî (r.a), Ayetullah Şeyh Muhammed Ali Hairî (r.a), Seyyid Muhammed Taki Hansarî (r.a), Mir Seyyid Ali Yesribî Kaşanî (r.a), Ayetullah Şahabadî (r.a), Şeyh Mehdi Mazenderanî (r.a) ve Mirza Ağa Damaganî (r.a) gibi fakihlerin fıkıh ve usul derslerine katılarak ilmî istifadeler etti.

NECEF’E HİCRET

Seyyid Muhammed (r.a), 1317 yılında 22 yaşındayken Necef Havzası’nda ders okumak için oraya hicret etti. Necef Havzası’nda o dönemin meşhur fakihlerinden Ayetullah Seyyid Ebul Hasan İsfahanî (r.a), Ayetullah Kumpanî (r.a) ve Ayetullah İstihbanatî’nin (r.a) derslerine katıldı. Kısa bir zamanda dersteki başarılarından ve ilmi boyutuyla üstatlarının teveccühlerini üzerine topladı ve onların her birinden içtihat izni alma saadetine nail oldu. Daha sonra da 25 yaşında Ayetullah Seyyid Ebul Hasan (r.a) ve Ayetullah Hüccet Kuhkemereî’den (r.a) içtihat izni aldı.

AYETULLAH VAHİDİ’NİN (R.A) ÜSTATLARI

Ayetullah Vahidi’nin (r.a) ilme olan aşkı, onu büyük fakihler ve üstatların ders celselerine itti. Allah vergisi zekâsıyla namdar fakihlerin ilim sofralarında edeple diz çökerek ilim tahsil etti ve genç yaşlarında içtihat derecesine ulaştı.

Ayetullah Vahidî’nin (r.a) üstatlarından bazıları şunlardır:
1-Babası Ayetullah Seyyid Razî (r.a)
2-Ayetullah Şeyh Abdülkerim Hairî (r.a)
3-Ayetullah Hüccet Kuhkemereî (r.a)
4-Ayetullah Şeyh Muhammed Ali Hairî (r.a)
5-Seyyid Muhammed Taki Hansarî (r.a)
6-Mir Seyyid Ali Yesribî Kaşanî (r.a)
7-Ayetullah Şahabadî (r.a)
8-Şeyh Mehdi Mazenderanî (r.a)
9-Mirza Ağa Damaganî (r.a)
10-Seyyid Ebul Hasan İsfahanî (r.a)
11-Ayetullah Kumpanî ve İstihbanatî (r.a)

AYETULLAH VAHİDÎ’NİN KUM İLİMLER HAVZASI’NDA

Ayetullah Vahidî (r.a) 1320 yılında Necef Havzası’ndan Kum Havzası’na hicret ederek usul ve fıkhın hariç derslerini tedris etti. Çok sayıda öğrenci yetiştirdi ve telif işleriyle meşgul oldu.
Ayetullah Burucerdî (r.a) ve Ayetullah Seyyid Muhsin Hekim’in (r.a) vefatlarından sonra havzanın meşhur üç şahsiyetinden biri oldu.

AYETULLAH VAHİDÎ’NİN (R.A) ESERLERİ

Ayetullah Vahidî (r.a), fıkıh, usul, felsefe, akait, dua, rical vb. konularda değerli ve paha biçilmez kitaplar telif ederek gelecek nesiller ve ilim ehline miras bıraktı. O değerli eserlerinden bazıları:

1-Mustemsiku’l-Ahkâm
2-el-Hidaye Fi Mesaili’l-İcare
3-Urvetu’l-Vuska kitabına haşiye
4-el-Felah Fi Mesaili’n-Nikâh
5-Minhacu’s-Salihin kitabına haşiye
6-Vecizetu’n-Nafia
7-en-Nakd ve’l-Tefriat
8-İhkaku’l-Akaidi’ş-Şia
9-Muhtasaru’l-Ahkâm
10-Mecmau’l-Mesail ve’l-Ahkâm
11-Tefsir-i Kurân-ı Kerim
12-Teracimu’l-Ulema
13-Şerh-i Duay-ı Seher
14-Zahiretu’l-İbad

AYETULLAH VAHİDÎ’NİN (R.A) AHLAKÎ ÖZELLİĞİ

1-Ulemaya İhtiram
Ayetullah Vahidî (r.a) ulemaya ve ilim ehline son derece saygılı ve alçakgönüllü davranırdı. Huzurunda kesinlikle ulemanın gıybeti yapılamazdı, buna asla izin vermezdi. O, Resulullah’ın; “Âlimin yüzüne, kapısına bakmak ve oturup kalkmak ibadettir” hadisine uyarak ulema ve ilim ehliyle bir araya gelmeyi ganimet sayardı.
Çocuklarına devamlı ulemaya saygılı olmalarını, onları ziyarete gitmelerini öğütlerdi. Kendisi de bunu aksatmadan yapardı ve dünyadan göçmüş ulemanın mezarını ziyarete giderdi.

2-Tartışma Ortamından Kaçınması
Ayetullah Vahidi (r.a), tartışma ortamlarından kaçınırdı; hatta yanında ilmî tartışmaların dahi yapılmasını uygun görmezdi. Çünkü tartışmanın insan ruhunda ve ahlakından etkisi olduğunu söylerdi. Kendisinden büyüklere ve yaşlılara saygılı davrandığı gibi onlarla tartışmalardan sakınmayı ve onlara saygılı davranılmasını nasihat ederdi.

3-Az ve Öz Konuşması
Ayetullah Vahidî’nin (r.a) güzel ahlaklarından biri de az ve dikkatli konuşmasıydı. Sorulan sorulara hemen cevap vermezdi. Biraz düşündükten sonra dakik ve net bir şekilde cevap verirdi. Devamlı İmam Sadık’ın (Aleyhis-selam) şu buyruğunu hatırlatırdı: “Konuşmalarınızı ilahi zikir dışında uzatmayın; zira çok konuşmak, kalbi öldürür ve taşlaştırır. Gerçekten de taş kalpliler Allah’tan uzak olanlardır.”

4-Düzen ve Tertibi
Ayetullah Vahidî’nin (r.a) başarısının sırrı işlerinde programlı, düzenli olması ve vaktinden doğru bir şekilde yararlanmasındaydı. Tahsili, tedrisi, mercilik sorumluluğunda, içtimaî, ailevî, ibadî ve ferdî yaşamında gayet düzenli ve programlıydı. Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) Ebuzer’e şu buyruğunu kulağına küpe etmişti: “Yaşlanmadan gençliği, hastalanmadan sağlığı, güçsüzlükten önce gücü, işsiz olmadan işi, boşluk gelmeden mesleği ve ölüm gelip çatmadan da hayatı ganimet bilin!”
Ayetullah Vahidî (r.a) yakınlarına devamlı Peygamberin (Sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem): “İki günü eşit olan zarardadır” buyruğunu hatırlatarak şöyle derdi: “Bugününüzün dününüzden iyi ve güzel olması için çok çalışın!”

5-İbadet ve Teheccüdü
Ayetullah Vahidî (r.a), ibadetine ve özellikle gece namazına oldukça önem verirdi. Huşu içinde Allah’a olan aşkıyla ibadet etmesi onu gayri Allah’tan uzaklaştırıyor ve her gün geçtikçe bir adım daha Allah’ın lütfüne yaklaştırıyordu. Sabah namazından önce kalkarak Kurân tilaveti, münacat ve müstahaplarla meşgul olurdu. Namaz vakitlerine ve cemaat namazlarına çok önem verirdi. Namazlarını düzenli olarak cemaatle kılardı.

6-Ehlibeyt’e (a.s) Olan Aşk
Ayetullah Vahidî (r.a), Kurân ve Ehlibeyt (a.s) buyruğunu kendine örnek alarak ilim ve mektebi tebliğ etmek için var gücüyle çalıştı ve son derece önemli çalışmalara imza attı. Defalarca şöyle dediği nakledilmiştir:
“Kerametlerin tümü ve ilimlerin kökü Ehlibeyt ve Âl-i Muhammed (s.a.a) hanedanındadır. Ancak Ehlibeyt’e (s.a.a) tevessül ederek doğru yolu bulabilir ve başkalarını da hidayet edebiliriz. Çünkü Ehlibeyt (a.s) zirvelerinden akan ilim şelaleleriyle beşeriyetin susuzluğunu gidermektedir.”
Ayetullah Vahidî (r.a), bereketli ömrünü Ehlibeyt (a.s) sevgisiyle geçirdi. Onların şefaati olmadan kimsenin cennete giremeyeceğini söylüyor ve şöyle diyordu:
“Bizler Muhammed, Ali, Fatıma ve evlatlarının şefaatine muhtacız; hatta peygamberler ve melekler de onların şefaatine muhtaçtır.”

Yine nasihatlerinin birinde şöyle diyor: “Ehlibeyt’e (a.s) olan alaka ve muhabbetinizi belli edin! Mübarek isimlerini çocuklarınıza koyarak, kutlu doğumlarında hediyeler alarak ve şehadetlerinde matem toplantıları düzenleyerek sevginizi gösterebilirsiniz!”
Ehlibeyt’in (a.s) matem ve ağıt meclislerine özellikle de İmam Hüseyin (Aleyhisselam) anısına düzenlenen ağıt meclislerine çok önem verirdi. Kendisi bizzat meclisler düzenler ve onların musibetlerini hatırlayarak gözyaşı dökerdi. Başarılarını İmamı Zaman’ın (Aleyhisselam) lütuf ve inayetlerine bağlıyordu.

7-Zühdü ve Sade Yaşamı
Ayetullah Vahidî (r.a), kendisine sade ve gösterişsiz bir hayat seçmişti. Dünya ve nimetlerinden hayat çarkının döneceği kadar istifade etmekteydi. Çünkü ahiret ve selamet yolun, ancak dünyadan uzak durmakla mümkün olabileceğine inanıyordu.

Gösterişsiz yaşantısı yemesinden, içmesinden ve evinden tutun hayatının her safhasında açıkça görülmekteydi. Halkın içinden biriydi. Fakirlerle oturmayı ganimet sayardı. Huzuruna gelen zengin ve fakir arasında fark gözetmezdi, hatta fakirlere ve düşkünlere daha çok ilgi gösterirdi.

AYETULLAH VAHİDÎ’NİN (R.A) FAALİYETLERİ

1-Ayetullah Vahidî (r.a), din ve Ehlibeyt (a.s) ilmini yayma konusuna çok önem vermekteydi. Yüce İslam ve Ehlibeyt (a.s) maarifinden haberdar olan herkesin bildiğini halka aktarmakla sorumlu olduğuna inanıyordu. Din tebliğine verdiği önem hayat ve siretinde açıkça göze çarpmaktadır.
Vaktiyle Tebriz’in etraf kasabalarından olan Miyandu-ab ahalisi büyük taklit mercii Ayetullah Seyyid Muhammed Hüccet Kuhkemereî’den (r.a) kendilerine bir mübel-liğ göndermesini istemişlerdi. Ayetullah Vahidî (r.a), Merhum Hüccet Kuhkemereî’nin (r.a) tavsiyesiyle halkı irşat için geçici olarak Miyanduab’a gitti. Ayetullah Vahidî (r.a), Bahaîlerin tehlikesinden ve çalışmalarından haberdar oldu. Halkı bu tehlikeden kurtarmayı ve onları Ehlibeyt (a.s) maarifiyle aşina etmeyi kendisine bir vazife sayarak geçici kalmak için gittiği yerde tam 45 yıl kaldı. İslamî bilgilerden yoksun olan şehir halkı, Ayetullah Vahidî’nin (r.a) bu 45 yıllık zahmet ve tebliği sonucu bölgenin mezhebî şehirlerinden biri haline geldi. Mescit ve medresenin hayal bile edilemediği şehirde halkın yardımlarıyla medrese ve mescitler yapıldı.

2-Ayetullah Vahidî (r.a), Miyanduab’da dinî tebligatının yanı sıra mescit, hamam, medrese ve mezarlık gibi toplumsal birçok çalışmaya da imza attı. Halkın içinden biri olan bu büyük fakih onlara şefkatli bir baba gibi kucak açarak onların maddi ve manevi ihtiyaçlarında yanlarında yer aldı. Elinden geldiği kadar maddi ve manevi sıkıntılarını gidermeye çalıştı.

3-Ayetullah Vahidî’nin (r.a) başarılarından biri de siyaset meydanında da yer almasıydı. İran İslam İnkılâbı’nın zafere ulaşması için büyük görevler üstlenmiştir. Diktatör Şah’ın din karşıtı kanun ve kararlarına aleni olarak bildiriler yayımladı ve itiraz etti. Konuşmalar yaparak halkı Şah’ın sinsi planlarından haberdar ediyordu.

Devrimin büyü lideri İmam Humeynî’yle (r.a) yakın ve samimi bir irtibatı vardı. Büyük fakihin, İmam’a (r.a) ve inkılâba olan alakasını, İmam Humeynî’yle (r.a) yazışma ve mektuplarından da anlaşılmaktadır. Bu iki zatın samimiyet ve muhabbetlerini meşhur âlimlerden biri şöyle naklediyor:
“Necef’te İmam’ın (r.a) huzurundan ayrılmak istediğim zaman büyük oğlu Ayetullah Mustafa’ya (r.a) konuşma kasetlerini bana vermesini söyledi. Ayetullah Mustafa (r.a) kasetleri bana verdiğinde İmam Humeynî (r.a) şöyle dedi: Bu iki kaseti iyi dinleyin, konuları çok önemlidir.”
Eve gelip kasetleri dinlediğimde Ayetullah Vahidî’nin (r.a) konuşmaları olduğunu gördüm ve o günden sonra Ayetullah Vahidî’ye (r.a) özel bir sevgi duydum.

AYETULLAH VAHİDÎ’NİN (R.A) VEFATI

Ayetullah Vahidî (r.a), bir ömür Allah yolunda ilmî, dinî, içtimaî ve siyasî faaliyetlerden sonra Hz. Masume’nin (Selamullahi aleyha) vefat yıl dönümünde yani 1421 yılında Hakkın çağrısına lebbeyk diyerek ebedi yurduna göçtü.
Pak bedeni bir ömür muhabbet ve sevgi beslediği Âl-i Muhammed’in (s.a.a) haremi olan Hz. Masume’nin (Selamullahi aleyha) türbesine defnedildi.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun!

—————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar


Etiketler:,

Yorum Bırak