Aynadaki Yabancı

Yazar: beytül ahzan Tarih: 23 Kasım 2010 1.4K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok

Allah, tövbe

Bismillahirahmanirahim

Yüzündeki çizgiler kadar derindi hayatın üzerinde bıraktığı izler…

Aynadaki görüntü tanınmayacak kadar yabancıydı kendine.Nerede hata yapmıştı bilemiyordu? Zaman mı hızlıydı?  O mu geç kalmıştı? Su gibi akıp geçen yıllardan elinde kalan, aynadaki yaşlanmış bir yüz ve hareket etmekte bile zorlanan bedeniydi.

Geçmişini hatırladığında sinemalarda izlediği filimlerden farksızdı onun için yaşadıkları.Gözbebekleri hasretle titredi.Tüm umutları bir anda tükenmişti sanki.Bedenine baktı hasretle kendisini tanımakta güçlük çekiyordu.

Kimdi bu aynadaki yabancı? Yaşlı bedeni hareket etmekte bile zorlanır hale gelmişti.Ruhu ise esaret zindanında her geçen saniye ölüm sancısıyla kıvranıyordu.Dünya cenneti artık cehenneme dönüşmüştü adeta.Canı yanıyordu… Beyninde uğultuların şiddetinden vucudu ayakta duramayack kadar acizleşmişti.Şimdiye kadar tatmadığı duyguların heyecanıyla gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Bir fırtına arkasından gelen yağmurlar gibiydi gözlerinden akan gözyaşı incileri.

Ne olmuştu ona. İlk defa acziyetin çaresizliği içini soğutmuştu. Anlamsız bakışların içinde kaybolan ümitleri aklına gelmişti. Halbuki ne hayalleri vardı hayatının baharında!!! Hepsi bir hayal olmuştu zaman denen hayal kitabının sayfalarında.Gençlik iksirinin etkisi geçince dünyanın acımasız yüzü aşikar olmuştu. Hayatın zor ve engebeli dağlarında ayaklarında batan dikenlerin acısıyla yürümeye çalışıyordu. Bir anda her şey tersine dönmüştü. Yokluk başlayınca, güzellikler son bulunca yapayalnız kalmıştı.

Şimdi ise yalnızlık ateşinde yanıyordu her gece. Annesini hatırlamıştı:Nasıl da şefkatle okşardı saçlarını. Ama artık oda yoktu. İçinin karanlığı geceninkinden çoktu. Ve gecenin yalnızlığına ortak olan bir ay ve yıldızları da yoktu,yapayalnızdı. Kalbi soğuk  kış gecesinin etkisyle son çırpınışlarını yaşıyordu.

Son anlarını yaşadığını düşündü.Ve hasretle  annesinin öğütlerini hatırladı. ’’Biz yalnız değiliz yavrum, unutma seni yaratan Rabbin daima senin yanındadır. Sana senden daha yakın olan Rabbinden günahlarla uzaklaşma yavrum. Ona dayandıkça sana her şey kolaylaşır. Aşılmaz yollar bir çırpıda bitiverir” diye. Ama ondan uzak her şey yalan olur demişti.

Şimdi her zamankinden daha iyi anlamıştı annesini. Koskoca bir ömür yalan olmuştu. Bir hayal olan ömründen ona kalan çaresiz bakışlarında tükettiği yalnızlığı ve yaşlılığın acizliğiydi. Ama biran yalnız anların tek dostu gelmişti aklına.Rabbini ilk defa kendine bu kadar yakın hissetmişti.

Bir çağrıydı sanki kulaklarında çınlayan çınlayan ses. ’’Ben size şah damarınızdan daha yakınım.” Bir ümit belirdi kırışık göz kapaklarının içinde kaybolan göz bebeklerinde.Hala umudu vardı.Son nefesini vermemişti daha…Tevbe kapısının yüzüne açılmasını ümid ediyordu.Rahmetle andı annesini. Daha küçük ve temiz elleriyle; Rabbine ettiği duaları hatırladı. Allah’ım annemi babamı bağışla diye ettiği duaları tertemiz bir melekken… Kirlenmişti hem de çok.Bir ömrü gaflet içinde geçirmenin pişmanlığı yaktı kararan yüreğini. Pişmanlık gözyaşlarıyla arınmayı umuyordu. Rabbinin merhametinin onu sarmasını ve üşüyen yüreğini ısıtmasını bekliyordu.

Acziyetinin samimiyetiyle yüzünü semaya döndü:’’Utanıyorum Rabbim, günahların beni düşürdüğü zilletten senin affına sığınıyorum. Gidecek hiçbir kapım yok. Sen benim Rabbimsin derken göz yaşları düğümlenen boğazından hıçkırıklara dönüşmüştü. Beni bağışla Rabbim. Ben ettim sen etme diyerek kapandı secdelere. Ne kadar kaldığını bilmiyordu. Ezan sesi ile çınladı sema. Bu ne güzel nidaydı, “Allahu Ekber” diye. Sanki ilk defa duymuşcasına çoşmuştu gözyaşları.Arınmak istiyordu dünyanın bütün kirlerinden. Abdest alırken utandı Rabbinden. Ama affolunmayı ümit ediyordu. Namazı ona öğreten annesine minnettar seccadenin nuruna sığındı.

Af diledi Rabbinden. Artık gün aydınlanmıştı. Ve içinin karanlığıda dağan güneşten nasibini almıştı. Yalnız değildi artık Rabbine yakındı. Bulutlar kaybolmuştu semadan. Gün başka gündü onun için.

Rabbine şükretmek için az zamanı vardı.

Sen merhametlilerin en merhametlisisin .

Elhamdülillahi Rabbil Alemin.

Vildan Yıldırım

Yorum Bırak