Bahrani Sahib-i Hadaik (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 18 Eylül 2010 2.1K kez okundu Yakın Tarih 3 Yorum
Bahrani Sahib-i Hadaik (ra)
Bu yazıyı değerlendirin


[Ö. H/1186, M/1765]

DOĞUM YERİ

Yusuf Bahreyni Mahuz kasabasında ilim  ve mümin bir ailede dünyaya geldi.

Babası Şeyh Ahmed ve dedesi o bölgenin ileri gelen tanınmış âlimlerindendi.

Yusuf, dedesi Şeyh İbrahim’in yanında okuma yazma ve Kuran okumayı öğrendi. Zamanın meşhur fıkıh, akli ilimler, hadis ve matematik üstadı olan babasının dersleriyle İslami ilimlerle tanıştı. Yusuf, büyük bir arzu ve istekle dini ilimler tahsiline başladı.[1] Ancak bu durum fazla devam etmedi. Haricilerin Bahreyn’e saldırısı ve Şiilerin katliamı Yusuf ve onun gibilerini Katif’e hicret etmeye zorladı. Yusuf, Katif’in Şahur kasabasına yerleşerek orada tahsiline devam etti. Sıkıntılı ve acı dolu günler unutulmadan hicri 1131’de Nasibiler ve Haricilerin vahşice saldırı ve katliamları tekrar başladı. 24 yaşından olan Yusuf, bu katliamda babası Şeyh Ahmed’i kaybederek ederek ailesinin sorumluluğunu üstlendi. Bir yandan Bahreyn’deki küçük hurma bahçesinde çalışıp ailesinin geçimini sağlıyor diğer taraftan da tahsiline de devam ediyordu. Aradan iki yıl geçmişti. Yusuf (r.a) dimdik duran hurmalardan acılar karşısında durmayı öğrenmişti. Tüm sıkıntılara göğüs gererek ailesinin geçimini ve tahsilini bir arada sürdürüyordu. Altı yıl Bahreyn’de Şeyh Ahmed b. Abdullah Biladi’nin derslerine katıldı.

Yusuf (r.a) hacdan döndükten sonra Katif’te iki yıl ikamet etti. Bu zaman zarfında büyük üstat Şeyh Hüseyin Macuri’nin yanında Şeyh Tusi’nin Tehzib kitabını okudu. Fakat o maddi imkânsızlıkları nedeniyle tekrar Bahreyn’e dönmek zorunda kaldı. Artık Yusuf’un kardeşleri büyümüş ve ailelerinin geçimlerini sağlayacak yaşa gelmişlerdi. İlim aşığı Yusuf (r.a) Şiraz’a hicret ederek orada büyük üstatlardan istifade ederek öğrenci yetiştirmeye başladı. Yusuf, 40 yaşına basmıştı. O Şiraz’ın Cuma İmamı olmuştu. Anne ve kardeşlerini Şiraz’a getirerek onlarla beraber 14 yıl orada ikamet etti.

Şiraz’daki bu mutluluk tablosu fazla sürmedi. Hicri 1156’da Naimdan Han’ın Şiraz’ı işgal edip büyük küçük demeden yediden yetmişe herkesi katliam etmesi Şeyh Yusuf’u (r.a) hicret etmeye zorladı. Anne ve kardeşlerini Bahreyn’e göndererek kendisi de Fesa’ya gitti. Oraya gittikten bir süre sonra evlendi ve orada 8 yıl kaldı.

Fesa diğer yerlere göre daha sakin ve huzurlu bir yerdi. Şeyh Yusuf (r.a) bu fırsattan istifade ederek büyük bir işe başladı. Ömrünün ve zahmetlerinin semeresi olan, müçtehitlerin ders kürsülerinde istifade ettiği fıkıh kitabı “el-Hedaiku’l-Nazire fi Ahkâmil-İtreti’t Tahire” kitabını yazdı. Bu kitaptan sonra Şeyh Yusuf (r.a) “Sahib-i Hedaik” olarak meşhurdur.

Naimdan Han hicri 1164’te Fesa’yı da işgal edince halk şehri terk ederek dağlara sığındı. Bu işgalde Sahib-i Hedaik’in birçok değerli eseri ve notları yakılarak yok edildi. Sahib-i Hedaik İstihbanat’a gitti. Orada kısa bir müddet kaldıktan sonra İmam Rıza’yı (a.s) ziyaret etmek için Meşhed’e ve Hz. Masume’yi de ziyaret etmek için de Kum’a gitti. O mukaddes topraklardaki ziyaretleri tamamladıktan sonra Behbehan’a oradan da usulcüler ve içtihatçıların merkezi Necef İlimler Havzasına ardından da Ahbarilerin merkezi sayılan Kerbela İlimler Havzasına gitti.[2]

FEDAKÂRLIK AYNASI

Vahid-i Behbahani adıyla tanınan Ayetullah Muhammed Bakır b. Muhammed Ekmel İsfahani hicri 1159’da Kerbela İlimler Havzasına giderek Ahbari-lerle ilmi mücadeleye başladı. Birkaç gün Sahib-i Hedaik’in derslerine katıldı. Bir gün İmam Hüseyin’in (a.s) türbesinde ayağa kalkarak yüksek sesle öğrencilere hitaben şöyle dedi: ”Ben sizlere Allah’ın hüccetiyim; Eğer Şeyh Yusuf üç gün ders kürsüsünü bana verirse sizlere hücceti tamamlarım.” Sahibi Hedaik, ders kürsüsünü Vahid-i Behbehani’ye teslim etti. Üç gün sonra öğrencilerin üçte ikisi Ahbarilik inancından vazgeçerek Vahidi Behbehani’nin öğrencisi oldular.

Merhum Muhaddisi Kummi Fevaidu’r-Razaviyye kitabında İmam Hüseyin’in (a.s) türbesinde görev yapan birinden şöyle naklediyor: ”Türbenin işleriyle meşguldüm. Akşam olmuş, türbenin kapılarının kapatılma emri verildi. Vahidi Behbehani ve Şeyh Yusuf’un ilmi bir konu üzerinde bahsettiklerini gördüm. Birlikte türbenin avlusunda yürüyor ve bahislerine devam ediyorlardı. Türbe boşalmış, içeride kimse kalmamıştı. Kapıları kapatmak zorundaydık. Bu iki zat türbenin dışına çıktılar. İlmi bahislerine devam ediyorlardı. Ben kapıları kapatıp evime gittim. Sabah ezanından önce kapıları açmaya geldiğimde o iki zatın ilmi bahislerinin devam ettiğini gördüm.

Vahidi Behbehani Ahbariler karşısında sağlam bir kale gibi durdu. Kerbela İlimler Havzasının büyük taklit mercii Şeyh Yusuf Behrani, Vahidi Behbeha-ni’nin sunduğu ilmi delillere teslim oldu. Ahbarilik inancını bir kenara bırakarak usulcüler safına katıldı.

Şia âlimleri tarih boyunca sorunlara duyarlı davranmış ve gereksiz yere kibre kapılmamışlardır. Birbirlerine karşı son derece saygılı davranmışlardır. Hiçbir zaman bağnazlık akıllarının önüne geçemedi. Devamlı dini ve ilmi en güzel şekilde anlayıp tebliğ etme düşüncesinde olmuşlardır. Hatalarını gördüklerinde kabul ederek o hatalarından vazgeçmişlerdir. İşte o büyük zatlardan biri de Şeyh Yusuf Behra-ni’ydi. Oda diğer büyük âlimler gibi hatasını görüp kabullendi.[3]

ŞEYH YUSUF BAHRANİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Sahib-i Hedaik uzun yıllar tedris ederek birçok öğrenci yetiştirdi. Onlardan bazıları:

1-Mirza Ebu’l Kasım Giylani (r.a), Mirza-i Kummi.

2-Seyyid Mehdi Tabatabai (r.a), Bahrü’l Ulum.

3-Molla Mehdi Neragi (r.a)

4-Seyyid Ali Tabatabai (r.a)

5- Ebu Ali Hairi (r.a) [4]

ŞEYH YUSUF BAHRANİ’NİN (R.A) ESERLERİ

Sahib-i Hedaik çeşitli dallarda önemli ilmi eserler kaleme almıştır. Eserlerinden bazıları:

1-Erbeun hadisen fi Fezail’i Emiri’l-Muminin

2-el-Hedaiku’n-Nazire fi Ahkâmi’l-İtreti’t Tahire (25 cilt)

3-Enisu’l Musafir

4-el-Cem’u beyne Fatimeteyn

5-Lu’lu’l Bahreyn

6-Mi’racu’n-Nebiyye

7-en-Nefahatu’l Melekutiyye

8-Keşkülü Bahrani (3 cilt)

9-el-Hutbe (Şiraz’daki konuşmaları)[5]

ŞEYH YUSUF BAHRANİ’NİN (R.A) VEFATI

Sahib-i Hedaik hayatı boyunca birlik ve beraberliğin öncüsü olmuştur. Ölünceye kadar vahdet nidasını yükseltti. Vahidi Behbehani ile görüş farklılıkları olmasına rağmen canaze namazını Vahidi Behbehani’nin kıldırmasını vasiyet etti. O büyük zat 79 yaşında hicri 1186’da ebedi yurduna göç etti. Temiz bedeni İmam Hüseyin’in (a.s) türbesine defnedildi.[6]

————————-

[1]-Lu’lu’l Bahreyn, s.442.

[2]-Mukaddimetu’l Fahire, s.191-194.

[3]-Vahidi Behbehani (Ali Devani s.123-124.

[4]-Mukaddimetu’l Fahire, s.135-136.

[5]-Mukaddimetu’l Fahire, s.180-301.

[6]-Vahidi Behbehani, s.124.

————————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar


Etiketler:

Yorum Bırak

  1. Esedullah dedi ki:

    ve aleykum selam

    ne şiddetmi? şiddetolmasınmı? adam Kurana, Alalhın koruyacağına söz verdiği kitaba dil uzatıyor. üstelik sadece bu aliminizle sınırlı değil. en büyük müfessiriniz Ali b. İbrahim el Kummi, en büyük muhaddisiniz el Kuleyni, adını anmaktan gurur duyduğunuz Seyyid Murteza, Şeyh Tabersi, Allame Meclisi, Muhammed Salih el Mazendarani, Mirza Habibullah el Haşimi el Hoi, Seyyid Abdullah Şübber, Seyyid Adnan Bahrani, Seyyid Nimetullah Cezairi, Seyyid Haşim bahrani, Ebul Hasan el Amuli ve diğerleri. hepsi tahrif konusundakı haberlerin göz ardı edilemeyeceğini, mütevatir olduğunu söylemişlerdir. bunun karşısında şiddet anormalmi?

    yazdığın ayete gelince, Kurana iman eden bizleriz o yüzden o ayete biz iman ediyoruz. ama sen birde kendi mezhebinize bak. en büyük alimleriniz, mezhebinizin temelleri olan alimler hepsi tahrife iman etmişler. Hicr suresinin 9-cu ayetine Şii alimler nasıl cevap veriyor biliyormusun? bilmiyorsan senin için yazayım ki, bilesin:

    Ebul Hasan el Amuli Fussilet suresinin 41-ci ve Hicr suresinin 9-cu ayetlerini delil getirip “Kuran tahrif edilmemiştir” diyenlere şu şekilde cevap veriyor: “bu ayetler bizim iddamıza ters değil. biz diyoruz ki, Kuran tamdır ama imam Mehdidedir. insanların elinde olan şu Kuran Nebiye s.a.a indirilen Kuran değil” http://img339.imageshack.us/img339/8598/lamiliaylrcavab.jpg

  2. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum.
    Bu ne şiddet kardeş? Hayırdır? Neden bu saldırganlık?
    Samimi olarak cevap verin, resimlerini paylaştığınız kitaplar sizde var mı? Anlayarak okuyup da mı eleştiri (!) yapıyorsunuz?
    Yoksa bazı art niyetli şahısların hazırladıkları iftiralardan bir kısmını mı kopyala yapıştır yapıyorsunuz?
    Lütfen biraz sakin olun…
    Kur’an-ı Kerim (haşa) asla tahrif olmamıştır. Şiaların inancı böyledir.
    “Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.(Hicr, 9)”
    Başka söze ne hacet?….

  3. Esedullah dedi ki:

    bu diğerlerinden de beter! tahrife iman etmekle kalmıyor ek olarak “Kuranda tahrif yoktur” diyenlere karşı savaş açtığını dile getiriyor. bu sapıklık değilmi? http://img178.imageshack.us/img178/446/eddevretulnecefiyye.jpg