Barış Öyle Mi?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 6 Mayıs 2010 2K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok
Barış Öyle Mi?
Bu yazıyı değerlendirin

Gözlerini kapattı küçük kız ülkesine bombalar düşerken…

Bir şehir ortamında yapayalnız bir ruh! Dolaşır geceleri kimsenin bilmediği sokaklarda… Evlerin üstünden geçer, kiminin dumanı tüter, kim rüzgâra hancıdır. Kaldırımlar görür minicik bedenlere yatak olan…

“Geceleri sessizdir şehirler” der ruh! “yapayalnız, ıssız ve yorgundur. Yağmurlar yağar bazen, evlerin içine düşer, babaların yüreğinde sel olur, yıkar hayalleri…” Sessiz kalır ruh, görmek istemez bunları… Kendi evini arar ruh, kendi ailesini! Belki içinde bırakıp göçtüğü heyecanlarını… Harabe olmuş memleketinde, belki sevinçleri hala saklanıyordur bir yerlerde. İşte böyle bir geceydi… Evini buldu ruh! İçeri süzüldü usulca, kırık kapılardan, cam kırıkları ile dolu döşemelerden, çatlamış duvarlardan geçti. Gördüğü bomboş bir evdi. İçinde şimdi sönmüş hayatları hatırladı. Bir zamanlar kahkahaların çınladığı çatlak yıkılmış duvarlara baktı. Zalimliğin karşısında  mazlumiyetin aynasıydı gördüğü, bir avuç kandırmacaydı  paketi “barış”la süslenmiş… Gözleri olsaydı ağlardı ruh, ağlayamadı… Büyük hayallerin, sonsuz inancın var ettiği, umudun yeşerttiği bu evi ne hale getirmişti, o “barış” dedikleri şey? “Barış” dedi, acı acı gülümsedi ruh! “ Gelsin de yerine koysun hayallerimi, kırılan yüreğimi. Gelsin de bunca şeyi, ailemi geri versin bana. Gelsin de kopan kollarımı, yanan gözlerimi geri versin! Zalimin barışı buydu işte… Zalimin “barış anlayışı”; sönmüş ocaklar, parçalanan yüzlerce çocuk, ölen yüzlerce insan! Ve tüm bunları telafi etmek için söylenen tek bir söz: “Barış!”

Geri döndü ruh, geldiği yere…

Bir şehir, ortasında yapayalnız bir ruh! Dolaşır geceleri, kimsenin bilmediği sokaklarda… Ezan okunurken açın pencereleri, belki dışarıda haykırıyordur o ruh! Belki dışarıda nice “Filistinli Bebekler” yaşamaya fırsat bulamadan ölüyordur hala!…

Zehra Kıran


Yorum Bırak