Basiret Hakkında Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 3 Ocak 2011 7.874 kez okundu Hadis Yorum Yok

Allah, tövbe

Bismillahirrahmanirrahim

Basiret kelime olarak ‘görmek’ anlamındaki ‘ba-sa-ra’ fiil kökünden türemiş bir mastardır. Bir terim olarak basiret, idrak (anlayış/kavrayış) kuvveti, derin görüş, ileriyi görme, bilinçle kestirme, yakin, burhan, hüccet, bir şey hakkında oldukça bilgili olmak, zekâ, ibret gibi anlamlara gelmektedir.

Basiret, “Kendisiyle hakla batılın temyiz edildiği marifet (bilgisi)” olarak tarif edilmiştir. Basiret kavrama yeteneğidir, vukuf kazanmak, olay ve nesneleri anlayıp kavramak, vukufiyet kesbetmektir. Basiret bilmek anlamına da gelir.

Basiret takva ağacından oluşan bir meyveye gibidir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerden de anlaşıldığı üzere takvayla basiret arasındaki bu ilişki ve irtibatın varlığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Bu konuyu seçmemizin sebebi ise İslam İnkılâbı Rehberinin son yıllarda İslam ümmetine “Basiretli ve Ferasetli” olmakla ilgili birçok tavsiyelerini dikkate almamızdandır. İmamı Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilir: Her kim kendi zamanını tanımazsa yanlışlar ona hücum ederek saldırır. Rehberimiz Ayetullah Hameney de bu konu hakkında şöyle buyurmuştur: En bilgin âlimde olsanız kendi zamanınızın sorunlarını ve müstekbirlerin komplolarını tanımazsanız ve yaşadığınız toplumun ihtiyaç ve dertlerini fark etmezseniz İslam toplumu için faydalı olamazsınız.

İslam İnkılâbı Rehberi ayrı bir tavsiyesinde de şöyle demiştir: Sizlere bir tavsiyede bulunmamı isterseniz şunu derim: Tavsiyem şudur: Basiretinizi çoğaltın insanların başlarına gelen belaların çoğu basiretsizliklerinde olmuştur.

Biz yazımızda basiretle ilgili hadisleri nakledeceğiz umarız faydalı  olur:

1-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her kimin “basiret” feraset ve anlayışı (yoksa)olmazsa düşüncesi ve fikri bozuk olur.

2-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: En “basiretli” İnsanlar kendi ayıbını gören ve günahlardan kendisini alı koyan kimselerdirler.

3-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Basireti olmayanın kimsenin ilminin ona faydası olamaz.

4-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: …Dünya ancak kör (kalpli) olanların görme sınırının son noktasıdır, dünyanın ötesinde ne olduğunu görmez. İnsan “basiretiyle” dünyayı deler geçer ve (esas) dünyanın öteki dünya olduğunu bilir. Bu yüzden “basiretli” kimse dünyadan yüz çevirir, kör ise ona yönelir. “Basiretli” kimse ondan azık toplar, kör ise onun için azık biriktirir. (Nehcül Balağa:133)

5-İmam-ı Sadık (a.s) buyuruyor: Her kim “basiret” ve “ferasetten” yoksun durumda olan birisi bir işe başlarsa nereye gittiğinin farkında olmayan yolcuya benzer. Bu tür birisi her ne kadar hızlı ve süratli bir şekilde yol alırsa da o kadar da caddeden uzaklaşmış olur.

6-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Azim ve irade basiretlilikle bir araya geldiğinde saadet kemale erer.

7-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Basiretli o kimsedir ki, duyduğunu (edindiği bilgi hakkında) düşünmeli ve fikir etmeli, etrafındaki olayları müşahede ederek bilinçli olmalıdır ki ibretlerden faydalanabilsin.

8-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Basiret” ve “Ferasetlikle” çareler ve tedbirler elde edilir.

9-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Allah katında işlerin en hayırlı sonu takvadır. Kıble ehliyle aranızda savaş kapısı açıldı. Bu bayrağı ancak sabır ve “basiret ehli”, hak konularında bilgi sahibi olan kişiler taşıyabilir. Size buyrulanı yapın, nefyedilenden sakının. İyice bilinmeden hiç bir işte acele etmeyiniz. (Nehcül Balağa:173)

10-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her kim Hak Teâlâ’yı çokça yâd eder ve anarsa “basiret” melekesini elde eder.

11- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her kim benim velayet ve İmametimi kabullenir ve ikrar ederse kurtuluşa ereceği gibi o kimsede basiretlilik ve ferasetlilik meydana gelmiş olur.

12- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Müminlerin zanlarından sakının. Çünkü Allah, hakkı onların dillerinde kılmıştır.”(Nehcül Balağa)

13- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Allah’a hamd olsun. Allah’tan korkmak kalplerinizin devası, akıllarınızın körlüğünün “basireti”, bedenlerinizin hastalıklarının şifası, göğüslerinizin fesadının salahı, nefislerinizin kirlerinin temizleyicisi, görmeyen gözlerinizin aydınlığı, kalbinizin her korkudan güvenliği ve karanlıklarınızın ışığıdır. (Nehcül balağa, Hutbe:198)

14-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Düşünce saf bir aynadır. İbret almak, uyaran bir öğütçüdür. Başkaları için hoşlanmadığın şeyden kaçınman, edep olarak sana yeter.” (Nehcül balağa, Kısa söz:365)

15-Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Basiretlilik, fırsat gelinceye kadar derdi sineye çekmektir.

16- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Basiret sahibi, duyduğunda düşünen; baktığında (hakikatleri) gören ve ibretlerden öğüt alan kimsedir.

17- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Bütün uğraşını nefsiyle mücadeleye ayıran, bütün çabasını dini için harcayan ve bütün ciddiyetini ahretine adayan kimse ancak ve ancak basiretli kimsedir.

18- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Basiretli” olanlara sırlar açıklanmıştır. Talep edenlere hak yol apaçık gösterilmiştir. Kıyametin örtüsü açılmış, geliş alametleri akıllılar için aşikâr olmuştur. Bana ne oluyor da sizi ruhsuz cesetler, cesetsiz ruhlar, ıslah olmadan ibadet eden, kazanmadan ticaret yapan kullar olarak görüyorum. Uykuya dalmış uyanıklarsınız, bedeniniz burada, ruhunuz yok, kör gibi bakıyor, sağır gibi dinliyor, dilsiz gibi konuşuyorsunuz. (Nehcül balağa, Hutbe:108)

19- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her kim tarihi olaylardan ibret alırsa, basiretli olur.

20- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Öncekilerin eserlerinde sizi sakındıran bir şey yok mudur? Aklınız varsa evvel geçenlerden ibret alır, geçip gidenlere bakarsınız. Sizden önce geçip gidenlerin dönmediğini, yerlerine geçenlerin baki olmadığını görmez misiniz? Dünya ehlinin çeşitli hallerde akşamını sabah ettiğini görmez misiniz? Birisi ölür, ölüye ağlanır, diğeri kalır, ona da baş sağlığı dilenir, birisi derde uğrar, diğeri ziyaret eder. Birisi can vermek üzeredir. Biri dünyayı ister, hâlbuki ölüm de onu istemektedir. Birisi gaflet eder, oysa kendisinden gaflet edilmez. Geride kalanlar da geçip gidenlerin izi üzere giderler.

Dikkatli olun, kötü işlere girişeceğiniz zaman lezzetleri yıkanı, arzulan bulandıranı, emniyetleri kıranı hatırlayın. Farz olan hakkı  yerine getirmek, sayılamayan ihsan ve nimetlerin şükrünü eda etmek için Allah’tan yardım dileyin.” (Nehcül balağa, Hutbe:99)

21-İmam-ı Hüseyin (a.s) buyurmuştur: Kerbela kıyamında İmam-ı Hüseyin (a.s) kendi ailesini ve ashabını “inanç” konusunda ve “bilinçlilik” konusunda farklılıklarından dolayı methetmiştir. Özelliklede kardeşi “Ebulfazl Abbas” hakkında İmam-ı Sadık (a.s) şöyle demiştir: “Amcamız Abbas’ın derin basirete sahipti “demiştir.

22- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Şüphesiz “basiretli” kimse, nefsi ile mücadele eden ve onu dizginleyen; ihtiras ve zevklerine mani olan ve ona hükmeden kimsedir. Doğrusu akıl sahibi için dünya, içindekiler ve dünya ehli başlı başına bir meşguliyettir.

23-Hz. Peygamber (s.a.a) buyurmuştur: Müminin ferasetinden sakının, çünkü o Allah-u taalanın nuruyla bakmakta ve Hak taalanın inayetiyle konuşmaktadır.

24- Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur: “Mümin akıllı, zeki ve uyanıktır.”

25- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Nefsini muhasebe eden kazanır, kendinden gaflet eden zarar eder; korkan emniyete erer, ibret alan basiret elde eder ve basiret elde eden anlar, anlayan ise bilir.” (Nehcül balağa, Kısa söz:208)

26- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Basiretli kişi, duyup düşünen, bakıp gören, ibretlerden faydalanan, sonra da aşağılık ve zarar veren yerlere ve dalalete düşmekten sakınarak apaçık yola giren kimsedir. Aynı zamanda sapanlara, hakta sıkı tutmak, sözü tahrif etmek ve doğruyu söylemekten korkmakla kendi aleyhine yardım etmez. (Nehcül balağa, Hutbe:153)

27- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Allah’tan korkmak kalplerinizin devası, akıllarınızın körlüğünün “basireti,” bedenlerinizin hastalıklarının şifası, göğüslerinizin fesadının salahı, nefislerinizin kirlerinin temizleyicisi, görmeyen gözlerinizin aydınlığı, kalbinizin her korkudan güvenliği ve karanlıklarınızın ışığıdır. (Nehcül balağa, Hutbe:198)

28- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: O halde idrak etmede “basiretli” olana, hikmet açıklanır; hikmeti açık olarak gören, ibreti tanır; ibreti tanıyan, öncekilerle yaşamış gibi olur. (Nehcül balağa, Kısa söz:31)

29- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Dikkat edin şeytan ordusunu toplamış, atlısını yayasını yanına almıştır. Ben ise “basiretimi” kaybetmedim. Ne gerçeği gizledim, ne de gerçek benden gizlendi. Allah’a yemin olsun suyunu çektiğim havuzu onlarla öyle bir dolduracağım ki bir daha ne oradan çıkabilirler ne de oraya dönebilirler.” (Nehcül balağa, Hutbe:10)

30- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Basiretli” olmanın “afeti”, fırsatın elden kaçmasıdır.

30- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Elinde olanı bağışlamayan ve infakta bulunmayan, bugünkü amelini yarın için biriktirmeyen “basiretli” değildir.

31- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: “Basiretli “uyanık, gafil ise uyuklayan kimsedir.

32- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Doğrusu basiret sahibi olan birisi, kendisini muhasebeye çekerek nefsini dizginleyen, gazapla nefsine hükmeden ve savaşarak onu öldüren kimsedir.

33- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her kim fitne anlarında basiretli olursa hikmet kapıları onun yüzüne açılmış olur.

34- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Şüphesiz “basiretim” benimledir; ne şüpheye düştüm, ne de şüpheye düşürüldüm.. (Nehcül balağa, Hutbe:137)

35- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Bir şeyi derinlemesine algılayamamışsanız, o konu hakkında görüş belirtmeyin.

36- Bir rivayette şöyle zikredilir: “Kim gözünü haramlara karşı kapar, nefsini şehvanî şeylerden uzak tutar, batınını murakabe ve tefekkürle mamur kılar, helâl yemeye alışırsa “feraseti” gelişir, görüşlerinde hata etmez.”

37- Bir rivayette şöyle zikredilir: “Mümin akıllı, zeki ve uyanıktır.”

38- “İnsan haramlara gözünü, haram gıdaya ağzını ve midesini kapatır, şehevini duygulardan uzaklaşır, içini iman ve marifetle dışını ıslama uymakla terbiye ederse ferasetten asla yanılmaz”

39- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Her türlü kötülükten kurtulmak ve her düşmana galip gelmeniz için dini kendinize sığınak, adaleti ise silah olarak edinin.

40- Hz. Ali (a.s) buyurmuştur: Azim ve irade “basiretlilikle” bir araya geldiğinde saadet ve mutluluk kemale erer.

Derleyen: Hacer AYYILDIZ

Yorum Bırak