Batılı Yoket, Hazineni Bul…

Yazar: beytül ahzan Tarih: 22 Ağustos 2009 2.9K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok

Bismillah…

Sonsuz güzellikler sahibi olan ve şaheserliğini âdemoğlunda tecelli ettiren tanrıya hamdı sena olsun.

Tanrı Davut’a,”Ey Davut ben bir hazineydim, istedim ki insanlar beni keşfetsinler” diye vahyetmedi mi? Ve keşfin yalnızca tanrının emirlerini yerine getirerek gerçekleşeceğinin haberini bilmiyor muyuz?

Gizli bir hazineyken kendisinin keşfedilmesini isteyen tanrı, kendisini keşfetme şerefini insan oğluna layık görmüşken şu insanın yaptığı zulümlere, haksızlıklara, gasplara, hakka tecavüzlere, batıl için yaptığı spekülasyonlara, batıl işlere ve o yüce zatın narazılığına sebep olacak çirkin davranış, hal ve hareketlere bakın…

Bazıları hicaplıların hicabına, bazıları güçsüzlerin zayıflığına, bazıları şereflilerin şerefine, bazıları inananların mukaddesatına, bazıları fakirlerin fakirliğine, bazıları az olanların azlığına, bazıları namusluların namusuna, bazıları sessizlerin sükûtuna ve kimileri dini olanların dinine saldırıyor.

Tam bu noktada derin düşüncelere dalmıştım ki; iradem yüzümü ansızın Kerbela’ya yöneltti… Sanki o büyük şahsın hala kılıçlandığını hissediyorum. Hala sesleniyor sanki “  Yok mu ceddimin dini uğruna bana yardım edecek bir kul?” diye. Mübarek bedeni üzerinde hala atlar koşturuluyor sanki. Atların ayak sesleri bile geliyor. Peygamber dudakları ile öpülen o boyun sanki tekrar arkadan kesiliyor ve âleme bir ses yayılıyor HUSEYNNN!!! diye.

Evet, Zeynep o gün Huseyn diye haykırmıştı âleme. Feryat etmişti batılın yaptırmış olduğu çirkinliklere. İsyanı batılaydı Zeynebin. Hak Huseyn‘de tecelli etmişti, batıl ise Yezit’te. Haksızın karşısında haklı duruşun heykeli olmuştu Huseyn.

Zeynep Huseyn diye feryat ederken aslında batıla ve batılın askerlerine haykırmıştı. Zira batıl tanrının da buyurduğu gibi yok olmaya mahkûmdur.

Peki, tanrısını keşfettiği takdirde, bu keşfin karşılığında mükâfat olarak kendisini kuluna hediye eden tanrıyı biz neden keşfetmiyor, zamane Yezitlerinin karşısında biz neden haklı duruşu heykelleştirmiyor, neden haykırmıyoruz ve neden batılı yıkmıyoruz?

Şeytan ve askerleri iş başında ve batılı yaşatmaya çalışırken, Allah kulları ve Allahın askerleri olduğumuzu iddia ettiğimiz bizler neden çalışmıyoruz.

Yoksa Filistin hala ağlamıyor mu?

Bombalar altında evladını şehit veren anne taş basmıyor mu bağırına yoksa?

Irak’ta namuslarıyla oynanan hicap ehli kadınların feryatları sustu mu yoksa?

İslamın mukaddesatlarına saldırılmıyor mu yoksa?

Ülkemde hicaba dil uzatılmıyor mu yoksa?

Kardeşler arasına suizan düşürülmüyor mu?

Sünni ve Şii arasına fitne tohumları ekilmiyor mu yoksa?

İmanlı fakirlerimiz geceleri  “Rabbim verdiğin ve aldığın nimetler için sana sonsuz şükürler olsun” deyip de aç yatmıyorlar mı yoksa?

Zenginlerimiz zenginliği bir sınama mı sayıyorlar yoksa?

İhlâsla yaptıkları takdirde ibadetleri peygamber ibadeti sayılan genç insanlar, batı kültürüne yönelmiyor mu yoksa?

Zamane Yezitleri olan Amerika ve İsrail gibi kâfir ve İslam düşmanı olan ülkeler Müslümanları katletmiyor mu yoksa?

Peki, neredeyiz Allah aşkına?

Nerde olmamız gerekiyor ve bizler neredeyiz?

Safımız kimin safı?

Yaratıldığını unutmayan ve ne amaçla yaratıldığını bilen insanlar bütün bu haksızlıklar karşısında onurlu insanlar olarak dimdik dururlar…

Şimdi anlıyorum işte irademin neden yüzümü Kerbela’ya yönelttiğini…

Çünkü Kerbela’da yatan zat bütün bu zalimliklere karşı nasıl bir duruş sergileneceğinin örneğini ve tanrının nasıl keşfedileceğini öğretmişti. “Yok mu ceddimin dini uğruna bana yardım edecek bir kul?”  diye nidası bizeydi ve bizden sonrakilere…

Amacı o gizli hazineyi keşfetmek olan kullara, o nida, o yüce feryat her şeyi açıkça bildiriyor…

Düşünelim, anlayalım, inanalım, amel edelim, hem mutlu olalım, hem razı olsun bizden Allah, hem ona yönelelim, onu unutmayalım ve onun tarafından da unutulmayalım…

Dualarda buluşalım…

Vesselam.

ALİ KAÇAN

Yorum Bırak