Ben Hiç Aşura Günü Ağlamadım

Yazar: beytül ahzan Tarih: 26 Temmuz 2009 3.1K kez okundu Yazı ve Makale 1 Yorum
Ben Hiç Aşura Günü Ağlamadım
Bu yazıyı değerlendirin


Hicretin 61. yılı.. Kan kokuyor fırat.. Bir tarafta tarihin sayfalarında yiğitlik, fedakârlık, iman, cihat ve hak uğruna her şeyinden geçmenin sadıkane örneğini oluşturmak için cennet gençlerinin efendisi, Resululah’ın yadigârı Hz. Hüseyin’in komutanlığında toplanan 72 Muhammedî yürek  ve diğer tarafta ise dünya ve makam sevgisi, çeşitli batıl taassuplar, kinler, cehaletlerle hareket eden ve zülüm ve fesat güçlerinin hedeflerini simgeleyen en az 30.000 kişilik bir ordu…

Saltanat fitnesinin islama sokulmasıyla birlikte Allah’ın evinde dahi o mübareklere lanet okuma hadsizliğini gösteren ümeyyeoğulları, bu kin ve nefretini Allah’ın evinden savaş meydanlarına taşımış ve adeta resulullahın soyunu kurutmak için and içmişlerdi. Asıl soyu kesik olanlar bilmiyolardı ki karşılarında “Biliniz ki ben ölümü saadet olarak bilmekteyim, zalimlerle bir arada yaşamak ise benim için alçaklıktır, zillete boyun eğenlere yazıklar olsun” diye haykıran bir yiğit ve yarenleri vardı.

Eğer ben o gün kerbelada olsaydım ne yapardım kimbilir?..Ya zalim de olsa imama itaat farz diyerek yezidin yanında yer alsaydım? Ya Hüseyin’e kılıç vuran nasipsiz ellerden bir taneside benim elim olsaydı? Ya hayvanlara dahi mubah olan fakat hüseyin ve ashabına haram kılınan suyu evlatlarına taşıyan Ebulfazl’ın yolunu kesen şeytanın askerlerinden birisi de ben olsaydım? Ya “Ey Muhammed’im nerdesin nerde.. Hüseyin’in başı bir yerde gövdesi bir yerde.” diye feryad eden Zeyneb’in (as)’ feryatlarına kayıtsız kalsaydım…

Nasıl bakardım mahşerde Resulullah’ın yüzüne? Bizi sana ulaştıran evladlarının mubarek vücudlarını paramparça eden zalimlerin yanında yer alarak nasıl “ya Resulullah ben senin sünnet ehlinim” diyebilirdim?  Muhammed (as) sünnisi değil emevi sünnisi olduğum yüzüme çarpıldığında hangi yüzle Resulullah’tan şefaat beklerdim?

Yıllarca bu katliamdan tarihte kalmıştır, bugün bunu konuşmak yersizdir diye bahsetmediler. Bahsedenlere fitneci,bölücü damgası vurdular. İmam Hüseyin’in  insanları kulların kulluğundan kurtarıp, yalnız Allah’a kul olmaya davet etmek için başkoyduğu şanlı kıyamını koltuk kavgası olarak sunarak iyice alçaldılar..Aşura günü hz. Adem’in tevbesinin kabul olmasından, hz. Nuh’un gemisinden, Hz. Yunus’un balığın karnından , Hz. Musa’nın firavundan kurtulmasından bahsettiler. Bu kutlu olayları asıl tarihlerinden saptırarak Kerbela’da yaptıkları zulmü unutturdular, dikkatlerimizi başka yöne çektiler. Resulullah’ın evlatlarını katletmekten ötürü tuttukları şükür orucunu bize sünnet orucu diye sundular. Sıffin savaşı sonrası hakem olayıyla başlayan düzenbazlık serisine kapıldık, uyanamadık…Bizler Aşura gününde hep sevindik.. Aşure tatlısı pişirip dostlarımıza ikram ettik.. Bilseydik bu günde Hz. Hüseyin ve ashabının susuz kaldığını, vallahi değil o tatlıyı yemek su dahi içmezdik o günün hürmetine.

İmam ve ashabının bu kutlu kıyamından sıradan bir savaş edasıyla söz ettiler. Zulme rıza göstermeyen o mübarekleri tanıtmayarak bugünkü pısırık ümmetin oluşmasında baş rol oynadılar. Kardeşinin gözleri önünde mübarek başının bedeninden ayrılmasına şahid olmasına rağmen Allah’tan hayırdan başka hiçbirşey görmediğini söyleyen sabırlar anası zeynebe kulak vermeyerek  Allah’tan hayırda gelir şerde gelir deme gafletinde bulundular.. Veyl olsun o imam bildiklerimize ki bize gerçek imamları tanıtmadılar. Veyl olsun o bel’amlara ki yıllardır yezid denen mel’unu İslam ümmetine musallat eden, İslam dinini temelinden yıkmaya çabalayan  büyük fitneyi, vahiy katibi olarak tanıttılar.Ve yine veyl olsun insaftan yoksun, alim bildiklerimize ki heva ve hevesleri uğruna dini ayaklar altına alan, ilahlık taslayan zalim sultanları imam diye tanıttılar..

Yer ağladı… Gök ağladı…Melekler ağladı… Ama ben hiç aşura günü ağlamadım

Madem ki bizler bu mektebin öğretmeni olarak Zeyneb’i biliyoruz, o zaman bizlerde haykırıyoruz ki yer gök şahid olsun biz rabbimizden hayırdan başka hiçbir şey görmedik..İmam Hüseyin’in şehadeti, zulme karşı kıyam asrının başlangıcıdır. Aşura’nın her yer ve zamana yayılmasının, Kerbela’nın her zemin ve mekanda yayılmasının sırrı işte budur. Hz. İbrahim’in Allah yolunda dökmesi nasib olmayan kan İmam Hüseyin tarafından  dökülerek Allah’ın kanı “sa’rullah” sıfatına erişmiştir ve bu ruhuyla “Her gün aşura, her yer kerbela” serencamını gerçekleştirmiştir.

Diriliği hareket eden bir vücud olarak algılayanların şehadetin ne anlam ifade ettiğini anlamaları beklenemez.. Şehadet bir yenilgi şekli değil, bir zafer, bir inkılâp şeklidir.

Her devrimin iki yönü vardır: kan ve mesaj! Kan risaletini Hz. Hüseyin yüklenmiştir. Mesaj risaletini ise Hz. Zeyneb… Zeyneb’in (as)  kendi dünyasında Kerbela’nın ne anlam ifade ettiğini yine O’nun şu sözlerinden öğreniyoruz: “Soyumuza bu kadar yücelik ve büyüklüğü veren Allah’a şükürler olsun!”

Mesajı olmayan kan tarih içinde yok olur, dilsiz kalır.. Çünkü: “Gidenler Hüseynî bir iş yaptı, kalanlarsa Zeynebî bir iş yapmalıdır…”

Ya Rab.. Kurban olayım hikmetine ki  kerbela öğretmeni Hz. Zeyneb’i bizlere ulaştırdın, bizleri mesajsız bırakmadın. Kurban olayım kudretine ki  Kerbela yazarı İmam Seccad’ı da bizlere ulaştırdın, bizleri Ehlibeyt’siz bırakmadın.

Ya Rab.. Hüseyin ve Zeyneb’in hakkı hürmetine bizi onların dostlarından, ve izleyicilerinden kıl, bizim hayat ve yaşantımızı Hüseynî hayat, ölümümüzü Hüseynî ölüm kıl. amin…


Mekteb-i Mülkiye


Yorum Bırak

  1. zeynep ışık dedi ki:

    hz. hüseyin Allah’a dürüst ve sadık olmanın bedelini verdi. bizler ne zaman yüce Allah’a dürüst olmaya kararlı olursak.o zaman hz. Hüseyin’in yolunu kavramış oluruz.onların tüm mücadelesi hakkı yeniden net bir şekilde göstermekti. nitekim başardılar. bizim onlara vefamız ancak bu net yolda yürümek olacaktır. rabbim yüremizi pak ve kuvvetli etsin. mesajlarınızdan dolayı allah razı olsun.