Beytullah’da Sadece Ali (a.s) Dünyaya Gelmiştir – 1

Yazar: beytül ahzan Tarih: 15 Mayıs 2010 8.049 kez okundu Ehlibeyt 3 Yorum

Bismillahirrahmanirrahim

Soru:
Hz. Ali’nin Kâbe’de dünyaya geldiğine dair senedi sahih bir hadis var mıdır?

Cevap: Hz. Ali’nin (a.s) Kâbe’de dünya gelişi mütevatir ve kesin bir tarihi gerçektir. Hz. Ali’den (a.s) başkasının Kâbe’nin içinde dünyaya gelmediği konusunda ittifak edilmiştir.

Şeyh Müfid (r.a) konuyla ilgili şöyle yazıyor: “Hz. Emirülmüminin Ali (a.s) Recep ayının on üçünde Ammulfil senesinin otuzunda Mekke’de Beytullah’ın içinde dünyaya geldi. Ne Ali’den önce ne de ondan sonra kimseye o mübarek mekânda dünyaya gelme saadetine nail olamamıştır. Hz. Ali’nin (a.s) Kâbe’de dünyaya gelişi bir fazilet ve şereftir ki yüce Allah bunu sadece o hazrete mahsus kılmıştır.”

(Şeyh Müfid: Ebi Abdillah Muhammed b. Numan Ekberi el-Bağdadi [ö.413 H] el-İrşad Fi Marifeti Hucecillahi Alel İbad c.1. s.5 Tahkik: Muessesetu Alilbeyt [a.s] Li Tahkiki’t-Turas. Yayıncı: Darul Müfid Lit-tibaeti Ven-Neşru ve Tavzii: Beyrut-İkinci Baskı 1414 H. 1993 M.)


Ehlisünnet Kaynaklarında Hz. Ali’nin Kâbe’de Dünyaya Gelişi

Hz. Ali’nin (a.s) Kâbe’de dünyaya gelişi Ehlisünnet açısından da inkar edilmez bir tarihi gerçektir. Hatta bazı Ehlisünnet âlimleri bu konunun mütevatir olduğunu iddia etmiştir. Onlardan bazıları şunlardır:

1-Hâkimi Nişaburi (405.H)

“Fatıma b. Esed’in Emirülmüminin Ali’yi (Kerremellahu vecheh) Kâbe’nin içinde dünyaya getirdiği konusunda tevatür haddinde hadisler nakledilmiştir.”

(Nişaburi; Muhammed b. Ebu Abdullah el-Hâkim (Ö.405 H) el-Müstedreku Ale’s-Sahiheyn c.3. s.550. Tahkik: Mustafa Abdülkadir Ata. Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-Birinci Baskı 1411:H-1990 M)

Hâkim Nişaburi Tercümesi

Zehebi bu konuyla ilgili olarak şöyle yazıyor: “Hâkim, büyük bir hafız ve aynı zamanda muhaddislerin öncüsüdür. Daru Kutni’nin onunla hoş bir münazarası vardır. O, güvenilir ve derin bilgi sahibidir. Tasnifatı ve eserleri 500 cilde ulaşmıştır.”

(Zehebi; Şemsuddin Muhammed b. Ahmed b. Osman: Tezkiratul Havas c.3.s.2039-1040-Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-Birinci Baskı)

Suyuti şöyle yazıyor: “Hâkim, büyük hafız ve muhaddislerin öncüsüdür… O, kendi zamanında hadis ilminin öncüsü sayılırdı ve bu alanda ehil, güvenilir ve sağlam bir muhaddisti.”

(Suyuti; Celaluddin Abdurrahman b. Ebibekr (ö.911.H) Tabakatul Huffaz c.1. s.410-411 Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-Birinci Baskı 1403.H)

Ebu İshak Şirazi Hâkim’i şu cümlelerle tanıtıyor: “Müstedrekus Sahiheyn, Tarihu Nişabur ve Fezailu’ş-Şafii adlı eserlerin sahibi ve Hâkim olarak tanınan Muhammed b. Abdullah b. Muhammed Nişaburi yüksek makam sahibi ve güvenilir bir fakih ve hafızdı. Küçük yaşlarında ilim tahsiline başlayan Hâkim iki kez Hicaz ve Irak’a yolculuk etti. Birçok kişiden rivayetler nakletmiştir… Beyhaki gibi büyük âlimler ondan ilim öğrendiler. Abdulgaffar şöyle diyor: Hâkim kendi zamanının hadis büyüklerindendi. Evi dürüstlük ve takva eviydi. Kendi döneminin büyüklerinden olan Ebubekr Sayği sürekli Hâkim’in yanındaydı, ravilerin Cerh ve Tadilinde (şerhi hallerinde) ona müracaat ederdi.”

(Şirazi; İbrahim b. Ali b. Yusuf Ebu ishak (Ö.476.H) Tabakatul Fukaha c.1.s.222 Tahkik: Halil Mis- Yayıncı: Darul Kalem-Beyrut)

İbni Halkan şöyle yazıyor: İbnul Beyy olarak meşhur olan Hâkim Nişaburi (ki yüz binden fazla hadis ezberdi) kendi zamanında hadis ilminin önde gelenlerindendi. Hadis ilminde eşsiz eserler telif etmiştir ki ondan önce kimse o eserlere denk bir eser yazamamıştır. O, arif ve derin bilgilere sahip bir âlimdi.”

(İbni Halkan; Ebul Abbas Şemsuddin Ahmed b. Muhammed b. Ebibekr (ö.681.H) Vefeyatul Ayan ve Enba-uz-zaman c.4-s.280-Tahkik: İhsan Abbas-Yayıncı: Daru’s Sekafe-Lübnan)

Ebul Feda “Tarih” adlı eserinde şöyle yazıyor: “455 H yılında Hâkim Nişaburi adıyla tanınan Muhammed b. Abdullah dünyadan göçtü. Hakim, hadis ilminde kendi zamanının öncülerdendi. Hadis dalında eşsiz eserler telif etmiştir ki hiç kimse onlara denk kitaplar yazamamıştır. Hadis öğrenmek için yolculuk ederdi. İki bine yakın üstadı olduğu nakledilmiştir. Çok sayıda kitap kaleme almıştır…”

(Ebul Feda; İmaduddin İsmail b. Ali (Ö.732.H) el-Muhtasaru fi Ahbaril Beşer c.1.s.247)

Hâkim Nişaburi’nin Ehlisünnet mezhebindeki ilmi makamını ve hadis dalındaki ihtisas ve güvenilirliğini dikkate aldığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki eğer Emirülmüminin Ali’nin (a.s) Kâbe’de dünyaya geldiği konusunda hadislerin tevatür derecesinde olduğunu itiraf etmesinin dışında hiçbir delil olmasaydı bile hak takipçileri için onun bu iddiası yeterli olurdu. Ancak biz yine de tekit ve konunun takviyesi için konuyla ilgili olarak Ehlisünnet âlimlerinden bazılarının da görüşlerini aktarmayı uygun görüyoruz.

2-Şah Veliyullah Dehlevi (Ö.1176.H)

Yazar “İzaletul Hifa An Hilafetil Hulefa” adlı eserinde Emirülmüminin Ali’nin menakıbında şöyle yazıyor: “Onun (Radiyallahu anh) menkıbelerinden biri de doğumunun Kâbe’nin içinde vuku bulmasıdır.”

(Dehlevi, Muhaddis Hind lakabıyla bilinen Şah Veliyullah (Ö.1180.H) İzaletul Hifa An Hilafetil Hulefa c.4. Bab: Emma Me’suru Emirilmüminin ve İmamu Eşcaiin Esedullahil Galib Ali b. Ebi Talib (Radiyallahun Anh) Tashih ve Müracaat: Seyyid Cemaluddin Herevi)

Dehlevi’nin Tercümesi

Azim Abadi o ve kitabı hakkında şöyle yazıyor: “Yüce Şeyh Muhaddis Veliyullah Dehlevi, “İzletul Hifa An Hilafetil Hulefa” adlı eserde konuyu geniş bir şekilde işlemiştir ki onun söylediklerinden daha fazlasını söylemek de uygun olmaz. Bu eser şimdiye kadar benzeri yazılmayan ender kitaplardandır.”

(Azim Abadi; Muhammed Şemsulhak (Ö.1329.H) Avnul Ma’bud Şerhu Sunen-i Ebi Davud c.12.s.253-Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-İkinci Baskı 1995.M)


Cemaluddin Kasimi, Dehlevi’den bir söz naklederken onu hep “imam, arif, büyük alim, allame” vb… isimlerle anmıştır.

(Kasimi; Muhammed Cemaluddin (Ö.1332.H) Kavaidu’t-Tehdis Min Fununi Mustalehil Hadis c.1.s.239 ve c.1 s.323-Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut Birinci Baskı-1399H-1979.M)

Hint topraklarının parlayan yıldızı Şah Veliyullah Dehlevi Hindi 1110 H. yılında dünyaya gelmiş ve 1176 yılında da Delhi de dünyadan göçmüştür. Bu şahıs son dönem âlimlerdendir ki ilim ve ameliyle meşhur olmuştu. Allah-u Teâlâ onun vesilesiyle, yetiştirdiği öğrenciler ve soyundan gelen erkek ve kadın ulema sayesinde Hint topraklarında hadis ilmini ihya etti ve o topraklar bu şahsın kitapları ve ilmiyle ayakta kaldı.

(el-Kitani; Abdulhayy b. Abdulkebir (Ö.1383.H) Fihrisul Feharisi vel İsbat ve Mu’cemul Meacim vel Muselselat c.1.s.178 Tahkik: Dr. İhsan Abbas-Yayıncı: Darul Arabî el-İslami Beyrut/Lübnan-İkinci Baskı 1402.H,1982.M)

3-Sıbt b. Cevzi (Ö.654 H)

“Rivayet edilmiştir ki Fatıma b. Esed (s.a) hamile haliyle Beytullah’ı tavaf ediyordu. Doğum sancısı vücudunu kapladı, bunun üzerine Kabe’nin kapısı açıldı ve Fatıma Binti Esed Hz. Ali’yi (a.s) orada dünyaya getirdi.”

(Sıbt b. Cevzi el-Hanefi; Şemsuddin Ebul Muzaffer Yusuf b. Fergali b. Abdullah el-Bağdadi, Tezkiratul Havas, s.20. Yayıncı: Muessesetu Ehlilbeyt-Beyrut-1401:H, 1981 M.)

Sıbt Bin Cevzi’nin Tercümesi

Şemsuddin Zehebi onun hakkında şöyle diyor: “Yusuf b. Fergali Hanefi, fıkıh ve tarih konusunda söz sahibi ve hitabet sanatında ise eşsiz bir âlimdi. Tarih ve biyografi ilminde allameydi. Kabileler arasında da son derece sevilen muteber bir şahsiyetti. Bir müddet Şebliye ve Bedriyye medreselerinde tedrisle uğraştı. O, erdem sahibi, bilgin ve nüktedan bir âlimdi. Devlet organlarında gördüğü yanlışlıklara karşı çıkardı. Herkesin takdirini kazanmış alçakgönüllü bir şahsiyetti.”

(ez-Zehebi; Şemsuddin Muhammed b. Ahmed b. Osman b. Kaymaz, Tarihul İslam ve Vefeyatul Meşahiri vel A’lam c.48, s.183. Tahkik: Dr. Ömer Abdüsselam Tedmiri. Yayıncı: Darul Kitabil Arabî- Beyrut/Lübnan, Birinci Baskı 1407.H, 1987 M)

Ebu Muhammed Yafii (Ö.68.H) Sıbt b. Cevzi hakkında şöyle yazar: “O, engin ilme sahip iyi bir hatipti. Biyografileri iyi bilirdi, Dimeşk’de (Şam) konuşmalar yapıp halkı aydınlatırdı. Konuşması çekici ve akıcı olduğu için halkın kahır çoğunluğu tarafından kabul görürdü…”

(el-Yafii; Ebu Muhammed Abdullah b. Es’ad b. Ali b. Süleyman, Mir’atul Cinan ve İbretul Yakzan c.4, s.136, Yayıncı: Darul Kitabil İslami-Kahire 1413.H, 1993.M)

Kutbuddin el-Yuneyni (Ö.726H) Sıbt b. Cevzi hakkında şöyle yazar: “Hitabette kendi zamanın eşsiz âlimlerindendi. Onu görenin kalbinde bir yumuşaklık oluşurdu. Konuşmasını dinleyenlerin gözlerinden yaşlar akardı. Halkın büyük çoğunluğu tarafından sevilirdi. Bazen bir mecliste az ve öz konuşmasıyla ya da okuduğu bir şiirle halkı ağlatırdı. Onun meclisine her zaman âlimler, emirler, vezirler ve kısacası her kesimden insanlar katılırdı. Meclisine katılıp da tövbe etmeden bir kimsenin çıktığı olmamıştır.”

(el-Yuneyni; Kutbuddin Ebul Feth Musa b. Muhammed, Zeylu Mir’atiz-Zaman c.1, s.15)

Yine el-Akri Hanbelî (Ö.1089H) İbni Cevzi hakkında şöyle yazıyor: “Sıbt b. Cevzi engin ilme sahip bir hatip ve tarihçiydi. Yedi yüzlü yıllarda Dimeşk’e gelerek halkı ilmi ve öğütleriyle aydınlattı. Konuşmaları ve nasihatleriyle halkın gönlünde taht kurdu… Eğer onun Mir’atu’z-Zaman adlı eserinden başka bir kitabı olmasaydı bile bu kitap şeref ona yeterdi.”

(el-Akri Hanbelî; Abdulhayy b. Ahmed b. Muhammed, Şezeratu’z-Zeheb Fi Ahbari Min Zeheb c.5, s.266. Tahkik: Abdülkadir el-Ernuut, Mahmud el-Ernuut Yayıncı: Daru b. Kesir-Dimeşk (Şam) Birinci Baskı 1406.H)

——————

Yazının devamını okumak için tıklayın: Beytullah’da Sadece Ali (a.s) Dünyaya Gelmiştir – 2

Yorum Bırak

  1. Mustafa AKDOĞAN dedi ki:

    İmâm ALİ kalbimizdedir. Onun yeri ayrıdır. onun yolundan gidebilmek ve cennette ona kavuşabilmek en önemli arzumuzdur. İmâm ALİ (R.A.) her zaman adâletten yana olmuştur. ALEVÎ olmak, her müslümanın değişmez şiârıdır.

  2. garip dedi ki:

    Umarım bu makaleyi hazırlayana mevla Ali (a.s) şefaat eder…

  3. […] Önceki Yazı: « Beytullah’da Sadece Ali (a.s) Dünyaya Gelmiştir – 1 Sonraki Yazı: Etiketler:Ehlibeyt, hz ali, imam […]