4-Mes’udi (Ö.346.H)

Ali b. Hüseyin Mes’udi, Şafii mezhebinin meşhur edip ve tarihçisidir. Hz. Amirülmüminin Ali ‘anin (a.s) Kâbe’de dünyaya gelişi hakkında şöyle diyor: “Ali’nin doğum yeri Kâbe’dir.”

(el-Mes’udi; Ebul Hasan Ali b. Hüseyin b. Ali (Ö.346.H) Murucu’z-Zeheb c.1, s.313)


Mes’udi’nin Tercümesi

“Yakut Himevi onu Allah Resulü’nün (s.a.a) meşhur sahabelerinden olan Abdullah b. Mes’ud’un torunlarından olduğunu iddia etmekte ve zamanının ediplerinden biri olarak kabul etmektedir.”

(el-Himevi; Ebu Abdullah Yakut b. Abdullah er-Rumi (Ö.626.H), Mu’cemul Udeba ev İrşadul Erib İla Marifetil Edib, c.4, s.48, Hadis No:567, Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye Beyrut/Lübnan- Birinci Baskı 1411.H, 1991.M)

Tacuddin Sebki Mes’udi’nin adını Şafii ulemasının listesinde zikretmiş ve onu tarihçi, fetva sahibi ve allame olarak nitelendirmiştir.
Ali b. Hüseyin Mes’udi, tarihi bir eser olan Murucu’z-Zeheb ve dahası birçok kitabın da yazarıdır. Onun Abdullah b. Mes’ud’un evlatlarından olduğu nakledilmiştir. Aslen Bağdatlı olup bir müddet orada yaşamış ve daha sonraları da Mısır’a yerleşerek ömrünün çoğunu orada geçirmiştir. Ahbari olup, fetva sahibi ve bilgin bir şahsiyetti…

(es-Sebki; Tacuddin b. Ali b. Abdulkâfi [Ö.771.H] Tabakatu’ş Şafiiyyetil Kubra c.3, s.456. Tahkik: Dr. Mahmud Muhammed Tanahi, Dr. Abdulfettah Muhammed el-Hulv. Yayıncı: Hicru’n Lit-tibaeti ven-Neşri ve Tevzii-1413.H, İkinci Baskı)

Yine Âlimi Hanbelî onun hakkında şöyle yazar: “Ali. B. Hüseyin Mes’udi büyük tarihçilerden olup hadis toplamak için yolculuk eden en meşhur âlimlerdendir… birçok kitap telif etmiştir ancak eserlerinin arasında Murucu’z-Zeheb ve Ahbaru’z-Zaman diğer eselerinden daha meşhur ve değerli eserlerdir.

(el-Alimi: Muciruddin el-Hanbeli (Ö.927.H) el-Unsul Celil Bitarihil Kudsi vel Halil c.1.s.11. Tahkik: Adnan Yunus Abdülmecid Nubate. Yayıncı: Mektebetu Dendis-Omman 1420.H-1999.M)

Akri İbni Mes’ud hakkında şöyle yazıyor: “O yıl (345.H) Murucu’z-Zeheb adlı eserin sahibi meşhur tarihçi Mes’udi dünyadan göçtü. Adı Ebul Hasan Ali b. Abil Hasan’dır. Çeşitli şehirlere yolculuk ederdi. Onun kadar tarihi araştıran bir alim yoktur. Usul-u Din ve diğer konularda kitaplar telif etmiştir.”

(el-Akri Hanbeli: Abdulhayy b. Ahmed b. Muhammed (Ö.1089.H) Şezaratu’z-Zeheb Fi Ahbari Min Zeheb c.2.s.371. Tahkik: Abdülkadir er-Nauut Mahmud er-Nauut. Yayıncı: Daru b. Kesir-Dimeşk-Birinci Baskı-1406.H)

5-Genci Şafii (Ö.658.H)

Genci Şafii Kifayetu’t-Talib adlı  eserinde şöyle diyor: “Emirülmümin Ali b. Ebi Talib Recep ayının on üçüncü günün Cuma gecesinde Ammulfil senesinden sonra otuzuncu yılda Beytullahil Haram’ın (Kabe) içinde dünyaya gelmiştir. Ne ondan önce ne de sonra kimse Beytullah’ın içinde dünyaya gelmemiştir. Bu faziletler Hz. Ali’ye mahsustur ki Allah-u Teala makamını tazim ve yüceltmek için ona bahşetmiştir.”

(el-Genci Şafii: Ebu Abdillah Muhammed b. Yusuf b. Muhammed el-Kureşi-Kifayetu’t-Talib Fi Menakibi Ali b. Abi Talib s.407-el-Babu’s Sabii Fi Mevlidihi Aleyhisselam. Yayıncı: Daru İhyai Turasi Ehlilbeyt (a.s)-Tahran, İkinci Baskı, 1404.H.K, 1362.H.Ş)

Genci Şafii’nin Tercümesi

İbni Halkan şöyle yazıyor: “Muhammed b. Yusuf Genci … Dimeşk’de yaşıyordu. Hadis ilmine önem verirdi, hadis ilmini öğrenmek için üstatları iyi dinlerdi ve ilim tahsili için çok yolculuk ederdi. O, öncü ve muhaddisti.”

(es-Safedi; Selahuddin Halil b. Ebik (Ö.764.H) el-Vafi Bil-vefayat, c.5, s.148, Tahkik: Ahmed er-Nauut ve Turki Mustafa. Yayıncı: Daru İhiyai’t-Turas-Beyrut-1420.H,2000.M)

el-Yunini de onu şöyle tanımlıyor: “Muhammed b. Yusuf Genci, bilgin ve edip bir alimdi. Çok fazla şiirler yazıp okurdu.”

(el-Yunini; Kutbuddin Ebul Feth Musa b. Muhammed (Ö.726.H) Zeylu Mir’ati’z-Zaman c.1,s.148)

Hacı Halife onu “Şeyhul Huffaz” olarak tanıtmaktadır: “ Şeyh ve Hafız’ın (ki ezberinde yüz binden fazla hadis olan şahsiyettir) Kifayetu’t-Talib” Ali b. Ebi Talib menkıbeleri hakkındadır.

(Hacı Halife; Mustafa b. Abdullah el-Kosntantiniye er-Rumi el-Hanefi (Ö.1067.H) Keşfu’z-Zunun An Esamil Kutubi vel Funun c.2,s.1497, Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut-1413.H,1992.M)

6-İbni Sabbağ el-Maliki (Ö.855.H)

İbni Sabbağ Maliki “Fusulul Muhimme” adlı eserinde şöyle yazar: “Ali (aleyhisselam), Şehrullah’ın yani recep aynının on üçü Cuma gününde Ammul Fil yılınının otuzunda ve hicretten 23 yıl önce Mekke-i Müşerrefe’de Beytullah’ın (Kabe) içinde dünyaya geldi… ondan önce kimse Mekke’de dünyaya gelmemiştir. Bu bir fazilettir ki Allah-u Teala bu fazileti hazretin makamını tazim ve yüceletmek için ona mahsus kılmıştır.”

(ibni Sabbağ; Ali b. Muhammed b. Ahmed el-Maliki el-Mekki (Ö.855.H) el-Fusulul Muhimmeti Fi Marifeti Eimme c.1, s.171, Tahkik: Sami el-Gurayri, Yayıncı: Darul Hadis Lit-Tibaeti Ven-Neşri-Qom, Birinci Baskı, 1422.H)

İbni Sabbağ’ın Tercümesi

Allame Kunduzi “Yenabiul Mevedde” adlı eserinin mukaddimesinde ondan bir söz nakletmeden önce onu “fakih ve muhaddis” gibi sıfatlarla övüyor.

(el-Kunduzi el-Hanefi; Şeyh Süleyman b. İbrahim (Ö.1294.H), Yenabiul Meveddeti Li Zevil Kurba c.3,s.348, Tahkik: Seyyid Ali Cemal Eşref el-Hüseyni, Yayıncı:Darul Usveti Lit-tibaeti ven-Neşri, Birinci Baskı 1416.H)

İbni Sabbağ’ın öğrencilerinden olan Sahavi üstadını şu cümlelerle tarif ediyor: “Ali b.Muhammed b. Ahmed… aslen Gazzelidir. Maliki mezhebinden olup İbni Sabbağ adıyla ün kazanmıştır. Mekke’de serpilip yetişti. Kuran’ın hafızıydı ve İbni Malik’in fıkhı hakkında bir risale yazmış ve  Şerifu’r Rahman Fasi ve… sunumuştur… Fusululu Muhimme Fi Marifetil Eimme gibi birçok eserlere imza atmıştır.

(Sahavi; Şemsuddin Muhammed b. Abdurrahman (Ö.902.H) Ez-Zav’u Lil-Lami Li Ehlil Kurani’t-Tasii c.5, s.283, Yayıncı: Menşurat Daru Mekke el-Hayat/Beyrut)

İsmail Paşa İbni Sabbağ hakkında şöyle diyor: “İbni Sabbağ; Ali b. Muhammed… Maliki mezhebindedir. Mekke’ye bağlı Sefakasi yöresindendir. 855 H. Yılında dünyadan göçmüştür. “el-İberu Fimen Sefihe’n-Nazar” ve “el-Fusulul Muhimme Fi Marifetil Eimme” adlı kitaplar onun teliflerindendir.

(el-Bağdadi; İsmail Paşa (Ö.1339.H) Hediyyetul Arifin Esmaul Muellifin ve Asarul Musannifin c.5, s.732, Yayıncı: Darul Kutubil İlmiyye-Beyrut,1413.H, 1992.M)

7-Halebî (Ö.1044.H)

Ali b. Burhanuddin Halebî: meşhur Sirei Halebi adlı eserin sahibidir. Uzun bir bahisten sonra Ali’nin (aleyhisselam) doğumunun Kabe’nin içinde gerçekleştiğine deliller ikame etmiş ve şöyle demiştir: “Çünkü o hazret Kabe’nin içinde dünyaya geldi ve o zamanlar Resulullah (s.a.a) 30 yaşındaydı.”

(el-Halebî; Ali b. Burhanuddin (Ö.1044.H) es-Siretul Halebiyye Fi Siretil Emini vel-Me’mun c.1,s.226, Yayıncı, Darul Marife-Beyrut,1400.H)

Şimdiye kadar özetle okuduklarınız hadis ve ilim erbablarından kesitlerdi. Konuyla ilgili daha geniş bilgiye sahip olmak için şaheser olan değerli el-Gadir kitabının c.6 ve Şerhu İhkakil Hak c.17’ne müracaat edilebilir.

Acaba Hekim b. Hazam Kabe’nin içinde mi dünyaya gelmiştir?

Gerek Şia itikadına göre gerekse İbni Sabbağ Maliki ve Genci Şafii gibi birçok Ehlisünnet ulemasına göre Emirülmüminin Ali’den (a.s) başka hiç kimse Mekke’nin içinde dünyaya gelmemiştir. Bu büyük fazilet sadece Hz. Ali’nin (a.s) yüce şahsiyetine münhasırdır. Ne ondan önce ne de sonra kimde o kutsal mekanda dünyaya gelme şerefine nail olmamıştır. Ancak ne yazık ki tarihin tahrifçileri ve Emirülmüminin Ali’nin (a.s) düşmanları hazrete ait bu özel fazileti onun diğer faziletleri gibi ya temelden inkar etmişlerdir ya da başkalarını da hazretin sıfatlarına ortak kılmışlardır.
Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyt’ine mahsus olan faziletlerinden tahrife uğramayan ve çeşitli tevillerle başka manalar yüklenmeyen faziletlerin pek az olduğunu iddia edersek abartmış sayılmayız. Tahrifçilerin tahrifinden nasibini alan faziletlerden biri de Hz. Ali’nin (a.s) Kabe’nin içinde dünyaya geldiğidir, hatta ne hazretten önce ne de sonra kimsenin orada dünyaya gelmediği nakledilmiştir. Bu  nakil ve iddialara rağmen bazı garezciler Hekim b. Hezam’ın da Kabe’nin içinde dünyaya geldiğini ileri sürmüşlerdir. Bu görüşü ilk iddia eden kimse Zübeyr b. Bukar’dır. (Ö.256.H) Ne Zübeyr b. Bukar’dan önce ne de sonra hiçbir Ehlisünnet alimi bu görüşü ne savunmuştur ne de bir kitapta nakletmiştir.
Zübeyr, “Cemheretu Nesebi Kureyş” adlı eserde şöyle yazıyor: “Hekim b. Hezam’ın annesi Kureyşli kadınlarla birlikte Kabe’ye girdi. O karnında Hekim b. Hezam’ı taşıyordu, ansızın doğum sancısı vücudunu sardı ve karnındaki çocuğunu Kabe’de dünyaya getirdi.”

(ez-Zübeyr b. Bukar b. Abdullah (Ö.256.H) Cemheretu Nesebi Kureyş ve Ahbaruha c.1,s.77)

Zübeyr b. Bukar bu rivayeti Mus’ab b. Osman b. Mus’ab b. Urve b. Zübeyr b. el-Avam’dan nakletmektedir ki hadis birkaç açıdan gevşektir;

1-Mus’ab b. Osman meçhuldür ve hiçbir rical kitabında adı geçmemiştir.

2-Rivayet mürseldir; çünkü Mus’ab b. Osman bu olaydan onlarca yıl sonra dünyaya gelmiştir. Olaydan çok sonralar dünyaya gelen biri böyle bir haberi nasıl nakledebilir?

3-Bu rivayet Zübeyr Hanedanı’nın özellikle de Zübeyr’in uydurduğu tutarsız bir iddiadır. Çünkü Zübeyr Hanedanı, Ehlibeyt’e (a.s) olan düşmanlığından dolayı onlarca efsane uydurmuştur ki o efsanelerden biri de Hekim b. Hezam’ın Kabe’de dünyaya gelme efsanesidir. Bu efsane de Emirülmüminin Hz. Ali’ye (a.s) özgü faziletleri örtbas etmek ve hazretin Kabe’de dünyaya gelişini sıradan bir olay gibi göstermek için uydurulmuştur.

Diğer taraftan Hekim b. Hezam ile Zübeyr Hanedanı amca çocuklarıydılar; çünkü Hekim b. Hezam b. Huveylid b. Esed b. Abduluzza ve Zübeyr Hanedanı Esed b. Abduluzza’ya yetişmektedirler. Zübeyr Hanedanı’nın kendi amca çocukları hakkında böyle bir fazilet efsanesini uydurmaları da muhetemeldir.

“Rabbinizden mağfiret dileyin ve O’na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin.” Hud-13

————–

Yazının ilk bölümünü okumak için tıklayın: Beytullah’da Sadece Ali (a.s) Dünyaya Gelmiştir – 1

Yorum Bırak

  1. MEHMET ÜNAL dedi ki:

    Hz.MUHAMMET SOYU OLAN SEYİTLER VE ŞERİFLER NEDEN BİZE ÖĞRETİLMEZ. BEN BUNLARI KENDİ CABALARIMLA ÖĞRENİYORUM. HZ. MUHAMMEDİ SEVEN SOYUNU VE EVLATLARINI SEVMEK ZORUNDA ÖĞRENMEK ZORUNDA YOKSA NASIL SAYGI GÖSTERECEĞİZ. NEYE GÖRE ANLAYACAĞIZ. YAZIKLAR OLSUN DİYANETE DEMEK İSTİYORUKM. SANKİ CİNAYET İŞLİYOR. EHLİSÜNET OLARAK BİZLER İTİKATİMİZİN GEREĞİNİ YAPAMIYORUZ. YANLIŞ ÖĞRETİLERİN YÜZÜNDEN.ONLARDAN HEM DÜNYADA HEM AHİRETTE DAVACIYIM. HAKLARIM HARAM OLSUN.BEN EHLİBEYTE AŞIĞIM. TÜM HALİFELERİDE SEVİYORUM. EBU SÜFYAN AİLESİ İKDİDAR İÇİN İSLAMI PARCALAMIŞ. BU ARAP ÇAHİLLİĞİNİ BİZ NEDEN SAVUNUYORUZ. YAZIK YAZIK YAZIK….

  2. Tural dedi ki:

    Selam Aleykum degerli ehli-beyt dostlari.

    Hz.Alinin kabede dogumu hakkinda okudum. Tesekkur ederim. Bir de sonda Hekimin kabede dogumunu elestirmissiniz. Cok guzel. Ama soyle yazmissiniz:

    Bu görüşü ilk iddia eden kimse Zübeyr b. Bukar’dır. (Ö.256.H) Ne Zübeyr b. Bukar’dan önce ne de sonra hiçbir Ehlisünnet alimi bu görüşü ne savunmuştur ne de bir kitapta nakletmiştir.

    Amma bu rivayet Sahih Muslimde de vardir. Rica ediyorum onu da arastirirsaniz mekale daha faydali olur.

    Asagidaki linklerde konuyla ilgili cok faydali bilgiler var. Ama benim arapcam cok zayif oldugu icin tercume edemiyorum. Rica edersem bu degerli bilgilerle bizlerle de bolusun.

    http://www.ansarweb.net/artman2/publish/92/article_876.php

    http://www.rafed.net/research-new/index.php?option=com_content&view=article&id=1692:2010-08-08-15-00-12&catid=221:2009-07-15-03-47-11&Itemid=1331

    Allah yardimciniz olsun.

  3. rafet dedi ki:

    burası peygamber çiçekleri ile donoltılmış bir meyve bahçesi gibi kokan güzel ve çok iyi bir sitedir 🙂 saygılarımla RAFET YILMAZ

  4. […] Önceki Yazı: « Başkasının Hakkı Sonraki Yazı:Beytullah’da Sadece Ali (a.s) Dünyaya Gelmiştir – 2 » Etiketler:Ehlibeyt, hz ali, imam […]