Bir Çocuğun Dilinden İmam Rıza’ya (as) Mektup

Yazar: beytül ahzan Tarih: 17 Ocak 2010 3.9K kez okundu Yazı ve Makale 1 Yorum
Bir Çocuğun Dilinden İmam Rıza’ya (as) Mektup
Bu yazıyı değerlendirin




Selam Ey İmam!

Kalemin acizliğiyle, sana mektup yazarken, sana olan hasretim gözyaşlarıma eşlik ediyor. Ne kadar da özlemişim meğer seni. Oysa ne kadar da arzu etmiştim senin ziyaretini. Aslında ümidim kesilmişti senden. Ta ki, elime bir kâğıt bir de kalem verilinceye kadar. Bizim gibilerin yapabileceği tek şey bu olsa gerek. Mektup yazıp göndermek. Ama olsun yine de okuyacağına dair bir ümit besliyor yüreğim.

Ey İmam!

Her defasında sana selam gönderiyorum. Selamı mı alıp almadığını bilmiyorum ama yine de gönderiyorum işte. Geçen ay mahallemizin çocukları seni ziyarete gelmişti, yokluğumu fark etmiş olmalısın, arkadaşım Hasan söyledi ben gelmemişim diye bana kızgınmışsın. Dünya’ya tamah ettiğimi düşünme, sadece seni ziyaret etmek için para biriktiriyorum. Bir gün geleceğim ziyaretine, ama ne olur yine de gelemesem darılma.

Söz veriyorum, gelecek ay okul biter bitmez, dondurmacının yanında işe başlayacağım, bahçemizde ki, ekinler de mahsul vermeye başladı, gündüzleri domates soğan satıp akşamları da dondurmacı da çalıştım mı, ağustos sonunda seni ziyarete geleceğim inşallah.

Biliyorum, bahane ürettiğimi düşüneceksin ve arkadaşım Hasan’ın yaz aylarında çalışmadan, dünyaya tamah etmeden, her defasında seni ziyarete geldiğini söyleyeceksin. Ama onun babasının arabası var, benim ise seni ziyarete gelmem için bir bisiklet almam şart.

Ey İmam!

Geçenlerde camide arkadaşlarla sohbet ederken, büyüklerimin konuşmalarına kulak misafiri oldum. Senin büyük bir defterin varmış ve o defterde ismi yazılmayan seni ziyaret edemiyormuş. Acaba her yıl o deftere benim ismimi yazmayı unutuyor musun? Unutmazsın değil mi? Belkide unutursun, hani gelmiyorum ya ziyaretine küsmüşsündür benden.

Küsmüşsün biliyorum, Küsmeseydin selamımı karşılıksız bırakmazdın. Olsun, yine de ben sana küs değilim. Bu mektubu da seninle barışmak için yazıyorum zaten. Belkide tek bahanem bu.

Mektubuma karşılık sende yazarsın değil mi? Yazar mısın? Ama yok, sen selamımı almıyorsun, bir de mektup mu yazacaksın. Zaten tüm arkadaşlarım benden küsüyor. Hasanla da küstük. Onunla futbol oynamıyorum diye. Ben pazara mısır satmaya gitmişken, evimize gelmiş ve bana vermiş olduğu tüm misketlerini annemden geri almış.

Geçenler de Ali ağabey anlattı. Senin bulunduğun şehirde koca lokantan varmış ve seni ziyaret edenlerin hepsi yemeklerini orada yiyorlarmış. Ali ağabey dedi ki, eğer seni ziyarete gelirsem mutlaka senin lokantan da “İmam Yemeği”nden yemeliymişim.

Ama anneme dedim, eğer seni ziyarete gelirsem, bana senin şehrinde yetecek kadar tandır ekmeği ve domates bıraksın. Acıktığımda onlardan yerim. Ne de olsa küssün bana, ya yemeğinden vermezsin, ya da Hasan gibi verdiğini geri istersin.

İnsan dostuna küser mi hiç? Neden bana küsüyorsunuz? Ben hepinizi seviyorum.

En çok ta seni seviyorum ey İmam!

O kadar çok şey yazmak istiyorum ki sana.

Kâğıt bitmek üzere bu yüzden şimdi mektubumu bitiriyorum, annemin de selamı var. Dediğim gibi ağustos sonunda seni ziyarete geleceğim. Hem yeni aldığım bisikletimi de görmüş olursun. Ama ne olursun gelince bana herkesin içinde kızma olur mu? Yani herkesin içinde kavga etmeyelim.

Mektubuma en kısa zamanda cevap bekliyorum. Eğer gönderirsen, Hasan’a verme sakın olur mu? O, senin zengin dostlarının olduğunu ve lüks arabaları ile seni ziyarete geldiklerini ve benim gibi fakir biriyle senin dost olmayacağını, söylemişti. İnanmadım tabi. Bence Hasan senle benim arkadaşlığımızı kıskanıyor.

Seni çok özlediğimi unutma…

Dostun Fatih…

Fatih KAHRAMANİ


Yorum Bırak

  1. Fatıma Zehra dedi ki:

    ALLAHU EKBER …

    ALLAH’IM NE GÜZEL DUYGYLARLA YAZILMIŞ SAĞOLUN..