Bir Düğün Senaryosu

Yazar: beytül ahzan Tarih: 29 Ekim 2009 3.336 kez okundu Evlilik ve Aile 2 Yorum


Sahne 1: Yeni evli çift evlerinin kapısını aralamak üzeredir. Damat ve gelin, yeni evlerinin kapısının önünde bir türlü peşlerini bırakmayan uzun araba konvoyunu savuşturmak için beklemeye başlarlar. Mahalleye yeni gelin ve damadın geldiği, o gün bütün mahalleli tarafından öğrenilir.

Ömrünün ikinci ayındaki Berra bebek de farkına varır olayın, ikindi uykusundan keskin bir korna sesiyle uyandırılır. Kamera bebeğin gözlerinin içine zoomlanır; sevincinden ağlayan bebeğin mahmur gözlerinden masum yüzüne süzülen iri gözyaşları resmedilir. Dışarıda ise gelin ve damat el sallamakta ve gülücükler dağıtmaktadırlar. Bu arada, gelinliğin uzun beyaz eteklerinden itibaren başlayan kirlenmeler gözden kaçırılır.

Damat bey uzunca bir süredir giydiği damatlığının sıkı sıkıya bağlanmış papyonunu seyircilere çaktırmadan gevşetir. Bu sahnede, kameranın özellikle yüz detayı almaması tembihlenir, zira gelin hanımın düğüne özel makyajı kıyıdan köşeden dökülmeye başlamıştır, damat ise uzunca bir süredir ayaklarına inen kara suların doğurduğu sancıyı gizlemeye çalışırken yüz hatları gerilmiştir.


*********

Sahne 2: Damat bey nihayet elindeki anahtarla kapıyı açmaya yeltenir. Kamera ellere odaklanır. Dışardaki gürültüler yerini yavaş yavaş sessizliğe bırakmaktadır ama henüz tam bir sükûnet hakim olmamıştır ortalığa.

[Çevrilmek istenen filme şiddet ve aksiyon da eklemek isterseniz, mekân olarak kırsal kesimi yahut varoşu seçmişseniz, fondaki korna seslerine ve kalabalık uğultusuna silah seslerini ve barut dumanlarını da ekleyebilirsiniz.]

********

Sahne 3: Yeni yuvanın kapısı hafifçe aralanır. İçeriden yeni mobilyalara ait taze vernik kokusu yayılır. Gelin ve damat gün boyunca ilk kez göz göze gelirler. Binlerce gözün yüzlerindeki izlerini bir an önce silmeye çalışır gibidirler. Gelinin dudaklarındaki kan kırmızı ruj gevşemek üzeredir.

Özel olarak yapılmış “gelin başı” dağılmaya yüz tutmuştur. İkisi de yorgun ve bitkindir. Bir an birer yabancı gibi bakarlar birbirlerine. Burunlarına vuran vernik kokusuyla ikisinin de aklı uzaklara kayıp gider.

*********

Sahne 4 (Flashback): Ailelerini uzun uğraşlardan sonra ikna ettikleri günün ertesinde çıktıkları güzel yolculuğun ana temasıdır vernik kokusu. Hep birlikte, mobilyalar konusunda hayatî kararlar verilir: Ankara mı, İnegöl mü? Klasik mi, modern mi? İstikbal mi, Kelebek mi? Uzun süren tartışmalar, birkaç hafta sonunu alan büyük mobilya mağazalarının her katını gezmeler… Oturma grubu, yatak odası takımı, taksitlerin planlanması…

Yeni tutulan evin odaları için ölçüler alınması… Mobilyacıların tok sesli vaatleri… [Kameralarımız bu sırada, gelin ve damadı kalabalık bir akraba grubunun ortasında, günlük kıyafetler içinde kaydediyor.] Anneler ve babaların çocukları için en güzelini yapma telaşı ve içlerinde duydukları mutluluk, yakın plan çekimlerle seyirciye hissettirilir.

Mobilyaların kaplamasını inceden inceye yoklayan bir anne fragmanı, çek defterini tatlı bir telaşla karıştıran baba fragmanı araya yerleştirilir. Tüm bu olanları keskin bir vernik kokusuyla hatırlar gelin ve damat. Perdelerin dikilip hazırlanması, gelinliğin beğenilmesi, damatlığın seçilmesi gibi küçük detaylar ise son haftaya bırakılır.

Mobilyaların yetişmesinin üzerine, düğün salonunun boş olduğu hafta sonunun gözetilmesi, gelinlik satılan mağazalarda yeni akrabalar arasındaki küçük tartışmalar ve damatlığın modeline karar verirken yaşanan küçük pürüzler gibi sorunlarla kaybedilen günler toplanınca, gelin ve damadın iki keskin vernik kokusu arasında, yaklaşık bir mevsim süren tatlı bekleyişi özellikle mevsim değişikliğini haber veren çevre detaylarıyla seyirciye anlatılır.


********

Sahne 5: Birbirlerini seven ve ebediyen sevmeye niyetli iki genç insanın, yeni yuvalarındaki ilk akşamları, her detayı düşünülmüş, büyük bir zevkle ve ihtişamla döşenmiş yatak odasının kapısına kadar resmedilmelidir. Nihayet mahalledeki gürültü tam anlamıyla sessizleşmiş, kalabalık dağıtılmıştır.

Gelin hanımın gelinlikle şehrin mühim yerlerini gezdirilmesi işlemi sırasında yaşadıkları, ona ancak şimdi hissedebildiği bir yorgunluğa mal olmuştur. Damat beyin takı töreni için uzun süre ayakta beklemesinden hem önce hem sonra katlanmak zorunda kaldığı, dörtlüleri yanar halde şehrin ana caddelerini gezen uzun araba konvoylarından yükselen korna seslerinin uğultusu ve trafik gürültüsü ne zamandır unuttuğu baş ağrısını tetiklemiştir. Hafif bir mide bulantısı da hissetmektedir.


********

Sahne 6: Halsiz düştükleri odanın karşı köşelerinde sızıp kalan gelin ve damadın görüntüleri yavaşça flulaşır. Ekran yavaş yavaş kararırken, düğün salonunda yaklaşık bir buçuk saat, çatal kaşık sesleri ve mırıldanmalar arasında kendisini dinletmeye çalışan hocaefendinin, bir vesileyle söylediği hadis-i şerif, ekrana siyah zemin üzerinde beyaz karakterle yazılır:

“Kolaylaştırınız; zorlaştırmayınız!”

——

Senai Demirci’nin “Ve Aşk Evliliğin Elllerinden Tuttu” kitabından alıntıdır.

Sayfa:9

Yorum Bırak

  1. huriye dedi ki:

    sitende çok güzel düzeyli yazıların var.Çok güzel şeylere deyinmişsin tebrikler.

  2. sibel akbal dedi ki:

    yazıların devamını bekliyoruz ellerine sağlık