Caferi (Şia) Namazı Nasıl Kılınır? / Resimli Anlatım

Yazar: beytül ahzan Tarih: 3 Şubat 2010 405.2K kez okundu Füru Din 324 Yorum

Ezan

Ezan, Müslümanların tevhidî sloganıdır.

Ezan, Allah’ın birliğine ve Hz. Muhammed’in elçiliğine şehadet etmektir.

Ezan, namaz vaktinin girdiğini ilân etmektir.

Şafak sökerken, öğle ve ikindi vakti, akşamın ilk vaktinde hava kararırken bütün İslâm beldelerinde ezan, ruhu okşayan ahengiyle herkese “Namaz vakti girdi” diye ilân etmektedir.

Günlük namazlardan önce ezan okunması önemle vurgulanan bir müstehaptır.

Ezan şöyle okunur:

Dört defa: “Ellahu ekber”

İki defa: “Eşhedu en lâ ilâhe illellâh”

İki defa: “Eşhedu enne Muhemmeden resûlullâh”

İki defa: “Eşhedu enne ‘Eliyyen veliyyullâh”

İki defa: “Heyye eles-selâh”

İki defa: “Heyye ‘elel-felâh”

İki defa: “Heyye ‘elâ heyr-il ‘emel”

İki defa: “Ellahu ekber”

İki defa: “La ilâhe illellâh.”

Anlamı:

– Allah nitelendirilemeyecek derecede büyüktür.

– Şehadet ederim ki, Allah’tan başka tapılmaya layık bir ilâh yoktur.

– Şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (saa) Allah tarafından gönderilmiş peygamber ve elçidir.

– Şehadet ederim ki, Hz. Ali (as) Allah’ın velisidir.

– Namaza koş.

– Kurtuluşa koş.

– En hayırlı amel olan namaza koş.

– Allah nitelendirilemeyecek derecede büyüktür.

– Allah’tan başka ibadete layık bir ilâh yoktur.

İkamet

Ezandan sonra, namaza başlamadan önce ikâmetin okunması da önemle vurgulanan bir müstehaptır.

İkâmet şöyle okunur:

İki defa: “Ellahu ekber”

İki defa: “Eşhedu en la ilâhe illellâh”

İki defa: “Eşhedu enne Muhemmeden resûlullah”

İki defa: “Eşhedu enne ‘Eliyyen veliyyullâh”

İki defa: “Heyye eles-selâh”

İki defa: “Heyye ‘elel-felâh”

İki defa: “Heyye ‘elâ heyr-il ‘emel”

İki defa: “Ked kâmet-is selâh”

İki defa: “Ellahu ekber”

Bir defa: “La ilâhe illellâh.”

Anlamı:

– Allah nitelendirilemeyecek derecede büyüktür.

– Şehadet ederim ki, Allah’tan başka tapılmaya layık bir ilâh yoktur.

– Şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (saa) Allah tarafından gönderilmiş peygamber ve elçidir.

– Şehadet ederim ki, Hz. Ali (as) Allah’ın velisidir.

– Namaza koş.

– Kurtuluşa koş.

– En hayırlı amel olan namaza koş.

– Namaz başlamak üzeredir.

– Allah nitelendirilemeyecek derecede büyüktür.

– Allah’tan başka ibadete layık bir ilâh yoktur
[baglantı_adsense]
Birinci Rekat

Namazın birinci rekâtı şunlardan ibarettir:

1- Tekbiret-ul İhram (iftitah tekbiri, yani namaza başlarken “Ellah-u Ekber” demek).

2- Kıraat (Fatiha ve herhangi bir sureyi tam olarak okumak).

3- Rükû ve zikri.

4- İki secde ve zikri.

Tekbiret-ül İhram

Namaza, “Ellah-u Ekber” söylenerek başlanır. Namaza başlarken “Ellah-u Ekber” söylemek, Allah’tan başka her şeyden koparak Allah’a yönelmek anlamındadır.

“Allahu Ekber”, Allah’ın yüce olduğunu ilân etmek ve Allah dışındaki diğer bütün yalancı güçlerden uzak durmak demektir. Bu tekbirle namaza girilir ve bazı işleri yapmak insana haram olur.



Namaza başlarken hangi namazı kıldığımızın, örneğin öğle namazı mı, ikindi namazı mı kıldığımızın farkında olmamız gerekir ve onu sadece yüce Allah’’ın emrini yerine getirmek amacıyla kılmalıyız. İşte namazın asıl parçalarından sayılan bu amele “niyet” denir. Niyet ettikten sonra daha sonra açıklanacak olan namazı bozan şeylerden sakınmak gerekir.

Tekbir getirirken elleri kulak hizasına kadar kaldırmak müstehaptır.

Kıraat

“Allah-u Ekber” söylenerek namaza başlandıktan sonra ilk önce Fatiha suresi okunur:


Fatiha Sûresi

Bismillahirrahmanirrahîm

– Elhemdu lillâhi rabb-il ‘âlemîn

– Er-rahman-ir rahîm

– Mâliki yevm-id dîn

– İyyâke ne‘’budu ve iyyâke neste‘în

– İhdines-sirât-el mustakîm

– Siratellezîne en’‘emte ‘aleyhim

– Ğayr-il meğzûbi ‘eleyhim velezzâllîn.

Anlamı:

– Dünyada mümin ve kâfire, ahirette ise yalnızca mümine merhamet eden Allah’ın adıyla başlıyorum.

– Övgü, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.

– Allah, dünyada mümin ve kâfire, ahirette ise yalnızca mümine merhamet eder.

– Allah cezâ ve mükâfat günü olan kıyametin sahibi ve sultanıdır.

– Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

– Bizi doğru yola hidayet et.

– Nimet verdiğin kimselerin yoluna; (onlar) ki ne kendilerine gazap edilmiştir ve ne de sapmışlardır.


İhlas Sûresi

Fatiha suresi okunduktan sonra Kur’an-ı Kerim’in herhangi bir suresi tam olarak okunmalıdır. Örneğin, İhlas suresi okunabilir:

Bismillahirrahmanirrahîm

– Kul huvallahu ehed

– Allah-us Samed

– Lem yelid ve lem yûled

– Ve lem yekun lehu kufuven ehed.

Anlamı:

– Dünyada mümin ve kâfire, ahirette ise yalnızca mümine merhamet eden Allah’ın adıyla başlıyorum.

– Ey Muhammed! De ki: O Allah tektir.

– Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, her şey O’na muhtaçtır.

– O doğurmamıştır ve doğmamıştır.

– Yaratıklarından hiçbir kimse O’nun dengi değildir.


Kıraatle İlgili Birkaç Hüküm

1- Erkekler sabah, akşam ve yatsı namazlarında, birinci ve ikinci rekâtta Fatiha ve sureyi sesli, öğle ve ikindi namazında ise sessiz okumalıdırlar. Ama kadınlar sesli kılınması gereken yerleri sessiz okuyabilirler.



(Kıraat Halinde)

2- Namazın birinci ve ikinci rekâtında Fatiha suresi ve peşinden herhangi bir sure tam olarak okunmalıdır. Üçüncü ve dördüncü rekâtta ise Fatiha suresi okunabileceği gibi tesbihat-ı erbaa da okunabilir.

3- Namazda kasıtlı olarak sesli okunması gereken yerleri sessiz ve sessiz okunması gereken yerleri sesli okumak câiz değildir. Ancak yanlışlıkla okunursa, sakıncası yoktur.


4- Tesbihat-ı erbaa ve tesbihat-ı erbaa’nın yerine okunan ve yine ihtiyat namazında okunan Fatiha suresi sessiz okunmalıdır.

5- Sessiz okunması gereken namazlarda birinci ve ikinci rekâtta “besmele”yi sesli okumak müstehaptır.

Rükû

Kıraattan sonra insanın, elleri diz kapaklarına değecek kadar eğilmesi ve en az bir defa:

“Subhane rebbiyel ‘ezîmi ve bi-hemdih”[1]

Veya en az üç defa “Subhanellah”[2] demesi gerekir.


Rükûyla İlgili Birkaç Hüküm

1- Rükû zikri okunurken beden hareketsiz olmalı.

2- Namazın her rekâtında sadece bir rükû yapılır.

3- Kadınların rükûda ellerini dizlerden yukarı koyması ve dizleri geri çekmemesi müstehaptır.



(Rüku zikri okunurken)

[1]- Yüce Rabb’im her türlü eksiklikten münezzehtir ve O’na hamd ederim.

[2]- Allah münezzehtir.

Secde

Daha sonra rükûdan tamamen doğrularak secdeye gidilir ve bedenin yedi organı (alın, iki elin içi, iki diz kapakları, iki ayağın baş parmakları) yere bırakılarak en az bir defa:

“Subhane rebbiyel e‘’lâ ve bi-hemdih”[1]

Veya en az üç defa “Subhanellah”[2] denir. İkinci secdenin bitişiyle namazın birinci rekâtı da bitmiş olur.

Secdeyle İlgili Birkaç Hüküm

1- Namazın her rekatında iki secde yapılır.

2- Birinci secdeden sonra tam olarak oturulur ve sonra ikinci secdeye gidilir.

3- Secde edilen yerle ayakların bırakıldığı yer bir hizada olmalıdır. Ancak biri diğerinden dört bitişik parmağı geçmeyecek miktarda yüksek veya alçak olursa, sakıncası yoktur.

4- Secde hâlinde vücut istikrar bulmalıdır.


Üzerine Secde Edilen Şeyin Şartları

1- Üzerine secde edilen şey; toprak, taş, çakıl gibi yer denebilecek veya yerden üreyip de yenilmeyecek ve giyilmeyecek bitkilerden olmalıdır.

2- Üzerine secde edilen şey pâk olmalıdır.

3- Üzerine secde edilen şey sabit olmalıdır.


Secdeyle İlgili Birkaç Nokta

1- Genellikle Caferiler arasında yaygın olan namaz mühürü, gerçekte namaz kılan kişinin namaz kılarken alnını bırakmak için yanında taşıdığı temiz topraktır.

2- Namazda secdeye giderken başı, İmam Hüseyin’in (ona selâm olsun) mezarının türbetine bırakmak daha iyidir.

3- Allah’tan başkası için secde yapmak haramdır. Çünkü secde insanın ibadet ve kulluk hâlidir; ibadet ve kulluk ise sadece Allah’a yapılır.

(Secde zikri okunurken)

[1]- Her şeyden yüce olan Rabbim münezzehtir ve O’na hamd ederim.

[2]- Allah münezzehtir.

İkinci Rekat

Birinci rekât bittikten sonra namazın şekli bozulmadan veya namaz amellerine ara verilmeden ayağa kalkılır ve tekrar birinci rekâtta olduğu gibi Fatiha sûresi ve Kur’an surelerinden herhangi biri tam olarak okunur.

Kunut

Günlük namazların ikinci rekatında Fatiha ve Kur’an surelerinden herhangi biri tam olarak okunduktan sonra rükûya gidilmeden önce ellerin yüz hizasına kaldırılması, avuçların göğe doğru açılarak yanyana tutulup dua edilmesi müstehaptır; bu amelin adına “kunut” denir. Kunutta baş parmak dışındaki parmakların birbirine bitiştirilmesi ve avuçların içine bakılması müstehaptır.

Kunutta şu dua okunabilir:

– Rebbenâ âtina fid-dunya heseneten ve fil-ahireti heseneten – ve kinâ ‘ezâb-en nâr.[Bakara suresi, 201.ayet]

Anlamı:

“Rabbimiz dünyada da iyilik ve güzellik ver bize, ahirette de iyilik ve güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru.”

Cuma namazında iki kunut okunması müstehaptır. Bu kunutların birisi namazın birinci rekâtında rükûdan önce, diğeri ise namazın ikinci rekâtında rükûdan sonra okunur.

Resulullah (s.a.a) buyuruyor ki: “Namazının kunutu uzun olan kişinin kıyamette hesaba çekilişi kolay olur.”[Bihar-ul Envar, c.82, s.199.]

Kunuttan sonra birinci rekâtta olduğu gibi rükû ve secde yapılır.


Kunutla İlgili Birkaç Hüküm

1- Cemaat namazı dışında kunutu yüksek sesle okumak müstehaptır.

2- Kunut unutularak okunmaz ve rûkuda farkına varılırsa, rûkudan sonra okunabilir.

3- Kunutta okunan duanın Arapça olması gerekmez; herhangi bir dille okunabilir.


(Kunut okunurken)

Teşehhüt

Namazın ikinci ve son rek’atında iki secdeden sonra kıbleye doğru oturularak teşehhüt okunur:

– Eşhedu en lâ ilâhe illellâhu vehdehu lâ şerîke leh

– Ve eşhedu enne Muhemmeden ‘ebduhu ve resûluh

– Ellahumme selli ‘ela Muhemmedin ve âl-i Muhemmed

Anlamı:

– Şehadet ederim ki, Allah’tan başka kulluğa layık bir ilâh yoktur. O, tektir ve ortağı yoktur.

– Şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (Allah ona ve Ehlibeyti’ne rahmet etsin) O’nun kulu ve elçisidir.

– Allah’ım! Hz. Muhammed ve Ehlibeyti’ne rahmet et.

Teşehhütten sonra namazın ikinci rekâtı da biter. Eğer sabah namazı gibi iki rekât olan bir namaz kılınıyorsa, teşehhütten sonra selâm verilerek namaz bitirilir.


(Teşehhüt okunurken)

Selam

Namazın son rekatında teşehhütten sonra selâm verilir. Selâm şöyle okunur:

– Es-selâmu ‘eleyke eyyuhen-nebiyyu ve rehme-tullâhi ve berekâtuh

– Es-selâmu ‘eleynâ ve ‘elâ ‘ibâdillâh-is sâlihîn

– Es-selâmu ‘eleykum ve rehmetullâhi ve berekâtuh.

Anlamı:

– Selâm olsun sana ey Allah’ın peygamberi; Allah’ın rahmet ve bereketi senin üzerine olsun.

– Selâm olsun bize ve Allah’ın iyi kullarına.

– Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketleri siz müminlerin üzerine olsun.

Üçüncü Rekat (Tesbihatı Erbaa)

Eğer akşam namazı gibi üç rekât olan bir namaz kılınıyorsa, ikinci rekâtta teşehhüt okunduktan sonra selâm verilmeksizin üçüncü rekât için ayağa kalkılır. Namazın üçüncü rekâtı da ikinci rekât gibidir. Ancak üçüncü rekâtta bir sure ve kunut okunmaz; sadece bir defa Fatiha suresi veya üç defa tesbihat-ı erbaa zikri okunur. Sonra rükûya gidilir. Daha sonra secde yapılır. İki secdeden sonra oturulur teşehhüt ve selâm okunur ve böylece namaz bitmiş olur.


Tesbihat-ı Erbaa

Namazın üçüncü rekatında rükûya gidilmeden önce bir defa Fatiha suresi veya üç defa tesbihat-ı erbaa okunmalıdır. Tesbihat-ı erbaa şöyledir:

– Subhanellahi

– Velhemdu lillahi

– Vela ilâhe illellahu

– Vellahu ekber

Anlamı:

– Yüce Allah pâk ve münezzehtir.

– Bütün övgüler O’na mahsustur.

– Allah’tan başka kulluğa layık ilâh yoktur.

– O vasfedenlerin vasfından yücedir.


Dördüncü Rekât

Eğer yatsı namazı gibi dört rekât olan bir namaz (öğle ve ikindi namazı) kılınıyorsa, üçüncü rekâtın iki secdesinden sonra teşehhüt ve selâm okunmadan dördüncü rekât için ayağa kalkılır. Üçüncü rekatta olduğu gibi Fatiha suresi veya üç defa tesbihat-ı erbaa okunduktan sonra rükû ve iki secde yapılır ve iki secdeden sonra oturularak teşehhüt ve selâm okunur ve böylece namaz bitmiş olur.

Hatırlatma

1- Namaz “Ellah-u Ekber”le başlar “selâm”la biter.

2- “Kunut” müstehap bir ameldir ve günlük namazların ikinci rekâtında Fatiha ve bir sure okunduktan sonra yapılır.

3- “Teşehhüt” namazın ikinci rekâtında ve son rekatında iki secdeden sonra okunur.

4- “Selâm” namazın bitişi olduğundan sadece namazın son rekâtında okunur.


Kısacası

İki rekâtlık namazda sırasıyla şunlar yapılır:

1- Niyet ve Tekbiret-ul ihram.

2- Kıraat (Fatiha suresi ve herhangi bir sureyi tam olarak okumak).

3- Rükû ve zikri.

4- Kıyam (rükûdan doğrulmak).

5- İki secde ve zikirleri.

6- Kıraat.

7- Kunut okumak.

8- Rükû ve zikri.

9- İki secde ve zikirleri.

10- Teşehhüt.

11- Selam.

Üç rekâtlık namaz da şöyle kılınır:

İki rekâtlık namazda yapılan şeyler yerine getirilir. Ancak teşehhütten sonra selâm okunmadan ayağa kalkılır ve devamında şöyle yapılır:

1- Tesbihat-ı erbaa.

2- Rükû ve zikri.

3- İki secde ve zikirleri.

4- Teşehhüt.

5- Selam.

Dört rekâtlık namaz ise şöyle kılınır:

Üç rekâtlık namazda yapılan şeyler yerine getirilir. Ancak teşehhütten sonra selâm okunmadan ayağa kalkılır ve devamında şöyle yapılır:

1- Tesbihat-ı erbaa.

2- Rükû ve zikri.

3- İki secde ve zikri.

4- Teşehhüt.

5- Selam.

 


Yorum Bırak

  1. Güntekin dedi ki:

    Pdf formatında yayınlar iseniz çok kitleye ulaşır veçok faydalı olacaktır teşekkür ederim

  2. AYŞE KAVASOĞLU dedi ki:

    Merhaba;

    ben şimdiye kadar tüm ibadetlerimi hanefi olarak yaptım. mezhepler konusunda bazı tereddütlerim var. Caferiler ve tüm mezhepler ile ilgili net bilgiye ulaşabilmek için önerebileceğiniz yayınlar var mıdır.

    ilginiz için teşekkür ederim.

    • senan dedi ki:

      Salam aleykum.youtubda Mehdi Aksunun videolarina bakin,Allah en iyi yol gosteendir

    • Güntekin dedi ki:

      Sayın ablacım Dr muhammed Ticani Semavi nin, hidayete nasıl kavuştum, doğruya doğru, ZİKİR EHLİNE SORUN ve doğrularla birlikte kitaplarını ısrarla tavsiye ederim bunlar uzun bir araştırma sonucunda kaynakları ile ortaya çıkan muhteşem eserlerdir

  3. kadir dedi ki:

    Sormak istediğim şu hz ali ezanın namazın neresindedir neden namaz da hz alinin ismi geçer ezanda kamette neden hz alinin ismi geçer oysaki Allahu teala hz. Kendi ismi şerifi ve elçisi sevgili peygamberimizden bir başkasının ezana namaza girmesinin dört halife varken helede kabilecilik olan bir toplumda müslümanların bölünmesine yol açacağını görür ve hz peygamberde böyle bir işe izin vermezdi sanırım bu sizin islam anlayışınız dört meshep var hanifi şafi maliki hambeli bu dört meshebinde ezanı bir içinde hangi halifenin ismi geçiyor evet ehli beyti seveceğim ama o nebiler nebisi Hz Muhammed Mustafa( s.a.v) için seveceğim onun soyu hz Fatımayı hz Huseyini hz Hasanı ama hiç kimsenin islamı bölerek diyerini ötekileştirmesini asla ve asla sevmeyeceğim hele islama bukadar hizmeti olmuş hz ebu Bekir hz Ömer hz Osmanı hele hele müminlerin anası hz Ayşe annemize hakaret edeni sevemem nasılki hz Hüseyini şehit eden yezidi sevmediğim gibi o gün yezit nasıl peygamber torununu katlederek müslümanları böldüyse bugünkü yezitlerde peygamber eşine ve islama sayısız hizmeti olan sahabelere islama halifelik yamış o güzel insanlara hakaret edemez önce Ömere hakaret etmeden Ömer olmayı denesin tabiki mümkünse siz ne Ali olabilirsiniz ne Ömer ne Ebu Bekir nede Osman hatta ve hatta yasını tuttuğunuz Huseyin bile sizden şikayetci olacak

    • Halil ibrahim dedi ki:

      Gadri hum hutbesini okuyup öğrenirseneniz; neden İmam Ali a.s ın isminin ezan da geçtiğini anlarsınız. Şura suresi 23. Ayeti öğrenirseniz; ehlibeyti sevmenin farz olduğunu öğreneceksiniz. Kimsenin kimseye hakaret ettiğide yoktur. Allah Teala’nın sevdiğini sevmek, lanet ettiğine lanet etmek hakkın gereğidir. Bu yüzdendir ki Resullah s.a.v ı ve Ehlibeyti ni seviyoruz ve iblise lanet ediyoruz. Ayrıca Resullah s.a.v in vefatını, definini(kimlerin definin de bulunup, kimlerin sakifede olduğunu), sakife olayını, usame ordusunu, fedek hurmalığı meselesini, hz. Fatıma a.s ın ve bebeği hz. Muhsin in vefatını, İmam Ali a.s ın şıkşıkiye hutbesini, İmam Hüseyin a.s ın neden kıyam ettiğini, şehadeti ne giden okuyup öğrenmeniz yegane tavsiyemdir. Allah nasip etsin, inşallah.

      • muhiddin dedi ki:

        ben ehlibeyt vede çox şükür şiayım ammaneden düzgün birqurnı kerim öyretisi yoxdur nereyebaxsan türkce ağırlık verilmiş yaniehli sunne kaynakları quran elmine daha ağırlık verilmiş şia mescidlerindede quran eyitimine önem verilmemiş ben quran oğumayı sunnekaynaklarından öyrendim lütfen dine biraz düzgün yaxınlaşın her insanın dinini bilmek hakkıdır mescidlerde herzaman bildik şeyler anlatılıyor

      • ismail dedi ki:

        Hakaret değil küfrediyorsunuz yalan mı hz.ebubekir,ömer,osman efendilerimize küfürler savurup peygamber hanımı ayşe annemize iftiralar atıyorsunuz.Buda yetmiyor 5 vakit namazı hiçbir özür olmaksızın3 vakitte kılıyorsunuz bunlar islam dininin neresinde var islamla bağdaşan şeyler mi

        • Ellis dedi ki:

          Öncelikle sunu belirtmek isterim. Hangi şia Hz Ali,Ömer,Osman,Ebu Bekir e küfür etmiştir. Eden kendi aleyhinde etmiştir. Bir kimse boyle bir şey yaptı diye Şialıği kötü sayamayiz. Ayni şeyi Ehl-i sünnet e gore yaparsak. Ehli sunnet kardeşlerimize en bir kişi hakaret küfür ederse o zaman bizlerde Ehli sünnet kötüdür mü diyelim. Lütfen düşünerek konuşalım. Saglicakla….

          • aka dedi ki:

            bir komsum var ne yazık ki …..herkes gerçekçi tam olduğunu sanmasa daha iyi olur yenilik aramadan var olanı yasayıp kardeş olalım

      • Olgay dedi ki:

        Agzina saglik cok güzel aciklamissin kapak olsun tüm inanmayanlara

    • baran yalçın dedi ki:

      Ey insanlar! Onun hakkındaki bu konuyu biliniz ve anlayınız. Biliniz ki Allah muhacirlere ensara ve onlara iyilikle tabi olanlara, köylüye ve şehirliye; araba, ve aceme; özgüre ve köleye; büyüğe ve küçüğe; beyaza ve siyaha ona (Ali’ye) itaat etmeyi farz bilmiş, onu imam ve ihtiyar sahibi kılmıştır. Her muvahhid için onun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir. Her kim ona muhalefet ederse melundur. Her kim ona tabi olursa ve onu tasdik ederse Allah’ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah onu ve onu dinleyip kendisine itaat eden herkesi bağışlamıştır.

      Ey insanlar! Bu böylesine bir toplulukta ayağa kalktığım son defadır. O halde işitiniz, itaat ediniz, Rabbiniz olan Allah’ın emri karşısında teslim olunuz. Zira aziz ve celil olan Allah-u Teala sizin ihtiyarınızın sahibi ve mabudunuzdur. Allah’tan ve sizleri muhatap kılan Peygamber’inden, yani benden sonra da Ali Allah’ın emriyle sizin irade sahibiniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulüyle görüşeceğiniz güne kadar benim neslimin, onun çocuklarının hakkıdır.

      Allah, Resulü ve onların (İmamların) helal kıldığı hususlar dışında bir helal yoktur. Allah, Resulü ve onların (imamların) sizlere haram kıldığı şey dışında da bir haram yoktur. Aziz ve celil olan Allah bana helal ve haramı tanıtmış ve Rabbimin kitabından, helal ve haramından bana öğrettiği her şeyi de ben ona ısmarlamış (öğretmiş) bulunmaktayım.

      Ey insanlar! Ali’yi (başkalarından) üstün tutun. Allah var olan her ilmi bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin imamında (Ali de bir araya) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali’ye öğrettim. Allah’ın Yasin suresinde zikrettiği İmam-i Mübin (apaçık İmam) Odur:

      وَكُلَّ شَيْءٍ أحْصَيْنَاهُ فِي إِمَامٍ مُبِينٍ

      “Her şeyi, apaçık bir İmam’da saymışızdır.”[6]

      Ey insanlar! Ondan (Ali’den) başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin. Ondan yüz çevirmeyin, onun velayetinden ayrılmayın. O hakka hidayet eder ve hak ile amel eder. Batılı iptal eder ve batıldan sakındırır. Allah yolunda kınayıcıların kınaması ona engel olamaz.

      O (Ali) Allah’a ve Resulüne iman eden ilk kimsedir. Bana iman husussunda hiç kimse ondan öne geçmemiştir. O canıyla Allah Resulü’nün yolunda her türlü fedakarlığa katlanmıştır. İnsanlardan hiç kimse onunla Allah’a ibadet etmediği bir zamanda o Allah Resulüyle birlikteydi. Namaz kılan ilk kimse odur. benimle birlikte Allah’a ibadet eden ilk kimse de odur. Allah tarafından yerime yatağıma yatmasını emrettim. O da canını bana feda ederek benim yerime yatağıma yattı.

      Ey insanlar! Onu üstün bilin ki Allah da ona üstünlük vermiştir. Onu kabul edin ki Allah onu tayin etmiştir.

      Ey insanlar! O Allah tarafından tayin edilen İmam’dır. Her kim onun velayetini inkar ederse şüphesiz Allah tövbesini kabul etmez ve onu bağışlamaz. Allah’ın ona muhalefet eden kimseye böyle davranacağı kesindir. Allah ona böyle yapar ve onu ebediyete kadar, sonsuza dek şiddetli azapla azaplandırır. O halde ona muhalefet etmekten sakının. Aksi taktirde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kafirle için hazırlanan ateşe duçar olursunuz.

      Ey insanlar Allah’a yemin olsun ki önceki peygamberler ve elçiler bana müjde vermişlerdir ve ben Allah’a yemin olsun ki peygamber ve elçilerin sonuncusuyum, gök ve yerdeki bütün yaratıkların üzerinde hüccetim. Her kim bu konuda şek ederse cahiliye küfrü gibi kafir olmuş olur. Her kim bu sözümden bir şeyde şek ederse bana nazil olmuş olan her şeyden şek etmiştir. Her kim imamların birinde şek ederse onların tümünde şek etmiştir ve kim bizim hakkımızda şek ederse, şüphesiz ateştedir.

      Allah bu üstünlüğü bana bağışta bulunmuştur, bu onun bana bir minneti ve ondan bana bir ihsandır. Ondan başka ilah yoktur. Ebediyete kadar, sonsuza dek her haliyle ona hamd ve senada bulunurum.

      Ey insanlar! Ali’yi üstün biliniz ki o Allah’ın rızkı indirdiği ve yaratıklar baki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve onunla uyumlu olmayan kimse melundur, melundur, gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır!

      Biliniz ki Cebrail Allah tarafından bu haberi benim için nazil kıldı ve şöyle buyurdu: “Her kim Ali’ye düşmanlık eder ve velayetini kabul etmezse lanetim ve gazabım onun üzerine olsun.”

      Herkes yarın için önceden ne göndereceğine baksın Ali’ye muhalefet etmekten ve neticede sabit olduktan sonra adımının sürçmesinden dolayı Allah’tan korksun. Allah yaptıklarınızdan hiç şüphesiz haberdardır.

      Ey insanlar! O (Ali) Allah’ın aziz kitabında zikrettiği ve ona muhalefet edenler hakkında şöyle buyurduğu Cenbillah’tır:

      أَن تَقُولَ نَفْسٌ يَا حَسْرَتَى علَى مَا فَرَّطتُ فِي جَنبِ اللَّهِ

      “Kişinin: “Cenbillah’a (Hz. Ali’ye) karşı aşırı gitmemden ötürü bana yazıklar olsun.” diyeceği…[7]

      Ey insanlar! Kur’an hakkında tefekkür ediniz, ayetlerini anlamaya çalışınız, muhkem ayetlerine bakınız, müteşabih ayetlerinin peşice koşmayınız. Allah’a yemin olsun ki Kur’an’ın batınını sizlere beyan edebilecek ve tefsirini sizler için açıklayabilecek olan kimse, benim elimden tuttuğum, onu kendime doğru yükselttiğim, pazısından tuttuğum, iki elimle kaldırdığım ve sizlere, “Ben kimin mevlasıysam Bu Ali de O’nun mevlasıdır” diye bellettiğim kimsedir ve o benim kardeşim ve yerime geçecek olan Ali b. Ebi Talib’dir. Onun velayeti, bana nazil buyuran aziz ve celil olan Allah tarafındandır.

      Ey insanlar! Ali ve onun soyundan olan temiz çocuklarım sıkl-i asgar (daha küçük değerli şey) ve Kur’an ise sıkl-i ekber (daha büyük değerli şey)’dir. Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar insanlar arasında Allah’ın emin kulları ve yeryüzündeki hakimleridir.

      Biliniz ki ben eda ettim, biliniz ki ben tebliğ ettim, biliniz ki ben duyurdum, biliniz ki ben açıkladım, biliniz ki Allah buyurmuştur ve ben aziz ve celil olan Allah adına konuşuyorum. Biliniz ki Müminlerin Emiri de benim kardeşimdir. Biliniz ki “Müminlerin Emiri” olmak, benden sonra ondan başka hiç kimse için helal değildir.

      4-Müminlerin Emiri’nin (a.s) Tanıtılması ve Peygamber’in (s.a.a) Eliyle Ayağa Kaldırılması

      Daha sonra Peygamber (s.a.a) eliyle Ali’nin (a.s) pazısından tuttu ve yukarı kaldırdı. Müminlerin Emiri ise Peygamber (s.a.a) minberin üstüne çıktığı zamandan beri, ondan bir basamak aşağıda bulunuyordu. Peygamber’in yüzüne (a.s) oranla sağ tarafa meyletmişti ve dolayısıyla da yer ikisi de bir mekanda durmuş gibiydiler.

      Sonra Peygamber (s.a.a) elini kaldırdı. Her ikisi de elini göğe doğru açtı. Ali (a.s) yerinden kalktı ve ayağı Peygamber’in (s.a.a) diziyle aynı hizaya geldi. Daha sonra Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

      “Ey insanlar, bu Ali’dir, O benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir. Aziz ve celil olan Allah’ın kitabını tefsir etmekte, Allah’a davet etmekte, Allah’ı razı eden şeylerle amel etmekte, Allah’ın düşmanlarıyla savaşmakta, Allah’ın dostlarını sevmekte ve Allah’a isyan etmekten sakındırmakta benim yerime geçen kimsedir.

      Allah Resulü’nün halifesi odur, Müminlerin Emiri O’dur, Allah tarafından hidayet edenlerin imamı odur. Nakisin (ahdini bozan Cemel ashabı) Kasitin (Zulmeden Muaviye taraftarları) ve Marikin’i (dinden çıkan Hariciler’i) Allah’ın emriyle öldüren odur.

      Allah şöyle buyurmuştur:

      مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ

      “Nezdimde söz değişmez”[8]

      Ey Rabbim! Senin emrinle şöyle diyorum: “Allah’ım! Ali’yi seven kimseyi sev, Ali’ye düşman olan kimseye düşman ol. Ona yardım edene yardım et, onu yardımsız bırakan kimseyi, sen de yardımsız bırak. Ali’yi inkar eden kimseye lanet et, Ali’nin hakkını inkar eden kimseye gazap et. ”

      Ey Rabbim! Sen, bu konu aydınlandıktan ve Ali’yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti bana nazil buyurdun:

      أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا

      وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ

      “Bugün, size dininizi kemale erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam’ı beğendim.”[9]

      “Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.”[10]

      Ey Rabbim seni de şahit tutuyorum ki ben tebliğ ettim