Çölden Gelen Adam

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Kasım 2010 2.3K kez okundu Hikaye ve Kıssa Yorum Yok

Ayetullah Seyit Şahabuddin Maraşî şöyle nakleder:

Doğruluğundan ve takvasından şüphe edilmeyen ilim ehli bir seyit, Hz. Seyit Muhammed’in (ra) türbesini ziyaret etmek amacıyla yaya olarak Samerra’dan yola çıkar. Ne var ki yolculuk sırasında yolunu kaybeder. Bir yandan aşırı açlık ve susuzluk, bir yandan da şiddetli çöl rüzgarları derken hayattan iyice ümidini keserek kendini kızgın çöl kumlarına bırakır. Bir süre baygın yatar. Gözlerini açtığında başucunda birinin olduğunu görür. Hiç tanımadığı bu adamın elinde bir su testisi vardır. Adam, testideki suyla önce Seyit’in kuruyan dudaklarını ıslatır.

Seyit der ki; Ömrümde hiç onun kadar ferah ve lezzetli su içmemiştim.

Seyit doyuncaya kadar su içtikten sonra adam yere sofra serer ve iki-üç parça yavan ekmekle Seyit’in karnını doyurur. Sonra da Seyit’e dönerek “Ey seyit! Şu akarsuda kendini yıkama” der. Seyit “Ey kardeş, burada akarsu falan yok. Ben susuzluktan neredeyse ölmek üzereydim ki siz geldiniz!” der. Adam eliyle işaret ederek “İşte bak, akarsu şurada, oldukça güzel, berrak ve tatlı suyu var” der.

Seyit der ki: İşaret ettiği yere baktım. Henüz sözleri bitmemişti ki ansızın bir akarsu belirdi. Oldukça şaşırmıştım. Kendi kendime “Meğer nehir bana bu kadar yakınmış!” Neredeyse susuzluktan ölecektim!” dedim.

Kısaca, adam bana nereye gitmek istediğimi sordu. “Seyit Muhammed’in (ra) türbesine gitmek istiyorum” dedim. Eliyle işaret ederek  “Seyit Muhammed’in türbesi işte şurada” dedi. Ne olduğunu anlamadan bir anda kendimi Seyit Muhammed’in türbesinin önünde buldum. Oysaki ben Kadisiye civarlarında yolumu keybetmiştim ve orayla Seyit Muhammed’in (ra) türbesi arasında epey bir mesafe vardı.

Bu kısa buluşma içerisinde meçhul şahısla aramda bazı konuşmalar  olmuştu. Sürekli Kuran okumayı, Kuran’ın tahrif edildiğini ileri sürenleri ve bunun için yalan hadis uyduranları şiddetle kınamayı, ölmüş olsalar da hayatta olsalar da anne-babaya iyilik etmeyi, Ehlibeyt’in (as) ve imamzadelerin türbelerini ziyaret etmeyi, seyitlere ihtiram göstermeyi ve gece namazı kılmayı tavsiye ediyordu.

Muhterem zat, bu tavsiyelerinin ardından şöyle dedi: “Ey Seyit! Bir ilim ehlinin kendini bize bağlı bilgiği halde bu amelleri devam ettirmemesi ne yazık olur!”

Seyit der ki:  Zat-ı muhterem, bu sözlerin dışında bazı nasihatlerde daha bulundu. Kendi kendime “Bunca şeyleri bilen ve bana nasihat eden bu Arap acaba kim?” diye düşündüm. Ne var ki bunları düşünürken muhterem zat ansızın gözden kayboldu.

——————–

Ayetullah Destgayb’ın “Gizemli Öyküler” kitabından alıntıdır.

Öykü:130   Sayfa:307


Yorum Bırak