Değerli Kadınlarımız!

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Mayıs 2010 2.7K kez okundu Kadın ve Hicab Yorum Yok

Müslüman halkımız maalesef medyanın eliyle şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Amaçları insanların nezdinde İslam’ı küçük düşürmek ve İslam inancından, İslam kültüründen uzak bir toplum yaratmaktır. Çünkü böyle bir toplum sömürülmeye daha müsait bir toplumdur. İşte böyle bir toplumun gereğidir ki: gençlerimiz anne babalarına olan saygılarını yitirmişler, içki, fuhuş gibi ahlaki olmayan çirkin fiillerle özdeşleşmişlerdir. Erkeklerimiz İslamîyetten uzaklaşarak birahane, kahvehane gibi insan ahlakını zedeleyen, insan onuru ile bağdaşmayan mekanlara yönelmişler, eşlerine ve çocuklarına karşı olan sorumluluklarını yitirmişlerdir. Bununda en çok acısını çeken maalesef kadınlarımız olmuştur.

Kapitalist medya kuruluşlarının en büyük amaçlarından birisi düşünmeyen, sorgulamayan, aklını medyanın dayattığı düşünceye teslim eden bir halk yaratmaktır. Halk neden sömürüldüğünün hesabını soracağına falanca sanatçının kalçasındaki selülitle ilgilensin. Halk toplumsal sorunları gündeme getiren kitap ve dergileri okuyacağına “kim kimle çıkmış, kim kimle yatmış” gibi boş ve anlamsız yazıları okusun. Halk çalışıp emeğinin gücü ile ekmeğini kazanacağına at yarışı, iddia gibi oyunlar oynasın.

Siyah beyaz ile karanlıklar aydınlıklarla bilinir. Altın tahta oturan birisi halkına “fakirlere yardım edin derse” o insana ne güzel konuşuyor, ne kadar da insancıl diyebilir misiniz? Bizim aydınımızın konumu da bunun gibidir. Bizim aydınımız kadın hakları der, yazı yazdığı gazete kadınları soyup, onların vücudunu bir ticaret malzemesi olarak kullanır. Bizde halk olarak avutuluruz aynen altın tahta oturan insanın sözlerini dinleyen halk gibi. Onlar bak adam ne güzel konuşuyor, ne kadar da insancıl, ne kadarda ezilmişlerin yanında ki fakirlere yardım edin diyor, bizde, bak aydınımıza insan hakları diyor, kadın hakları diyor, özgürlük, hürriyet diyor ne kadar da güzel, ne kadar da insanî sözler diyoruz.

Altın tahta oturan adamın samimiyetini ölçmek için oturduğu tahtı incelemek ne kadar gerekli ise aynı şekilde aydınımızın samimiyetini ölçmek içinde aydınımızın gazetesini incelemek o derece zarurettir. Bu yüzden dolayı soruyoruz.
Sayın Aydın; biz gazetelerinizdeki yazılarınızdan sizleri hep kadın hakları savunucuları olarak tanıdık. Bir kadın erkeğin arkasında namaz kıldığında bunun kadınlara karşı yapılmış olan bir hakaret olarak görüp haykıran en çok sizi gördük. Veya kadının başı bağlı olduğundan dolayı kadına eziyet ediliyor diye defalarca haykırdığınızı gördük. Her zaman böyle olun sayın Aydın. Her zaman haksızlıklara, eziyetlere, insan hakları ihlallerine karşı olun. Gerçekten size göre ortada bir haksızlık varsa susmayın. Buna hiçbir itirazımız yok ve olamazda.

Ama sayın Aydın, bir taraftan kadın hakları savunuculuğu yapıp da, diğer taraftan gazetenizde sırf para kazanmak adına arka kapak sayfalarında kadınların çırılçıplak fotoğraflarını yayınlayıp kadını bir seks malzemesi, bir dişi oyuncak olarak kullanıp kadının vücudunu bir sömürü aleti olarak kullanırsanız, biz sizin samimiyetinize inanmayız. Neden bu halk bilime, insanlığa, özgürlüğe hizmet etmiş kadınları tanımıyor da, göğüsleri, kalçaları güzel olan kadınları tanıyor? Neden bu halk insanlık için, ezilenler için, hakları çalınanlar için mücadele eden, öldürülen, zindanlara atılan, işkence gören kadınları tanımıyor da, iyi göbek atan kadınları tanıyor? Çünkü siz kadının düşüncesine değil kalçalarına değer veriyorsunuz. Sizin gazetelerinizde ki arka kapak sayfalarında işinden atıldığından dolayı eylem yapan, emeği çalındığından dolayı grev yapan, fabrika köşelerinde fazla mesaiden dolayı çocuklarını göremeyen, açlıktan dolayı pazarlarda çürümüş sebze ve meyveleri toplayan, kocasının kahvehanesinden, içkisinden bunalan, çocuğunun kötü yollara bulaşmasından usanan kadınların resimlerini neden göremiyoruz da, ancak vücudu güzel olan para kazandıracak kadınların resimlerini görüyoruz? Anlıyoruz ki sizin için kadın iki göğüs, iki bacak bir de kalçadan ibaret. Neden genelevlerde bir hayvan gibi pazarlanan kadının hakkını aramıyorsunuz da, neden fabrika köşelerinde emeği çalınan kadının hesabını sormuyorsunuz da erkeğin arkasında namaz kılan kadının hesabını soruyorsunuz? Aslında sizin amacınız erkeğin arkasında namaz kılan kadının hakkını savunmak değil, o kadını kullanarak dine saldırmaktır.

Çünkü benim dinim kadınların soyulup bir ticaret malzemesi olarak kullanılmasına müsaade etmiyor. Benim dinim sizin kadını değersiz bir meta olarak gören zihniyetinizi kabul etmiyor. Kadın erkeğe Allah’ın emanetidir diyor. Bir evlat babasının kendisine olan emanetini nasıl korur? Eğer bu kadın bir babanın değil, bir Müslüman nezdinde en büyük değere sahip olan Allah’ın emaneti ise acaba onu nasıl koruması gerekir? İşte İslam kadının değerini ve önemini iyi kavramamız için onu “Allah’ın emaneti” olarak yani önem vermemiz gereken en yüce varlığın bize olan emaneti olarak göstermiş. Kadının en güzel bir şekilde korunması için kadına “Allah’ın emaneti” sözünden daha büyük ve daha güzel hangi söz olabilir?. Siz kadınların çırılçıplak soyulup erkeklerin pis gözlerle bakmalarına seyirci kalırken bu din kadına şehvetle bakılmasını, onun bir sömürü malzemesi olarak kullanılmasını yasaklıyor. Kim kadına değer veriyor? Siz genelevlerde kadınların vücutlarının satılmasına seyirci kalırken benim dinim kadına dokunulmasını bile yasaklıyor?

Bir hayvanat bahçesi yöneticisi kafesteki hayvanları para karşılığında insanlara cinsel ilişki yaptırsa dünya ayağa kalkar, “bu ne alçaklık”, “bu ne vicdansızlık” sesleri yükselmeye başlar, nitekim bunun bir örneği de yoktur. Ama medeniyetin eşiği olan ülkelerde, hayvanlara yapılan zulmün kat-kat fazlası kadınlara yapılmakta, ama ses çıkmamaktadır. Ey medeni insanlar, ey çağdaş insanlar, ey aydınlar sizden fazla bir şey beklemiyoruz, en azından kadınlara hayvanlara verdiğiniz kadar değer verin, gerçekten biz fazlasını istemiyoruz.

Gerçi sizin bir mazeretiniz var. Kadın soyuldukça kadına olan ilgi azalır diyorsunuz. Aslında gazeteniz kadını bir ticaret malzemesi, bir modern köle olarak kullanmıyor, gazetenizin asıl hedefi toplumu daha dürüst, daha namuslu hale getirmek. Yani size göre toplum namussuzlaştıktan sonra namuslu olur. Oysa sayın Aydın şehvet aynen para ve makam hırsı gibi doyumsuz bir duygudur. Aç olan bir insanın belli bir yemek kapasitesi vardır. En fazla bir kaç tabak yemek yer ve daha fazla yemek istemez, başka bir yemek arayışına da gitmez. Ama şehvette insan bir doyuma ulaşmaz. Hep yeni şeyler ister. 3000 cariyesi olan erkeğin hala kadına doymadığı gibi. Dolayısıyla siz topluma bir namussuzluğu verdiğiniz zaman o toplum namuslu olmaz, başka bir namussuzluğa yönelir. Bu hep böyle olmuştur.

Ya gazetenizin yayınladığı güzellik yarışmaları? Miss Turkey, Asya güzeli, Avrupa güzeli, dünya güzeli, falan güzeli, filan güzeli ve sonu tükenmeyen sömürü çarkı. Bu güzeller zengin masalarına ısmarlanan birer çerez malzemesi değildir de nedir? Birinci seçilen güzellere “birinci seçildiniz ve yarışma bitti. Artık evinize gidebilirsiniz, sakın bizi unutmayın mı” deniliyor yoksa asıl sömürü çarkı bundan sonra mı başlıyor? Tamam, anlıyorum gazetenizin kendini çevirebilmesi için bazen kaçamak yapıp insan haklarını çiğneyebiliyor ama bu kadarı da fazla değil mi?

Kadınlar, erkeğin bir ticaret müessesindeki menfaatlerini temin etmek için, kendisini süsleyerek bir modern köle haline getirilmiştir. Bir tarafta araba, diğer tarafta bir bayan manken. Kadın burada dişiliğini kullanacak ki arabalar daha fazla ilgi görülüp satılsın. Aynı kadınların bir başka yerde birilerinin milyarlık elbiselerini satmak için giydirildiklerini, podyumlarda erkeklerin iğrenç arzularla süzdükleri birer süslü oyuncak olduklarını görüyoruz. Tabiî ki bu tabloları görünce neden güzellik yarışmalarının yapıldığını daha iyi anlıyoruz. Kadının sömürülme gerçeği, haklarının çiğnenmesi gerçeği maalesef on binlerce yıldır hiç değişmemiş. Değişen tek şey sömürülmenin şekilleri. Dün kadının bedenini toprağa gömenler bugün kadının şeref ve onurunu toprağa gömdüler. Sözlerimize peygamber efendimizin birkaç hadisi ile son veriyoruz.

Peygamber efendimiz buyuruyor ki: “Hayret! Bir erkek koynuna aldığı bir kadını nasıl dövebilir?” (Füru’ul Kafi c2,s61)

Yine buyuruyor ki: “Kim ev işlerinde hanımına yardım ederse, ona bedenindeki tüyler sayısınca gündüzleri oruç tuttuğu, gecelerini namaz kıldığı bir yılın sevabı verilir(Camius Saadet c2, s140)

Peygamber efendimize “kadının kocası üzerinde hakkı nedir” diye sorduklarında buyurmuştur ki “Kendi yediğinden ona da yedirmeli, kendi giydiğinden ona da giydirmeli, yüzüne tokat vurmamalı ve üzerine bağırmamalıdır.” (Mekarimul Ahlak s250)

Alıntıdır


Etiketler:

Yorum Bırak