Doğru Söylemek

Yazar: beytül ahzan Tarih: 6 Aralık 2009 7.135 kez okundu Ahlak ve İrfan 2 Yorum


Doğru söylemek, sosyal ilişkilerin temel taşlarından biridir. Bu nedenle İslam dini, ahlaki konular arasında doğru söylemeye özel bir önem vermiş ve Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde bundan söz edilmiştir.

İslam açısından doğru söylemenin, ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu Kur’an’a baktığımızda anlayabiliriz. Yani Kur’an-ı Mecid’de nerede bir peygamber övülmek istenmişse, onun çeşitli sıfatları içerisinde özellikle doğru söylemesine değinilmiştir.

Kur’an-ı Kerim, Allah’ın Halili (dostu) put kıran İbrahim’i bu sıfatla anmış[1] , pak ve iffetli Hz. Yusuf’u bu sıfatla övmüş [2], Hz. İsmail’i (a.s) doğru söylemekle övmüş [3], Hz. İdris’i (a.s) bununla tavsif etmiş [4] ve kısacası, peygamberler ve evliyaullahtan söz ederken doğru konuşmayı, onların mümtaz ve seçkin kişiliklerinin bariz bir özelliği olarak zikretmiştir.[5]

İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Allah (azze ve celle), bütün peygamberleri doğru söylemek ve emanete hıyanet etmemek emri ile göndermiştir.”[6]

İslam, doğru konuşmayı insani bir erdem sayar. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

“Kişinin namaz kılıp oruç tutmasına aldanmayın. Çünka namaz ve oruç onun için bir alışkanlık haline gelmiş de artık terk edemiyor olabilir. İnsanları doğru söylemeleri ve emaneti eda etmeleriyle tanıyın.”[7]

İslam, doğru konuşmanın, amelin iyi olmasında etkili olduğunu söylemektedir. İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor:

“Dili doğruyu söyleyen kimsenin ameli de temiz olur.”[8]

İslam Peygamberi (s.a.a) de doğru konuşup emaneti eda eden kimselere şefaat vaad etmiştir.[9] Hz. Ali’ye (a.s) ettiği vasiyetlerin başında da her zaman doğru söylemek gelmektedir.[10] Sözün kısası, İslam, kurtuluş ve saadetin ancak doğru konuşmakla mümkün olacağını söylemektedir. Nitekim Hz. Ali (a.s) “Her zaman doğru konuşun. Çünkü o, kurtarıcıdır.” [11] buyururlar.

Bütün bunlar, İslam’ın doğru konuşma hakkındaki tavsiyeleridir. Ama bundan daha önemlisi, İslam’ın yalan ve yalancılık hususundaki tehdit ve kınamalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de yalancıları Allanın ayetlerine iman etmeyen[12] ve Allanın hidayetinden mahrum olan[13] kimseler olarak tanıtmakta, onların kaderleri hakkında da şöyle buyurmaktadır:

“Kıyamet günü, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin, yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün.” [14]

İmam Sadık (a.s) buyuruyor ki:

“Çok yalan söylemek, insanın yüzünün nurunu götürür, kalbini karartır.”[15]

Bu işin ne kadar kötü olduğunu anlatabilmek için İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuşlardır:

“Allah (azze ve celle), kötülüğün kapılarını kilitlerle kitlemiş, şarabı da o kilitlerin anahtarı kılmıştır. (Çünkü şarap içip sarhoş olan bir kimse, şuurunu kısmen kaybettiği için her türlü kötülüğü yapabilir.) Yalan ise şaraptan da kötüdür.”[16]

İmam Hasan Askeri (a.s) da şöyle buyurmuşlardır:

“Bütün kötülükler bir odada toplanmış, yalan da o odanın anahtarı kılınmıştır.” [17]

Bu yüzdendir ki İmam Bakır (a.s) yalanı, imanın yok edicisi ve yıkıcısı olarak tanıtmaktadır.[18]

Hz. Ali (a.s) da şöyle buyurmaktadır:

“İnsan,  yalanın  ciddisini de,  şakasını da terketmedikçe imanın tadım hissedemez.”[19]

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:

“Yalan, nifak kapılarından bir kapıdır.”[20]

“Yalan, rızkı azaltır.” [21]

Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor:

“Yalana alışkanlık, fakirliğe sebep olur.”[22]

Kısacası, Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:

“Kurtuluşunuzu yalanda görseniz de, yine de ondan kaçının; çünkü onda helak olmaktan başka bir şey yoktur.”[23]

İslam, yalancılarla arkadaş olmayı da menetmektedir. Emir’ül-Müminin (a.s) şöyle buyururlar:

“Müslümana, yalancıyla arkadaş olmak yakışmaz.”[24]

İmam Seccad (a.s) oğlu İmam Bakır’a (a.s) şöyle vasiyet eder:

“Sakın yalancıyla dost olma, çünkü o serap gibidir, uzağı yakın, yakım da uzak gösterir sana.” [25]

——–

1- Meryem suresi, 41. ayet.

2- Yusuf suresi, 46. ayet.

3- Meryem suresi, 54. ayet.

4- Meryem suresi, 56. ayet.

5- Meryem suresi, 50 ayet.

6 – Usul’Ul-Kafi, s.360

7- Uml’ül-Kafı, s.360.

8- Vesail’üş-Şia, c.2, s.222.

9- Vesail’üş-Şia, c.2, s.222.

10- Vesail’üş-Şia, c.2, s.222.

11- Bihar’ül-Envar, c. 15, 2.cüz, s.125.

12- Nahl suresi, 105. ayet.

13- Zümer suresi, 3.ayet.

14- Zümer suresi, 60. ay et.

15- Vesail’üş-Şia, c.2, s.233.

16- VesaH’üş-Şia, c. 2, s. 2 3 3.

17- Cami’us-Saadât, c.2, s.318.

18- Cami’us-Saadât, c.2, s.318.

19- Vesaü’üş-Şia, c.2, s.234.

20- Mecmuat Veram c.1, s.113

21- Cami’us-Saadât, c.2, s.317.

22- Sefinet’ül-Bihar, c.2, s.473.

23- Müstedrek’ül-Vesail, c.2, s. 100.

24- Vesail’üş-Şia, c.2, s.233.

25- Bihar’ül-Envar, c. 15, Kitab’ul-İşret, s.57
——-

Seyyid Ali Muhakkık’ın “Yaşayış Dini İslam” kitabından alıntıdır.

Sayfa:85

Yorum Bırak

  1. suna dedi ki:

    s.a.
    rahman razı olsun günümüzde ne kadar da özlem çekiyoruz dürüst insanlara değil mi!
    a.e.o.

  2. kelam bilir dedi ki:

    selamın aleykum

    çok değerli bir konu

    okuyupta hayatımızda uygulayanlardan oluruz inşallah