Ebu Hureyre Hadis Üretim Fabrikası Aş.

Yazar: beytül ahzan Tarih: 7 Eylül 2009 4.5K kez okundu İslam Tarihi 18 Yorum


Hz. Ali gibi, Resulullah’ın ilim şehrinin kapısı olan, doğuşundan beri Resulullah’ın mübarek ellerinde eğitilip büyüyen, gece gündüz onun yanından ayrılmayan bir kimseden nakledilen hadis sayısı, 500 küsür (ki onun da 50 tanesinin sadece sahih hadis olduğunu itiraf ediyorlar), sadece iki yıl Resulullah’ın zamanında Medine’de bulunan Ebu Hureyre’den 6000’e yakın hadis naklediliyorsa, aklı başında olan bir kimse bundan da kuşku duymaz mı? Kaldı ki Ebu Hureyre’nin hayatını yakından inceleyip çeşitli zamanlarda sergilediği tavırları, Muaviye gibi Sultanlarla olan özel ilişkilerini, ve naklettiği bir çok rivayetinin muhtevasını dikkatlice inceleyen her akıllı insanın yapacağı en asgari şey, bu rivayetlere en azından ihtiyatlı yaklaşmaktır. Tabii bu oldukça geniş bir araştırma mevzusudur. Bu konuda yazılan ve gerçekten tarafsız ve belgelere dayanan eserler de mevcuttur ki inşaallah daha geniş fırsatlarda onlara eğilmek gerekir. Ben bu adamın naklettiği rivayetlere örnek teşkil etsin diye, birkaç tanesini size nakledip kararı kendinize bırakıyorum.

O, bazı büyük Peygamberler hakkında, naklettiği rivayette ki Buhari ve Müslim gibi bir çok muteber bilinen kaynakta nakledilmiş ve İmam Suyuti onu mütevatir hadisler silsilesinde zikretmektedir, açık bir şekilde Hz. Adem’i Allah’a isyan sayılan gerçek bir günah işlemekle, Hz. İbrahim’i (a.s) günah olan bazı yalanları söylemekle, Hz. Nuh’u haksız bir duada bulunmakla, Hz. Musa’yı Allah emretmediği halde bir insan öldürmekle (cinayet işlemekle) suçlayarak, şefaat etme liyakatine sahip olmadıklarını onların dilinden naklediyor!! O diyor ki Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu (haşa):

“Ben kıyamet günü insanların efendisiyim. Biliyor musunuz bu nedendir? Allah kıyamet günü öncekileri ev sonrakileri bir alanda toplar. O gün ki davetçi, onlara sesini duyurur. Göz onları -yayıldıkları- yerlere kadar görür. Güneş alçalır, insanların taşımaya güçleri yetmeyecek kadar bir gam sıkıntı sarar. İnsanların bazısı bazısına: “İçinde bulunduğumuz durumu ve başımıza geleni görmüyor musunuz?” “Size Rabbiniz katında şefaat edecek birisine bakmaz mısınız?” derler.

“İnsanların bazısı, bazısına Adem’e gidin derler. Onlar da Adem’e gelirler: “Ey Adem, sen insanların babasısın; Allah seni kendi elleriyle yarattı, sana ruhundan üfledi ve meleklerin sana secde etmesini emretti. Rabbinin katında bize şefaat et. İçinde bulunduğumuz durumu ve başımıza geleni görmüyor musun?” derler. Adem der ki: “Rabbim bugün öyle bir gazaba gelmiştir ki, O ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiş ve ne de bundan sonra benzeri bir gazaba gelmeyecektir. O beni ağaçtan yemekten men etti, ben ona asi oldum ve o ağaçtan yedim.

Nuh’a gelirler: “Ey Nuh, sen peygamberlerin (tufandan sonra) yere (dünyaya) gönderilen ilkisin. Allah seni çok şükreden biri olarak adlandırdı. Rabbinin katında bize şefaat et. İçinde bulunduğumuz durumu ve başımıza geleni görmüyor musun?” derler. (Nuh) der ki: “Rabbim bu gün öyle bir gazaba gelmiştir ki, o ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiş ve ne de bundan sonra böyle bir gazaba gelmeyecektir. Benim bir tek duam vardır, onu da kavmimin aleyhine yaptım. Nefsim, nefsim, İbrahim’e gidiniz.”

İbrahim’e gelirler, derler ki: “Sen Allah’ın Nebisi ve yeryüzündeki Halili’sin. Rabbine bizim için Şefaatte bulun. İçinde bulunduğumuz durumu ve başımıza geleni görmüyor musun?” derler. İbrahim onlara der ki: “Benim Rabbim, bu gün öyle bir gazaba gelmiştir ki, o ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiş ve ne de bundan sonra böyle bir gazaba gelmeyecektir. (Dünyada) söylemiş olduğu yalancıklarını zikreder. Nefsim, nefsim!… Benden başkasına didin, Musa’ya gidiniz.”

Musa’ya gelirler: “Ey Musa, sen Allah’ın Resulü’sün; Allah seni rısaletleri ile ve senle konuşmakla seni faziletli kıldı. Rabbine bizim için şefaatte bulun; içinde bulunduğumuz ve başımıza geleni görmüyor musun?” derler. Musa onlara der ki: “Rabbim, bu gün öyle bir gazaba gelmiş tir ki, O ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiş ve ne de bundan sonra böyle bir gazaba gelmeyecektir. Ben öldürülmesi emredilmeyen birisini öldürdüm. Nefsim, nefsim!… İsa’ya gidiniz.” İsa’ya giderler. Derler ki: “Ey İsa, sen Allah’ın Resulü’sün; beşikteyken insanlara konuştun. Sen, O’ndan bir sözsün. Meryem’e o sözü ilka etti. Sen ondan bir “ruh”sun. Rabbine bizim için şefaatte bulun”. İsa (a.s) onlara der ki: “Rabbim, bugün öyle bir gazaba gelmiş tir ki, o ne bundan önce böyle bir gazaba gelmiş ve ne de bundan sonra böyle bir gazaba gelmeyecektir. (O hiç günahlarından söz etmedi.) Nefsim, nefsim!.. Benden başkasına gidin, Muhammed’e (s.a.a) gidiniz.”

(Sahih-i Buhari, C.6, Beni İsrail suresinin tefsiri, Sahih-i Müslim, C.1, Kitab-ül İman, Mütevatir Hadisler (Suyuti), 111. Hadis)

Bir diğer rivayetinde Resulullah’tan şöyle naklediyor Ebu Hureyre: “Bir gece Hz. Süleyman şöyle dedi: Allah’a and olsun ki bu gece, 100 veya 99 eşimle ilişki de bulunacağım (!!) ki her biri Allah yolunda cihad edecek bir mücahid doğursun!” Yanında bulunan bir melek, ona dedi ki: “Söyle inşaallah.” Ama Süleyman (a.s) inşaallah demedi. Bu yüzden de o kadınlardan bir tanesi hariç hiç birsi hamile kalmadı; o da tam insan olmayan bir parça et doğurdu.” Ardından Resulullah şöyle ekledi:” Muhammed’in nefsini elinde tutan (Allah’a) and olsun ki eğer “İnşaallah” deseydi, her birisi Allah yolunda cihad edecek bir savaşçı doğururdu.”

(Sahih-i Buhari, C.4, Ciha Kitabı, Cihad için evlat isteyen Babı, (Sahih-i Müslim, C.5, Kitab-ül İman, Bab-ül İstişna)

Ebu Hureyre’nin bir diğer rivayeti; Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ölüm meleği (Azrail) (a.s), (Allah tarafından) Musa’nın yanına gönderildi (ki onun canını alsın. Musa (bu durumu sezince) tokat atarak onun gözünü kör etti. Azrail (a.s) Rabbine dönerek, “Beni öyle bir kulun yanına göndermişsin ki, ölmek istemiyor” dedi. Allah gözünü ona iade etti ve şöyle buyurdu: “Dön ve ona de ki, elini bir sığırın sırtına koysun; elini altında yer ala her kıla karşılık bir yıl ömrünü uzatacağım. (Azrail dönüp bunu Musa’ya söyleyince, şöyle dedi: “Ey Rabbim, bütün bunların ardından ne olcak? Cevap geldi: “Ölüm!” İşte o zaman “O halde şimdi istiyorum ölümümü” dedi ve Allah’tan kendisini Beyt-ül Mukaddese yaklaştırıp orada canının alınmasını istedi… O zamana kadar, Azrail canları açık bir şekilde almaya geliyordu. Ama Musa’ya gelip de tokatı yiyerek kör olduktan sonra, artık gizli bir şekilde (canları almaya) gelmeğe başladı!!”

(Sahih-i Buhari, C.2, Cenazeler Kitabı, Mukaddes Yerde Gömülmeği İsteyen Kimse Babı, Sahih-i Müslim, C.7, Musa’nın Faziletleri Babı, Müsned-i ahmed b. Hanbel, C.2, S.533, Müstedrek-üs Sahihayn, C.2, S.578)

Yine şöyle rivayet eder Ebu Hureyre Allah’ın Resulü’nden; buyurdu: “Musa (a.s) hayalı ve mahcup birisiydi; öyle ki bedenini kimsenin göremeyeceği şekilde örterdi. Bilahare Beni İsrail’den bazıları bu durumdan istifadeyle O’na eziyet maksadıyla şöyle dediler: “Mutlaka o (Musa), bunu cildinde, baras olduğu veya fıtık-hadım olduğu için yapıyor.” Allah-u Teala Musa’yı ona isnad ettikleri bu ithamdan kurtarmak istedi. Bir gün Musa, tek başına bir yerde elbiselerini çıkarıp taşın üzerine koydu ve gusül etmeğe başladı. Gusülde bittikten sonra, elbisesini almaya geldiğinde, taş elbiseyi alarak kaçmaya başladı. Musa asasını alarak taşın peşine düştü. O taşı kovalarken “Ey taş elbisemi ver; ey taş elbisemi ver” diye sesleniyordu. Bu esnada Musa, aniden Beni İsrail’in ileri gelenlerinden bir grubun yanına vardı. Onlar çıplak bedenle Musa’yla karşılaşınca, onu Allah’ın yarattığı en güzel şekilde gördüler (ve hiçbir kusurunun olmadığını anladılar). Böylece Allah, onu Beni İsrail’in ithamından kurtarmış oldu. İşte orada taş durdu ve Musa elbiselerini alıp giydi. Ardından (o kızgınlık haliyle) asasıyla taşa vurmaya başladı. Allah’a and olsun ki taşın üzerine üç, dört veya beş darbe izi belli oluyordu!! İşte Allah-u Teala’nın Kur’an’da “Ey iman edenler Musa’ya eziyet edenler gibi olmayın ki Allah onu onların söylediği ithamdan uzaklaştırdı ve O (Musa) Allah indinde şeref ve haysiyet sahibiydi” ayetinde bunu demek istiyor!!”

(Sahih-i Buhari, C.1, Gusül Kitabı, Yalnız Bir Yerde Çıplak Gusledenin Babı, Sahih-i Müslim, C.1, Yalnız Bir Yerde Çıplak Gusletmenin Cevazı Babı)

Ve bilahare şöyle rivayet ediyor: “Bir karınca, peygamberlerden birisinin ayağını ısırdı. O peygamber de (öyle bir) rahatsız oldu ki emrederek karıncaların yuvasını tümden yaktırdı!! Bu sırada Allah-u Teala ona şöyle vahyetti: “Ayağını bir karınca ısırdı diye, Allah’ı tesbih eden bir ümmeti mi yakıyorsun?!” Tirmizi’nin nakline göre bu Peygamber Hz. Musa imiş!!

(Sahih-i Buhari, C.4, Cihad ve Seyr Kitabı, Sahih-i Müslim, C.7, Canlıları Yakma Kitabı, Karıncanın yakılmasından Nehy Babı, İrşad-üs Sari, C.6, 114, Feth-ül Bari, C.7, S.168)

Bunlar, Ebu Hureyre’nin naklettiği binlerce hadisten birkaç örnekti ki biz yorumsuz bir şekilde size sunduk;

Bize fikrimizi soruyorsanız Ebu Hureyre denilen adam güvenilmez birisidir.Ne yazıkki bu gerçek yeterince bilinmiyor ve bilenlerde gerçeği gizliyor.Taktir sizindir

Kaynak:kufe.blogcu.com

Yorum Bırak

  1. Dr.Samir dedi ki:

    Kardeşler keçmişi yarqılamayın geleceke bakın. Büyük buluşmada her kes kendi hesabını verecek. Gerçeği Allah c.c. bilir. Bunca tökülen müslüman kanı yetmezmi. Ne hikmetse öldüren de artık “Allahu Ekber” diyor, ölen de. Hasbinallahu ve nımel vekil deyin. Allah bizleri sırati-müstekimden ayırmasın.

  2. dost dedi ki:

    selam aleykum ebu hureyreyenın uydurma hdis fabrıkassı oldugunun kendınden cumleler le degil kaynaklarla kanıtlan dıgı halde itiraz eden lere müjdeler olsun gözleriniz sadece bakıyor görmüyor aksini idda edenler kaynak la konuşun da görelim taktir edelim ….

  3. anti muaviye dedi ki:

    bir isim üzerinden insanlara bu kadar yüklenmek cehaletdende daha öte bişeydir.anti muhammet diyen arkadaş kesinlikle hz resulullahı kasdetmemiştir.kendi gözünüzdeki hurma dalını görmezsiniz elin üzerindeki saman çöpüyle uğraşırsınız.lanetli muaviyeye ebu hureyreye peygamberlere ve mübarek zatlara kullanılan hazret ismini yakıştırırsınız üstelik birde onları övgü dolu sözlerle methedersiniz arkadaşın biri sırf fikrine karşı olduğu birisine anti muhammet dediği için saldırırsınız.

  4. fatih dedi ki:

    olayı anladım aptal değilim ne olursa olsun peygamberin ismini böyle
    kullanamaz

  5. anti muaviye dedi ki:

    hz ali(a.s)buyururki.benden sonra iri göbekli ve geniş boğazlı biri sizlere galip gelecekdir.o bulduğunu yiyecek bulamadığını isteyecek ve onu öldürecekdir.onu öldüremeyecesiniz o adam size benim hakkımda kötü laflar etmenizi ve benden beri olduğunuzu söylemenizi isteyecektir.bana sövmenize izin veriyorum.zira sövgü benim için temizlik sizin içinde kurtuluştur.ama benden beri olduğunuzu ilan etmeyin.zira ben fıtrat üzere doğdum iman ve hicretde herkesten önceyim.işte bu bahsedilen adam lanetli muaviyedir ve bir çok sünni alim bu adamınmuaviye olduğunu itiraf etmiştir.sıffın savaşında ebu hureyre muaviyenin sofrasında bulunup imam alinin arkasında namaz kılmıştır nedeni sorulduğunda muaviyenin yemekleri yağlı ve güzel alininde namazı eftaldir demiştir.işte bu muaviye(tosuncuk)hureyre(kedicik)bunları övenler inşallah bunlarla haşrolur.

  6. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum
    Kardeşim sırf eleştiri olsun diye yazmayın Allah aşkına.
    Yorumlara bir daha bakın. “Muhammed” ismiyle birisi yorum yapmış.
    Onun gibi düşünmeyen birisi de “Anti-Muhammed” ismiyle yorum yapmış.
    Hz. Muhammed (saa) ile bir ilgisi yok. Anti, karşıt, zıt demek. Yani yukarıdaki kişi ile zıt fikirde olduğu için seçmiş bu ismi.
    Elhamdulillah, Peygamber’e (saa)saygımız sizden çoktur merak etmeyin.
    Gidip kaynaklarınızı iyice gözden geçirin de Peygamber’e (saa) olan saygınızı görün. Halife Ömer, rivayetlerinizde Peygamber’in (saa) yanlışlarını düzeltiyor ya!Saygınız bu mu? Neyse….
    Bilip bilmeden yorum yapıyorsunuz, bir de yazıklar olsun diyorsunuz.

  7. fatih dedi ki:

    birincisi Ne olursa ıolsun anti -haşa- Muhammed ne demk bu ismi niye edit lemiyon
    beyt yazıklar olsun sana
    ben şia yı da Peygambere saygılı bilirdim

  8. ali yeşilkaya dedi ki:

    ehl-i sünnetle şia arasındaki bu ve buna benzer meseleleri sürekli gündemde tutarak, islam aleminin ‘bütün mümınler kardeştir’ ayetinin emriyle birbirine muhabbet beslemesinin önüne geçmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeyelim.
    dinsizlik bütün insanlığı yakıp kavuruyorken,biz müminlere düşen nifak ve şikak değil, aramızdaki medar-ı niza olan bu ve benzeri meseleleri mümkün olduğunca mevzubahis etmemek ve ‘tevhid ve nübüvvet-i ahmediye’ etrafında birlik olmaktır.
    bir de şunu unutmayalım;bu konuları toplumun gündemine taşıyıp uluorta konuşarak meşhur edenler namazsız ve reformcu akılperest bazı ilahiyatçılardır. bu ülemaüs-su’nun yaptığının gayesi sünnet ve hadisi inkardır. ama buna yeltenemedikleri için ehl-i sünnete gelip şia’dan bazı meseleleri, şia’ya gidip ehl-i sünnetten bazı meseleleri (hem de sanki onlar bu işi bulmuş ve ortaya çıkarmış gibi göstererek-halbuki bu konular 1400 yıldır yazılıp,konuşulan konulardır)) anlatıyor,serrişte ediyor ve müminlerin peygamber aleyhissalatü vesselama ve onun sünnetine,hadisine ve al-i beytine olan bağlılığını kırmak amacını güdüyorlar.
    siz yayıncı kardeşlerimden istirhamım bu ve benzeri konuların üzerine çok düşmeden,ortak noktalarımızı önplana çıkararak müminlerin kalplerinin düşmanlık değil,muhabbetle dolmasını temine çalışmanızdır. hazret-i ali,imam-ı hasan ve imam-ı hüseyin bu zamanda yaşasaydı herhalde vargücüyle dinsizliğe karşı durur ve evlatlarımız dinden bihaber yaşarken ehl-i iman kardeşlerine hücum etmezdi. hayatları da zaten bu birliğin bozulmamasını temine çalışmakla geçti ve o yolda da şehadet şerbetini içtiler.
    bence,biz müminlere düşen şu ahirzamanda, neseben olmasa da manen al-i beyte dahil olmak gayretiyle, şu kudsi imamlarımızı taklid edip onların yolundan yürümek ve ehl-i tevhidin kalplerinin ittihadına çalışmaktır.
    yorumumu bediüzzaman said nursi’nin bir sözüyle bitirmek istiyorum:Ey ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat! Ve ey Âl-i Beytin muhabbetini meslek ittihaz eden Alevîler! Çabuk bu mânâsız ve hakikatsiz, haksız, zararlı olan nizâı aranızdan kaldırınız. Yoksa, şimdiki kuvvetli bir surette hükmeyleyen zındıka cereyanı, birinizi diğeri aleyhinde âlet edip, ezmesinde istimal edecek. Bunu mağlûp ettikten sonra, o âleti de kıracak. Siz ehl-i tevhid olduğunuzdan, uhuvveti ve ittihadı emreden yüzer esaslı rabıta-i kudsiye mâbeyninizde varken, iftirakı iktiza eden cüz’î meseleleri bırakmak elzemdir.

    hamd;’bütün müminler ancak kardeştir’ buyuran zat-ı akdese olsun
    salat;’ben kimin dostuysam, ali de onun dostudur’ buyuran peygamber-i zişan’a olsun
    selam;heva ve hevesine değil, hüda ve peygamberine tabi olanlara olsun
    muhabbet ve dua ile…

  9. ... dedi ki:

    selamun aleykum
    her şey bu kadar ortadayken birilerinin hala ebu hureyreyi savunması onu övmesini gerçekten anlayamıyorum
    böyle gördük böyle inandık mı diyelim nedenine acaba?
    adam 1 yıl 9 ay Rasulallahın saa yanında kalmış 5374 hadis rivayet etmiş!!!!
    rabbim basiret ver bizlere
    rabbim sizleri ahirette onunle haşretsin
    peygamber’e yalan isnat eden birinin sevgisini barındırdığınız için utanmayacaksınız öylemi
    hele bir de kalkıp sahanerin hepsi adildir demişsiniz
    ağlasam mı gülsem mi bu cümleye!
    yazık ki ne yazıkkk

  10. ebu hureyre dedi ki:

    Ebû Hüreyre bir gün kaftanının içinde küçük bir kedi taşıyordu Resûlullah efendimiz onu gördü Buyurdu ki:

    – Nedir bu?

    – Kedicik

    Bunun üzerine Resûlullah efendimiz ona;

    – Yâ Ebâ Hüreyre, [ya’nî, Ey kedicik babası] buyurdu

    Ebû Hüreyre bundan sonra bu isimle meşhûr olup, esas ismi unutuldu

    Örtünü uzat!

    Peygamberimizin yanında devamlı bulunduğu için, pek çok hadîs-i şerîf işitmiş ve rivâyet etmiştir

    Bir gün Peygamberimize demişti ki:

    – Yâ Resûlallah! Senden işittiklerimi hafızamda fazla tutamıyorum

    Bunun üzerine Peygamberimiz, “Örtünü uzat!” buyurdu O da ridâsını uzattı Resûlullah efendimiz, ona duâ etti İki mübârek eliyle üç defa bir şeyler saçar gibi yaptı ve, “Örtünü göğsüne sür!” buyurdu

    O da sürdü Böylece Allahü teâlâ ona öyle bir hafıza ihsân etti ki, işittiği hiçbir şeyi unutmadı Ömrü de uzun oldu Çok hadîs-i şerîf rivâyet etti

    Ebû Hüreyre, bilmediği ve öğrenmek istediği her şeyi, bizzat Peygamberimizden sorup öğrenmiştir

  11. ebu hureyre dedi ki:

    Hayber’in fethinden sonra Peygamber efendimiz, Ebû Hüreyre’ye Hayber’de alınan ganîmetlerden hisse verdi Sonra Medîne’ye döndüler Bundan sonra Ebû Hüreyre Yemen’e dönmeyip Medîne’de kaldı Gece gündüz Resûlullah efendimizin yanından hiç ayrılmadı Peygamberimizin vefâtına kadar dört sene böyle devam etti Yemen’den gelen annesi de yanında kalmakta idi Ebû Hüreyre şöyle demiştir:

    – Benim çok hadîs rivâyet etmemin sebebi şudur: Ben fakîr bir kimseydim Belli bir işim yoktu Her zaman Resûlullah efendimize hizmet ediyordum Muhâcirler çarşıda, pazarda alış-verişle; ensâr da kendi malları, mülkleriyle uğraşırken, ben Resûlullah efendimizin yanında bulundum Dolayısıyla diğerlerinden daha çok şey duydum

  12. anti muhammed dedi ki:

    @muhammed çok cahilsin yavrum biliyosun di mi? dünyada en çok hadis üreten, türeten şahsiyet ebu hureyredir. peygamberimiz ömrü boyunca oturup hadis söylemeye kalksa hureyrenin yazdığı kadar hadis çıkmaz. heralde canı sıkılıyormuş hureyrenin.

  13. muhammed dedi ki:

    ***edit terbiyenizi koruyun lütfen! beytül ahzan

    Ebu Hureyre ra haşa güvenilmez! de sen mi güvenilirsin…. sen kime laf ettiğinin farkında mısın?? tüm sahabeler adildir, doğru sözlüdürler. günah işemektenden uzak durmaya çalışırlar. üstelik bahsettiğimiz sahabi EBU HUREYRE. binlerce sahih hadis rivayet etmiş biri. allah ıslah etsin . allah hidayet versin. gözünü açsın da biraz bilgilen… daha ne diyeyim ki

  14. abdulkadir dedi ki:

    ALLAH VE RASÜLÜNDEN UTANIN SAHABEYE DİL UZATMAK SİZİN NE HADDİNİZE ALLAH RASÜLÜ BİEMEZMİYDİKİ ŞU YALANCI ŞU MÜNAFIK ŞU KAFİR SÖYLEMEZMİYDİ BUNLARIN SÖZLERİNE İTİBAR ETMEYİN.SİZ VE SİZN GİBİLER KURANA DİL UZATAMAYAN YAHUDİLERİN(SEBE) AMA AÇIKÇA SALDIRABİLECEKLERİ ALAN OLAN HADİSLERE SAHİH DEĞİL YAFTASINI VURANLARIN PEŞİNDEN GİDEREK HEM BU DÜNYANIZI HEMDE AHİRETİNİZİ YAKIYORSUNUZ.AYRICA SAHABEYE DİL UZATARAK PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİNDEN MAHRUM KALARAK ÇOK BÜYÜK BİR HATA YAPIYORSUNUZ ALLAH HEPİMİZ ISLAH ETSİN HEPİMİZİ NEFİS ŞEYTANIN OYUNLARINDAN KORUSUN

  15. beytül ahzan dedi ki:

    Lütfen terbiyeli olun. Kullandığıınız kelimeyi sansürlemek zorunda kaldım.

  16. sallamayın kardeşim dedi ki:

    kardeşim nerden uyduruyosun bunları anlamadan bilmeden insanların aklını karıştırıyosun hz Ali [ra] yi peygamber sahabileri yalancı yaptın muaviye sahabidir onada dil uzatma k…dan bişeyler uydurup yazmışsın düpedüz kafirlik yolundasın şianın sapıklıklarını bilmiyosun herhalde tavşan etide yenir ama senin her yanın murdar ne yenirsin ne dinlenir onuniçin bu siteyi kapat ve dohruları öhren

  17. musa taşcı dedi ki:

    allah  hadisleri  bize  aktaranlarda  razı olsun  onlar  cennetin  gülleri

  18. Asakir dedi ki:

    Günümüzde bir insan bir insanla 20 yıl arkadaşlık yapıyor ve hiç olmadık bir hatasıyla karşılaşınca yazıklar olsun sana da bana da, seni hiç tanıyamamışım diyor. Şimdi biz 1400 yıl önce yaşamış sahabeyi adeta bir teraziye koyarak bu iyidir, bu kötüdür diyoruz insan biraz edep eder yahu, üstelik resulullah “ashabihi kennucumi ittedeykum, ittedeykum- ashabım gökteki yıldızlar gibidir” sözüne rağmen edepsizlik yapmayalım. Ayrıca 1400 yılda bozulmuş olabili yanlış nakil veya yanlış anlama yoluyla her zamanki gibi kolay yolu seçip bu yalancı bu kötü demeyelim. Edepsizlik etmeyelim, Edep ya HU !!!