Ehlisünnet Kaynaklarında Hz. Mehdi (a.f)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Temmuz 2009 3.3K kez okundu Ehlibeyt Yorum Yok

Mehdiliğe ve İmam Mehdi’nin var olduğuna inanmak Şiilere has bir inanç değildir. Ehli sünnetin büyük muhaddisleri de İmam Mehdi (a.s) ait hadisleri, birçok sahabe ve Tabiine istinaden kitaplarında nakletmişlerdir. Öyle ki Şia kitaplarından başka (Hanefi, Şafii, Hanbeli ve Maliki gibi) diğer İslam mezheplerinin kitapları da Mehdi ve zuhuruna ait Nebevi hadislerle doludur.
Büyük araştırmacıların tesbitine göre Ehli Sünnet muhaddisleri, İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadisleri İslam Peygamber’inin otuz üç sahabesinden naklen kitaplarında kaydetmişlerdir.[1]

Tanınmış Ehli Sünnet alimlerinden 106 kişi İmam Mehdi (a.s)’ın zuhuruna dair haberleri, kitaplarında zikretmişlerdir.[2] Bu alimlerden 32 kişi de İmam İmam Mehdi (a.s) hakkında özel olarak kitap yazmışlardır.[3]

“Müsned-i Ahmed Hanbel” (ölümü 241 hicri (M.953)) ve “Sahih Buhari” (ölümü 256 hicri (M.961)), meşhur Ehli Sünnet kitaplarından olup İmam Mehdi doğmadan önce yazılmışlardır, Hazretlerine ait hadisleri içermektedir (nakletmişlerdir).[4]

“Ahmed Hanbel”in naklettiği hadislerden birisi de şudur: İslam Peygamber’i (s.a.a) buyuruyor ki: “Eğer dünyanın ömrü sadece bir gün kalsa, Allah o gün mutlaka bizden -aileden- birini göndererek dünya zulüm ve haksızlık ile dolmuşken, adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır (her yere hakim kılacaktır).[5]

İmam İmam Mehdi, sıfatları ve alametleri hakkındaki Nebevi hadisler, Ehli Sünnete ait eski kitaplarda, kaynaklarda o kadar çoktur ki, büyük Sünni hafızlar ve hadis bilimcileri bu hadisleri “Mütevatir” olarak kabul etmişlerdir.

Genel bir incelemeye göre: “Ehli Sünnet alimlerimden 17 kişi, İmam Mehdi hakkındaki hadislerin “Mütevatir” olduğunu kitaplarında açıkça belirtmişlerdir.[6] Allame “Şevkani” bu hadislerin mütevatir olduğunu ispat etmek için “et Tevzîh fî Tevatüri ma Câe fî’l-Muntezer ve’d-Deccal ve’l-Mesîh” (Muntezer -beklenen Mehdi- Deccal ve Mesih hakkında söylenenlerin tevatürlüğünü açıklama) adında bir kitap yazmıştır. [7]

Burada, tanınmış Ehli Sünnet alimlerinden birkaçının sözlerini örnek alarak sunmamızın yerinde olacağını düşünüyoruz:

1- “Şevkani” adı geçen kitabında İmam Mehdi (a.s) hakkındaki hadisleri naklettikten sonra şöyle diyor: Bilgili kişilere örtülü olmadığı üzere zikrettiğimiz bu hadislerin hepsi tevatür derecesine ulaşmıştır. Buna göre, aktardığımız bu hadislere dikkatle, beklenen Mehdi hakkında nakledilen hadisler mütevatirler. Bu söylenenler, zerre kadar imanı olan, bir az insafı olan kimselere yeterli gözükmektedir.[8]

2- Hafız “Ebu Abdullah Genci Şafii” (ölümü 658 H.) (M.968) “el-Beyan fî ahbar-ı Sahi­bü’z-Zaman” (Bab 11) kitabında şöyle diyor:

“Resul-ü Ekrem (s.a.a)’in Mehdi hakkında rivayet edilen hadisler, ravilerin çokluğu nedeniyle Tevatür derecesine ulaşmıştır.”[9]

3- Ünlü Hafız[10], “İbni Hacer Askelani Şafii” (ölümü 852 H.) “Sahih Buhari”ye açıklama olarak yazdığı “Fethü’l-Bari” kitabında şöyle diyor:
“Mehdi’nin bu ümmetten olduğuna ve İsa (a.s)’ın gökten inip onun arkasında namaz kılacağına dair mütevatir hadisler mevcuttur.”[11]

4- “Mü’min Şebelanci” yazıyor:
“Mehdi’nin (Resulullah) ailesinden olduğuna, yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracağına dair Resulullah (s.a.a)’den mütevatir mahiyette haberler mevcuttur.”[12]

5- “Şeyh Muhammed Sabban” yazıyor:
“Mehdi’nin (sonunda) kıyam edeceğine, Peygamber ailesinden olduğuna ve yeryüzünü adalet ve hakkaniyetle dolduracağına dair Resulullah (s.a.a)’den mütevatir haberler nakledilmiştir.”[13]

6- “El-Ezher” (üniversitesi) çağdaş ve büyük alimlerinden ve “Et-Tacü’l-Camiü Lil-Usul” kitabının yazarı “Şeyh Mensur Ali Masif” şöyle yazıyor:

Eski ve günümüz alimleri arasında, ahir zamanda, kesin ve tartışmasız olarak Peygamber Ehl-i Beytinden adı Mehdi olan bir kişinin zuhur edeceği bilinmektedir. O, bütün İslam ülkelerini ele geçirecektir. Bütün Müslümanlar onu izleyecek, o Müslümanlar arasında adaletle davranacak ve dine güç kazandıracaktır. O sırada Deccal ortaya çıkacak. İsa Mesih gökten inecek ve Deccal’i öldürecek veya Deccal’i öldürme de Mehdi ile işbirliği yapacaktır.

Peygamber (s.a.a)’in Mehdi hakkındaki hadislerini ve buyruklarını, Peygamber’in iyi sahabelerinden bir grup rivayet etmiştir. Ebu Davud, Tırmızî, İbni Mace, Taberani, Ebu Ya’la, Bezzaz, İmam Ahmed Hanbel ve Hakim Nişaburi gibi büyük muhaddisler bu hadisleri kitaplarında zikretmişlerdir.[14]
Yine tanınmış Ehl-i Sünnet alimlerinden “İbni Ebi’l-Hadid” bu konuda şöyle yazıyor:

“Tüm İslam fıkraları görüş birliğine varmışlardır ki: Dünya ömrü ve teklifi (insan oğlunun ilahi ahkam ile sorumluluğu) Mehdi zuhur etmeden sona ermeyecektir.”[15]

DÜNYA İSLAM ÖRGÜTÜ BİLDİRİSİ

Bu bölümü merkezi Mekke’de bulunan ve en büyük Vahhabi merkezlerinden biri olan “Dünya İslam Örgü­tü”nün resmi açıklamasını Umum Müslümanların Mehdi­lik inancının canlı bir belgesi olarak naklederek son veriyoruz. Bu açıklamanın en önemli özelliği Şia karşıtı grupların en sertinin -yani Vahhabilerin- bile bu konuyu kabul ettiklerini sadece kabul etmekle kalmayıp ciddi bir şekilde savunduğunu İslam’ın kesin ve tartışmasız inanç­larından biri olduğunu göstermesidir. Bunun sebebi de konunun çok fazla belge ve delilleri olmasıdır. Üstelik bu merkez, İslam milletleri arasında uluslar arası ilişkileri düzenleyen, bir evrensel kuruluş olarak faaliyet göster­mek­tedir.
Her halükarda 1976 yılında “Ebu Muhamemd” adında bir “Kenyalı” beklenen Mehdi’nin zuhuru ile ilgili bir soru yöneltmiştir “Dünya İslam Örgütüne”.

Bu örgütün Genel Sekreteri bu kişiye gönderdiği cevapla birlikte; (Vahhabi Mezhebi kurucularından) “İbni Teymiye”nin de Mehdi hakkındaki hadisleri kabul ettiğini hatırlatmış ve mevcut Hicaz alimlerinden beş kişi tarafından bu konuda yazılmış olan bir risaleyi de göndermiştir. Bu risalede İmam Mehdi’nin ismi ve zuhur yeri yani, Mekke zikredildikten sonra şöyle denilmektedir:
… Yeryüzü fesatla dolup küfür ve zulüm her yere yayıldığı zaman Allah, onun (Mehdi’nin) aracılığı ile dünyayı adaletle dolduracak, (o ana kadar) zulümle dolduğu gibi.
O, on iki Raşid halifenin sonuncusudur, Kütüb-i Sihah’ta Peygamber (s.a.a)’in bu konudaki hadisleri yer almıştır. Mehdi’ye ait hadisleri Peygamber’in birçok sahabesi rivayet etmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Osman b. Affan, Ali b. Ebu Talib, Talha b. Ubeydullah, Abdurrahman b. Avf, Abdullah b. Abbas, Ammar b. Yasir, Abdullah b. Mesûd, Ebu Saîd Hudri, Suban, Kurat b. Ayan Mezzenî, Abdullah b. Haris, Ebu Hüreyre, Huzeyfe b. Yeman, Cabir b. Abdullah, Ebu İmame, Cabir b. Macid, Abdullah b. Ömer, Enes b. Malik, İmran b. Hasîn ve Ümmi Seleme.
Sonra şöyle ekliyor:
Hem yukarıda aktardığımız Peygamber’den nakledilen hadisler hem de hadis hükmünde olan sahabelerin tanıklığı; tanınmış sünen, mu’cem veya mesnet türü birçok İslam kitaplarında kaydedilmiştir.

Sünen: Ebi Davud, Tırmizi, İbni Mace, İbni Ömer ed-Dani, Mesnedler: Ahmed, Ebi Ya’la, Bezzaz, Sahih-i Hakim, Mu’cemler: Taberani, Ruyani, Dare Kutni, Ebu Nuaym; “Ahbarü’l-Mehdi” kitabında, Hatib Bağdadi “Tarihi Bağdad” ve İbni Asakir “Tarihi Dımışk” kitabında ve diğerlerinde…

Bazı İslam bilginleri bu alanda özel kitaplar da yazmışlardır, diye ekliyor, örneğin:
Ebu Nuaym: “Ahbarü’l-Mehdi”, İbni Hacer Heytemi, “el-Kavlü’l-Muhtasar fî alamati’l-Mehdi-yi’l-Muntazar”, Şevkani, “et-Tavzîhü fî Tevatüri ma Câe fi’l-Munzara ve’d-Deccal ve’l-Mesîh”, İdris Iraki Mağribî: “El-Mehdi”, Ebu’l-Abbas b. Abdü’l-Mümin Mağribi: “el-Vehmü’l-Meknun fi’r-Reddi âla İbni Haldun”.

Bu alanda geniş bir çalışma sergileyen son kişi Medine İslam Üniversitesi rektörüdür ki, bu çalışmaları üniversite tarafından yayınlanan derginin birkaç sayısında yayınlanmıştır.[16]
Eski ve yeni birçok İslam alimi yazılarında Mehdi hakkında ki hadislerin tevatüre ulaştığını açıkça kaydetmişlerdir. Örneğin:
Sehavi: “Fethü’l-Magiys” kitabında, Muhammed b. Ahmed Sefaveyni: “Şerhü’l-Akîde” kitabında, Ebu’l-Hasan İberi: “Menakibü’ş-Şafii” kitabında, İbni Teymiye: Fetvalarında, Suyuti: “el-Havi” kitabında, İdris Iraki Mağribi: “el-Mehdi” kitabında, Şevkani: “et-Tevzîhü fi Tevatüri ma Câe fi’l-Muntazar…” kitabında, Muhammed b. Cafer Kettani: “Nezmü’l-Mütenasir fi’l-Hadisi’l-Mütevatir” ve ebu’l-Abbas b. Abdü’l-Mümini: “el-Vehmi’l-Meknun…” kitabında bu konuyu açıkça kanıtlayarak vurgulamışlardır.

Bildirinin sonunda şöyle yazıyor:
Sadece İbni Haldun, Mehdi hakkındaki hadisleri; “Mehdi İsa’dan Başkası Değildir” içerikli uydurma ve temelsiz hadislerle birlikte eleştirmiştir. Ama büyük İslam bilginleri onun görüşlerini reddetmişlerdir. Özellikle “İbni Abdü’l-Mümin” İbni Haldun’un görüşlerinin reddine dair bir kitap yazmıştır ki otuz yıldan beridir doğuda ve batıda yayınlanmaktadır.

Hadis hafızları ve muhaddisler de; Mehdi hakkındaki hadislerin “Sahih” ve “Hasen” hadislerden olduğunu hepsinin de “Mütevatir” olduğunu vurgulamışlardır.
Buna göre Mehdi’nin zuhur edeceğine inanmak (her müslümana) vacip olup, Ehl-i Sünnet inancındandır, bilgisiz, bidatçı kimselerden başkası da bunu inkar edemez.
İslam Fıkhı Dairesi Müdürü [Muhammed Muntesir Kenani]

Bu risalenin önemli bölümlerinden bazı paragrafları tercüme ederek siz değerli okuyucularımıza sunmaya çalıştık.[17]
————–

[1]   Nevid-i Emn ve Eman, Lütfullah Safi, S.91-92.
[2]   Nevid-i Emn ve Eman, Lütfullah Safi, S.92-95.
[3]   Nevid-i Emn ve Eman, Lütfullah Safi, S.95-99.
[4]   Bakınız: Sahih Buhari, Beyrut 1. Baskısı, C.4, Bab, 945, S.633 – Müsned-i Ahmed, Beyrut Baskısı, C.1, S:84, 99, 448 ve C.3, S:27,37 – Süneni İbni Mace, Beyrut Baskısı, C.2, S.1366-1368 – Kitabü’l-Fiten, Bab 34, – Nuruci’l-Mehdi babı H.4082-4088.
[5]   Müsned-i Ahmed Hanbel, Beyrut Baskısı, C.1, S.99.
[6]   Lütfullah Safi, aynı kitap, S.90,91.
[7]   Lütfullah Safi, aynı kitap, S.91.
[8]   Gayetü’l-Me’mul fî Şerhi’t-Taci’l-Camiü Lil-Usul, kitabından nakledilmiştir. Yazan Şeyh Mansur Ali Nasif, et-Tae haşiyesi, Kahire 2. Baskı, C.5, S.327.
[9]   Müntehabü’l-Eser, S.5 dipnot.
[10] Hafız, Peygamber’in bütün sünnetlerini bilen ittifaklı ve ihtilaflı konuları bilen, ravileri ve hadis erbabını iyi tanıyan kimseye denir.
[11] Fethü’l-Bari, Beyrut Baskısı, C.6, S.493-494.
[12] Nuru’l-Ebsar, Kahire Baskısı, S.171.
[13] Es’afü’r-Rağibîn, Nuru’l-Ebsar’ın haşiyesi, S.140.
[14] Et-Tacü’l-Camiü Lil-Usuli, Kahire 2. Baskı, C.5, S.310.
[15] Şerh-i Nehcü’l-Belağa, 1960 Kahire Baskısı, C.10, S.96.
[16] İleriki sayfalarda bu çalışmanın bazı bölümlerine değineceğiz.
[17] Bu bildirinin Arapça metninin tamamı, “Mehdi İnkılabi-yi Buzurg” adlı kitapta mevcuttur: S.151-155.


Yorum Bırak