Emirul Müminin Hz. Ali’nin (as) Namazı

Yazar: beytül ahzan Tarih: 27 Ocak 2011 4.183 kez okundu Füru Din Yorum Yok

Şeyh ve Seyyid İmam Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet etmişlerdir:

Sizden her kim dört rekât Emirulmüminin Hz. Ali’nin (a.s) namazını kılacak olursa anadan doğduğu gün gibi günahlardan dışarı çıkar ve hacetleri reva olur.

Hz. Ali’nin (a.s) namazı şöyle kılınır: Her rekâtta bir defa Fatiha Suresi ve elli defa İhlas Suresi okunur. Namazdan sonra Hz. Ali’nin (a.s) tesbihi olan şu dua okunur:

سُبْحانَ مَنْ لا تَبيدُ مَعالِمُهُ سُبْحانَ مَنْ لا تَنْقُصُ خَزائنُهُ سُبْحانَ مَنْ لا اضْمِحْلالَ لِفَخْرِهِ سُبْحانَ مَنْ لا يَنْفَدُ ما عِنْدَهُ سُبحانَ مَنْ لاَ انْقِطاعَ لِمُدَّتِهِ سُبْحانَ مَنْ لا يُشارِكُ اَحَداً فى اَمْرِهِ سُبْحانَ مَنْ لا اِلـهَ غَيْرُهُ.

“Münezzehtir nişaneleri yok olup gitmeyen Allah, münezzehtir hazineleri eksilmeyen Allah, münezzehtir iftiharları yok olmayan Allah, münezzehtir yanındaki -hayır ve nimetler- tükenmeyen Allah, münezzehtir -saltanat- süresi bitmeyen, kesilmeyen Allah, münezzehtir işinde hiç kimse ortak olmayan Allah, münezzehtir kendisinden başka ilâh olmayan Allah.”

Sonra dua ederek şöyle de:

يا مَنْ عَفا عَنِ السَّيِئاتِ وَلَمْ يُجازِ بِهَا ارْحَمْ عَبْدَكَ يا اَللهُ، نَفْسى نَفْسى اَنَا عَبْدُكَ يا سَيِّْداهُ اَنَا عَبْدُكَ بَيْنَ يَدَيْكَ يا رَبّاهُ اِلـهى بِكَيْنُونَتِكَ يا اَمَلاهُ يا رَحْماناهُ يا غِياثاهُ عَبْدُكَ عَبْدُكَ لا حيلَةَ لَهُ يا مُنتَهى رَغْبَتاهُ يا مُجْرِيَ الدَّمِ في عُرُوقي يا سَيِّداهُ يا مالِكاهُ اَيا هُوَ اَيا هُوَ يا رَبّاهُ، عَبْدُكَ عبدك لا حيلَةَ لي وَلا غِنى بي عَنْ نَفسْي وَلا اَسْتَطيعُ لَها ضَرّاً وَلا نَفْعاً وَلا اَجِدُ مَنْ اُصانِعُهُ تَقَطَّعَتْ اَسْبابُ الْخَدائِعِ عَنّي وَاضْمَحَلَّ كُلُّ مَظْنُون عّنى اَفْرَدَنِى الدَّهْرُ اِلَيْكَ فَقُمْتُ بَيْنَ يَدَيْكَ هذَا الْمَقامَ، يا اِلـهى بِعِلْمِكَ كانَ هذا كُلُّهُ فَكَيْفَ اَنْتَ صانِعٌ بي وَلَيْتَ شِعْري كَيْفَ تَقُولُ لِدُعائي اَتَقُولُ نَعْمَ اَمْ تَقُولُ لا، فَاِنْ قُلْتَ لافَيا وَيْلى يا وَيْلى يا ويْلى يا عَوْلى يا عَوْلى يا عَوْلى يا شِقْوَتى يا شِقْوَتى يا شِقْوَتى يا ذُلّي يا ذُلّى يا ذُلّى اِلى مَنْ وَمِمَّنْ اَوْ عِنْدَ مَنْ اَوْ كَيْفَ اَوْ ماذا اَوْ اِلى اَيِّ شَيء اَلْجَأ وَمَنْ اَرْجُو وَمَنْ يَجُودُ عَليَّ بِفَضْلِهِ حينِ تَرْفُضُنى يا واسِعَ الْمَغْفِرَةِ، وَاِنْ قُلْتَ نَعَمْ كَما هُوَ الظَّنُّ بِكَ وَالرَّجاءُ لَكَ فَطُوبى لي اَنَا السَّعيدُ وَاَناَ الْمَسْعُودُ فَطُوبى لى وَاَنَا الْمَرْحُومُ يا مُتَرَحِّمُ يامُتَرَئّفُ يا مُتَعَطِّفُ يا مُتَجَبِّرُ (يا متحنّن) يا مُتَمَلِّكُ يا مُقْسِطُ لا عَمَلَ لى اَبْلُغُ بِهِ نَجاحَ حاجَتى أَسْأَلُكَ بِاْسمِكَ الَّذي جَعَلْتَهُ فى مَكْنُونِ غَيْبِكَ وَاسْتَقَرَّ عِنْدَكَ فَلا يَخْرُجُ مِنْكَ اِلى شَيء سِواكَ أَسْأَلُكَ بِهِ وَبِكَ (بك وبه) فَاِنَّهُ اَجَلُّ وَاَشْرَفُ اَسْمائِكَ لا شَيءَ لي غَيْرُ هذا وَلا اَحَدَ اَعْوَدُ عَليَّ مِنْكَ.
يا كَيْنُونُ يا مُكَوِّنُ يا مَنْ عَرَّفَنى نَفْسَهُ يا مَنْ اَمَرَنى بِطاعَتِهِ يا مَنْ نَهانى عَنْ مَعْصِيَتِهِ وَيا مَدْعُوُّ يا مَسْؤوُلُ يا مَطْلُوباً اِلَيْهِ رَفَضْتُ وَصِيَّتَكَ الَّتى اَوْصَيْتَنى وَلَمْ اُطِعْكَ وَلَوْ اَطَعْتُكَ فيما اَمَرْتَنى لَكَفَيْتَنى ما قُمْتُ اِلَيْكَ فيهِ وَاَنَا مَعَ مَعْصِيَتى لَكَ راج فَلا تَحُلْ بَيْنى وَبَيْنَ ما رَجَوْتُ يا مُتَرَحِّماً لى اَعِذْني مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْقى وَمِنْ فَوْقى وَمِنْ تَحْتى وَمِنْ كُلِّ جِهاتِ الاِحاطَةِ بى.
اَللّـهُمَّ بِمُحَمَّد سَيِّدي وَبِعَلِيٍّ وَلِيّى وَبِالاَْئِمَةِ الرّاشِدينَ عَلَيْهِمُ السَّلامُ اجْعَلْ عَلَيْنَا صَلَواتِكَ وَرَأْفَتَكَ وَرَحْمتَكَ وَأْوسِعْ عَلَيْنا مِنْ رِزْقِكَ وَاقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَجَميعَ حَوائِجِنا يا اَللهُ يا اَللهُ يا اَللهُ اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَيْء قَديرٌ.

<<<< “Ey günahları affeden ve onlardan dolayı -kullarını- cezalandırmayan! – Bu kuluna merhamet et. Allah’ım! Merhamet et bana, merhamet et bana; ben senin kulunum. Ey efendim! Ben senin huzurunda duran kulunum; ya Rabbi, ya ilâhi! Senin zatının sırrının hürmetine. Ey benim aruzum, ey -yaratıklarına karşı- merhametli olan, ey -kullarının imdadına koşan-! Ben senin kulunum, gücü olmayan bir kul; ey arzumun zirvesi, ey damarlarımda kanı akıtan, ey efendim, ey sahibim, ey hu, ey hu, ey Rabb, senin kulunum, kendimden hiçbir güce, hiçbir zenginliğe sahip olmayan kendime bir fayda ve zarar vermeye gücü yetmeyen, bana bir çare gösterecek kimseyi bulamayan kulunum senin; bütün çare yoları kesilmiş benden. Bana faydası olabileceğini sandığım her şey ve herkes yok olup gitti. Zaman beni yalnız bırakarak sana yöneltti; derken senin huzurunda durdum.

Ey ilâhım! Bütün bunlar senin ilmin çerçevesindedir; bana ne yapacaksın; keşke duama cevap olarak ne söyleyeceğini bilseydim; evet söyleyip duamı kabul mü edeceksin, yoksa hayır söyleyip red mi edeceksin?! Eğer hayır söyleyip reddedersen eyvahlar olsun bana, eyvahlar olsun bana, eyvahlar olsun bana! Eyvahlar olsun yoksulluk ve zavallılığıma, eyvahlar olsun yoksulluk ve zavallılığıma, eyvahlar olsun yoksulluk ve zavallılığıma; eyvahlar olsun şekavetliliğime, eyvahlar olsun şekavetliliğime, eyvahlar olsun şekavetliliğime, eyvahlar olsun zelil halime, eyvahlar olsun zelil halime, eyvahlar olsun zelil halime! Artık kime gideyim ve kimden gideyim veya kimin yanına ve nasıl gideyim ya da hangi kapıya ve hangi şeye sığınayım?! Kimin bağışını umayım; sen beni reddedip -kereminden- kovunca kim lütfüyle bana bağışta bulunur?! Ey bağışı geniş olan! Evet der de duamı kabul edersen, nitekim sana karşı zannım ve ümidim budur, bu durumda ne mutlu bana! Artık ben mutlu olurum, saadete erişirim; bu durumda ne mutlu bana! Artık ben kendisine merhamet edilen bir kimse olurum.

Ey çok merhamet eden, ey çok rauf olan, ey çok şefkat eden, ey çok güçlü ve muktedir olan, ey adaletli davranan! Benim hacetimin reva olmasına neden olacak bir amelim yoktur; gayıpta gizlediğin, kendi yanında var olan ve senin yanından senden başka kimseye çıkmayan ismin hürmetine, o isminin hakkı için, kendi hakkın için, isimlerinin en yüce ve eşrefi olan o ismin hürmetine; o ismin hürmetine ki, ondan başka tevessül edeceğim bir isim yoktur ve senden başka hiç kimsenin bana bir yararı yoktur.

Ey sırf varlık, ey alemi var eden, ey bana kendisini tanıtan, ey bana kendisine itaat etmeyi emreden, ey beni kendisine karşı günah işlemekten alıkoyan, ey herkes tarafından çağrılan, ey kendisinden istenilen, ey herkesin talebi! Bana yapmış olduğun tavsiyeni terk ettim ve itaat et-medim; bana emrettiğin şeyde sana itaat edecek olsaydım her şey için sana gelseydim sen bana yeterdin; ben sana karşı işlemiş olduğum günahıma rağmen senin lütfünü umuyorum; o halde -hacetimi reva et,- benimle ümitlerim arasında ayrılık düşürme. Ey bana çok şefkatli olan! Önümden, arkamdan, üstümden, altımdan ve her taraftan beni kuşatan kötülüklerden beni kendi sığınak ve korumana al.

Allah’ım! Mevlam Muhammed, velim Ali ve hidayet eden imamlarımın -Allah’ın selamı onların hepsinin üzerine olsun- hakkı hürmetine sâlat, şefkat ve rahmetini bizim üzerimize kıl. Rızkını bize artır, borcumuzu eda et ve bütün hacetlerimizi gider. Ey allah, ey Allah, ey Allah! Gerçekten senin her şeye gücün yeter.”  >>>>

İmam (a.s) daha sonra şöyle devam etti: “Kim bu namazı kılar da peşinden bu duayı okursa, Allah Teala ile arasındaki bütün günahlar bağışlanır.”

Cuma gecesi ve cuma gününde bu dört rekât namazı kılmanın fazileti ile ilgili bir çok hadis rivayet edilmiştir. Namazdan sonra “Allahumme selli ele’n-nebiyyi’l-arabi ve âlihi”  (Allah’ım! Arap peygambere ve onun Ehl-i Beytine sâlat et) derse,  geçmişte işlediği ve gelecekteki günahları bağışlanır ve bu durumda Kur’an-ı Kerimi on iki defa hatmetmiş gibi olur ve Allah Teala ondan kıyamet gününün açlık ve susuzluğunu giderir.

——————-

“Mefatihu’l-Cinan “ kitabının “Cuma Gününün Amelleri” bölümünden alıntıdır.

Yazar: Şeyh Abbas Kummî

Sayfa:100

Yorum Bırak