Erbain’den Kerbela Yurduna

Yazar: beytül ahzan Tarih: 12 Mayıs 2010 3.034 kez okundu Şiir 1 Yorum

Bilir misin yüreğim?

Bilir misin anne?

Niçin acıdır Erbain gecesi Kerbela ya?

Niçin Fırat sessiz sesiz akar?

Niçin sema kızıldır hep?

Niçin toprak mahzundur?

Toprağa dokunan dudaklar

Toprağa neler saklar! Bir dinlesen anne!

Bir dinlesen!

Bir dinlesen anne

Ne çeker her gece Kerbela!

Her gece güneş dürüldüğü vakit

Yıldızlar koynuna düşünce Fırat sularının

Değince Zeyneb’in feryadı sinesine

Hicran eker Resul’ün sinesine

Bilir misin yüreğim

Bilir misin anne

Toprağa düşen Resul fidanlarını!

Kim doyurdu suya?

Kim verdi ilk suyu toprağına?

Gökler ağlasa yeter mi idi ki?

Zeyneb’in sinesinin suyu olmasa idi

Olmasa idi Zeyneb’in pınar gibi gözyaşı

Kaç kadın ağıt yaktı?

Kaç çocuk yetim kaldı

Hangisi Resul’ün canı değildi?

Hangisinin başı okşanmayacak kadar büyüktü?

Ey Zeyneb yetimlerine can feda

Bilir misin yüreğim

Bilir misin anne

Şam diyarında ekilen minik fidanın

İlk suyunu kim verdi?

Bilir misin anne?

Kendi suladı toprağını

Birde mübarek kesilmiş başın kuru gözü

Zeyneb dokundu minicik kollarına

Zeyneb suladı anne

Kurumuş sinesinin en son damlaları ile

Ağlamak yazılmış kaderi ile

Hüseyin kardeşim!

Hüseyin sahibim!

Hüseyin hayat ağacım!

Hüseyin can suyum!

Hüseyin’im yetimlerin

El ister başlarnı okşamaya

Hani kesik başın kolu

Hani Annemin kuzusu

Bilir misin Yüreğim

Bilir misin Anne

Ey Kerbela derdinden dert almaya gelmiş

Hüseyin dostları

Zeyneb’den haber sormaya gelmiş

Hüseyin dostları

Her zerrenden koklamaya gelmiş

Hüseyin dostları

Kana doymayan sinene kan vermeye gelmiş

Hüseyn dostları

İmam Zeynel Abidin’in dertlerine ortak olmaya

Gelmiş

Hüseyn dostları

Fırat aç koynunu seni gözyaşları ile sulamaya

Gelmiş

Hüseyn dostları

Ey Kerbela koynunda Hüseyn olmaya gelmiş

Hüseyn dostları…

Üzeyir YİĞİT

Yorum Bırak

  1. İsa mehdevi dedi ki:

    İmam Hüseyin ( as) erbain şiiri

    Kesmişti zulmüyle, zalimin eli
    Kuranı, Sünneti, Nebinin gülü
    Kırk gün geçiyordu, bu faciadan
    Erbaine geldi, esirler şamdan
    O belalı çöle, vardı esirler
    Doldurdu her yeri, hüzünlü sesler
    Herkes bir şehidin, yanına vardı
    Olup bitenleri, bir, bir anlattı
    Biri babacığım, beni dövdüler
    Yetimsin sen diye, bana güldüler
    Baba düşman kırbaç, vuranda bize
    Ağlardık koşardık, biz emmemize
    Biri şamdan, biri, küfeden dedi
    Zeynep’te Hüseyne, açtı kalbini
    Senden önce keşke, ölseydi bacın
    Taşları eritir, Hüseyn can acım
    Sana kılıç, sana, mızrak yarası
    Bana Hüseyin, vurdular dil yarası
    Neler geldi Hüseyin, bilsen başıma
    İyi ki gelmedin, benimle şama
    Görmedin şimiri, yaptığı zulmü
    Bin defa gözümle, gördüm ölümü
    Küçücük kızların, dövüldüğünü
    Rukiye’nin mazlumca, öldüğünü
    Görmedin Sofya’nın, oğlu Yezidi
    Adlandırdı, harici, diye bizi
    Hüseyin can Rukiye’n, gelmedi şamdan
    Nedenini kardeş, sorma bacından
    Bu kırk günde neler, çektim demedim
    Kan ağladım gece, gündüz gülmedim
    Nasıl bu olayı anlatsam sana
    Hiçbir yer ker bela olmadı bana
    Kerbela, ker bela, canım ker bela
    Canlar feda sana, ey kerbu bela

    İsa mehdevi