Evinizin Huzuru İçin Neler Yapardınız?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 11 Ağustos 2010 2.8K kez okundu Evlilik ve Aile 1 Yorum

İlk günler çok güzeldi, başınız dönmüştü adeta, sanki bir anda bütün dualarınızın kabul olduğunu görüyordunuz. Daha ne isteyebilirdiniz ki Allah’tan, zaten cennetteydiniz.

 

Bütün günlerinizin böyle olmasını dilediniz ama içinizdeki bir ses bu dileğinizin gerçekleşmeyeceğinizi söylüyordu.

 

İçinizdeki bu sese her ne kadar kulaklarınızı tıkadıysanız da ona inanmak istemediyseniz de bu olmadı. Günler ilerledikçe sorunlar kendilerini göstermeğe başladı, her gün yeni bir sorun. Bu cennetin sahte olduğuna inanmak istemiyordunuz ama artık çok geçti. Her şey bir yana, bütün sorunlar bir yana, tanıdığınızı düşündüğünüz adamı tanımadığınızı hissediyordunuz, oysa onu tanıyarak onunla evlendiğinizi düşünmüştünüz. Kendinize “hayır o böyle birisi değil” deseniz de davranışları farklı şeyler söylüyordu.

 

Artık kendinizi cehennemde hissediyordunuz, öyle bir cehennem ki ne onda bir an bile kalmak istiyordunuz ne de ondan nasıl kurtulacağınızı biliyordunuz. Öyle bir cehennem ki içten içe sizi yakıp kül ediyordu ama sizin elinizden hiçbir şey gelmiyordu.

 

Yukarıda yazdıklarımı okurken yaşadığınız olaylar gözünüzün önüne geliyorsa bunu bilin ki bu sadece sizin sorununuz değil. Her gün gülümsediklerini gördüğünüz insanların içinde sizin yaşadığınız zorluklara benzer zorluklar yaşayan insanların sayısı az değil.

 

Ama aslına bakarsanız bunların hiçbirisi yaşanmayabilirdi. İnsanlar birbirlerini kırmadan, incitmeden ve rahatsız etmeden de beraber yaşayabilirler. Bütün çiftler ilk günkü duygularını hayatlarının sonuna kadar zedelemeden taşıyabilirler.

 

Bu çok basit bir iş değil elbet ama çok zor gibi görünen işler de içine girildiğinde o kadar da zor olmayabilir. “Sevmek nasıl zor olabilir” diyebilirsiniz kendi kendinize ama bunu bilin ki sevmek çok zor. Zira sevdiğiniz insan hakkında hiçbir şey bilmeyerek “onu seviyorum” diyemezsiniz. Sevdiğiniz kişinin hassasiyetlerini bilmeden ona “seni seviyorum” diyemezsiniz.

 

Maalesef ailelerde yaşanan sorunların birçoğu kadın ve erkeklerin birbirini yeterince tanımamasından kaynaklanıyor. Karşınızdaki kişiyi seviyorsunuz ama onun nasıl düşündüğünü, nasıl konuştuğunu, işlerini nasıl yürüttüğünü, nelere önem verdiğini ve kalbini açan anahtarların nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Bu sevgi size acı çektirecektir, zira her an onu rencide edebilirsiniz, her an onun üzülmesine sebep olan bir davranışta bulunabiliriniz ve ona hayal kırıklığı hissini yaşatabilirsiniz.

 

Erkekler, kadınların hakkında kadınlar da erkeklerin hakkında bilinçlenmelidirler. Bu o kadar da zor değil. Biraz kitap okursunuz, bu konudaki uzmanlardan yardım alırsınız ve vaktiniz varsa bu konudaki konferanslara katılırsınız, ama emin olun ki bir kitap okumak bile hayatınızı çok daha kolaylaştıracaktır. Potansiyel birçok sorununuzu kaldıracaktır ve ileride içine düşeceğiniz yanlış düşünceler girdabından sizi kurtaracaktır.

 

Artık geç, demeyin, birbirinizi çok yıpratmış olabilirsiniz, çok kırılmış olabilirsiniz, içinizdeki sevgi adındaki duyguyu, yabancı bir duygu olarak görebilirsiniz ama geride kalan günlerinizi düşünün. Bu günlerde, ilk günler gibi cennetteymiş gibi olmak istemez misiniz? Tekrar başınızın dönmesini, mutluluğun sarhoşluğunda boğulup gitmek istemez misiniz? Onun gözlerinin içine baktığınızda, her şeyi unutup annesinin kucağındaki bir bebek gibi rahatlamak istemez misiniz? Bunlar hayal değil. Hayatınızı değiştirmek sizin elinizde, başlayın, deneyin, olmazsa yine alıştığınız bu cehenneme geri dönersiniz.

 

“Ben tek başıma ne yapabilirim” demeyin, “ben elimden geleni yaptım ama olmadı” demeyin, onun da sizinle birlikte kitap okumasını yada davranışlarını düzeltmesini beklemeyin, siz başlayın, yalnız başınıza ve kendiniz için, kimsenin değişmesini beklemeyin, yalnızca kendinize odaklanın ve bir bir yanlışlarınızı bulup yok etmeğe çalışın. Eşinizle ilgili yaşadığınız birçok sorunun aslında sadece yanlış bilgilerden kaynaklandığını fark edeceksiniz, bu işinizi çok kolaylaştırsa da hayatınızda yaratmanız gereken büyük değişiklikler sizi çok zorlayacaktır ama attığınız her adımın olumlu etkilerini gördükçe güç kazanacaksınız ve yeni adınlar atmak için hırslanacaksınız.

 

Siz başarabilirsiniz, yeter ki deneyin.

“Bu kadar konuşmak yeter artık, esas meseleye gel de ne yapmalıyız, onu söyle” diyorsanız size birkaç küçük tavsiye sunmak istiyorum. Bu tavsiyeler yalnızca evini tekrar cennet yapmak isteyen kadınları ilgilendiriyor. Bu yüzden, sadece evini ve eşini gerçekten seven hanımlar bu tavsiyeleri ciddiye alsın.

 

1. Eşinize saygı gösterin.

Çok klişe bir tavsiye olabilir ama emin olun ki erkekler yalnızca saygı gördükleri bir kadına sevgi gösterirler. Eşiniz sizi seviyor ve sizden saygı görmüyorsa, bu sevgiyi asla size göstermeyecektir. Sevgisini kalbine gömecektir, öyle ki ucunu bile göremeyeceksiniz.

 

Belki de erkeklerin zaaf noktasıdır saygı kapısı, zira saygı erkeklerin dilinde sevginin diğer adıdır. Onlar yalnızca onlara saygı gösteren bir kadının gerçekten onları sevdiğine inanırlar.

 

“Saygısızlık yapıp da ne yaptım” diyen kadınlardansanız emin olun ki büyük bir yanlışın içinde olabilirsiniz. Onun anladığı saygı diliyle sizin gösterdiğiniz saygı çok farklı olabilir, dolayısıyla sizin gösterdiğiniz saygıları algılamayabilir. Erkeklerin dilindeki saygının ne olduğunu uzundu uzadıya burada anlatamam ancak size bir ipucu vermek için şunu söyleyeyim ki onun görmek istediği saygı eksik işlerini ona hatırlatmak değildir, onun sevdiği yemeği pişirmek de değildir.

 

Eşinize annelik yapmayarak, ona bir olgun, yetişkin erkek gibi davranarak, onun verdiği kararlara karşı çıkmayarak ve onu başkaların yanında küçük düşürecek davranışlardan kaçınarak eşinize saygı gösterin.

 

2.Onun yanında olun.

Sizinle konuşmak istediğinde yanında olun ve onu dinleyin, dinleyin ve onu anladığınızı ona hissettirin, hayatın zorluklarında yanında olun, zorluklarda şikayetlenmemeniz ve erkeklerin dilinde “dırdır” olarak bilinen işi yapmamanız sizi onun gözünde öyle yüceltecektir ki kendiniz bile buna inanamayacaksınız.

3. Dünya hırsından uzak durun.

Eşiniz, kazandığı parayla size çok lüks bir hayat yaşatamayabilir ama sizin için mutlu olmak çok pahalı bir hayattan daha değerliyse bu kazançla kıt kanat geçiniyor olsanız bile şikayet etmezsiniz ve yanında sizin gibi bir eş gören eşinizi sevindirirsiniz.

 

Aslına bakarsanız sürekli şikayet etmek size hiçbir şey kazandırmıyor ve belki de her gün hayatınızı biraz daha zorlaştırıyor, dolayısıyla şikayet etmeyerek zengin olmayan ama çok mutlu olan bir hayata sahip olabilirsiniz.

 

4. Eşinizin yanlışlarını yüzüne söylemeyin.

Herkesin mutlaka bir takım artıları olduğu gibi bir takım da eksileri vardır, hiç kimse mükemmel değildir, hatta birçok insanın hayran olduğu başarılı insanların hayatına girdiğimizde bile bazı eksiklikler görebiliriz.

 

Sizin eşiniz de mükemmel değildir, siz de mükemmel değilsiniz. Öyleyse neden kendinizi ve onu mutsuz ederek eksikliklerini yüzüne söylüyorsunuz?

 

Bunu, kendisine alışkanlık edinen kadınlar tanıyorum. Adeta kocalarının en ufak bir hatasını kollarmışçasına onun hatasını yüzüne söylemek için fırsat kollayan kadınlar her zaman yalnızdırlar ve eşlerinden görmek istedikleri sevgiyi göremezler.

 

Kadının, eşini ayıplarken, hangi kelimeleri kullandığı hiç önemli değil, zira bu anda erkeğin duyduğu tek şey “sen zayıfsın, sen beceriksizsin, sen kötüsün, sen şöylesin sen böylesin”dir.

 

Eşiniz, yanlışlarını düzeltmelidir elbet ama bunu gerçekten istiyorsanız, bu yöntemi derhal bir kenara bırakıp doğru yöntemi bulmalısınız. Eşinize yanlışını anlatacak ve bu yanlışı düzeltmesinde ona yardım edecek bir yöntem.

 

5. Güzelliklerinizi Eşinize özgü kılın.

Bana kızmayın, sizi iffetsizlik ya da başka bir şeyle suçlamıyorum ama doğruyu söylemek benim görevimdir ve bu birçok insanın hoşuna gitmese bile yine de bunu yapmalıyım.

 

Ailelerde ve özellikle de dini hassasiyeti olan ailelerde birçok sorun, kadının, kocasının örtünmeyle ilgili hassasiyetlerini yeterince önemsememesinden kaynaklanıyor, öyle ki bazen bu sorun eşleri ayrılma eşiğine bile getiriyor.

 

Kalbinizde hiçbir kötü niyet olmadığını biliyorum ama eşiniz, örtünmenizi istiyorsa onun için bunu yapmaz mısınız? Burada örtünmenin ne olduğu, delilleri, gerekli olduğu ve diğer konulara girmek istemiyorum. Burada söylemek istediğim, eşinizin bu konudaki hassasiyetlerini önemsemeniz ve hayatınıza yansıtmanızdır.

 

Eşiniz sizin bu konuda yeterince hassasiyet göstermediğinizi dile getiriyorsa bunu önemseyin ve dediklerini uygulayın. Bu davranış, ilk bakışta size zor gibi görünebilir ama evlilik hayatınıza kazandırdığı artılar bu zorlukları gölgesinde bırakacaktır.

 

6. Sorumluluklarınızı yerine getirin.

Evin iç işlerinden sorumlu bakan sizsiniz. Şüphesiz hayat müşterektir ve eşiniz de en az sizin kadar bu hayatta sorumluluk almalıdır ama bu bir gerçektir ki evin iç işleri kocanızdan önce sizi ilgilendiriyor. Evdeki sorumluluklar derken sadece evi temiz tutup mutfak işlerini yapmanızı kastetmiyorum. Bunların dışında ev ortamının canlılığı ve neşesi de sizin yaratıcılığınıza bağlıdır.

 

Biliyorum, “evinizi güzel tutun” dememe gerek bile yok, hangi kadın evinin dağınık olmasını isteyebilir ki? Ama bu hassasiyetinizi biraz da yaratıcılıkla birleştirip daha canlı bir ev yaratabilirsiniz. Bu konuda birçok kurs ve eğitim merkezi hizmet veriyor, onların herhangi birine gidip bu konudaki eksikliklerinizi de giderebilirsiniz.

 

Bütün eşlerin bilinçlenip mutluluklar dolusu bir hayat sürmesi umuduyla.

 

 

 

Ebuzer TURAN

Zehranet.

 

Yorum Bırak

  1. VUSLAT72 dedi ki:

    selamun aleykum.
    bu konuda BEŞ SEVGI DİLİ isimli bi kitap okumuşdum.icinde herkesin kendisi icin alacağı örnekler olduğunu düşünüyorum.
    selam ile kalın.RABBİM bizleri nefislerimizle başbaşa bırakmasın ve şeytanı bizlere musallat etmesin.