
2384- Anne, kız kardeş ve kayın valide gibi insana mahrem olan kadınlarla evlenmek haramdır.
2385- İnsan, bir kadını kendisi için nikâhladığı zaman o kadınla cinsel temasta bulunmamış olsa bile, onun annesi, annesinin annesi, babasının annesi ne kadar yukarıya doğru çıkılırsa çıkılsın o erkeğe mahrem olurlar.
2386- Kendisine nikâhladığı kadınla cinsel ilişki kurmuşsa, o kadının kızı, ne kadar aşağıya doğru inilirse inilsin kızı ve oğlu tarafından torunları (ister nikâh zamanı dünyada olsunlar, isterse nikâhtan sonra dünyaya gelmiş olsunlar) o erkeğin mahremi olurlar.
2387- İnsan, evlendiği kadınla cinsi temasta bulunmamış olsa bile, o kadını kendi nikâhı altında bulundurduğu müddetçe, onun kızıyla evlenemez.
2388- Ne kadar yukarıya doğru çıkılırsa çıkılsın babanın hala ve teyzesi, babanın babasının hala ve teyzesi, annenin hala ve teyzesi, anneannenin hala ve teyzesi insanın mahremidirler.
2389- Bir kocanın ne kadar yukarıya doğru çıkılırsa çıkılsın babası ve büyükbabası; oğlu ve ne kadar aşağıya doğru inilirse inilsin kızı ile oğlundan olan torunları (ister nikâh zamanında dünyada olsunlar, isterse sonradan doğmuş olsunlar) karısına mahremdirler.
2390- Daimî veya geçici akitle evlendiği karısı, onun nikâhı altında olduğu müddetçe, karısının kız kardeşi ile evlenemez.
2391- Talâk bölümünde açıklanacağı şekliyle, kendi karısına “ric’î talâk” veren bir erkek, bu kadının iddeti süresince onun kız kardeşini nikâhlayamaz. Hatta müstehap ihtiyat gereği, daha sonra açıklanacak olan “bâin talâk” iddetinde de onun kız kardeşiyle evlenmekten sakınmalıdır.
2392- İnsan, kendi karısından izni olmaksızın, onun erkek veya kız kardeşinin kızıyla evlenemez. Şayet hanımından habersiz bir şekilde onlardan birinin nikâh akdini okur ve daha sonra haberdar olan kadın, bu akde razı olduğunu söylerse, sakıncası olmaz.
2393- Kocasının erkek veya kız kardeşinin kızıyla nikâhlandığını öğrenip, o anda hiçbir şey söylemeyen bir kadın, sonradan buna razı olmazsa, nikâh akdi batıl olur. Hatta onun konuşmamasından içten razı olduğu anlaşılsa bile, farz ihtiyat gereği kocası onun kardeşinin kızından ayrılmalıdır. Ancak, sonradan izin verirse, ayrılmaları gerekmez.
2394- İnsan, halasının veya teyzesinin kızını nikâhlamadan önce onların annesiyle zina etmişse, artık onlarla evlenemez.
2395- Bir kimse, halasının veya teyzesinin kızıyla evlenir ve onlarla ilişki kurmadan önce onların annesiyle zina ederse, onların nikâhlarının sakıncası yoktur.
2396- Kendi hala ve teyzesinden başka bir kadınla zina eden kimse, farz ihtiyat gereği onun kızıyla evlenmemelidir. Ama bir kadını nikâhlayıp onunla ilişki kurduktan sonra, onun annesiyle zina ederse, karısı ona haram olmaz. Bunun gibi eğer nikâhladığı kadınla cinsel ilişkide bulunmadan önce, annesiyle zina ederse, yine de karısı ona haram olmaz; ancak bu durumda o kadından ayrılması müstehap ihtiyattır.
2397- Müslüman bir kadının kâfir bir erkeğe nikâhlanması caiz değildir. Bunun gibi Müslüman bir erkek de, Ehlikitap’tan olmayan başka kâfir bir kadını daimî bir akitle nikâhlayamaz. Farz ihtiyat gereği Ehli-kitap’tan olan bir kadınla da daimî evliliğin yapılması câiz değildir. Ancak, Hıristiyan ve Yahudi gibi Ehlikitap kadınları ile müt’a yapmanın sakıncası yoktur.
2398- İnsan, ric’î talâk iddeti bekleyen bir kadınla zina ederse, o kadın artık ona haram olur. Ancak müt’a, bâin veya vefat iddeti bekleyen bir kadınla zina ederse, sonradan onu kendisine nikâhlayabilir. Gerçi müstehap ihtiyat gereği onunla da evlenmemelidir. Ric’î talâk, bâin talâk, müt’a ve vefat iddetlerinin anlamları, talâk hükümleri ile ilgili bölümde açıklanacaktır.
2399- İddet beklemekte olmayan kocasız bir kadınla zina eden kimse, sonradan o kadını kendisi için nikâhlayabilir; ama o kadın bir hayız görünceye kadar insanın sabretmesi ve daha sonra onu nikâhlaması müstehap ihtiyattır. Hatta bu ihtiyat, mümkün surette terk edilmemelidir. Eğer başka birisi de o kadını nikâhlamak isterse, hüküm yine aynıdır.
2400- İnsan, bir başkasından iddet beklemekte olan bir kadını nikâhladığında, eğer kadın ve erkeğin her ikisi veya birisi, kadının idde-tinin tamam olmadığını ve iddet beklemekte olan bir kadını nikâhlamanın haram olduğunu bilirlerse, erkek nikâhtan sonra kadınla cinsel ilişki kurmamış olsa bile, o kadın artık ona haram olur.
2401- Kendisi için nikâhladığı bir kadının, sonradan iddet beklediği anlaşılır ve onlardan hiçbirisi, ne kadının iddet beklemekte olduğunu ve ne de iddet bekleyen kadınla evlenmenin haram olduğunu bilmi-yorlardıysa, kadınla cinsel ilişki kurduğu takdirde o kadın artık o erkeğe haram olur.
2402- Evli olduğunu bildiği hâlde bir kadını nikâhlayan kimsenin ondan ayrılması gerekir. Hatta [önceki kocasından ayrıldıktan] sonra bile, o kadını kendisine nikâhlayamaz.
2403- Evli bir kadın zina ederse, kendi kocasına haram olmaz. Ancak böyle bir kadın yaptıklarına pişman olup, tövbe etmez ve bu işe devam ederse, yapılacak en iyi iş kocasının onu boşamasıdır; fakat bu durumda mihrini vermesi gerekir.
2404- Birinci kocasından boşanan veya müt’a nikâhıyla evlenip, kocası tarafından müddeti bağışlanan yahut müt’a akdinde belirtilen müddeti tamamlayan bir kadın, başkasıyla evlendikten sonra, ikinci evlilik akdi yapılırken birinci kocasından olan iddet süresinin bitip bitmediğinden şüphe ederse, kendi şüphesine itina etmemelidir.
2405- Baliğ olmasalar bile, kendi cinsinden olan birisiyle cinsî ilişki kuran erkeğe, ilişki kurulan erkeğin annesi, kız kardeşi ve kızı haram-dır. Ancak, erkeklik organının dahil olduğunu [kesin olarak bilmez, sadece] zannı olur veya dahil olup olmadığından şüphe ederse, bunlar ona haram olmazlar.
2406- İnsan bir erkeğin annesiyle, kız kardeşiyle veya kızıyla evlendikten sonra, o erkeğin kendisiyle cinsel münasebette bulunursa, evlendiği kadın kendisine haram olmaz.
2407- Hac amellerinden biri olan ihram hâlinde, bir kadınla evlenen kimsenin nikâh akdi batıldır. Hatta ihram hâlinde, bir kadını nikâhlamanın kendisine haram olduğunu biliyorduysa, artık o kadınla hiçbir surette evlenemez.
2408- İhram hâlinde olan bir kadın, ihram hâlinde olmayan bir erkekle evlenirse, okunan nikâh akdi batıldır. Şayet kadın, ihram hâlinde iken evlenmenin haram olduğunu biliyorduysa, farz ihtiyat gereği sonradan o erkekle evlenmemelidir. Hatta bu güçlü bir görüştür de.
2409- Hacca giden bir erkek, hac amellerinden olan Nisâ (=kadınlar) tavafını yerine getirmezse, ihrama girmesiyle kendisine haram olan karısı, ihramdan çıktıktan sonra ona helâl olmaz. Aynı şekilde hac ihramına giren bir kadın, Nisâ tavafını yapmazsa, kocası ona helâl olmaz. Ama eğer sonradan bu tavafı yaparlarsa, birbirlerine helâl olurlar.
2410- Bir kimse, bulûğa ermemiş bir kızı kendisine nikâhlayıp, dokuz yaşını doldurmadan onunla cinsî ilişki kurarak ifzâ olmasına sebep olursa, artık hiçbir zaman onunla cinsel ilişki kuramaz.
2411- Bir kadın, üç defa talâk verildikten sonra kocasına haram olur. Böyle bir kadın ancak talâk hükümlerinde izah edilen şartlara uygun olarak başka bir erkekle evlenirse, önceki kocasıyla tekrar evlenebilir.
İMAM HUMEYNİ