Evlilik Öncesi Sorulması Gereken Sorular

Yazar: beytül ahzan Tarih: 7 Haziran 2011 39.379 kez okundu Evlilik ve Aile 2 Yorum

Evlilik Öncesi Sorulması Gereken Sorular

Evlenmek isteyen eşler birbirlerini görüp iman, ahlâk, takva ve fiziksel güzellik konularında anlaşma sağlayabildikleri takdirde, karşılıklı olarak konuşma safhasına geçmeli, birbirlerinin düşünce ve görüşlerini almalı, aynı zamanda evlilikten sonra mutlu ve düzen dolu bir yaşam sürdürebilmeleri için, varsa şartlarını açıklamalıdırlar. Biz bu şartları, sorular hâlinde getirerek yazdık. On altısı erkek tarafmdan kıza, on üçü de kız tarafmdan erkeğe yönelik olan bu sorular, tamamı karı-koca haklarını içeren yirmi dokuz sorudan oluşmaktadır.

ERKEĞİN SORMASI GEREKEN SORULAR

Erkek tarafından titizlikle üzerinde durulması gereken sorular şunlardır:

1- Evlenmekten amaç mal ve kocanın fiziki güzelli-ğinden yararlanmak değil de iyi bir aile oluşturup nefsi istekleri kontrol etmek ve nesli çoğaltmak olmalıdır. Sizin bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

2- Yüce Allah, Nisâ sûresinin 34. ayetinde ailenin sorumluluğunu erkeğin üzerine yüklemiştir. Sizin görü-şünüz nedir?

3- Islam, kadının yalnızca kocasına ait olduğunu ve dolayısıyla yabancı erkeklerin karşısında tamamen tesettürlü olması gerektiğini vurgulamaktadır. Sizin görüşünüz nedir?

4- Kadın, kocasını, onun sevdiği isimlerle çağırmalı, yine onu karşılarken güler yüzle karşılamalı; cevaplarını sıcak bir şekilde vermeli, kısacası, kocasına karşı davranışlarında saygılı ve hoşgörülü olmalıdır. Düşünce ve görüşleriniz nelerdir?

5- Yüce Allah bizi imtihan eder de, bir müddet için işsizlik ve fakirlikle denerse, tahammül edebilir misiniz? Yine fakirliğimizden dolayı zengin kadınlara özenerek haysiyet ve şerefimizi düşürür müsünüz? Gerçekten de bu kötülüğü yapar mısınız?

6-  Kadın, genelde evde olmalı, ev işlerini belli bir düzene sokmalı, dışarı çıkmak istediği zamanlarsa kocasından izin almalıdır. Sizin görüşleriniz nelerdir?

7-  Kadınlar, erkeklerin işlerinde yeteri derecede bilgiye sahip olamadıklarından, kocaları tarafından kendileriyle meşveret edilmesini beklememelidirler. Erkek, sadece eşinin bilgi sahibi olduğu, özellikle de çocuklarına yönelik konularda onunla meşveret etmelidir. (Zira “Meşveret ile hareket eden dağdan aşmış, meşveretsiz hareket eden düz ovada yolunu şaşmış.”sözü gayet meşhurdur.) Düşünceniz nelerdir?

8-  Kadın, kocasının her türlü sorunlarını anlamalı, onu bu konuda yalnız bırakmamalıdır. Aynı şekilde koca da eşinin sorunlarına karşı böyle olmalıdır. Sizin görüşünüz nedir?

9-  Kadının hedefi, kocasının sevgi ve rızasını kazanmak olmalı, onun mutlu olması için çaba göstermeli, bu arada falcılık, üfürükçülük ve hokkabazlık gibi batıl inançlardan medet ummamalıdır. Düşünceniz nedir?

10-  Eşler, kendi ayıp ve kusurlarını, öz anne ve babaları dahi olsa başkalarına açmamalı, birbirlerine karşı mükemmel birer sırdaş olmalıdırlar. Doğru buluyor musunuz?

11-  Kadın, kendi akrabalarına hürmet edip saygı gösterdiği gibi kocasının akraba ve yakınlarına da sevgi ve saygı göstermelidir. Düşünceniz nelerdir?

12-  Maazallah, eğer kadın veya erkeğin yakınları kıskançlık, alçaklık ve her türlü rezilliklerle arabozuculuk yapmaya çalıştıkları görülürse onlara uymamalı, karı ve koca birbirlerine destek olarak ömürlerinin sonuna dek birlikte yaşayacaklarını vurgulamalıdırlar. Hatta, bu işin failleri anne, baba ve kardeş dahi olsa… Düşünceniz nelerdir?

13- Kadının hamile olup olmaması ve çocuk sayısının ne kadar olacağı hakkında Islâm erkeğe daha fazla tercih hakkı tanımıştır. Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?

14- Ben de her insan gibi kadınların güzel ve çekici olduğuna inanıyorum. Ancak, güzelliğin her işin başı olduğundan yana da değilim. Siz ne dersiniz?

15-  Kadınınn şer’an ve örfen kocasına itaat etmesi gerekir. Bu itaat yalnız kadına ait olup, gerçekleştirmediği takdirde vazifesini ifa etmemiş sayılır. Bu gibi durumlarda erkek, karısına nafaka da vermeyebilir. Sizin görüşleriniz nelerdir?

16- Sizinle anlaşabilir; mevcut koşullar çerçevesinde evlenip de birbirimize eş olursak, yakınlarımdan veya yabancılardan birisi benim yanıma gelerek: “Bu nasıl bir eştir? Sen nasıl oldu da bu kadınla evlendin, nasıl onu seçebildin?” der ve kendi görüşüne göre, senden daha güzel, daha marifetli ve daha hünerli birkaç kızın ismini bana söylerse ve hatta, o kızları, benim onların içerisinden birisini beğenmem için yanıma getirmiş olursa, kızların yüzüne bakmayacağım gibi, onun beyhude ve saçma sapan sözlerini dinlemem ve ona şunları söylerim: “Ben eşimi uygun görüp kendi isteğimle onu seçmişim. Senin fuzuli ve anlamsız sözlerini dinlemiyorum. Git ve cehennem ateşini kendin için bedavaya satın alma. İyi anlaşan iki mutlu yârin arasına ayrılık kıvılcımları düşürme. Eğer iki yâri ayırmak isteyen böyle bir şeytan sizin de yanınıza gelir, benden daha iyi gençlerin olduğunu söyler ve onların isimlerini de teker teker size verirse, ona cevap olarak siz neler söylersiniz?

KIZIN SORMASI GEREKEN SORULAR

1- Evlenmekten amaç kadının mal ve güzelliğinden yararlanmak değil de iyi bir aile oluşturup nefsi istekleri kontrol etmek ve nesli çoğaltmak olmalıdır. Sizin görüşünüz nedir?

2- Koca, eşi için yiyecek ve giyecek eşyalarını temin etmeli, hatta gücü yeterse ziynet eşyalarını bile almalıdır. Kadın hastalandığı vakit onu doktora götürmeli, maddî imkânlar elverirse ev işlerinde yardımcı olacak bir hizmetçi tutmalıdır. Bu hususta görüşünüz nedir?

3-  Kadına ayak bağı veya bir fazlalık gözüyle bakılmamalıdır. Zira kadın, aileyi teşkil eden ana elemanlardan biridir. İslam dini, kadim Allah tarafindan kocaya verilmiş bir emanet olarak gördüğünden kocanın ona anlayışlı ve sıcak davranması gerekir. Bunu, İslam gerekli kılmıştır. Aynı şekilde İslam dini kadını erkeğin, erkeği de kadının örtüsü olarak nitelendirmiştir. Bu konuda sizin görüşünüz nedir?

4-  Beyin hanımını dövmeye hakkı yoktur. Olur da döverse dinimizce şart koşulan diyetini vermelidir. Bu arada kadın, kocasına karşı itaatsizlik gösterir ve nefsine uyarak ona karşı çıkarsa, önce nasihat edilmelidir. Neticesiz kaldığı takdirde ise “yalnızca kadın suçunu anlayabileceği miktarda” usulünce uyarılmalıdır. Ne biraz fazla ve ne de biraz eksik… Yalnız, dövme zararsız olmalı, can yakmamalıdır. Örneğin, kadının sırtına veya kalçasına elinin tersiyle vurarak onun suçlu olduğunu anlatmaya çalışabilir. Aksi takdirde diyet ödenmelidir. Hele daha da fena olursa (maazallah) mahkeme ile boşanma durumu ortaya çıkabilir. Görüşleriniz nelerdir?

5- Erkek de eşi gibi, en azından az bir farkla beden, elbise, saç ve diş temizliğine özen göstermelidir. Hatta erkeğin güzel kokular kullanması dinimizce müstehap bilinmiş, önemle üzerinde durulmuştur. Siz ne dersiniz?

6-  Koca, eşini İslâmî sınırları aşmayan ve buna özen gösterilen düğün törenlerine ve matem yerlerine gitmekten alıkoymamalıdır. Zira, aksini yaparsa kadın yıkama, pişirme, temizlik vb. görevler gibi örfi vazifelerini yerine getirmeyebilir. Bu konuda düşünce ve görüşleriniz nelerdir?

7-  Erkeğin, eşine olan sevgi ve muhabbetini artırması için, eve girerken veya evden çıkarken görüşme ve vedalaşması dinimizce müstehap kılınmıştır. Ne dersiniz?

8-  Hz. Ali’nin (as) ev işlerinde mübarek eşleri Hz. Fatıma’ya (sa) yardım ettikleri gibi, kocanın eşine yardım etmesi iyi olacaktır. Siz ne dersiniz?

9-  İslam, pişirilecek yemeğin çeşidini seçmede erkeğe öncelik tanımıştır. Fakat erkek, eşinin durumunu göz önünde bulundurarak bu hakkı ona verebilir. Sizin görüşleriniz nelerdir?

10-  Erkek, eşi hata yaptığında ona öfkeyle bağırmamalı, hatasını affetmelidir. Sizin görüşleriniz nelerdir?

11-   Kadının ev içerisinde olsun, dışarıda olsun çalışarak helâl para kazanması (dolayısıyla aile bütçesine katkıda bulunması) hakkındaki görüşleriniz nelerdir? ”Yalnız yolculuğa çıkan kocanın, eve dönerken ucuz veya az da olsa eşi ve çocuklarına hediye getirmesi dinimizce müstehap kılınmıştır. Dîni bayram ve törenlerde de böyledir. Bu konuda sizin görüşleriniz nelerdir?

13- Erkek, kadına karşı şüpheli olmamalı, böyle davranmamalıdır. Dolayısıyla fitnecilerin sözlerine inanmamalı, anne ve baba dahi olsa onlara uymamalı, sözlerine kulak asmamalıdır.

Gerçi insan anne ve babasına saygılı davranmalıdır ancak, bunlar cahilliklerinden dolayı asılsız veya yanılgıdan kaynaklanan yanlış şeyler anlatırlarsa, işte o zaman iddia ettikleri bu şeyin yanlış olduğunu açıklamalı, onlara inanmamalıdır. Siz ne dersiniz?

ŞARTLARLA İLGİLİ BİRKAÇ HATIRLATMA

Yukarıda, evlenme aşamasına gelmiş erkek ve kızlar için zikr olunan sorular ve aynı zamanda ortaya atılan diğer özel sorularla yine bunların vereceği cevaplar, mümkün olduğunca yazı ile beyan edilirse daha iyi olacaktır. Çünkü bu, evlilik gibi hayati önem taşıyan bu binanın yazılı anlaşması olacak ve gerekirse karşı taraflarca birbirlerine hatırlatılabilecektir.

Mezkur sorular, erkek ve kızlarca konuşma şeklinde birbirlerine sunulmayabilir. Bu durumda yapilacak en iyi şey, mektup aracılığıyla sormaktır. Yine de her iki taraf, sorulan her sorunun cevabına karşı imza almalı ve böylece tasdik yazılı kalmalıdır.

Evlenmeyi arzulayan gençler konuşma safhasına geçerken örfi kurallardan da öte, İslâmî kurallara da riayet etmelidirler. Konuşmalarda aşırıya kaçılmamalı, olduğundan fazla açık konuşulmamalıdır. Zira, evlilikte “evet” ihtimali olduğu gibi “hayır” ihtimali de vardır.

Allah Teala, bu konu hakkında şöyle buyuruyor:

“Alacağınız kadınlara, onlarla evlenmek isteğinizi anlatmanızda, yahut da bunu gizlemenizde bir suç yok. Allah bilir ki siz, onları anacak, hatırlayacaksınız. Yalnız, onlarla gizlice de sözleşmeyin; doğru ve yolunda bir söz söylerseniz o başka…” [1]

Değerli okuyucular! Sizler de dikkat ederseniz hem erkekler, hem de kızlar için önerilen sorularda hiçbir surette müstehcen ve haddi aşan şeylere değinilmemiştir; sorular, hayatî dengeyi düzene sokma ve hakiki saadeti elde etmeye yöneliktir. Ayrıca geleneksel âdetleri İslâmîleştirmeye yönelik olduğu gibi onlari kolaylaştırır da. Aileler bu konuda anlayış göstermeli ve kız ve erkeğin birbirleriyle görüşmelerini sağlamalıdırlar ve bu konuda hurafe âdet ve geleneklere uymamalıdırlar.

İmam Cafer Sadık (as) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“İşlerinde yumuşaklık ve kolaylık hösteren, halktan umduğunu elde eder.” [2]

“Yumuşaklığı kenara atan ailelerde hayır ve bereket de kenara atılmış demektir.” [3]

Yine İmam Musa b. Cafer (as) da şöyle buyurmuştur:

“Yumuşaklık maişetin (geçimin) yarısıdır.” [4]

—————

1- Bakara/235

2- Sefinet’ul-Bihar, Rifk böl.

3- Sefinet’ul-Bihar, Rifk böl.

4- Sefinet’ul-Bihar, Rifk böl.

—————

“Evlilik ve Cinsel Sorunlar” kitabından alıntıdır.

Yazar: Mehdi Aksu

Sayfa:131

Yorum Bırak

  1. ahmet diyor ki:

    güzel yazı

  2. fuat türkoğlu diyor ki:

    şura suresi 20. ayet… sn yetkili merhaba..bildiğiniz üzere ilgili ayette ; ”Ahiret kazancını
    isteyenin kazancını arttırırız ; dunya kazancını isteyene de ondan
    veririz; ama ahirette bir payı bulunmaz.” der..! size sorum şu olacak,
    ben ahiret kazancını istemiyorum, dünya kazancını istiyorum.mesela
    yıllardır kovaladığım şans oyunundan büyük ikramiyeyi kazanmak..!
    neden Allah kitabında yazdığı üzere söylediğinin arkasında
    durmuyor..? ama sakın sakın bana ”zamanı gelmemiştir, hayırlısı
    değildir” gibi basit cevaplarla dönmeyin lütfen..! saygılar…