Evlilikte Fakirlik

Yazar: beytül ahzan Tarih: 10 Ağustos 2009 Evlilik ve Aile 2 Yorum




Gençlerin ortak yaşamdan kaçmalarına sebep olan nedenlerden birisi fakirlik meselesidir ki, kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerim, bu tür bir bahaneyi Nûr sûresinin 32. ayetinde reddetmiş ve şöyle buyurmuştur:

“İçinizden bekârları ve köle ve câriyelerinizden iyileri evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah, lütfuyla onları zengin eder. Allah’ın mülkü geniştir. O, her şeyi bilendir.”

Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Kim fakirlikten korkup da evlenmekten çekinirse, şanı yüce Allah’a kötü zanda bulunmuştur. Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor: Eğer yoksul iseler, Allah, lütfuyla onları zengin eder…”

Erkeğin fakirlik derdi, kız ve kız tarafının erkekten maddî şartlar gözetmesi, meselenin asıl nedenlerindendir ki, her iki taraf da maddî sebepler yüzünden bu güzelim sünneti terk etmek zorunda kalmaktadırlar. Gerçi, günümüzde kızlar ve aileleri tarafından çeşitli mazeretler hazırlanmıştır: “Bizler de insanız; geleceğimizi düşünmek zorundayız; Islâm böyle bir şeyi reddetmemiştir.” gibilerinden… Oysa ki, bu tür sözler bilinçsizce söylenmiştir. Zira, hiç kimse fakirdir diye aşağılık gözüyle görülmemiştir. Ancak tek şey varsa o da şudur ki zengin, elindekilerden hesaba çekilecek, mal varlığı olmayan fakir, kıyamette zengine nazaran daha rahat olacaktır. Bu konu Ehlibeyt imamlarından şöyle nakledilmiştir:

“Mahşerde herkes hesap için safa geçmişken bir grup, saftan dışarı çıkıp cennete doğru ilerleyeceklerdir. Yaklaştıklarında, memurlara; ‘Ey melekler, açın biz geldik!’ diye seslenecekler, onlar ise bu söze bir anlam veremeyip; ‘Gidin! Hesabınızı verin de sonra gelin. Şüphesiz hesap pek çetindir, ne çabuk hesap verdiniz?’ diyecekler.”

“Oradakiler; ‘Ey cennet memurları! Biz dünyadayken Resulullah ümmetinin fakir olanlarından idik. Allah bize dünyadayken mal varlığı vermemişti. İşte bu yüzden buraya geldik.’ diye cevap verecekler. 0 vakit Allah tarafından nida gelip şöyle seslenilecek: Ey memurlar, onlar doğru söylerler. Açın kapıları!… Ve girin içeri ey benim salih kullarım!”Yurt dışına gitmekte olan bir vatandaş, yanında ne kadar eşya götürürse götürsün, sınırdan geçerken kanun gereği aranmak zorundadır. Ancak, sade olup da eşyası olmayan bir vatandaş bu kanunun dışındadır. Zira, çanta olmadıktan sonra arama kanunu da olmaz, olsa bile, yanında çok eşyası olan biri gibi sıkı tutulmaz. İşte fakirler de böyledir. Bu arada, fakir ve zengini karşılaştırmak, içlerindeki o günün korku ve heyecanını kavrayabilmek, sizlere kalacaktır. Zira, bir tarafı ateş ve diğer tarafı da güllük gülistanlık bir bağ olan iki zıt mekân arasında kalmadığımızdan, böyle bir am kalem ile tasvir etmek zor olsa gerek.

İstikbâl (gelecek) meselesine gelince: İslam dini, Müslümanlar tarafından gerçek şekliyle yaşanırsa, onlara sonu en hayırlı olan istikbâli bahşeder. Maddiyat üzerine kurulan hiçbir binanın istikbâli sağlam değildir. Gerçekte şu da vardır ki: “Temeli para olan hiçbir bina, demire, yani ilâhî emre çevrilmedikçe çökmeye mâruzdur.

Bir gün Resul-i Ekrem (s.a.a) yoldan geçmekte olan genç ashabından birini gördüğünde, ona şöyle sordu:

— Evli misin? Genç:

—  Hayır evli değilim. Ey Allah’ın Resulü, evlenmek için bir şeylere sahip olmak gerekir, ben ise şiddetli bir fakirlik içindeyim.

— Ey ğenç, sen İhlâs suresini tamamen ezbere biliyor musun?

— Evet, bu sureyi biliyorum.

— O hâlde sen, Kur’ân’ın dörtte birini biliyorsun demektir… Peki Kâfirûn suresini de biliyor musun?

— Evet onu da biliyorum.

— O hâlde Kur’ân’ın diğer dörtte birini de biliyorsun demektir. Peki Zilzâl suresini de biliyor musun acaba?

— Evet, ey Allah’ın Resulü, onu da biliyorum.

Resul-i Ekrem genç sahabisine yönelttiği sorulardan olumlu cevap alınca üç kere; “Evlen, evlen, evlen.” diye buyurdu.[1]

Sahip olunan ilim, hadis-i şeriften de anlaşıldığı gibi geçici maddî değerlerden kat kat üstündür. Zira ilim payidardir ve sonsuza dek insanla beraberdir. Oysa madde bazen az, bazen çok, bazense hiç yoktur. Dolayısıyla rağbet, maddeye değil ilme olmalıdır. Kur’ân ilmi ise sermayelerin en üstünüdür. İnsan ilmin sayesinde kudret ve kuvvet bulur. İnsana, yalnızca Allah’a inanıp ona tevekkül etmeyi öğretir. Böylece insan bu ilim sayesinde neye dayanacağını iyiden iyiye bilir ve bu inançla ondan başkasına el açmaz. İşte Kur’ân’ın şahsiyete bahşettiği değer ve Resul-i Ekrem (saa)’in de yukarıdaki hadislerinde kasıtları bu olsa gerek.

—————-

1-Mizan’ul-Hikmet, c.4, s.274

—————-

“İslam’da Evlilik ve Cinsel Sorunlar”kitabından alıntıdır.

Yazar:Mehdi Aksu

Sayfa:39

Yorum Bırak

  1. çağrı dedi ki:

    Biz evlenmek istesek ne olacak? İlk soru ne iş yapıyorsun? kaç paran var? Yaş olmuş 35. Bu gidişe bekar ölücez ya Allah biliyor

  2. misbah dedi ki:

    üstünde durulması gereken bir konu

    günümüzde evlenirken aranan ilk özellik zenginlik olmuş!