Gadir Gününün Fazileti Hakkında Bir Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 29 Kasım 2009 3.9K kez okundu Hadis Yorum Yok

hz ali

İmam Ali er-Rıza (a.s.) şöyle buyurmuştur:

Gelinin düğün günü özel odasına götürüldüğü gibi, Kıyamet günü geldiğinde dört gün, Allah’a götürülür. Ona “Bu günler hangileridir?” diye sorulunca O da şöyle buyurdu:

“Bunlar; Kurban, Ramazan, Cuma ve Gadir günleridir. Hiç şüphesiz ki bunlardan Gadir gününün; Kurban, Ramazan ve Cuma günlerine göre konumu, ayın yıldızlar arasındaki konumu gibidir.

O gün İbrahim (a.s.)ın ateşten kurtulduğu gündür. O günde (İbrahim) Allah’a şükür için oruç tutmuştur.

O gün Allah’ın dinini tamamladığı, Hz. Peygamber (s.a.a.)’in seçkin biri olarak Emirü’l-Müminin Ali’yi yukarı kaldırıp onun faziletini ve vasiliğini açıkladığı gündür. Bunun üzerine (Peygamber) o gün oruç tutmuştur.

O gün, kemal günüdür.

O gün, şeytanın isteksizlik ve iğrenme günüdür.

O gün, Şia’nın ve Âl-i Muhammed’i sevenlerin amellerinin kabul günüdür.

O gün; Allah’ın, muhaliflerin amellerine kastettiği gündür ve o gün onların amellerini boşa çıkaracaktır.

O gün; Cebrâil (a.s.)’a, Beyt-i Mâmur’un karşısında Allah’ın hürmeti adına bir taht kurulmasını emredeceği ve Cebrâil (a.s.)’ın oraya çıkacağı, bütün göklerden meleklerin toplanıp Hz. Muhammed’i övecekleri ve Ali ve İmamlar’(a.s.)ın taraftarlarına ve sevenlerine Âdem (a.s.)’ın oğlundan bağışlanma dileyecekleri gündür.

O gün Allah’ın değerli yazıcılara kalemlerini Gadir günlerinin üçünde Ehli Beyt’i sevenlerden ve onların şialarından kaldırmalarını emrettiği gündür. Muhammed (s.a.a.) ve İmamların hürmeti adına onlara hiçbir günah yazmazlar.

O gün Allah’ın Muhammed’e (s.a.a.), Âline ve akrabalarına onu (o günü) verdiği gündür.

O gün; Allah’ın, ibadet edenin konumunu yücelttiği ve onun ailesine, kendisine, kardeşlerine zenginlik vereceği gündür. Allah onu ateşten koruyacaktır.

O gün; Allah’ın, (Ali) taraftarlarının çalışmalarını, çabalarını ödüllendireceği, günahlarını affedeceği ve amellerini kabul edeceği gündür.

O gün; üzüntünün yatışacağı, günahın azaltılacağı gündür.

O gün; mükafat ve hediye günüdür.

O gün, ilmin yayılma günüdür.

O gün; müjde günü ve en büyük bayramdır.

O gün; duaların kabul günü ve büyük durak günüdür.

O gün elbiselerin giyildiği ve siyah elbiselerin çıkarılıp atıldığı gündür.

O gün şartlanmış şart günüdür.

O gün, kaygıların, tedirginliklerin çıkarılıp atılma günüdür.

O gün Emirü’l-Müminin şiasının  günahkarlarının bağışlanma günüdür.

O gün ödül günüdür.

O gün Muhammed’e ve Âl-i Muhammed’e salavatların çoğaldığı gündür.

O gün rıza günüdür, Muhammed’in Ehli Beyt’inin bayram günü, amellerin kabul günü, fazlayı isteme günü, müminlerin rahatlama günü, alış-veriş günü, sevgi günü, Allah’ın rahmetine kavuşma, temizlenme, günahlardan ve onların büyüklerinden arınma günü, ibadet günü ve oruçluların iftar günüdür o gün. Kim iman etmiş olarak o günde oruç tutup iftar ederse, -Fiem kelimesini on defa sayarak- Fiem kadar insanı doyurmuş olur. Sonra  “Fiem’in ne olduğunu biliyor musun” diye sordu? O da “hayır” diye cevap verince (İmam a.s.) “yüz bin kişi” buyurdu.

(Sonra şöyle devam etti): O gün birbirinizi tebrik etme günüdür. Bir mümin, (din) kardeşiyle karşılaştığında ona: “Bizi Emirü’l-Müminin ve İmamların (a.s.) velayetiyle tutunanlardan kılan Allah’a hamd olsun” der.

O gün, insanlardan iman sahibi olanların yüzlerine gülümseme günüdür. Kim Gadir gününde kardeşinin yüzüne gülümserse Allah da ona Kıyamet gününde rahmetle bakar, onun bin tane gereksinimini karşılar ve ona cennette beyaz inciden bir saray inşa eder ve yüzünü parlatır.

O gün ziynet (süs) günüdür, kim o günde Gadir günü için süslenirse Allah da onun işlediği bütün günahları -ister büyük, ister küçük olsun- bağışlar ve ona, kendisine sevaplar yazan melekler gönderir. ve onun derecelerini bir sonraki yılın aynı gününde tekrar geri verirler. Ölürse şehit olarak ölür; yaşarsa mutlu olarak yaşar. Kim bir mümini doyurursa bütün peygamberleri ve sıddıkları (doğru insanları) doyurmuş gibi olur. Kim bir mümini ziyaret ederse, Allah onun mezarına yetmiş nur indirir, mezarını ona genişletir ve her gün onun mezarını yetmiş bin melek ziyaret ederek onu cennetle müjdelerler.

Gadir gününde Allah, velayeti yedi gök ehline sundu. Onlardan yedinci gök ehli önce davrandı, bunun üzerine onu Arş’la süsledi. Ondan sonra dördüncü gök ehli erken davranan oldu, böylelikle onu Beyt’il-Mâmur’la süsledi. Sonra dünya göğü ehli ona vardı, bundan dolayı onu yıldızlarla süsledi.

Sonra onu iki yere sundu. Mekke önce davrandı ve onu Kâbe ile süsledi. Sonra onu Medine izledi, onu seçkin olan Hz. Muhammed’le süsledi. Ondan sonra onları Kûfe izledi, onu da Emirü’l-Müminin ile süsledi.

Sonra (velayeti) dağlara sundu. Onu ilk olarak üç dağ kabul/tasdik etti: Atik, Firuzc ve Yakut dağları. Bu dağlar onların dağları ve en üstün kıymetli taşlar oldu. Sonra onları diğer dağlar izledi, onlar da altın ve gümüş madenleri oldular. Bunu kabul ve tasdik etmeyenler ise hiçbir şeyin bitip yeşermediği bir yer oldular.

Bugünde (velayet) sulara sunuldu, kabul edenler tuzlu/acı oldular. Yine bugünde (velayet) bitkilere sunuldu, kabul edenler tatlı ve lezzetli oldular; etmeyenler ise acı oldular. Bugünde (velayet) kuşlara sunuldu, kabul edenler güzel sesli olurken, reddedenler konuşamayan dilsiz gibi oldular.

Gadir Hum gününde kalplerinde Emirü’l-Müminin’e bağlılık olan müminler Âdem’e secde eden melekler gibidirler. Kim Gadir gününde Emirü’l-Müminin’in velayetini tanımayıp inkar ederse İblis gibi olur.

Bugünde şu ayet inmiştir: “Bugün size dininizi tamamladım”(Maide 3). Allah hiçbir peygamberi göndermemiştir ki onun indinde onu gönderdiği gün Gadir günü gibi olmasın ve o da bu günün kutsallığını bilmesin (Yani Allah bütün peygamberleri Gadir gününün rastladığı bir günde göndermiştir ve onlar da o günün hürmetini bilmişlerdir.). Zira bugünde kendisinden sonra ümmetine bir vasi, halife tayin etmiştir.

——-

(Şeyh Azizullah Atardi “Müsned el-İmam er-Rıza” Sayfa: 17-20  / Es-Seyyid bin Tavus el-Husni “el-İkbâl’ul Amâl” S.17-20 / Hüccetü-l İslam El Mirza Muhammed Takiy Şerif  “Sahifet’ül Ebrâr” C.1, S.251-253 / Meleki et-Tebrizi Zevil Kurba “el-Mürakibât” S.318-320  / Kitab’un Neşr ve at-Tay )

——–

Tercüme: Hasan Eskiocak


Yorum Bırak