Gaybet-i Suğra

Yazar: beytül ahzan Tarih: 13 Ekim 2009 2.2K kez okundu Ehlibeyt Yorum Yok

“Onun gizliliği alem için görünür oluşuyla aynıdır her zaman
Gözün nuru onun içinde ve can da bedende olduğu gibi”


***


İmam-ı Zaman (af) altı yaşındayken babasını kaybetti ve İmamlığa erişti. O, vehbi ilme sahip ve masum idi. Bütün üstün nitelikleri ve iyilikleri taşıyordu. Mümlümanların önderi olma liyakatine sahipti. İslami açıdan; eğer Allah dilerse bir insan küçük yaşlarda peygamber de olabilir, imam da. İsa (as) beşikteyken peygamber seçildi ve insanlarla konuştu.[1]

İmam Cevad (as), babası İmam Rıza (as) şehit olduğu ve imamet makamına eriştiği zaman sekiz yaşında idi. İmam Mehdi (af) de altı yaşında imam oldu.Çünkü onun imamet ve rehberlerlik koşullarından hiç bir eksiği yoktu.

İmam’ın ilahi bir azık olarak düşmanların zararlarından korunması için halkın gözlerinden uzak olmaktan başka çaresi yoktu.Ama kendi vekilleri aracılığı ile sevenleriyle bağlantı kuruyordu. Mektuplar, ihtiyaçlar, istekler, bilimsel ve fıkhi sorular bu yolla onun eline ulaşıyordu.imam da mektuplara ve isteklere cevap veriyordu. Onun cevapları hem sözlü olarak özel vekilleri aracılığıyla oluyor, hem de yazılı olarak gerçekleşiyordu.

Bu yazılı cevaplara “tevki” deniyordu. Bu kelime “Mühürlenip imzalanmış, güvenilir senet” anlamındadır.

Bu özel vekillerden her dönemde sadece bir kişi vardı.Onların ilki Osman b. Said idi. O, İmam Hadi’nin (as) ve İmam Askeri’nin (as) güvendiği dostlarındandı. Onun vefatından sonra oğlu Muhammed b. Osman, İmam Mehdi’nin (af) vekili oldu.

O da 305 Hicri yılında vefat etti. Bundan sonra Hüseyn b. Ruh Nevbahti İmam’ın vekili oldu. Onun da Hicri 326 yılında ahirete irtihalinden sonra bu makam H.329 yılına kadar sonra İmam-ı Zaman başka hiç kimseyi vekili olarak atamadı. Bu “Kısa Gizlilik Dönemi” diye bilinen 69 yıllık süre sone erdi. Günümüze kadar devam etmiş olan “Büyük Gizlilik Dönemi”ne kıyasla kısa olduğu için Gaybet-i Suğra (Kısa Gizlilik Dönemi) olarak meşhur olmuştur.

İmam Mehdi’nin (af) güvendiği bu dört temiz/pak vekil (ki onlar halk ile İmam arasında bağlantı kuruyorlardı) “Dört Nuvvab”, “Özel Naipler”, “Dört Elçi” diye ün kazanmışlardır. Bunlar zahit, Allah’a sığınan, bilgili ve zeki kimseler idi. Onlar aracılıpıyla Hazret-i Mehdi (af) tarafından müminlerin sorunları çözümleniyordu. Bu değerli dört elçinin dördü de Bağdat’ta yaşıyordu. Kabirleri Bağdat’tadır. Bağdat Samerra’ya yakındır. İmam-ı Zaman’ın (af) yerini kesin olarak bilmiyordu. Vekiller de gizlice Hazret-i Mehdi’nin (af) yanına varıyor, mektupları teslim ediyor ve cevapları alıyorlardı. Tanınmamak için genellikle normal işlerle uğraşırlardı.

Bu temiz insanların en önemli özellikleri; Hazret-i Mehdi (af) ile görüşebilmeleri, onunla görüşmenin ve onunla konuşmanın hazzını yaşayabilmeleri idi. Onlar böyle bir mutluluğu tattılar.Milyonlarca yanık yürekli insan bir an olsun onu görmek bahtiyarlığına susamışlardır. Ayrılık hasretini gidermek, ona ulşma aşkı ile sabrediyor, omuz omuza vermiş tatlı bir bekleyiş içerisindedirler.

***

Ey geliş günü!
Ey gün gibi gelişin aydınlık
Bu geçen her günde
Gelişini beklemekteyim
Ama
Bana da söyle: Acaba ben de
Senin geliş vaktinde hazır olacak mıyım?
[2]

***

1-Meryem Suresi, ayet;30

2- Kayder Eminpur

——–

Cevad Muhaddisi’nin “Ümit Sabahı” adlı kitabından alıntıdır.

Sayfa:17


Yorum Bırak