Gidenler Geri Döndü Anne!

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Şubat 2010 2.450 kez okundu Yazı ve Makale 2 Yorum


Bismillah…

Bize yine Kerbela’dan sadece hasret kaldı. Gidenler aşk ile zerihe ellerini sürerken, bize aşktan sadece ismi kaldı. Bizde andık onun ismini, gönüller aşk hicretine giderken. Onlara şehr-i Kerbela kapıları açılırken, bizlere terk-i diyar adandı.

Gelenler anlattı gördüklerini, ağamızın haremini ve kolsuz kardeşi Ebul-fazl’i. Bu yıl da gidemedik Anne! Kerbela, onların hatıraların da, hasreti ise bizde dilde kaldı. Sen üzülme anne, yine bahar gelir aşk kafilesi yola düşünce, biz de zikrederiz Kerbela’yı âşıkların dilince.

Bilirsin Anne, bu kervana katılabilmek için nasılda çaba harcayışımı, senin geceli gündüzlü duaların, benim ise kalp atışlarım. Ama bilmezsin sen, bir Cuma günü heyecanlı şekilde mescide gidip, Kerbela kervanında ismimizi göremeyince, arkadaşlarımın sevincine ortaktı gözyaşlarım.

Gidenler geri döndü  Anne!

Artık bırak gün saymayı, Kerbela unutur biz hatırladıkça. Nasıl söylerdim ki herkes gitti de biz kaldık. Yüreğim yangın yeri, senin yanında Kerbela’dan söz düşünce.

Keşke sana bir aşığın dilinden maşukunu anlatabilseydim. Keşke sana bir yolcunun gönlündeki intizarı gösterebilseydim. Keşke sana gündüzün bitimini sabırsızlıkla bekleyen ve sonrasında kavuşamayan geceyi hatırlatabilseydim.

Üzülme Anne! Her yer Kerbela’dır. Bırak istedikleri gibi anlatsınlar, Gidemeyenler için her gün Aşura’dır. Âşık beklesin bir ömür maşukunu, eğer gelmezse, bil ki ölüm o gün zevk-i sefadır.

Neye üzülüyorum biliyor musun Anne? Herkesi çağıran, neden demedi ki sizde gelin diye. Yoksa ziyarete nasip olmadık mı henüz? Gelenler neden yüzünü ekşitmişti giderken, yoksa imamı görmeye yok muydu yüzümüz?

Ben unuttum, sen de unut Anne! Görenler sordu neden Kerbela’ya gitmiyorsunuz diye? Dedim ki, ayakları  tutmaz ki annemin, Kerbela’ya nasıl gidelim. Kerbela’ya gitsek dahi zerihe nasıl el sürelim. Bırak onlar acizliği bizde görsün. Kerbela’nın bizden küstüğünü nasıl söyleyeyim.

Kerbela’dan ümidimi kestiğimde bir Cuma günüydü. İyi hatırlıyorum anne. Son dualarımı Cumaya saklamıştım. Hani senden gizlediğim son kafilede gidince, cami duvarına sırtımı yaslamış hicaz yetimleri gibi sessizce ağlamıştım.

Bu aşk bize fazla, bu vuslat bize fazla Anne. Bırak Kerbela’nın hasreti gidip de dönenlere kalsın. Senin gönlün zaten sabra dayanmış. Gel sana Kerbela’dan hikâyeler anlatayım. Bırak ta gönlün gün gelir Kerbela’ya gider sansın.

Ama bilirim yapamazsın. Gece olunca, hani karanlık bastırınca, gece gündüze hükmetmeye karar kılınca ve bulutlar ayın önünü kesince, yüreğin sıkılır ve gözün karanlıklarda bir ışık arar.

Ama ne ışık varır gözüne ne de sıkıntısı geçer o yüreğin, dil konuşmaya acizdir, göz ise Fırat’a akıp durmaktadır. Sadece iki cümledir oysa duan, ne Allah kabul eder seni, ne de şeytan kandırmaya çabalar. Duanın kabul olmayacağına yakin ederek.

Artık, sessizce dua et Anne. Kimse bilmesin Şam-ı garibanı vesile kıldığımızı. Gelenler gönül rahatlığıyla uyumaktayken, sende söndür çırağı, kimse görmesin bu vakte kadar uyanık kaldığımızı.

Evet Anne!

Onlar bilirler şimdi Kerbela nerededir? Ama  gidip de gelenlerin anlatamadığı Kerbela hasreti böyledir.

FATİH KAHRAMANİ

Yorum Bırak

  1. mehmet ali dedi ki:

    kerbela uğruna yaradan herkeze nasip etmez kerbela şehitliği olanlar zaten doğmadan alınlarında yazılıydı kerbelaya gidenler canını sevenler değil EHLİ BEY’Tİ SEVENLER GİTTİ İMAM HÜSEYİN EFENDİMİZİNDE alnında orda şehit olacağı yazılıymışki nalet olası yezitten dolayı ŞEHİT edildi (NALET OLSUN YEZİDE)

  2. kubra dedi ki:

    Allahu Ekber

    Harika bir yazı adeta hayran kaldım

    Her bir cümlede ağladım…

    Allah yazan yüreğe her daim iyilik bahşetsin inşaallah…

    Vesselamu aleykum…