Hac Hakkında Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 9 Kasım 2010 18.7K kez okundu Hadis 1 Yorum


Bismillah

Hac, Allah’a kulluk, ibadet ve teşekkürün nişanesi ve alametidir. İmanın alametlerinden biri de her yıl belirli günlerde yeryüzünün en kutsal mekânında inanan insan topluluğuyla birlikte bu farz ibadeti yerine getirmektir. Eğer bu ibadet Müslümanlar tarafından şuurluca ifa edilmiş olsa bir nevi yıllık kongre, vahdet, dayanışma ve ittihadın oluşumuna sebep olan en büyük etkenlerden birisidir. Maalesef ki dünya Müslümanları bu değerlerden mahrum bırakılmışlardır. Allah tarafından farz olarak konulan İslami ibadetlerin her birisin kendisine has bir etki ve tesiri vardır. Biz 40 hadiste hacla ilgili rivayetlerden bazılarını burada zikredeceğiz:

1-İmam-ı Sadık’tan (a.s) nakledilir: “Peygamber (s.a.a) Mina’dan hareket ettikten sonra çölde yaşayan birisi ‘Ebteh Bölgesinde’ Peygamber (s.a.a) ile karşılaşırken O hazret’e şöyle der: ‘Ey Allah’ın Peygamberi ben hac ibadetini yerine getirmek için bulunduğum yerden hareket ettim ama bir engel hac vaktine ulaşmama mani oldu. Ben zengin ve servetmen birisiyim. Destur verin malım ve servetimle yapacağım hayır işle hacıların ulaştığı sevaba ve mükafata  ulaşayım. ‘Peygamber (s.a.a) mübarek yüzünü ‘Ebu Kubeyis Dağı’na (Kâbe’nin hemen yanında, şimdi kralın sarayının bulunduğu tepe Hz. İbrahim’in kendisine çıkarak insanları hacca çağırdığı bir tepe olması yanında şakku’l-kamer [Ay’ın yarılması] mucizesinin de gerçekleştiği ancak artık bu tepeye çıkıp ziyaret etmek mümkün değildir.) çevirerek şöyle buyurdu: Gördüğün bu ‘Ebu Kubeys Dağı’ ağırlığında kırmızı altının olsa ve bunu Allah yolunda infakta bulunsan bile hiçbir zaman bir hacının hac ziyaretinden aldığı sevaba ulaşamazsın.

2-İslam Peygamber’i (s.a.a) buyurmaktadır: Hac cihat gibidir. Bu yolda ne kadar harcama yaparsanız “yedi yüz” karşılığı verilecektir.

3- Hz. Muhammed (s.a.a) buyurmuştur: “Gerçekten aziz ve celil Allah, Arafe günü ikindi vakti, Arefe’de bulunanlarla meleklerine karşı mübahat eder ve şöyle der: “Kullarıma bakın! Nasıl toz toprak içinde bana gelmişlerdir.”

4-İmam-ı Bakır (a.s) buyurmuştur: Allahu Teala hac ve umreyi haram maldan kabul etmemektedir.

5-İmam-ı Sadık (a.s) buyuruyor: Her kim Hac ziyaretinden dönen birisiyle müsafaha  (el sıkışma ve görüşme) ederse,”hacer-ül esvede” el sürmüş gibidir.

6-İbrahim bin Mahmut (ravi) der: İmamı Rıza (a.s) Kâbe ile veda edip Mescitten dışarı çıkmak üzereyken secdeye kapandı ve daha sonra ayağa kalkarak Kâbe ye yönelerek şöyle buyurdu: Ey Rabbim! Ben “La ilahe illallah” tevhit inancıyla dönüyorum dediğini, gördüm.

7-Peygamber (s.a.a) buyurmuştur: Arafat tan dönerken günahının bağışlanıp bağışlanmadığı hakkında şüpheye düşenin günahı herkesin günahından daha büyüktür.

8-İmam-ı  Rıza (a.s) buyuruyor: Arafat ta duada bulunan iyi veya kötü insanın duası kabul olunur. Hayır ehlinin dünya ve ahiret isteği kabul edilir kötü ehli insanın ise dünyevi istekte bulunduğu duası kabul edilir.

9-İmam-ı  Bakır (a.s) buyurmuştur: “Mescid-ul Haram” da kılınan bir namaz diğer mescitlerde kılınan “yüz bin” namazdan daha üstündür.

10-İmam-ı  Sadık (a.s) buyurmuştur: Kâbe nin etrafında  “yüz yirmi” kısım rahmet vardır bunun “altmış” bölümü tavaf edenlere bahşedilir.”Kırk” bölümü namaz kılanlara “yirmi” bölümü de Kâbe ye bakanlara verilir.

11-İmam-ı Bakır (a.s) buyuruyor: Her kim (Allahu talanın) bu evine doğru kast eder de “üç” haslete sahip olmazsa Hak taala onun hakkında lütuf ve merhamette bulunulmayacaktır:

1-Onu günahtan alı koyacak takva.

2-Sinirleneceği zaman önünü alacak sabır.

3-Birlikte olduğu insanlarla iyi geçineceği muaşereti.

12-İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: Hac ve umre ziyaretine giden şahıs Allahu talanın musirleridirler ne isteseler Allahu taala onlara verir. Eğer onu çağırsalar onlara cevap verecektir. Şefaat isteseler onların şefaatini kabul edecektir. Suskun olsalar Hak taala onlarla söze başlayacaktır. Harcadıkları her dirhem karşısında onlara bir milyon dirhem verecektir.

13-İmam-ı Sadık’tan (a.s) nakledilmiştir: Kılıcını alıp Allah yolunda cihat edip şehit düşen hariç hiçbir şey Allah katında hac için yapılan yolculuk kadar yüce bir yolculuk yoktur.

14-İmam-ı Bakır (a.s) buyuruyor: Hacerül Esvet bir “antlaşma” gibidir. Ona el sürme bir nevi Allahu taalayla biat etmeye benzer. İslam Peygamberi (s.a.a) ona mübarek elini sürdüğünde şöyle buyurmaktaydı: Ey Rabbim!  Emanetimi eda ettim. Seninle olan ahdimi yeniledim. Sen şahit ol ki ben vazifemi yerine getirdim.

15-İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: Allahu taalanın üç muhterem ve mukaddes değeri vardır. Hiçbir şey bunların hürmetine ve saygınlıklarına ulaşamaz. Onun desturları ve nuru plan “Kitabı”. İnsanların onun dışında hiç bir şeye yönelmemeleri gereken kıble olarak kıldığı “Evi”. Peygamberinin “Ehlibeyti”.

16-İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: Allahu taala şehirlerden dört tanesini seçmiştir. İncire ve zeytine ant olsun, Sina dağına Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).(Tin süresi:1.2.3)İncirden maksat: Medine dir.Zetin den maksat da:Beytül mukaddesrir. Sina dağından maksat ise:Küfedir. Şu emin belde den maksat ise: Mekkedir.

17-Ali İbni Cafer İmam-ı Kazım (a.s): Şeytan taşlamanın neden vacip olduğunu sorduğumda: İmam (a.s) şöyle buyurdu: Lanetlenmiş İblis bu taşlandığı yerde Hz. İbrahim (a.s) göründü ve O Hazret onu taşladığından bu amel hacda yapılması gereken bir amel olarak farz kılındı.

18-Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Benim mescidimde kılınan namaz diğer mescitlerde kılınan “on bin” namazdan daha faziletlidir. Ama Mescidi Haram’da kılınan namaz diğer camilerde kılınan namazdan “yüz bin” kat daha faziletlidir.

19-İmam-ı  Sadık (a.s) İslam Peygamber’in (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakleder: Benim minberim ve kabrimin arası cennetin bağlarından bir bağdır. Minberim cennete açılan kapılardan bir kapıdır. Çünkü Hz.Fatime (s.a) kabri ise Peygamber (s.a.a )Minberi ile Kabri arasındadır. O Hazretin kabri ise Cennetin bostanlarından bir bostandır ve Cennete açılan kapılardan biridir.

20-İbrahim İbni Abdullah İmam-ı Hasan’ın (a.s) Peygamber’den (s.a.a) şöyle sorduğunu nakleder: Ya Resulullah! Bizi ziyaret edenlerin mükafatı ve sevabı ne kadardır? O Hazret şöyle buyurdu:Her kim bizi canlı veya ölü olarak ziyaret ederse veya babanı canlı veyahut ta ölü ziyaret ederse veya kardeşini canlı veya ölü olarak ziyaret ederse veya seni canlı veya ölü olarak ziyaret ederse onu kıyamet günü kurtarmak benim üzerime vacip olur.

21- İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: Sizlerden biriniz hac ibadetini yerine getirdikten sonra haccını bizi ziyaret ederek sona erdirmesi gerekiyor. Çünkü bizi ziyaret etmek haccın tamam olmasının alametidir.

22-Abdullah b. Cafer el-Himeyeri’den şöyle dediği nakledilmiştir: Muhammed b. Osman el-Amri (r.z)’ye ‘Asrın İmam’nı gördün mü diye sordum.’  ‘Evet,’ dedi son görüşmem Beytullahu’l-Haram’ın kenarında idi o şöyle diyordu: “Allah’ım benim hakkındaki vaadini gerçekleştir.”

22-İmam-ı Rıza (a.s) buyurmuştur: Hz.Hızır (a.s) da her yıl hac merasiminde Hz. Mehdi (a.s) ile birlikte “Arafat’ta” bulunurlar ve müminlerin dualarına âmin derler.

23- Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Üç kimsenin duası kabul edilir: Hac ibadet ve ziyaretini yerine getirirken Allahu taaladan ailesini gözetlemesi hakkında ettiği duası. Hastanın duası ve mazlumun duasıdır.

24- İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: “Safa” ve “Merve” kadar Allah katında yeryüzünün en kutsal noktası yoktur. Çünkü bu mahal da yeryüzünün en kibirli ve gururlu insanları zelil olmaktalar ve Allah taalaya olan kulluk ve ubudiyetlerini ortaya koymaktadırlar.

25-Bazı rivayetlerde şöyle geçer: Bazı günahlar vardır sadece “Arafat’ta” bulunarak bağışlanır.

26- İmam-ı Sadık (a.s) buyurmuştur: Hac ziyaretinden üç grup dönerler: Bir grup hacı adayı annelerinden doğdukları ilk gün ki gibi günahlarını bağışlatarak dönerler. Bir gurup ta sadece aile ve malları korunmuş şekilde dönerler. Bu üçüncü grup hacı adayının en az azıkla döndüğü şeydir.

27-Abdullah ibni Ubeyd ibni Umeyir der: Hasan ibni Ali’yi (a.s) “yirmi beş” defa yanında çok asil bineklerin olmasına rağmen yaya hacca gittiğini görüyordum.

28- Bir rivayet de şöyle geçer: Ölülerin dünya âleminde yaşadıklarının tümünü bir “hac”la muamele etmelerinin arzusunda bulunurlar.

29- İmamı Cafer Sadık (a.s) da buyurdular; “Kim ki fakirlik, hacca engel bir hastalık, zalim iktidarların engellemesi vs. gibi sebeplerden ötürü değil de, sebepsiz olarak (şartlar uygun olduğu halde) haccetmeden ölürse Yahudi ve Hıristiyan gibi ölmüş olur.

30-İmamı Sadık (a.s) buyurmuştur: Hac amelini yerine getiren şahıs kendisini günaha bulaştırmadığı takdirde Hac dan elde ettiği o nur onunla birlikte olacaktır.

31-İmamı Bakır (a.s) buyuruyor: İslam dini beş esas üzere kurulmuştur. Namaz, Oruç, zekât, Hac ve Ehlibeytin Velayetini kabul etmektir.

32-Hz. İmam Ali (a.s): “Allah hac farizasını, dini güçlendirme vesilesi kıldı.”

33-Hz. İmam Zeynulabidin (a.s) Hukuk Risalesinde şöyle buyurur: “Haccın hakkına gelince, onun, Rabbinin huzuruna çıkmak, günahlarından O’na doğru kaçış, tövbenin kabul vesilesi ve Allah Teala’nın senin üzerindeki farzını yerine getirmek olduğunu bilmendir.”

34-Hz Muhammed (s.a.a) buyurmuştur: “Kabul olunmuş haccın mükâfatı, cennetten başka bir şey değildir.”

35-Hz. İmam Sadık (a.s) buyurmuştur: “Hiç bir yolculuk, Mekke yolculuğu kadar insanın et, kan, deri ve saçında etki yapmaz. Hiç bir kimse, zorluğa katlanmadan bu yolculuğu gerçekleştiremez.”

36-Hz. Muhammed (s.a.a) buyurmuştur: “Evinden haccetmek veya ümre yapmak için çıkan kimse her adımını kaldırıp yere koydukça, yaprağın ağaçtan döküldüğü gibi günahları vücudundan dökülür. Medine’ye varıp selam ile beni ziyaret ettiğinde melekler de selamla onu ziyaret ederler. Zulhuleyfe’ye (Şecere Mescidi’ne) gelip guslettiğinde Allah onu günahlarından arındırır. İki yeni ihram elbisesini giydiğinde Allah mükâfat ve iyiliklerini ona yeniler. “Lebbeyk Allahumme lebbeyk” dediğinde Aziz ve Celil olan Rab ona şöyle karşılık verir: ‘Lebbeyk ve Sa’deyk, senin sözlerini işitiyor ve seni gözetiyorum.’ Mekke’ye varıp Safa ile Merve arasında sa’y ettiğinde Allah hayırlarını ona sürekli kılar.

37-Hz. İmam Sadık (a.s) dedesi “İmam Zeynülabidin şöyle buyurduğunu dedi: Hac ve ümre yapınız, vucüdunuz sıhhatlı olur, rızıkınız bollaşır ve ailenizin ihtiyaçları karşılanır. (Geçim sıkıntınız olmaz)” Yine şöyle dedi: “Hacceden bağışlanır, cennete girmesi kesinleşir; ameli ilk baştan yazılır; aliesi ve malı kendisi için korunur.”

38-Hz. İmam Muahmmed Bakır (a.s): “Bu yolu giden kimsede şu üç özellik olmadıkça ona itina edilmez: Allah’ın emirlerine karşı gelmesini önleyen takva, gazabını kontrol etmesini sağlayan hilim ve arkadaşıyla iyi arkadaşlık etmesi.”

39-Hz. Peygamber (s.a.a) buyurmuştur ki: “İnsanlara öyle bir dönem gelir ki; zenginler eğlence, orta halliler ticaret, Kur’an karileri gösteriş ve şöhret, fakirler de dilenmek için haccederler.”

40-Abdullah b. Sinan İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle nakleder: “Mekke yolunda giderken veya dönerken ölen kimse, kıyamet günü büyük korkudan güvende olur.”

***

İmam Humeyni (r.a) açısından hac: Hareketsiz, kıyamsız, ruhsuz, Beraetsız (müşriklerden beri olmak),vahdetsiz hac, küfür ve şirkin telin edilmediği hac, hac olmaz. Hacı adayları Hak Teala’nın misafirliğine davet edilmişlerdir. Müslümanlar bu büyük hac kongresinde ihtilafları bir kenara koymalılar ve Beynelmilel küfür karşısında güçlerini göstermeliler. İslami vahdet ve izzeti ortaya sermeliler.

Yine o hazret şöyle buyurmuştur: “Beraet” ilanı (müşriklerden beri olmak)küfr, şirk, müstekbirler ve fesat karşısında İslam ın ameli savunma propaganda yöntemlerinden biridir.

İslam İnkılâbı Rehberi Ayetullah Hameney hac mesajında şöyle buyurmuştur: “Hac mevsimi, manevi çabanın baharı, evrenin ufuklarında tevhidin tecellisidir. Hac ibadeti, hacı adayını günah ve gafletin kirlerinden arındırır, ilahi fıtrat nurunu onlara geri çevirir. Böbürlenme, kibir ve ayrılık elbisesini çıkarmak ve tek renkli ihram elbisesini giyinmek, İslam ümmetinin birliğinin simgesi ve dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar onları birlik ve beraberliğe yönlendiren sembolik bir emir konumundadır. Haccın mesajının bir yanı “İlahınız, tek ilahtır; öyleyse O’na teslim olun. İtaat ederek kalpleri güvene kavuşanları müjdele!” (Hac: 34) olmakla birlikte diğer yanı ise şudur; “Yerlisi ile göçebeyi eşit hakka sahip kıldığımız O Mescidu’l-Haram.” (Hac: 25).

Bu yüzden Kabe, tevhit kelimesini temsil etmenin yanı sıra, tevhid-i kelime (sözbirliği), kardeşlik ve İslami eşitliğin de simgesidir.

Derleyen: Hacer AYYILDIZ


Yorum Bırak

  1. İkbal dedi ki:

    Teşekkürler canlar,,,facebookta, zeynebiye bayan hac ve umre moda evi var, bayan modacı bayanlara özel hac – umre kıyafetlerini kendi özgün tasarladığı 4 – 5 modeli var 1 kaç kafileye dikti çok beğenilmişti, ben de o kafilelerin biriyle umre ziyaretine gittiğimde şahit oldum internetten de ulaşabilirsiniz, adı pek duyulmadığı reklam yapılmadığı için bilinmiyor. Ama kumaşı pek terletmiyen ve MODELLERİ rahat ibadet ettiklerini söylüyorlardı… Hatta dilleri bilmiyorduk diğer ülkelerden bayanlar adresini istiyordu. BAYANLAR UMRE ZORLUKLARIN BİLDİĞİMİZ İÇİN ANLATTIM… BİLGİLERİM DOĞRU ÇIKTIĞINDA BANADA DUA EDİN. ALLAH CC KABUL ETSİN