Haccın Önemi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 29 Ocak 2010 2.6K kez okundu Hikaye ve Kıssa 1 Yorum

Merhum hacı Abdülali Moşksar şöyle nakleder:

Rabbani alimlerden merhum Hacı Seyit Abdülali, bir gün Ahmedağa Mescidi’nde cemaat namazının ardından minbere çıktı. Ben de o mescitte hazır idim. “Bugün size nasihat olarak kendi gördüğüm bir şey anlatmak istiyorum” dedi ve anlatmaya başladı:

Mümin bir arkadaşım vardır. Hastalanınca ziyaretine gittim. Onu ölüm döşeğinde görünce  yanı başında oturarak Saffat ve Yasin surelerini okumaya başladım. Ailesi odadan dışarı çıkınca onunla baş başa kaldım. Tevhid ve velayet kelimelerini telkin etmeye başladım. Şuuru yerinde olmasına rağmen tekrarladıklarımı söylemedi. Ansızın son derece öfkeli edayla bana dönüp “Yahudi, Yahudi, Yahudi!” dedi.

Bunu duyunca başımı dövündüm. Artık yerimde duramıyordum. Hemen dışarı çıktım. Ben çıkınca ailesi de yanına gitti. Kapıya yaklaştığımda ağlama ve feryat sesleri işittim. Arkadaşım artık ölmüştü.

Durumu araştırdıktan sonra epey bir süredir bu bedbahtın üzerine haccın farz olduğu, buna rağmen hacca gitmediği anlaşıldı. Bu önemli farizayı yerine getirmediği için de bir Yahudi olarak dünyadan göçtü.

—–

“Gizemli Öyküler” kitabından alıntıdır.

Yazar: Ayetullah Destgayb

Öykü:60    Sayfa:120

Yorum Bırak

  1. zehra dedi ki:

    rabbim razı olsun, feyizlendik