Hadis Hakkında Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 2 Ekim 2009 1.9K kez okundu Hadis Yorum Yok

Hadis nakletmenin önemi: “

1- Resulullah (s.a.a): “Allah, benim sözlerimi duyup anladıktan sonra benden taraf (başkalarına) ulaştıran kimsenin yüzünü güldürsün (mesud etsin).”

2- İmam Bakir (a.s): “Bizim hadis ve sözlerimiz kalpleri ihya eder. Doğru konuşan birinden bizim hadislerimizden birini öğrenirseniz bu, bütün dünyadan daha hayırlıdır.”

3- Resulullah (s.a.a): “Birbirinizle ilmi muzakere ve mubahese yapınız ve hadislerimizi söyleyin, çünkü hadis kalplerin pasını siler, kalpler kılıç gibi paslanır bu pası da ancak hadis temizler.”

4- İmam Bakır (a.s): “İlim talep etmede acele edin; and olsun Allah’a, helal-haram konusunda doğru konuşan birinden bir hadis öğrensen, senin için Güneşin üzerine doğup battığı herşeyden daha hayırlıdır.”

5- Resulullah (s.a.a): “Kim, kendisi için faydalı iki hadis öğrenir veya faydalanması için başkasına öğretirse, 60 yıl ibadetten daha hayırlıdır.”

6- İmam Sadık (a.s): “İnsanların bizim yanımızdaki değerlerini, bizden naklettikleri hadisler miktarınca ölçün.”

7- Resulullah (s.a.a): “Kim, benim ümmetimden birine bir sünnet-i haseneyi ayakta tutacak veya bir bid’atı ortadan kaldıracak bir hadis öğretirse, bununla cenneti hak etmiş olur.”

8- Resulullah, üç defa “Allah’ım, benim halifeme rahmetini indir” buyurduğunda “Ya Resulallah, sizin halifeniz kimdir?” diye sordular. Cevaplarında şöyle buyurdu: “Benden sonra benim hadislerimi ve sünnetimi nakledenler ve benden sonra onları halka öğretenlerdir.”

9- İmam Sadık (a.s): “Kim, bizim hadislerimizi rivayet ederek şialarımızın kalplerini güçlendirirse, böyle birsi bin abitten daha hayırlıdır.”

Kırk hadis nakletmenin sevabı:

10- Resulullah (s.a.a): “Ümmetimden kim, kırk hadis ezberlerse Allah-u Teala onu kıyamet günü alim ve fakih olarak haşr eder.”

11- Resulullah (s.a.a): “Ümmetimden kim, Allah rızası ve ahireti için kırk hadis öğrenirse, Allah-u Teala kıyamet günü onu peygamberler, şehidler, salihler ve sıdıklarla (sadık kullarla) haşr eder ve onlar ne güzel arkadaştırlar!”

12- İmam Sadık (a.s): “Kim, helal-haram konusunda bizden kırk hadis öğrenirse, kıyamet günü Allah-u Teala onu fakih ve alim olarak haşreder ve azap etmez.”

13- Resulullah (s.a.a): “Kim, benim ümmetime dini konularda yararlanabilecekleri kırk hadis öğretirse, Allah-u Teala onu kıyamet günü alim ve fakih olarak haşr eder.”

Hadis nakletme ile hadisi anlama  arasındaki fark:

14- İmam Sadık (a.s): “Bir hadisi (gerçek manasıyla) anlamak, bin hadis nakletmekten daha hayırlıdır.”

15- Resulullah (s.a.a): “Allah, benim sözlerimi duyup da iyice anladıktan sonra onu başkalarına öğreten kimsenin yüzünü nurlandırsın (kıyamette mutlu etsin). Çünkü nice insanlar vardır ki, fıkhı öğrenirler ama fakih değillerdir. Ve nice insanlar vardır ki, fıkhı başkalarına öğretirler ama onlar kendilerinden daha iyi anlarlar.”

16- İmam Ali (a.s): “Hadisi anlamaya çalışın, nakletmeye değil.”

17- İmam Sadık (a.s): “Alimin himmeti anlamaya çalişmaktır, cahilin çabası ise nakletmektir.”

18- İmam Ali (a.s): “Hak bir söz duyduğunuz zaman onu anlayıp amel etmeye çalışın, onu nakletmeğe uğraşmayın; çünkü ilmi nakledenlerin sayısı çoktur, ona amel eden ise pek az.”

Yalan hadis nakletmek ve hadis yalanlamak hakkında:

19- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, yerini cehennemde hazırlasın..”

20- Resulullah (s.a.a): “Kim, yalan olduğunu bildiği halde, benden bir hadis naklederse, iki yalancıdan birisidir.”

21- Resulullah (s.a.a): “Kim, bana yalan isnad ederse, onun için cehennemde içinde (otlayacağı) kalacağı bir ev yapılır.”

22- Resulullah (s.a.a): “Büyük günahların en büyüklerinden birisi, benim söylemediğim bir sözün bana isnad edilmesidir.”

23- İmam Bakır veya İmam Sadık (a.s): “Murciî, Kaderi ve Hariciler (gibi sapık guruplar)den biri, bizden size bir hadis naklederse, onu yalanlamayın; çünkü doğru olup olmadığını bilemezsiniz; belki de hak söz olabilir; siz bu yalanlamanızla Arşda Allah’ı yalanlamış olabilirsiniz.”

24- Resulullah (s.a.a): “Kim, kendisine ulaşan bir hadisimi inkar ederse, kıyamet günü onun aleyhine şahitlik ederim. Öyleyse benden olup olmadığını bilmediğiniz bir hadis duyarsanız, deyin ki: “Allah daha iyi bilir.”

25- Resulullah (s.a.a): “Kim, benden kendisine ulaşan bir hadisi yalanlarsa, üç kişiyi yalanlamıştır; Allah’ı , Resulünü ve hadisi kendisine nakledeni.”

26- İmam Sadık (a.s) bazı dostlarına hitaben şöyle buyurdu: “Bizim vazifemiz (dinin) asıllarını, temellerini beyan etmektir, sizin göreviniz ise (bu asıllara dayanarak) teferruat ve detayların (hükmünü) çıkarmaktır.” (Bugün müctehidlerin yaptığı da bundan ibarettir.)

Hadisin doğruluğunun tesbiti:

27- Resulullah (s.a.a): “Benim hadislerimi Kuran ile ölçün, eğer Kur’an’la bağdaşırsa, o bendendir ve ben söylemişimdir.”

28- Resulullah (s.a.a): “Her hakkın bir hakikatı, her doğrunun bir nuraniyeti vardır; öyleyse Kur’an’la muvafık olanı alın, Kur’an’la ters düşeni bırakın (amel etmeyin).”

29- İmam Sadık (a.s): “Kur’an’la muvafık olmayan her hadis uydurmadır.”

30- Resulullah (s.a.a): “Benden size ulaşan her hadisim, eğer hak ile muvafık ise onu ben söylemişimdir, eğer hak ile bağdaşmazsa ben onu söylememişimdir; çünkü ben haktan başka birşey söylemem.”

31- Resulullah (s.a.a): “Benden nakledilen bir hadisi duyduğunuzda kalbiniz onun doğruluğuna inanıyorsa ve bedeninizin azaları onu hoş karşılıyor ve kendinize yakın hissediyorsanız bilin ki, ben, sizden daha yakınım o söze (yani ben söylemişimdir). Ama eğer benden kalbinizin kabul etmediği, bedeninizin azalarının hoş karşılamadığı ve kendinizden uzak hissettiğiniz bir söz duyduysanız, bilin ki, ben o söze sizden daha uzağım (yani ben söylememişimdir).”

Hangi hadislerin nakledilmesi hakkında:

32- Resulullah (s.a.a): “Ümmetime akıllarının kaldırabileceği (anlayabileceği) hadislerimi söyleyin..”

33- Resulullah (s.a.a): “Kim, tefsirini bilmediği, kendisine nakledenin de tefsirini bilmediği bir hadisi duyarsa, o hadis, onun ve ona nakledenin fitneye düşmesine sebep olabilir.” (Onun için gerçek açıklamasını öğrenmedikçe her hadisi her kese söylememek lazımdır.)

34- Hz.Ali (a.s): “Allah ve Resulünün yalanlanmasını mı istiyorsunuz? (İstemiyorsanız) Halkın acayip karşılamayıp kabullenebilecekleri hadisleri onlara söyleyin. Anlayamayacakları ve inkar edecekleri hadisleri onlara söylemeyin.”

35- Resulullah (s.a.a): “İnsanlarla Allah hakkında konuştuğunuz zaman onları dehşete düşürecek ve anlamakta zorlanacakları sözler söylemeyin.”

36- İmam Sadık (a.s): “Bizim sözlerimiz ağır ve zordur (herkes anlayamaz), onları ancak mukarreb melek, mürsel peygamber, Allah’ın kalbini imanla imtahan ettiği (sağlamlaştırdığı) kul ve kalbi geniş ve sağlam olan anlar.”

37- İmam Sadık (a.s): “Bir kimse, bizim, haktan başka birşey söylemeyeceğimize inanırsa, bizden bildikleriyle yetinsin. Eğer bizden (önceden) bildiğinin tersine bir şey duyarsa, bilsin ki bu bizim onu savunmamız ve onun hayrına bir şeyi yapmamız içindir.”

38- İmam Rıza (a.s): “Bizim hadislerimizin de Kur’an ayetleri gibi muhkem ve müteşabihleri vardır; müteşabih rivayetleri muhkemlerle anlamaya çalışın, muhkemlere muracaat etmeden müteşabihlerin ardına gitmeyin yoksa delalete düşersiniz.”

39- İmam Sadık (a.s) Ebu Basir’e şöyle buyurdu: “And olsun Allah’a, aranızdan üç tane mü’min sırdaş bulsaydım, onlara hiçbir hadisi söylemekten çekinmezdim.” (Bu hadis sır saklamanın (özellikle Ehlibeyt’in sırlarının) ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır.)

40- İmam Cafer-i Sadık (s.a): “(Mürcie gibi) sapık gruplar çocuklarınız hakkında  sizden önce davranıp (onlara yanlış ve batıl şeyler öğretmeden) onlara (Resulullah ve Ehlibeyt’inin) hadislerini öğretin.”

—————-

KAYNAKLAR:

1- Kenz-ül Ummâl, Hadid: 29163, El-Emâli (Şeyh Müfid), s.186

2- Bihar-ul Envar, c.2, s.144, El-Emâli (Şeyh Müfid), s.42

3- El-Kâfî, c.1, s.41

4- El-Mehâsin, c.1, s.356

5- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.152

6- Bihâr-ül Envâr, c.44, s.150

7- Bihâr-ül Envâr, c.44, s.152

8- Uyûn-u Ahbâr-ir Rıza, c.2, s.37

9- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.145

10- Kenz-ül Ummal, Hadis: 28818

11- El-Hisâl, c.2, s.543

12- El-Hisâl, c.2, s.542

13- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.156

14- Meâni’l Ahbâr, c.2, s.3

15- Kenz-ül Ummal, Hadis: 29168, El-Emâli (Şeyh Müfid) s.186

16- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.160

17- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.161

18- El-Kâfi c.8, s.391

19- El-Emeli (Şeyh Tûsi), s.227

20- Kenz-ül Ummal Hadis: 29171

21- Kenz-ül Ummal Hadis: 29178

22- Kenz-ül Ummal Hadis: 29255

23- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212

24- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212

25- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.212

26- Es-Serâir s.58

27- Kenz-ül Ummal Hadis: 907, Tefsir-ül Kebir (Fahrettin Razi), c.3, s.371

28- El-Kâfi, c.1, s.69

29- El-Kâfi, c.1, s.69

30- Meâni’l Ahbâr, s.390

31- Kenz-ül Ummal Hadis: 902

32-  Kenz-ül Ummal Hadis: 29282

33- Kenz-ül Ummal Hadis: 29283

34- Bihâr-ül Envâr, c.2, s.77

35- Kenz-ül Ummal Hadis: 5307

36- Meâni’l Ahbar, s.189

37- El-İhticac, c.2, s.260

38- Uyûn-u Ahbâr-ir Rıza, c.1, s.290

39- El-Kâfi, c.2, s.242

40- El-Kafî, c.6, s.47

—————-

Sabahattin TÜRKYILMAZ


Yorum Bırak