Hicab ve Hürriyet İlkesi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Nisan 2010 2.007 kez okundu Kadın ve Hicab Yorum Yok


“Hicab konusunda tenkitlerde bulunan bir grubun iddiasına göre; Hicab, insanın tabii bir hakkı olan hürriyetini ortadan kaldırmakta  ve kadının insanlık haysiyetine yapılan bir nevi hakarettir.
Onlar, bir insanın haysiyet ve şerefine saygı göstermenin, insan hakları beyannamesinin bir maddesi olduğunu öne sürer ve her insanın, erkek veya kadın, siyah veya beyaz ve hangi ülkenin vatandaşı olursa olsun hür ve şerif olduğunu söylerler.Onlara göre; kadını hicaplı olmaya zorlamak, onun hürriyet hakkına itinasızlık ve insanlık haysiyetine ihanettir.Başka bir deyimle, kadına yapılan aşırı bir zulümdür.Kadının hürriyet hakkı ve insanlık izzet ve kerameti ve bunun gibi dini ve akli hükümler gereği, sebepsiz olarak hiç kimse esir ve mahpus olmamalı ve hiçbir  şekil ve surette ve hiçbir bahaneyle zulme uğramamalıdır.Bu kaideler de göstermektedir ki hicab ortadan kalkmalıdır.

—–

Cevap: Bir kere daha hatırlatırım ki, kadını eve hapsetmekle yabancı bir erkekle karşılaştığında örtünmekle vazifeli olması arasında fark vardır.İslam’da kadını esir etmek ve hapsetmek diye bir şey yoktur.İslam’da hicab, kadının  yabancı erkekle olan muaşeret ve karşılaşmalarında, giydiği elbiselerde belli bir ölçüye riayet etmesidir.Bu vazife ne erkek tarafından ona tahmil edilmiştir, ne onun haysiyet ve kerametine aykırı olan bir şeydir, ve ne de Allah’ın kadına  verdiği tabii haklara tecavüzdür.Bu göreve riayet etmek evde hapsedilmekle karıştırılmamalıdır.

Bir takım toplumsal menfaatleri gözetmek için kadın veya erkeğin, muaşerette hususi bir yöntem tesbit etmeleri, toplum içinde başkalarının huzurunu bozmayacak şekilde yürümeleri ve ahlaki dengeyi ortadan kaldırmayacak şekilde davranmaları ve bunun gibi konular “hapsetme” veya “esir alma” olarak nitelendirilemez ve bunun gibi davranışları insanın haysiyetine ve hürriyet ilkesine aykırı olarak tanıtmak doğru değildir.

Halihazırda uygar sayılan dünya ülkelerinde erkek için sınırlandırmalar az-çok vardır.Eğer bir erkek çıplak olarak veya gece kıyafetiyle görünse polis tarafından önlenir ve bu hareket toplumun haysiyetine muhalif olduğu için onu tevkif ederler.İçtimai  ve ahlaki menfaatler, fertleri birbirleriyle münasebetlerinde belli kurallara uymaya mecbur kılıyorsa, mesela tam giyinerek dışarı çıkması gerekiyorsa; böyle bir şey ne kölelik anlamındadır ne de mahpus olma; ne insanlık haysiyet ve hürriyetine aykırıdır, ne zulümdür, ne de aklın hükmüne zıttır.

Tam aksine, kadının İslam’ın tayin ettiği kadarıyla örtülü olması onun keramet ve saygısının artmasına mucib olur; çünkü bu durum onu  ahlak yoksunu ve kaba kişilerin taarruzundan korur.
Kadının şerafeti, onu dışarıya çıktığı zaman metin, ağır, vakarlı olmaya; davranış ve elbise giyiş tarzıyla tahrikata yol açacak, erkeği kendisine doğru çekecek hareketlerde bulunmaya, çekici elbise giymekten, yolda cilveli yürümekten, çekicilik ve mana katmak için konuşmasına ahenkli bir hava vermekten kaçınmaya mecbur kılmaktadır.Şöyle ki bazı zamanlar jestler konuşmakta, insanın yol yürümesi konuşmakta, konuşma tarzı başka bir şey anlatmaktadır.

Önce alim olarak kendi tipimden örnek veriyorum:Eğer bir alim alışılmışın aksine kendi kıyafet ve dış görünüşüne  ayrı bir şekil verir; sarığı büyük yapar, sakalı uzatır, eline ağır bir asa, sırtına görkemli bir aba alırsa, bu jest ve kıyafetin kendisi konuşmakta olup, bana saygı gösterin, benim için yol açın, edepli bir şekilde ayağa kalkın, elimi öpün demektedir.
Yüksek rütbeli bir subayın, kasıla kasıla yürümesi, adımlarını sert bir şekilde yere vurması, konuşurken ses tonunu kalınlaştırması da böyle bir mana taşımaktadır.Bütün bu davranışlar bir dil görevini yapmaktadır ve demek istemektedir ki; benden korkun, kalplerinizde benim ihtişamıma, korkuma yer verin.

Bunun gibi kadında öyle bir elbise giyinip yürüyebilir ki bu davranış ve fiiller konuşmaya başlayarak, peşimden gel, laf at, karşımda diz çök, aşk ve tapınmanı açıkla diyerek feryat etmeye başlar.
Acaba kadının haysiyeti böyle bir şeyi kabul eder mi ?
Acaba sade ve sükunetle gelip gitse, dikkatleri dağıtmasa, şehvetli bakışlarla erkeğin haysiyetine veya toplumun menfaatlerine aykırı mıdır, ferdin hürriyet ilkesine karşı yapılmış bir hareket midir ?

Evet, eğer biri, kadını eve hapsedip kapıyı üzerine kilitlemek gerektiğini söyler ve hiçbir surette evden dışarı çıkmasına müsaade etmezse, elbette bu tabii hürriyete, insanlık haysiyetine ve Allah (c.c)’ın kadına verdiği haklara aykırıdır.Bu gibi durumlar İslam dışı hicablarda görülmüştür, İslam’da böyle şeyler yoktur.

Siz eğer fakihlerden sorsanız, acaba kadını evden dışarın çıkması haram mıdır? Hayır cevabını verirler.Eğer acaba kadını alış-veriş yapması –satıcı erkek bile olsa- haram mıdır ? diye sorarsanız haram değil cevabını verirler .Acaba kadının   konuşma toplantılarına  katılması haram mıdır ? Cevap yine menfidir; çünkü camilerde, dini toplantılarda yapılan vaazlara katılırlar.Böylece erkeğin bulunduğu toplantılara bile kadının katılmasının haram olduğunu kimse  söylememiştir. Kadının, tahsil yapması, fen ve sanat öğrenmesi  ve bilahare Allah(c.c)’ın onda yarattığı yetenekleri  geliştirmesi haram mıdır ? Cevap yine aynıdır.

Yalnız iki husus dikkate alınmalı; biri kadının örtülü olması ve dışarı çıkarken kendini gösterir ve tahrik  eder  bir durumda olmayışı.Diğeri ise aile kurumunun menfaatleri, hayrı için kadının kocasının rızası ve reyiyle dışarı çıkmasıdır. Elbette, erkek de aile menfaatlerini, ailenin hayrını gözeterek karar almalıdır.Bazen mümkündür ki kadının akrabalarının evine, kendi yakınlarına gitmesi hayırlı olmayabilir.

Farz edelim kadın kız kardeşinin evine gitmek istiyor ve misal olarak kız kardeşi müfsit ve fitneci bir insan olup, kadını  aile  menfaatlerine karşı kışkırtmaktadır.Tecrübeler de göstermiştir ki bu gibi hadiseler az değildir.Böyle durumlarda koca böyle zararlı muaşeretleri –ki zararı yalnız erkeğe değil, kadının kendisine ve evlatlarına da dokunur- önleme hakkına sahiptir.Fakat ailenin menfaatleriyle ilişkisi  olmayan konularda erkeğin dehaletine yer yoktur.”

“Hicab” kitabından alıntıdır.

Murtaza Mutahhari

Yorum Bırak