Hicret

Yazar: beytül ahzan Tarih: 20 Mayıs 2010 1.5K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok


Artık gitmeliyim. Ufukta hicret gülümsemekte. Karanlık geceler beni beklerken, Hicaz’ın yetimleri arkamdan su serpmekte. Sayıları beşi geçmeyen dostlarım gelmiş beni uğurlamaya, kimisi sevgisini, kimisi ise akşamki yemeğini getirmişler. Oysa kimseye haber vermedim giderken, gideceğimi nereden de bilmişler.

Bir yol, bu yola çıkan için acı ve ızdıraptan başka bir şey yokmuş. Sevdiklerini yolcu edenlerden dinledim, kimse bilmese de bu yolu, bu yola çıkanlar çokmuş.

Artık gitmeliyim, beni bekler özlem tepeleri, yalın ayakla girmeliyim vefasızlar ülkesine, haykırarak hakikati, kararmış kalpleri titretmeliyim.

Mihrabında şehit olan mescide varmalıyım, belki aç kalmam ama yinede o aşkın özlemi ile uyuyakalırım ve gece olur, maşuk, yalın ayakla girerken mescide, ağlayarak secdeye varıp ulaşmalıyım hikmete,

Şehirde bir divane görürüm, nerede Selman, nerede Ebuzer, nerede Üveys der belki, Muhammed bin Ebubekir gibi haykırırım o an, neden beni de aramıyorsun, neden beni de çağırmıyorsun derim. O an anlarım, sürgün gecelerde karanlıkların esiriyim.

Ey dost! Bu dünyada benim adım duyulur mu, bu civarda da mescide sığınan birileri var mı diye sorulur mu? Varsam Rebeze’ye toprağa secde etsem, toprak üstünde de kalsa bedenim, cenaze namazımı kılmaya gelen olur mu ki?

Fatih Kahramani


Yorum Bırak