Hırs

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Mayıs 2011 4.5K kez okundu Ahlak ve İrfan 1 Yorum

Hırs

Mala karşı aşırı sevgi besleme, mal arttırma isteği. Bu hususta hiçbir sınır tanımama. Yerilmiş nitelikler ve kötü hasletlerin başında yer alır. Çeşitli kötülüklere ve türlü günahlara neden olur. İhtiras sahibi kimsenin ne kadar kötü ve yerilmiş olduğunu anlamak için, hırsı arttıkça üzüntüsünün ve huzursuzluğunun da arttığını bilmek yeterlidir.

Şimdi de ihtirası, aşırı mal düşkünlüğünü yeren bazı sözleri okuyucunun istifadesine sunuyoruz: İmam Bakır (as) der ki: “Dünyaya hırsla sarılan kimse, ipek böceğine benzer. Böcek etrafındaki kozayı ördükçe, oradan çıkması güçleşir, sonunda ölür gider.” [1]

Şair der ki:

“Cimri insan mal biriktirmekle zamanını tüketir.

Olaylar ve günler içindir biriktirdikleri.

Tıpkı ipek böceği gibi, onu da bina ettiği şey yıkar,

Başkası onun bina ettiğinden yararlanır.”

İmam Sadık (as) der ki: “Gökte vahyin indiği yerde şöyle yazılıdır: Ademoğlunun iki vadisi olsa ve bu iki vadide altın ve gümüş aksa, bunlara ilaveten bir üçüncü vadinin de olmasını ister. Ey Ademoğlu! Şüphe yok ki, senin karnın denizlerden bir deniz ve vadilerden bir vadidir. Onu topraktan başka bir şey dolduramaz.” [2]

İmam Sadık (as) der ki: “Çobanları tarafından yalnız bırakılan bir sürüye, biri önden biri de arkadan saldıran iki kurt, kesinlikle mal sevgisinden daha zararlı değildir. Şeref, Müslümanın dinindedir.” [3]

Emiru’l-Mü’minin (as), oğlu Hasan’a (as) vasiyet ederken şöyle der: “Şunu kesin olarak bil ki sen arzuna erişemezsin, senin için belirlenen yaşama süresinin ötesine geçemezsin. Sen şu anda senden önce yaşamış olanların geçtikleri yolda yürüyorsun. Öyleyse isteklerini kıs, kazançta mutedil ol. Çünkü nice istekler var ki, savaşa dönüşür. Kaldı ki, her talep eden rızıklanmaz ve her mutedil davranan da mahrum olmaz.” [4]

Hasan b. Ali (as) der ki: “İnsanı üç şey helak eder: Kibir, hırs ve çekememezlik. Kibir, dinin de helakıdır. İblis bu özelliğinden dolayı lanete uğramıştır. Hırs nefsin düşmanıdır. Adem (as), hırsı yüzünden cennetten çıkarılmıştır. Çekememezlik ise, insanı kötülüğe yöneltir. Kabil’in Habil’i öldürmesinin sebebi de çekememezliktir.” [5]

Hırsın Kötülükleri

Şurası gün bigi ortadadır ki, ne zaman hırs insana egemen olursa, insanı köleleştirir. Bir çok zorluğa ve meşakkate düşürür. Tehlikeli badirelere atar. İhtiras sahibi kimseyi, mal arttırmaktan, servet yığmaktan başka hiçbir şey ilgilendirmez, gözünü başka bir şey doyurmaz. Açlığının sınırı yoktur. Bir arzusuna kavuşunca, bu sefer bir diğerini ister. Böylece hırsın kavurucu ateşi içinde her zaman yanar. Arzular ona köleleştirmiş olurlar. Nihayet zenginlik tutkusunun kurbanı olarak hüsrana uğrar.

İnsanlar içinde mal için en çok emek sarf eden, ihtiraslı kimsedir. Ama maldan en az yararlanan da kendisidir. Mal kazanmak ve depolamak için yorulur, çırpındıkça çırpınır. Fakat çok geçmeden ölüm onu malından ayırır. Varislerine kalır onca mal. Yorulan kendisidir ama yararlanan bir başkası olur. Yığdığı malın tadına  varamadan hayata veda eder.

Bütün bunlardan başka hırs, kişiyi şüphelerin, yoksunlukların, günah nitelikli vartaların içine atar. Ahirete dönük problemlerle yüz yüze bırakır. Kişiyi hayırlı işler yapmaktan da alıkoyar. Sıla-i rahim (yakın akrabalarla ilişki içinde olma), yoksulların, düşkünlerin elinden tutma gibi sevap kazandırıcı ameller işlemesine engel olur. Hiç kuşkusuz bunun zararını telafi etmek mümkün değildir. Büyük bir kayıptır bu.

Hırsın Tedavisi

Hırsın kötülüklerini öğrendiğimize göre, bunun tedavi yöntemini de kısaca sunmamız ve bu amaca yönelik bazı öğütlere yer vermemiz uygun olur.

1-İhtiraslı kimse, hırsın kötülüklerini, dini ve dünyevi yıkımlarını hatırlamalıdır. Dünyalığın helalinden dolayı hesap vereceğini, haramından dolayı ceza göreceğini ve şüphelisinden dolayı azarlanacağını düşünmelidir.

2-Daha önce işaret ettiğimiz kanaatkarlığın faziletini, güzelliklerini düşünmeli, peygamberler, vasiler ve veliler gibi ulu şahsiyetlerin yaşayışlarını kendine örnek almalıdır. Zahidane hayatlarını, aza kanaat edişlerini hayat düstûru haline getirmelidir.

3-Servet açısından kendisinden yukarıda olanlara bakmaktan, durumları karşısında iç geçirmekten ve dünya hayatının, çekici süslerin cazibesine kapılmaktan vazgeçmeli, bu hususta kendisinden aşağı olanlara bakmalıdır. Servet olarak, insanın kendisinden daha alt düzeyde olana bakması kanaat getirme duygusunu geliştirir, gemi azıya almış hırsı dizginler.

4-Harcamalarda orta yolu tutmalı, iktisatlı davranmalı.Bu hırs ateşini söndürmenin en önemli etkenlerinden biridir. Çünkü aşırı harcama ve israf malın çok olması, dolayısıyla mal kazanma isteğine ve ihtirasa neden olur.

İmam Sadık (as) der ki: “İktisatlı davranmanın fakir olmayacağı temin edilmiştir.” [6]

——————

1-el-Vafi, c.3, sf.152

2-el-Vafi, c.3, sf.154

3-Mi’ratu’l-Ukul

4-Nehcü’l-Belağa

5-Keşfu’l-Ğumme

6-El-Bihar, c.2, sf.199

—————–

“Ehl-i Beyt Ahlakı” isimli kitaptan alıntıdır.

Yazar: Mehdi Sadr

Sayfa:67


Yorum Bırak

  1. Vahid İslam dedi ki:

    merhaba ben azerbaycandan Vahid siteniz sUper Allah sizlerden razi olsun sizlere basarilar diliyorum sonda: GELECEK BIR GUN O ZEHRA BALASI DOLACAQ MEKKE MEDINE ARASI