Hz. Abbas’ın Künyeleri

Yazar: beytül ahzan Tarih: 13 Ağustos 2009 4.3K kez okundu Ehlibeyt Yorum Yok
Bu yazıyı değerlendirin

Ebu Kırba:

Kırba, su kaplarına denilir. “Ebu Kırba” ise bu kapların sahibi anlamına gelmektedir. Arapça dilinde her kim, herhangi bir şeyle çok içli dışlı olur ve birlikte olursa, o şeyin başına ebu kelimesi eklenerek o şahıs anılır. [1]


Hz. Abbas (a.s) da Kerbela’da su getirme vazifesini üstlendiği ve su kaplarıyla su getirdiği için ona “Ebu Kırba” lakabı verilmiştir.

Aslında, Hazret küçüklüğünden itibaren, Arabistan yarım adasında makam ve övgü olarak önemli sayılan “Ebu Kırba” lakabına sahipti. Zira O küçüklüğünden beri su taşıyıp susuzları doyurmak görevini üstlenmişti. İşte bu yüzden O’na “Ebu Kırba” denilmiştir.


Haşim oğulları Kâbe’nin perdeciliği görevini üstlenmişlerdi. Mekke, şimdi olduğu gibi o zamanda da hacıların ve yolcuların uğradığı, konakladıkları bir mekândı. Haşim oğulları Kâbe’nin perdecileri olduklarından ziyaretçilerin su ihtiyaçlarını da karşılıyorlardı. Özellikle de Abdulmuttalib zemzem kuyusunu kazmış, Ebu Talib (a.s) ise, “Meş’ar’ul-Harem”, “Arafat” ve “Mina”nın yollarının kenarında kuyular kazıp sular çıkarmıştı. Bu yüzden Ebu Talib (a.s)’a, hacıların sucusu manasına gelen “Sakiyi Hecic” lakabı verilmiştir.

Kısacası, tarihe dikkat edilirse, Mekke’de su ulaştırma organizasyonunu Haşim oğulları üstlenmiş ve bu işin başkanlığını onlar yapmışlardır. Hz. Ebul-Fazl’il Abbas (a.s) da bu güzel sünneti devam ettirdiğinden ona; “Ebu Kırba” ve “Sekka” denilmiştir.

Ebu’l-Fazl:

Bu unvanın Hz. Ebu’l-Fazl’il-Abbas (a.s)’a verilmesi konusunda iki yorum yapmak mümkündür:

1- Onun “Fazl” adında bir oğlu vardı. Bu yüzden ona Fazl’ın babası anlamına gelen Ebu’l-Fazl denildi. Zira Ebu’l-Fazl, Fazl’ın babası anlamındadır.

2- Hz. Abbas (a.s) ahlak ve faziletlerde çok yüce derecelere ulaştığından ve en güzel ahlakı simgeleyen özellikleri gösterdiğinden, O’na bu unvan verilmiştir. Yani o faziletlerin babasıdır. Bu güzel ahlaklara sahip olmak isteyenler, mutlaka ondan öğrenmeli ve o kapıyı çalmalıdırlar ki, büyük ariflerin hayatına dikkat edilirse, önemli dini meselelerde takıldıklarında, O Hazretin kapısını çalmakla rahmet kapılarının yüzlerine açıldığı
görülmektedir.

———

1 – Nasih’ut- Tevarih, c. 2, s. 341


Yorum Bırak