Hz. Ebulfazl’ın (as) Kerameti

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Mayıs 2010 3.334 kez okundu Hikaye ve Kıssa 1 Yorum

Yine Mevlevî şöyle nakleder:

“Kardeşim Muhammed İshak, çocukluğunda vereme yakalanmış, iyileşmesinden ümidimizi kesmiştik. Bunun üzerine babam onu Kerbela’ya, Hz. Ebufazl’ın (as) türbesine götürdü.

Türbeye vardığında kardeşimi türbenin demir parmaklıklarına bağlar, Hz. Ebulfazl’a tevessül ederek Allah’tan şifa vermesini ya da onu öldürmesini diler. Daha sonra onu kendi haline bırakarak kendisi revaka geçer. Orada namazla meşgul olur. Bir süre sonra tekrar kardeşimin yanına döner. Kardeşim, babama acıktığını söyler. Ancak babam, onun yüzünde değişiklik hisseder. İyice araştırdıktan sonra kardeşimin iyileştiğini ve şifa bulduğunu öğrenir. Bu nedenle hemen bağını çözüp dışarı çıkarır.

Ertesi gün kardeşimin canı nar yemek ister. Babam ona sekiz nar tanesi ve büyük bir ekmek verir. Yemeği iştahla yiyen kardeşimin hastalığından artık eser kalmamıştır.

Şu anda Necef’te ikamet eden bu çocuk, Hz. Hamza türbesi yakınlarında bir ekmek fırını işletiyor.

Muhterem Mevlevî’yle Hz. Hamza’yı ziyarete müşerref olduğumda Muhammed İshak’ı görmeye gittik. Gayet sağlıklı ve esenlik içindeydi. Takvası ve iman nuru simasından belli oluyordu.

—————–

Ayetullah Destgayb’ın “Gizemli Öyküler” adlı kitabından alıntıdır.

Öykü:93  Sayfa:186

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    Hz.Ebulfazıl Abbas kimdir? Hz. Ebulfazıl Abbas İmam Ali el-Murtaza’nın (as) oğlu, cennet gençlerinin Seyyidleri olan Hz. Hasan ile Hz. Hüseyinin (as) üvey kardeşidir. Annesinin adı Fatıma lakabı ise Ümmül Benin’dir. Kerbela’da İmam Hüseyin’in (as) bayraktarı olduğu için “Alemdar” lakabı ile anılır. “Ebul Fazl” künyesidir, çok güzel olduğu için “Kameri Beni Haşim” yani “Beni Haşim kabilesinin ayı” olarak çağrılır. Hz. Alemdar Abbas Kerbela’da imam Hüseyinin (as) yanında kafirlerle savaşmıştır, İmam’ın (as) çadırında su bittiği ve çocuklar susuzluğa dayanamadığı için tek başına (bazı hadislerde imam Hüseyin [as] ile birlikde) Fırat’a doğru ilerlemiş, suyun önüne kesmiş olan 500 kişilik kafir ordusunu dağıtarak Fırat’a ulaşmıştır. Su tulumları su ile doldururken elini uzatıp su almak istemiş fakat İmam Hüseyin’i (as) hatırlayarak “o içmeden ben nasıl içerim” demiş ve avcuna aldığı suyu Fırat’a dökmüştür. Bu yüzden “Ebulfazıl Abbas (as) Fıratın suyuna değil, Fırat Ebulfazıl Abbas’ın dudaklarına hasret kaldı” denilmiştir. Hz. Alemdar su tulumlarını doldurup geri dönerken köpek ordusu tarafından arkadan okla vurulmuş ve kolları kesilmiştir, daha sonra öldürülmüştür.