Hz. Fatıma (s.a) Zamanın Halifesine Biat Etti mi?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 15 Temmuz 2009 3.728 kez okundu Ehlibeyt 8 Yorum

Şia açısından Emirülmüminin Ali (a.s) katiyen kimseye halife olarak biat etmemiştir. Çünkü kendisini Allah tarafından imamet makamına seçilmiş halife olarak görüyordu. Ancak hilafet idaresinin başkasının eline geçtiğini görünce bazı durumlarda hilafet makamını irşat ediyor ve bunu kendine vazife sayıyordu. Nitekim bunu kendi buyruğunda da ifade etmiştir: “Gördüm ki eğer kendi hakkımı almak için ayaklansam şimdiki İslam yok olacak…”

Buna binaen kutsal hilafet makamına saygısızlık yapan bazı Arapların zekât ödemediklerini görünce şahsen bunun önüne geçmiş ve gerekli irşatları yapmıştır. Hakkının gasp edildiği süre içinde (25 yıl) sükûttan ve gerekli yerlerde de irşattan başka bir yol seçmedi. Bununla birlikte gerekli gördüğü yerlerde perdeyi kenara itmiş ve hakkını savunmuştur. Ehlisünnet kaynaklarına göre Hz. Ali (a.s) Hz. Fatıma’nın (s.a) şehadetinden sonra biat etti. Hz. Fatıma (s.a) hayatta olduğu sürece Ebubekir’le konuşmadı ve ondan hiç hoşnut olmadı ve o haliyle de dünyadan göçtü.

Farz edelim ki Hz. Ali (a.s) Hz. Fatıma’dan (s.a) sonra halifeye biat etti. Ama bütün muhaddisler ve âlimler görüş birliğiyle Hz. Fatıma’nın (s.a) ömrünün sonuna kadar halifeye biat etmediğini hatta onlardan yüz çevirdiğini bildirmişlerdir. İbni Hacer, Sahihi Buhari’nin şerhinde şöyle naklediyor: “Fatıma (s.a) Ebubekir’e gazap etti, ondan yüz çevirdi ve altı gün sonra da o haliyle dünyadan göçtü. Kocası Ali (a.s) cenazesine namaz kıldı ve bunu (Fatıma’nın (s.a) nasihatinin gereği) Ebubekir’e bildirmedi.”

Eğer gerçekten Ebubekir’in hilafeti meşru ve yasaldıysa o halde niçin Peygamberin ciğer paresi ve tek yadigarı ona gazap etti? Biraz daha açık belirteyim; Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kim ölür ve boynunda zamanın imamının biati olmazsa cahiliye ölümü üzerine ölmüştür.”

Şimdi şu sorudan birine cevap verilmelidir:

1-Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ciğerparesi Fatıma (s.a) biat etmedi ve boynunda bir imamın biati olduğu halde kimseye biat etmeden dünyadan göçtü, o halde Fatıma’nın (s.a) ölümü cahiliye ölümü üzerine midir? (Bundan Allah’a sığınırız)

2-Acaba kendisini zamanın imamı olarak tanıtan şahıs gerçek manada imam değil de gerçek ve asıl imamın yerine mi oturmuştu?

Birinci seçeneği kabul etmek kesinlikle mümkün değildir. Çünkü Allah Resulü’nün (s.a.a) kızı Tathir ayetinin (Ahzab-33) gereği Allah-u Teâlâ onu her türlü günahtan ve pislikten arındırmış ve tertemiz kılmıştır. Resul-i Ekrem (s.a.a) Fatıma (s.a) hakkında şöyle buyurmuştur: “Fatıma cennet kadınlarının hanımefendisidir.”

Yine Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Fatıma şüphesiz ki Allah senin gazabınla gazaplanır ve senin hoşnutluğunla hoşnut olur.”
Dolayısıyla şunu söylemliyiz: Fatıma (s.a), tertemizdir, günahlardan arındırılmıştır ve asla Allah Resulü’nün (s.a.a) emrinin dışına çıkmamış ve muhalefet etmemiştir.

Doğal olarak da iki netice alıyoruz:
1-Kendisine biat edilmeyen şahıs Resulullah’ın tayin ettiği gerçek imam değildi, çünkü Hz. Zehra (s.a) biat etmeden dünyadan göçmüştür ve boynunda da bir imamın biati yoktu. Resulullah’ın (s.a.a) tayin ettiği gerçek imam Ebu Talib oğlu Ali’dir. (Allah’ın selamın ona olsun)
Şunu hatırlatmak yerinde olacaktır sanırım; Buhari’nin naklinin sıhhatini (ki Ali altı ay sonra biat etti) kabul etmiş olsak bile bunun kendisi şunu gösterir ki hilafet seçimi İmam Ali (a.s) açısından doğru bir seçim değildi, çünkü İmam Ali (a.s) asla meşru bir işten sakınmazdı.

Şaşılacak durumdur ki Zehra’nın (s.a) ve aziz kocasının mazlumiyetini, haklarının ellerinden alındığını ve hilafet makamından onlara yönelik bu kadar haksızlık yapıldığını ortaya koyan tarihi belgeler ve sunular neden görmezden geliniyor ve doğruluğu sabit olmayan bir rivayetten yola çıkılarak altı ay sonra gerçekleşen bir biat üzerinde bu kadar duruluyor bununla da Resulullah’tan (s.a.a) sonra yaşanan onca haksızlıklar ve acı olaylar örtbas ediliyor?

İbni Hazm Resulullah’ın (s.a.a) vefatından sonra Ehlibeyt’e (a.s) yapılan onca haksızlıkları görmezden gelerek birde şu soruyu soruyor: “Şimdi Şiilere sormak lazım Ali’nin (a.s) altı ay sonra Ebubekir’e biat etmesi ve biatini bu kadar geciktirmesi sizce doğru muydu?…”

Bu soru aslında İbni Hazm ve hemfikirlerinin Ali’nin (a.s) biat ettiğine inanarak sordukları geçersiz bir sorudur. Hâlbuki bize göre biat asla gerçekleşmemiştir. Normalde zamanın halifesinin altı ay sonra yapılan Ali’nin (a.s) biatine ne haceti olabilirdi ki! Çünkü o süre içinde halife zaten hükümetini kurmuş, işlerini yoluna koymuştu ve Ali’yi (a.s) tanıyanlar bilirler ki o Peygamberin (s.a.a) ciğerparesinin uğruna bir vacibi terk etmezdi. Ali’nin (a.s) halifelerle olan irtibatı irşada dayılı bir irtibattı, onların hatasını gördüğünde en azından İslami usullerin korunması adına onlara müdahale etme gereği duyuyordu.
Biatin gerçekleştiği sabit olsa dahi baskı ve tehdit yoluyla olmuştur, nitekim Muaviye’nin Hz. Ali’ye (a.s) yazdığı mektupta bu konu açıkça ifade edilmiştir.

Yorum Bırak

  1. Volkan diyor ki:

    Allah razı olsun kardeş gün müslümanların uyanma ama müslümanların gözünü perde örtmüş

  2. Nejdet alizade diyor ki:

    Zorla biat biat sayilmz

  3. YILMAZ diyor ki:

    Ebu Talibe islam olmadan öldü diyen zavallılar. bana şunu açıklasın,
    hz Ebu Talip(ra.) kafirse,neden hz muhammed onun ve eşinin arka arkaya ölümünü HÜZÜN YILI ilan etsin?
    Hz Ebu Talip aramızdan ayrıldıktan sonra mekkeli putperestlere karşı Hz muhammedi kimse koruyamayınca hz muhammed hicret yapmak zorunda kalmadı mı?
    hz ebu talip hiç bir zaman putlara tapmamıştır,zaten peygamber ailesi tümüyle hz ibrahimin soyuna bağlı hanif müslümandı, hz ebu talibin islamla ilgili şiirleri,hz muhammede yazmış olduğu kasideler,bende mevcut olmazsa haklısınız derdim ama dinin islamin biraz batınına girince Ebu Talipin takiyye yapmak zorunda kaldığını ve Hz Muhammedin en büyük destekçisi olduğunu görürdünüz.
    ona Kafir diyen ahmaklar,islamın en büyük düşmanı ebu süfyana ve hz hamzanın ciğerini çiğ çiğ yiyen Hindiye müslüman oldu diyorlar.halbuki kuranda bir mümine öldüren direk cehheneme gider ayeti varken hz hamza gibi bir sahabeyi öldüreni cennetle müjdeliyorlar.
    bir sözümde ebu bekirin ömerin osmanın halifeliğini meşru görenler,
    tamam peygamber ilk 2 halifenin kızını aldı,ve osmanada üvey kızlarını verdi, bu kız alıp vermeler onlara bir üstünlük sağlamazki, kuranın tahrim süresinde ayşe ile hafsanın kalbindeki fesat,eğrilik çok açık bir şekidle yazılmış ve Allah Hz nuhun ve Hz lutun karısını sizin gibi ahmaklara örnek bverdi.DİYORKİ AYETTE PEYGAMBERİN KARISI OLMAK SİZİ ASLA KURTARMAYACAK.
    keşke ilimlerinizi,tefsirlerinizi,hadislerinizi 12 imamlardan alsaydınzıda kalbinizde eğrilik,şüphe kalmasaydı. vesselam.

  4. huseyin sarıkaya diyor ki:

    Arkadaşlar benimde bilgim üzülerek söylüyorum ki ebû talip müslüman olmadan öldü fakat hz.ali ve hz.muhammede sonuna kadar da arka çıkdı. Kimsenin onlara kötü davranmasını ve kötü söz söylemesine izin vermedi. Hz.Muhammet onu İslama davet ettiğinde “ben atalarımın dinini bırakamam, ama sizinde sonuna kadar arkanızdayım” dediğini duydum.

  5. Muhammet Batur diyor ki:

    Musa Kazak Beyefendi, size basitçe bir soru soracağım. Ebu Talip müslüman olmadan bu dünyadan göç etti diye iddianız var. Peki Ebu Talip (haşa!) kafir idiyse bugün bizim sünni toplumumuzda bir sürü Talip adı varken (bu arada ben Hanefiyim ama Ehli Beyti çok seviyorum) niye Muaviye adından esame yok? Sözde bizim sünnilere göre Muaviye de sahabe. Madem sahabe, bir sahabenin ismi müslümanlar arasında çocuklarına konulmamışken senin kafir diye iddia ettiğin ama Allah katında mübarek olduğunu düşündüğüm İmam Ali (AS)’ın babasının adı çoğu müslüman ailelerde çocuklarına isim olarak konuluyor? Bunun cevabını kendi mensubum olduğum sünni hiçbir hocadan veya iim ehlinden alamadım. Sen de veremezsin zaten.
    İmam Ali (AS)’ın babası Hz.Ebu Talip müslüman olarak vefat etmiştir, ancak Beni Ümeyyeoğulları İmam’a o kadar kin gütmüşler ki sünni toplumda böyle bir inanış ortaya atmışlardır.
    Musa Kardeş, sünni kaynaklarca da kabul edilen Sekaleyn ve Gadr-i Hum hadislerini incele ve Hasan Basri Çantay’ın Kuran Meali kitabında Ahzab Suresinin Tahtir Ayetini bir de oradan oku.Ehli Beytin kim olduğu konusu çok açıktır ve peygamber hanımlarını kapsamaz.

  6. musa kazak diyor ki:

    kardeşim insaf hz.alinin babası ebu talip değilmi,tüm yalvarışlara rağmen müslüman olmadı ve ayetle kendisi için af dilenmesi yasaklandı.peygambere karşı savaşan amcasıda oldu.sırf amcanının oğludur diye hak onundur denmez.osmanda damattı hemde 2 kızıyla.ebubekir ve ömer.kızları peygamber eşleriydi.ve müslümanların anasıydı.ahzap 6.ayet.peygamber eşleri müminlerin anasıdır.hal böyle iken ve hepsi ahsap ve akraba iken sadece hz.aliyi görmek ve diğer halifelere hakaret etmek nasıl mantıktır.nihayetinde şöyşe yada böyle halife oldular ve hz.ali onlarla savaşmadı ve onların aleyhine çalışmadı,fitnelik çıkarmadı.ama şu anki alevi ve şiiler hem küfür hemde hakaret ediyorlar.efendim hz.ali biat etmedi.hz.fatma etmedi.kardeşim sana ne biat olmadıysa kılıçta çekilmediya.ama söz vardır kılıçtan beter.

  7. Kerbela diyor ki:

    Aslında bu tarz tartışmalar bile oldukça saçma. Bir yanda peygamber efendimizin ehlibeyti kızı, damadı (amcasının oğlu) diğer tarafta iktidar ve güç hırsıyla yanan, peygamber efendimizin velinimetlerine bile eziyet çektirmekten sakınmayan dünya ehli halifeler. Bunların hangisinin doğru olduğunu tartışmak bile mantıksız. Kadr-i Hum ve peygamber efendimizin Hz. Ali hakkındaki görüşlerini görmezden bile gelsek, Halife Ömer’in peygamberimizin son zamanlarında sayıklıyor diyerek vasiyet yazmasını engellediğini bile unutsak bu tartışmanın sonucu en başından belli.
    Ha bunu herkes görüyor ama müslümanların birleşmesi herkesin işine gelmiyor ne yazık ki.
    Bugün gerçek anlamda birlik olmuş bir islam alemi, tek önderin buyruğu altındaki bir islam alemi hiç kimsenin siyasi olarak işini gelmez.
    Bu ayrılığın tohumları da taaa halifeler zamanında atılmış. Hz. Ali’nin olgun tavrı olmasa yine aynı şekilde kendi tabiriyle gözünde diken boğazında kemik varmış gibi bekleyişi olmasa belki bugün islam diye bir şey de olmayacaktı. Taht kavgaları arasında biten basit bir devlet olarak yerini alacaktı. Yine aynı şekilde Peygamber efendimizin torunlarının, Hz. Ali’nin oğullarının islamı kanlarıyla beslemesii yani kerbela olmasa ne yazık ki islam dini yine kaybolup gidecekti.
    Yapılan fedakarlıklara bakıldığında bile doğru görüş kendini belli ediyor ama bazıları görmek istemiyor.

  8. hasany diyor ki:

    merhaba,şu satırları okurken bile ürperdim.gözlerim doldu.ehlibeytin Allah aşkından banada bir damlacık düşermi acaba.